İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/180 E. 2025/24 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/180
- Karar No
- 2025/24
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/180 Esas KARAR NO :2025/24 DAVA:Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/03/2023 KARAR TARİHİ:13/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile hakkında icra takibine girişilerek takip dayanağı olan senedin alacağı cihetine gittiğini, davalının tefecilik yaptığını, 2021 yılında davalıdan bir aylığına 10.000,00 TL para aldığını, parayı alırken 5.000,00 TL faiz istediğini ve geriye dönük olarak kendisinden 15.000,00 TL talep ettiğini, kendisinin kabul ettiğini ve davalının hazırladığı senedi imzaladığını, senedi imzaladıktan bir ay sonra davalıya 15.000,00 TL verdiğini, parayı verdiği esnada davalıya imzalayıp vermiş olduğu senedini istediğini, istediği zamanın öğle arası olduğundan davalının ben çalışıyorum, şu anda senet bende değil senet evde yırtar atarım sıkıntı olmaz siz bana güvenin dediğini, kendisinin de tamam diyerek evine gittiğini, ancak davalının aradan 2 sene geçtikten sonra 10.000,00 TL olarak verdikleri senedi 30.000,00 TL yaparak senedi tahrif ettiğini ve bu şekilde yeniden bu senedi ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, davalıya kendisinin borcunun olmadığını, davalı adına ... Cumhuriyet Başsavcılığında şikayette bulunduğunu, hakkında soruşturmanın devam ettiğini, savcılığın koruma kararını verdiğini, davalının haksız kazanç ve sebepsiz zenginleşme amacı ile hareket ettiğini, bu nedenle davayı açmak zorunda kaldığını belirterek davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak edilen senet bedelinin taraflarına ödenmiş bulunduğundan borçlu bulunmadıklarının tespitine, icra takibinin işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren ve teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 17/03/2023 tarihli ara kararı ile davacının tedbir talebinin kabulüne karar verilerek ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yatırılacak paranın tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya verilmemesine karar verilmiştir. CEVAP: Davalı asile usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap vermemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ...CBS Soruşturma sayılı dosya UYAP sureti, davalı asil tarafından sunulan davacı ile yapılan SMS içerikleri, davacı asilin nüfus kayıt örneği, davalı asilin yazı ve imza örnekleri, ... Bankasından gelen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi aslı, ...'tan gelen Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşme aslı, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında bulunan 30.000,00 TL bedelli senet aslı dosyamız içerisine alınmıştır. Mahkememiz 04/03/2024 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ... ...; " Davacı ... benim annem olur, babam Ufuk ...'dır, ben annemle birlikte yaşıyordum, ... de bizimle birlikte yaşıyordu annemle birlikteliği vardı, ben senedin düzenlendiği zaman dükkanda kasada çalışıyordum, bizim dükkanımız önceden Tayakadındaydı, orayı kapatıp devir ettik devir parasıyla da ...'de dükkan açtık, davalı dükkana geldi, ...'ye paraya ihtiyacı olup olmadığını sordu, ... paraya ihtiyati olduğunu söyledi, 10.000,00 TL borç verilmesi konusunda anlaştılar, ... 15.000,00 TL olarak geri ödenmesini istedi, parayı ...'ye verdi, anneme hiçbir şekilde para vermedi, borç verilirken senet düzenlenmedi, senedin 1 -2 hafta kadar düzenlendiğini hatırlıyorum, ben senet düzenlenirken yanlarındaydım, senet düzenlenirken dükkanda annem, ben ve ... vardı, senet önce boştu, senet içeriğini kimin yazdığın görmedim, ben yalnızca ...'nin imza attığını gördüm, annemin imza attığını gördüm, sonrasında 1 ay kadar sonra dükkanda ... 15.000,00 TL ...'ye elden ödedi, senet yanımda değil yarın getireceğim dedi, sonra da senedi bir daha getirmedi, ablamın evine gitti tehdit etti."şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş, düzenlenen 08/10/2024 tarih, 2024/... sayılı raporda; inceleme konusu senette mevcut yazılar ile ...'in mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu senet ön yüzde atılı imzalar ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan ATK raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Davaya esas ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ...-... olduğu, 30.000,00 TL asıl alacak, 6.000,00 TL faiz olmak üzere toplamda 36.000,00-TL alacak için takip başlatıldığı, takibe konu olarak 24.11.2021 tanzim 24.12.2021 vade tarihli 30.000,00 TL tutarındaki bononun gösterildiği anlaşılmaktadır. HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Öte yandan, HMK 200. maddesi uyarınca; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. ispat sınırından yukarı hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebilir; tanık (takdiri delil) ile ispat edilemez. Senetle ispat zorunluluğu hakkındaki birinci ana kural, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ispat sınırını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerektiğidir. İkinci ana kural ise, senede karşı senetle ispat zorunluluğudur (veya senede karşı tanıkla ispat yasağıdır). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 203. maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları tanıkla ispat edilebilir. (HMK m.203/ç) Somut olayda, davacı taraf 2021 yılında davalıdan bir aylığına 10.000,00 TL para aldığını, parayı alırken 5.000,00 TL faiz istediğini ve geriye dönük olarak kendisinden 15.000,00 TL talep ettiğini, kendisinin kabul ettiğini ve davalının hazırladığı senedi imzaladığını, senedi imzaladıktan bir ay sonra davalıya 15.000,00 TL verdiğini ancak davalının aradan 2 sene geçtikten sonra 10.000,00 TL olarak verdikleri senedi 30.000,00 TL yaparak senedi tahrif ettiğini ve hakkında icra takibinde bulunduğunu belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Davalı asil ise aşamalardaki beyanında, davacı ve eşi ...'nin açacakları dükkan için 30.000,00-TL elden para verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine ...'nin uyuşmazlığa konu senedi düzenleyerek kendisine verdiğini, senet tutarının 30.000,00-TL olarak yazıldığını ve ...'in de senedi imzaladığını belirterek senette oynama yapılmadığını, davacının iddiasının aksine taraflar arasındaki yazışmaları da dosyaya sunduğunu belirterek iddiaları kabul etmediğini beyan etmiştir. ATK Fizik İhtisas Dairesinden aldırılan rapor ile dava konusu 30.000,00 TL'lik senetteki imzaların davalının eli ürünü olmadığı, senedin ön yüzde atılı imzalar ile davalının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibatın tespit edilmediği bildirilmiştir. ... C.Başsavcılığı'nın ...soruşturma no'lu dosyasında mevcut müşteki ifade tutanağında ...'in : "...Hakkında şikayetçi olduğum ve ... numaralı telefonu kullanan ...'i yaklaşık iki yıldır tanımaktayım. 2 yıl önce şuanda ayrılmış olduğum imam nikahlı eşim ... kendisinden 10.000 TL borç para almıştı. ... borcuna karşılık olarak 30.000 TL'lik senet düzenlemişti. Borcumuzu yaklaşık bir ay sonra 15.000 TL olarak ödedik. Bir yıl önce ...'den ayrıldıktan sonra ise sanki kendisine borcum varmış gibi sürekli olarak beni aramaya ve mesajlar atmaya başladı. .... Anlattığım şekilde bana hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf eden ...'ten şikayetçiyim, dedi." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan inceleme neticesinde; davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğü kapsamında, uyuşmazlığa konu bono üzerinde davalı tarafından tahrifat yapıldığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve mezkur bonoya istinaden ödeme yapıldığı iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığı keza irade bozukluğu(yanılma, aldatma, korkutma) veya aşırı yararlanma iddialarının da dinlenen tanık beyanları ve ceza dosyası kapsamından tespit edilemediği anlaşılmakla Mahkememizce davanın reddine, İİK 72/4 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmamış olması nedeniyle davalı lehine kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, İİK 72/4 mad uyarınca İhtiyati Tedbir kararının uygulanmamış olması nedeniyle davalı lehine kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 0,61-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirmediğinden vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 71,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı ile davalı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.13/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır