İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/891 E. 2024/607 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/891
- Karar No
- 2024/607
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/891 Esas KARAR NO : 2024/607 DAVA : Menfi Tespit ve Alacak Davası DAVA TARİHİ : 28/04/2016 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit ve alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacı ... ile davalı şirket arasında 13/02/2007 tarihinde ... Şubesi'nin 17/03/2014 tarihinde de ... Şubesi'nin TTK m.102 vd belirtilen şartlarda geçerli olan acentalık sözleşmesinin akdedildiği, davacı ...'ın ticari ortaklığa teminat olmak üzere davalı lehine boş bir adet kambiyo senedini kefil gibi düzenleyerek teminat olarak verdiği, senette borçlu olarak ...’ın olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye göre davacının işlettiği acentanın tüm personel özlük hakları, SGK maliyetleri, akaryakıt, gayrimenkul kira bedeli, aidat, stopaj bedelleri, basılı evrak, kırtasiye ve poşet giderleri, işyeri elektrik su ve ısınma giderleri acentalık sözleşmesinde belirtilen sigortaların maliyetlerinin vb. davalı tarafından karşılanacağına dair hüküm altına alındığı ancak davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlükleri yerine getirmediği, kendi menfaatleri doğrultusunda sistemli olarak acentayı zarara uğrattığı, sadece personel fark maliyeti olarak davacının davalı firmadan büyük bir alacağı bulunduğu; davalı tarafından mükerrir reklam katkı payı kesildiği davacının davalı ile arasındaki ticari ilişkiyi ... 10. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshettiği; davalıya 25/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacının gerek ticari kayıtlarında gerek sözleşmenin feshi tarihi itibariyle davacıların davalıya borcunun bulunmadığı neticeten davacıların davalıya aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın bilirkişi marifetiyle tespitine, tespit edilen bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacı müvekkillerince davalıya verilen teminat senetlerinin iadesi ile iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle acentelik sözleşmesinin 41. maddesinde taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu, eda davası ve menfi tespit davasının aynı anda açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği davalı şirketin ticari defter ve kayıtları kesin delil niteliğini haiz olduğu, davacı ...’ın müvekkili şirkete toplam 79.493,74 TL borcunun bulunduğu, bu alacağının kaynağının taraflar arasında yapılan acentalık sözleşmesi ve eklerinden ve acentanın kasa açığından kaynaklandığı, verilen senedin teminat senedi olmadığı davacının bunun teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği neticeten davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava icra takibinden önce açılan menfi tespit ve alacak davasıdır. Mahkememizin 10/07/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile ''... Nöbetçi ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat neticesinde bilirkişi ...'ten alınan 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı ...'ın 2007 - 2014 yılı ticari defterlerinin incelendiği ancak kimilerinde kapanış tasdiklerinin olmadığı, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi kapsamında 2017 yılı sonu itibariyle davacının davalıya 13.326,27 TL borcu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Dosya kapsamı, davacı defterlerinin kendi aleyhine kesin delil olması ve bilirkişi raporu ile davacı defterleri itibariyle davacının davalıya takip tarihi itibariyle 13.326,27 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle menfi tespit davasının reddine, alacak davasının reddine ve 02/05/2015 tanzim 02/06/2016 tediye ve 30.000,00 USD miktarlı, keşidecisi ..., avali ... ve lehtarı ... AŞ olan bononun acentelik ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişkinin teminat olarak verildiği ve bu ilişkiden kaynaklanan bakiye borç olduğu tespit edildiğinden bononun iptali talebinin reddine'' şeklinde karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih ...Esas ...Karar ilamı ile ''İlk derece mahkemesince, davacı acentenin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Düzenlenen raporda, acentenin kendi defterlerine göre 13.326,27 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Davacılar vekilinin rapora yönelik itirazda bulunarak, bononun davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı bildirilmiştir. Davalı vekili ise davacının ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmediğinin belirlendiğini ve sözleşme hükmü gereğince müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde, her iki tarafın ticari defterlerine dayanmış olup, tacir olan tarafların ticari defterlerinin birlikte değerlendirilerek, tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi, ticari defterler ve kayıtlardan belirlenerek sonuca ulaşılmalıdır. İlk derece mahkemesinin ticari defterleri incelemeye gerek duyması halinde her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun verilen sürede ibraz edilmesi halinde birlikte incelenmesi HMK'nın 222.maddesinin gereğidir. Bu nedenle, davalının ayrıca delil olarak ticari defterlerine dayanmış olması gerekmez. Kaldı ki davacı tarafların ticari defterlerine dayandığı gibi, davalı da ticari defterlerine dayanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 43. maddesinde davalının defterlerinin delil olacağına ilişkin delil sözleşmesi de yapılmıştır. Mahkemenin gerek taraflardan birinin talebi üzerine veya kendiliğinden inceleme yapması halinde, her iki tarafın ticari defterlerinin birlikte incelenmesi gerekir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi taraflarca istenilmesine rağmen, bu defterler incelenmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davalının ticari defterlerinin incelenmesi için gerekirse talimat yazılması, ticari defterlerde farklılık bulunması halinde farklılığın sebebini gösterir ek rapor alınması ve taraflar arasındaki acentelik ilişkisinde davacının borçlu olup olmadığının belirlenerek, her bir talebi yönünden ayrı ayrı karar verilmesi, bir miktar borçlu olmadığının anlaşılması halinde, menfi tespit istenen miktar dikkate alınarak uygun bir karar verilmesi gerekirken, esasa yönelik önemli delillerin toplanmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına'' şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacılar vekili 28/04/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle davacı ... ile davalı arasında 13.02.2007 tarihinde ...Şubesi ve 17.03.2014 tarihinde ... Şubesi'nde acente olarak faaliyet gösterdiği ve ticari ilişkinin teminatı olarak davacı ...'ın eşi davalı ... 'ın kefil olarak yer aldığı 1 adet boş teminat senedi düzenlendiği hususunda yapılan değerlendirmede dava dilekçesi ekinde yer alan 22.02.2007 tarihli ... Şubesine ait acente sözleşmesinin m.5/4 bendinde "Acente bu yükümlülüklere uyacağının garantisi olarak 30.000 ABD Doları tutarında banka teminat mektubu veya ipotek rehni veya kefilli teminat senedi verecektir." ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına alınan ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında yapılan incelemede davalı ... tarafından davacılar ... ve ... aleyhine 02/05/2016 tanzim 02/06/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bonoya istinaden 19/08/2016 tarihinde takip başlatıldığı; takip talebi ekinde yer alan senet incelendiğinde davacı ...'ın borçlu; davacı ...'ın ise kefil olarak yer aldığı 87.000,00 TL asıl alacak ve 1.115,51 TL işlemiş faiz ve 261,00 TL komisyon ücreti olmak üzere toplam 88.376,51 TL tutarındaki alacak için takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte davacıların iş bu bono kapsamında 40.000 TL borçlu olmadığının tespitine ve 1.000 TL alacak davası olarak davanın ikame edildiği anlaşılmıştır. Bozma ilamı öncesi alınan 17/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının ticari defterlerinin usule uygun tutulmadığı; davacı ...'ın 13.326.27 TL davalıya borçlu olduğu ve davaya konu senedin davacının ticari defterlerinde yer almadığı tespit edilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda davalının ticari defterleri üzerinde de yapılan değerlendirmede davalının ibraz olunan ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu; dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu, 28.04.2016 dava tarihi itibariyle ise davacının (2.968,97TL ve 10.899,13TL tutarlı) 25.04.2016 tarihli hakkediş faturaları nedeniyle davacının 2.361,50TL davalıdan alacaklı olduğunun görüldüğü, dava tarihinden sonra içeriği ispata muhtaç olan bir kısım tek taraflı, davacının kabul imzasını içermeyen ve (özellikle acentelik sözleşmesinin tamamlayıcı bir parçası olan cari hesap sözleşmesi) sözleşme koşullarına uyamayan içeriği ispata muhtaç belgelere ya da sunulamayan belgelere istinaden davacı hesabına yapılan borç kayıtları ile davacı alacağının itfa edilerek davacının kayden borçlu hale getirildiği tespit edilmiş olmakla davacının menfi tespit iddiasının yerinde olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 08/11/2023 tarihli duruşma ara kararı ile dosya kapsamında yer alan önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak ticari defterlerde farklılık bulunması durumunda farklılığın sebebini gösterecek şekilde rapor alınmasına ve taraflar arasındaki acentelik ilişkisinde davacının borçlu olup olmadığının raporda tespitine, bu hususta taraf vekillerinin 05/09/2023, 28/08/2023 ve 13/09/2023 tarihli bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri de dikkate alınarak yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 01/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davalıya ait ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Sayın davalı vekilinin kök rapora itirazlarını karşılamak üzere Sayın Mahkemenin 08.11.2023 tarihli ara kararı gereği 05.12.2023 tarihinde davalı şirketin ...'daki adresine gidilerek yapılan yerinde incelemede, kök rapor aşamasında davalı vekilinin e-posta ekinde sunduğu ticari defterleri içeriği davacıya ilişkin kayıt ve belgelerden farklı ve/veya kök rapordaki sonuçları değiştirecek mahiyette yeni bir belge sunulmadığından, kök raporda davalının itirazlarına ilişkin hususların da yeterince incelendiğinden kök raporda arz ve izah olunan görüşün özü aynı perspektif ile muhafaza edildiği şeklinde rapor düzenlenmiştir. Dava dilekçesi neticei talep kısmının açık olmaması nedeniyle HMK m.31 kapsamında açıklayıcı beyanda bulunması için süre verildiği; davacı vekili 31/07/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle " A-Davalı ... şirketinin ... 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında dayanağı 30.000 ABD dolarlık bono olan 78.000 TL.lik takipte bir borcumuz yoktur. B-Davalı ... şirketinin ... 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında dayanağı 50.000 ABD dolarlık bono olan 35.040 TL.lık takipte bir borcumuz yoktur. C-Davamızda 1000 TL.lık alacak davamız vardır.Bu iki icra dosyasına dayalı borcumuzun olmadığına, icra dosyası dayanağı ABD doları olan bonoların iptaline, 1.000 TL. alacağımızın tahsiline, haciz baskısı ve hukuki bilgisi çok eksik olan vekil edenimi ve eşi/kefili ...'ı korkutarak icra dosyalarına yatırılan ve maaştan kesilen tüm bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte istirdat hakkımızın saklı tutulmasına, dosyada bulunan tüm haciz , rehin ve ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep ettiği" anlaşılmıştır. Neticeten tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacı ... ile davalı şirket arasında 13.02.2007 tarihinde ... Şubesi ve 17.03.2014 tarihinde ... Şubesi'nde acente olarak faaliyet gösterdiği ve ticari ilişkinin teminatı olarak davacı ...'ın eşi davalı ...'ın kefil olarak yer aldığı 1 adet boş teminat senedi düzenlendiği iddia olunmuş ise de dava açıldıktan sonra takibe konulan ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bono yönünden iş bu senedin teminat senedi olduğu hususu ispatlanamamıştır. 22.02.2007 tarihli ... Şubesine ait acente sözleşmesinin m.5/4 bendinde "Acente bu yükümlülüklere uyacağının garantisi olarak 30.000 ABD Doları tutarında banka teminat mektubu veya ipotek rehni veya kefilli teminat senedi verecektir." ibaresinin yer aldığı ancak sözleşme tarihinin 2007 yılına ait olması ve senedin 2016 yılına ait olması ve senet üzerinde iş bu sözleşmeye istinaden teminaten verildiğine dair bilgi olmadığından senedin teminat senedi olduğu hususu davacılar tarafından ispatlanamamıştır. Bu nedenle Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bononun iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bozma öncesi davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerin usule uygun tutulmadığı tespit edilmekle davalı tarafa borçlu olduğu yönünden tespitte bulunulmuş ise de davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığından iş bu rapor hükme esas alınmamıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 43. maddesinde davalının defterlerinin delil olacağına ilişkin delil sözleşmesi de dikkate alınarak bozma ilamı sonrasında davalı taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede,"Taraflar arasındaki sözleşme 19.04.2016 tarihinde feshedilmiş olup, 19.04.2016 fesih tarihi itibariyle davalının 11.468,84TL davacıdan alacaklı olduğu görülmektedir. 28.04.2016 dava tarihi itibariyle ise davacının (2.968,97TL ve 10.899,13TL tutarlı) 25.04.2016 tarihli hakkediş faturaları nedeniyle davacının 2.361,50TL davalıdan alacaklı olduğu görülmektedir. Davalı cevap dilekçesinde, davacının Şirinyalı acentesinden 14.031,26TL ve... acentesinden 65.462,48TL davalıya borçlu olduğunu, söz konusu borcun dayanakları acenteler bazında aşağıdaki gibi listelemiştir. BBilirkişi raporu devamında" Söz konusu tutarların her birinin davacının cari hesabına borç kaydedilmek suretiyle davacının alacağının itfa edilerek (dava tarihinden sonra olmak üzere) kaydi olarak davacıdan alacaklı duruma geçilmiştir. Söz konusu tutarların davacı hesabına borç kaydına ilişkin sunulan dayanak belgeler incelemeye tabi tutulmuş (sunulamayan belgeler de vardır) olup her bir tutar aşağıdaki tabloda ayrı ayrı değerlendirilmiştir. " ¸ ¸¸ Neticeten 28.04.2016 dava tarihi itibariyle ise davacının (2.968,97TL ve 10.899,13TL tutarlı) 25.04.2016 tarihli hakkediş faturaları nedeniyle davacının 2.361,50TL davalıdan alacaklı olduğunun görüldüğü; dava tarihinden sonra içeriği ispata muhtaç olan bir kısım tek taraflı, davacının kabul imzasını içermeyen ve (özellikle acentelik sözleşmesinin tamamlayıcı bir parçası olan cari hesap sözleşmesi) sözleşme koşullarına uyamayan içeriği ispata muhtaç belgelere ya da sunulamayan belgelere istinaden davacı hesabına yapılan borç kayıtları ile davacı alacağının itfa edilerek davacının kayden borçlu hale getirildiği tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacılar vekili dava dilekçesinde sözleşmenin fesih tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığını beyan etmiş ise de menfi tespit davalarında davanın açıldığı tarih itibariyle davacının borçlu olup olmadığı hususunun tespiti gerekmektedir. Davalı ticari defterleri usule uygun tutulduğundan ve sözleşme ile delil niteliğine üstünlük tutulduğundan dava tarihi itibariyle davacının davalıya borcunun bulunmadığı anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dava tarihi itibariyle 40.000 TL olarak açılan iş bu menfi tespit davasında Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bono yönünden davacıların 40.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacılar vekili beyan dilekçesinde ... 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında dayanağı 50.000 ABD dolarlık bono olan 35.040 TL.lık takipte bir borcumuz olmadığından bahisle açıklama yapılmış ise de dava dilekçesinde yalnızca tek bir teminat senedinden bahsedildiği ve bu senedin 30.000 dolar bedelli ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu senet olduğu anlaşılmakla ... 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında dayanağı 50.000 ABD dolarlık bono yönünden dava tarihi itibariyle usule uygun açılan bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporunda 28.04.2016 dava tarihi itibariyle ise davacının (2.968,97TL ve 10.899,13TL tutarlı) 25.04.2016 tarihli hakkediş faturaları nedeniyle davacının 2.361,50TL davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği ancak davacı vekilince bedel artırım dilekçesi sunulmadığı ve bu hususta duruşmada da beyanı alındığı anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak Davacı ...’ın 1000 TL alacağının davalıdan alınarak davacı ...’a verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bono yönünden davacıların 40.000 TL borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bononun iptali talebinin REDDİNE, 3-Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu usule uygun açılan bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4- Davacı ...’ın 1000 TL alacağının davalıdan alınarak davacı ...’a verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 2.800,71 karar harcından peşin yatırılan 700,18 TL harcın mahsubu ile noksan 2.100,53 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 6.466,00 TL yargılama gideri ile 700,18 TL peşin harç ve 29,20 TL başvurma harcı toplamı 7.195,38 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/09/2024 KATİP ... ¸e-imzalıdır HAKİM ... ¸e-imzalıdır TASHİH ŞERHİ Mahkememizin 18/09/2024 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birinci ve ikinci paragrafında yazılı "Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu" ibaresinde sehven rakam hatası yapılarak eksik yazıldığı anlaşılmakla hüküm fıkrasının birinci ve ikinci paragrafının "1-Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bono yönünden davacıların 40.000 TL borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacıların ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 02/05/2016 düzenleme 02/05/2016 vade tarihli 30.000 Dolar bedelli bononun iptali talebinin REDDİNE, " şeklinde HMK 304 maddesi gereğince tashihine karar verildi.25/09/2024 KATİP ... ¸e-imzalıdır HAKİM ... ¸e-imzalıdır