İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/334 E. 2024/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/334
Karar No
2024/821
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/334 Esas KARAR NO : 2024/821 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davanın Trafik sigortasından dolayı sigorta şirketinin tüketici konumunda olan davalı sigortalısına karşı rücuen tazminat istemine ilişkin olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki hukuki ilişki Trafik Sigorta poliçesinden kaynaklandığında davalının bu hukuki ilişki de tüketici konumunda olduğunu, sigortalı araç ticari belirtilmiş ise de kullanımının hususi olduğunu, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacı sigortalı ile davacı müvekkili sigorta şirketi arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerektiğinden ve davacı sigortalı ile davacı müvekkil şirket arasındaki hukuki ilişkinin trafik sigorta poliçesi bağlamında tüketici sözleşmesinden doğduğunu gözetidiğinden görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, somut olay açısından, müvekkili sigorta şirketi işe davalı arasında sigorta sözleşmesi hüviyetinde olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin akdedildiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan ... numaralı poliçede, "İşbu poliçe ile, ... A,Ş sigortalıya ait, yukarıda özellikleri yazılı kara taşıtını, ilişik genel ve özel şartlar çerçevesinde sigorta eder." denilerek genel şartları sözleşmenin parçası haline getirilmiş olduğunu, davalı ise tarafları arasındaki sözleşmenin bir parçası olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına aykırı hareket ederek üçüncü kişilerin zarara uğratılmasına neden olduğunu, bu sebeple de, her ne kadar müvekkili sigorta şirketinin, üçüncü kişi zararını tazmin etmek zorunda olsa da,davalının genel şartlara ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle, ona rücu etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin alacağına kavuşamama ihtimaline binaen, alacak tutarınında yüksek olması da dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir, arabuluculuk faaliyetine rağmen davalı tarafla anlaşılma sağlanamadığını, davalı ... ile müvekkili şirket arasında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk (Trafik) Sigortası akdedildiğini, sigortalı araç, olay yerini terk eden ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren sürücü sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karıştığını, 24.10.2021 tarihinde, maliki ... olan ve tespit edilemeyen sürücü sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın %75 kusuru ile sebebiyet verilen maddi ve yaralanmalı kaza neticesinde, ... A.Ş tarafından ... numaralı hasar dosyası ile kazada zarar görenlere 200.715,50 TL tazminat ödendiğini, kaza tespit tutanağında ... plakalı tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve %75 kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, vuku bulan trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişilerinin tazminatları trafik sigortası poliçesi ile müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılandığını, kazada zarar gören yaralı ...'a hasarı için açılan hasar dosyası ile 200.000,00-TL maluliyet tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak 715,50-TL Sosyal Güvenlik Kurumu'na poliçe limiti kapsamında müvekkili sigorta şirketi tarafından ödendiğini, 24.10.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere maliki davalı ... olan,... plakalı aracın sürücüsünün kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu kazada olay yerini terk ettiğinin tespit edildiğini, kazadan sonra geçerli bir neden olmaksızın olay yerini terk edilmesi halinde Trafik Sigortacısının sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin davalı sigortalısına rücu hakkı olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirket, rücu bedelini icra takibine konu yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalıların borcunu ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin ortada olduğunu, bu nedenle de asıl alacak miktarı üzerinde en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ... İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasına vaki itirazın 200.715,50-TL alacak açısından iptali ile takibin 03.02.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamını, davalının en az %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin müvekkiline yönelik açmış olduğu işbu rücuen tazminat davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin belirlenmesi, usul yönünden HMK kapsamında kamu düzenine ilişkin olduğunu, öncelikli ve re' sen ele alınması gerektiğini, dava konusu trafik kazasına ilişkin kaza yeri ... olduğunu, davalı müvekkilinin ikamet ettiği açık adresin de ... olduğunu, aynı zamanda itirazın iptali davasına konu icra takibi de ... İcra Dairesin olduğunu, işbu dava da kesin yetki kuralı bulunmamakta olup, seçimlik yetki söz konusu olduğunu, dolayısıyla Yetkili Mahkeme davalı müvekkilin ikamet ve yerleşim yeri adresi olan ... Mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenlerle yetkili mahkemenin Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik itirazında bulundukların, davacı tarafın müvekkili aleyhine ileri sürdüğü ihtiyati haciz talebinin usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğinden reddi gerektiğini, davacı tarafın tazminat talebine konu alacağın varlığın, yargılamayı gerektirdiğini, olay yeri terk Yargıtay kararlarına göre sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına kazayı kapsam dışı yapmayacağını, sigortacı açacağı davada sürücünün alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde olduğunu, sürücünün olay yerinden uzaklaşarak şoför değişikliği yaptığını, sürücünün sırf olay yerini terk etmesi sebebiyle yaralıların sağlık durumunun ağırlaştığını veya maddi hasarın ağırlaştığı gibi sebepler ortaya koymalı ve bunları mahkeme önünde ispatlaması gerektiğini, kaza tarihinde davalı müvekkili, olay terk etme veya firar etme kastıyla hareket etmediğini, kaza tespit tutanağı ve davalı müvekkilinin kazaya ilişkin soruşturma kapsamında vermiş olduğu ifadelerde görüleceği üzere kazaya karışan ...'ın motosikletini telefon direğine çarpmak suretiyle yaralandığının açık olduğunu, davalı müvekkili, kazaya ilişkin aynı gün karakolda vermiş olduğu ifade de olayı tüm çıplaklığıyla anlatmış olduğunu, motosiklet sürücüsünün kendi istikametine göre sol taraftaki ara sokaktan caddeye çıktığını, önce motosikletin zikzak çizerek karşıdan geldiğini, direksiyon hakimiyetinin olmamasından kaynaklı kaza yaşadığını, motosiklet ile kendi aracıyla hiçbir çarpışması ve de fiziksel teması olmadığını, bu nedenle olay yerinde olmadığını ifade ettiğini, yine görgü şahidi olarak karokolda ifade veren ...'nun alınan ifadesinde kaza yapan motosikletin frenin tutmadığını ve direksiyon hakimiyetinin olmadığını ifade ettiğini, davaya konu trafik kazasında davalı müvekkilin aracı ile motosikletin çarpışması veya fiziksel hiçbir teması olmaması, davalı müvekkilinin aracı kendi istikametinde ilerledikten sonra kazanın yaşanmasından kaynaklı yaşanan kazaya bir dahilinin olmadığını ve illiyet bağı olmadığını ve tek taraflı bir kaza yaşandığı inancıyla hareket ettiğinden davalı müvekkili, kendi istikametinde yoluna devam ettiğini, bu haliyle olayın oluş şekli dikkate alındığında davalı müvekkilin herhangi firar kastı ile olay yerini terk etmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, kaldı ki davalı müvekkili, aynı gün olaya ilişkin karakolda ifadesini verdiğini, tüm bu nedenlerle de tek taraflı olarak hazırlanan ve davalı müvekkile kusur yüklenen kaza tespit tutanağına da itiraz ettiklerini, ilaveten davaya konu kaza da yaralanan motosiklet sürücüsü kazanın hemen ardından ... Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığını, davalı müvekkili olay sırasında orada bulunmamasından kaynaklı yaralanan kişinin tedavisinde gecikme veya hasarın artması gibi bir durum söz konusu olmadığını, öncelikle görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olduğundan karşı görevsizlik kararı verilmesi ile dosyanın görev yönünden uyuşmazlığın çözümü için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, usul yönünden yetkiye ilişkin ilk itirazımızın kabulü ile yetkili mahkeme Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan mahkemenizin yetkisizliğine karar verilmesini, neticesinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın reddini, %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla vekaleten talep ve beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında akdedilen ... numaralı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında anılan poliçeden kaynaklanan sigorta şirketinin tüketici konumunda olan davalı sigortalısına karşı rücuen tazminat istemine ilişkin alacak iddiasından kaynaklanan İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. ... nolu poliçe örneğinin incelenmesinde; işleteni ... olan... plakalı 2016 model ... kamyonetin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun 18/05/2021 - 2022 tarihleri arası davacı sigorta şirketi tarafından sigorta güvencesine alındığı görülmektedir. Davacı sigorta şirketi, davalı ... 'ün işleteni olduğu ... plakalı aracın 24/10/2021 tarihinde karışmış olduğu trafik kazası neticesinde kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere maliki ... olan ve tespit edilemeyen sürücü sevk ve idaresindeki ...plakalı araç sürücüsünün kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu kazada sürücünün olay yerini terk ettiğinin tespit edildiğini, ...plakalı aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun kendileri tarafından sigorta güvencesine alınmış olması nedeniyle kazada zarar gören ...'a 200.715,50 TL tazminat ödendiğini ancak kazada sürücünün olay yerini terk etmesi nedeni ile ödemiş oldukları tazminatın kaza tarihinde yürürlükte bulunan Trafik Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d maddesi gereği davalı sigorta ettirenden rücu suretiyle tahsilini talep ve dava ettikleri görülmektedir. Davanın açıldığı mahkemenin uyuşmazlığın çözümü bakımından görevli olması HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olup bu husus aynı kanunun 115/1. maddesi uyarınca resen gözetilir. Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.”şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Sigorta şirketi 6502 sayılı TKHK uyarınca finansal hizmetin sağlayıcısı konumumda iken hiçbir ticari ve mesleki amaç gütmeksizin kendi kişisel ihtiyaçlarını güvence altına almak isteyen bir şahıs( sigorta ettiren) sigorta şirketi ile sözleşme akdettiğinde TTK kapsamında sigorta ettiren olarak kabul edilmekte ve aynı zamanda TKHK çerçevesinde de tüketici sıfatına sahip olmaktadır. Aynı anda yürürlükte bulunan iki ayrı kanun, aynı olayda birbirinden farklı düzenlemeler içerdiği takdirde, sonraki kanunda yer alan hükümler olaya uygulanmakta ve kanun koyucunun o mevzudaki iradesinin yeni getirilen düzenlemeler çerçevesinde değiştiği kabul edilmektedir. Her ne kadar 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümlerinde sigortacılık sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemeleri görevli kılınmışsa da sonraki tarihli 6502 sayılı TKHK hükümlerinin kanun koyucunun iradesi de esas alınarak uygulanması gereklidir. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi bulunması, davanın 6502 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı hukuki işlemin bir tarafında ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden davalı tüketici yer aldığı, karşı tarafında ise tüketicilere ticari veya mesleki amaçlarla mal ya da hizmet sunan sağlayıcı sigorta şirketi olduğu, davalının hiçbir ticari ve mesleki amaç gütmediği, bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin de tüketici işlemi olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar ... 6. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas,... Karar sayılı ilamında görevsizlik gerekçesi olarak "Dava konusu aracın Uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamasında ...Tipi, ... Ticari araç olduğu, kullanım şeklinin ise ticari olarak kayıtlarda belirtildiği" gerekçesi ile davaya konu aracın ticari amaçla kullanılan bir araç olduğu davalının tüketici sıfatı bulunmadığından görevsizlik kararı verilmiş ise de, dava konusu sigortalanan ... plakalı aracın Uyap Sistemi üzerinde, dava dilekçesinde ve Sigorta Poliçesinde yapılan kontrollerinde 2016 Model ... Marka kamyonet cinsi araç olduğu ve kullanım amacının da hususi olduğu görülmekle, davacının davasının mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde ... 6. Tüketici Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkacağından görevli Mahkemenin tayini yönünden dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine, HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan REDDİNE, 1-Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde ... 6. Tüketici Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkacağından görevli Mahkemenin tayini yönünden dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 2-HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değrlendirilmesine, 5-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/334, K. 2024/821, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-334-e-2024-821-k-bbb8129a026f