İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/755 E. 2024/871 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/755
Karar No
2024/871
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/755 Esas KARAR NO : 2024/871 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2016 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 24.02.2016 tarihli Sözleşme ve 24.02.2016 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi bulunduğunu, davalı ...” in sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını ve 200.000.- USD limitle sorumlu olduğunu, Sözleşmelerin yürürlük tarihi olan 25.02.2016 tarihinden, sona erme tarihi olan 25.03.2018 tarihine kadar; İstasyonda münhasıran Şirket' ten temin edecek olduğu petrol ürünlerinin ticareti ile Şirketin akaryakıt bayiliğini yapacağını taahhüt ettiğini, Sözleşmelerin imzası ertesinde davalı Bayi tarafından .... 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmelerin haksız bir şekilde fesih edildiğini, EPDK. kayıtlarından da anlaşılacağı üzere istasyonda 17.03.2016 tarihinde “...A.Ş.” ile bayilik ilişkisi kurduğunu, bu nedenle müvekkili ile davalılar arasında akdedilen sözleşmenin 9/1 maddesi gereği davalıların müvekkiline 200.000.- USD tutarında cezai şart ödemesi gerektiğini, Müvekkili şirketin toplam 439.000. TL olarak hak kaybı ve kâr mahrumiyeti oluştuğunu, bu tutarların 2 ödenmesi için ... 41. Noterliğinden ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, İhtarnamenin 14.04.2016 da davalıya tebliğ edilmesi neticesinde işbu ihtarname ile verilmiş olan 5 günlük sürenin sona erdiği tarih olan 20.04.2016 tarihinden itibaren USD alacaklar bakımından 3095 sayılı Kanun 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanacak faizi ve TL olan alacaklar bakımından ise 24.02.2016 tarihli Sözleşmenin 10.maddesi uyarınca aylık %2 faizi ile birlikte davalı ... Şti. den tahsiline karar verilmesi gerektiğini ve kefilin de sorumluluğunu olduğunun tespiti ile bu kısmın tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 24.02.20216 tarihli bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, bu sebeple taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, Kar kaybı ve cezai şart talebi için sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davacıdan hiç akaryakıt alınmadığını, davacının kar mahrumiyeti taleplerinin de kabul edilemeyeceğini, Davacı tarafından sözleşme süresince talepte bulunulduğunu fakat en fazla 3 ay içerisinde davacı tarafından başkaca bir bayi ile anlaşılabileceğini, Davacının talep ettiği cezai şartın ödeneceğine karar verilmesi halinde, cezai şart miktarının müvekkilinin mahvına sebep olacak derecede fahiş olduğu, Müvekkilleri aleyhine haksız yere açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava Tazminat davasıdır. Uyuşmazlığın,taraflar arasında akdedilen 24/02/2016 tarihli sözleşme ile yine 24/02/2016 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi kapsamında davalının ... 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle feshi neticesi sözleşmenin 9 bendine konu 200.000 ABD doları cezai şart bedeline istinaden şimdilik 1.000 dolar yine 9 maddesine göre 439.000 TL hak kaybı ve kar mahrumiyeti alacağına istinaden şimdilik 1.000 TL'nin davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, davalılardan müteselsil ve müşterek kefil ...'in 200.000 ABD dolarlık kısmıyla sorumlu olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na müzekkere yazılarak dava dışı ...Şirketi'nin 2010-2013 tarihleri arasındaki satış miktarlarının gönderilmesi talep edilmiş, 29.08.2016 tarihli cevabi yazı ile anılan şirkete ait otomasyon verilenen 01.07.2011- 31.12.2013 tarihleri aralığında mevcut olduğun bu verilerin gönderildiği bildirilmiştir. Davacı vekili dava dışı ... Şirketi'nin 2010 ila 2013 yılları arasındaki alımlarını gösterir akaryakıt ve madeni yağ alım listesini 31.10.2016 havale tarihli dilekçe ile ibraz etmiştir. Davalı ...Şirketi'nin istasyon satış kayıtlarının gönderilmesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Petrol Piyasası Daire Başkanlığı'na müzekkere yazılmış, davalı şirketin lisans başlangıç tarihi olan 04.03.2016 tarihinden 03.05.2017 tarihine kadar mevcut istasyon otomasyon sistemi verilenini CD olarak mahkememize gönderildiği 04.05.2017 tarihli cevabi yazıdan anlaşılmıştır. ... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin 2015 ve 2016 yıllarına ait kurumları vergisi beyannameleri 10.05.2017 cevabı yazı ile dosya içine celp edilmiştir. Mahkememizin 28/03/2017 tarihli duruşmasının 5 nolu ara kararı ile dosyanın enerji piyasası konusunda ve akaryakıt istasyonu konusunda resen seçilecek bir bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiye tevdi ile rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişi olarak seçilen ... ve ...'e tevdii edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 29/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Sayın Mahkeme tarafından davacının feshinin haklı olduğuna ve mahrum kalınan kar tazminatı ödenmesine karar verilmesi halinde, yeni bir bâyilik faaliyeti içir geçebilecek 6 aylık makul süre olarak hesaplanması gerektiği, Davacının mahrum kalınarı kar talebinin kabulüne karar verilmesi halinde, makul süre olarak tespit edilen 6 aylık süre için davacının mahrum kaldığı kar tutarının hesabında, taraflar arasında ürün alım satım işleminin yapılmamasına, bir kısım belgenin dosyaya yeni ulaşması nedeniyle yeterli değerlendirmeler yapılamadığı, kanaat oluşturulamadığı, ayrıca Sayın Mahkeme tarafından kabulüne karar verilmesi halinde Cezai şart Bedeli'nin 200.000 USD olduğu, yalnız ilgili cezai şart tutarın davalının iktisaden mahvına sebep olabilecek tutarda olup olmadığı, tenkis edilmeyeceği takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 20/03/2018 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile davacı ve davalı tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi ile ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişiler ...ile ...'e yeniden tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından sunulan 24/09/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Sayın Mahkemeye sunulan kök rapordaki sektörel değerlendirmeleri değiştirecek mahiyette eksik ya da hatalı bir incelemenin söz konusu olmadığı bu nedenle de kök rapordaki kanaatlerimizi aynen koruduğumuzu, Davacının feshinin haklı olduğuna ve mahrum kalınan kar tazminatı ödenmesine karar verilmesi halinde, yeni bir bayilik faaliyeti için geçebilecek 6 aylık makul süreyle ilgili olarak, hesap edilen mahrum kalınan kar tazminatı miktarının 89.217,48 TL olduğu, son takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Ayrıca Sayın Mahkeme tarafından kabulüne karar verilmesi halinde Cezai şart Bedeli'nin 200.000 USD olduğu, yalnız ilgili cezai şart tutarın davalının iktisaden mahvına sebep olabilecek tutarının 77.333,24 USD olduğu ( 24/09/2018 tarihinde TCMB dolar satış kuru 1 USD=6.2399 TL, 77.333,24 USD * 6.2399=482.551,68TL), tenkis edilip edilmeyeceği takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Dolar alacaklar için 3095 sayılık Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faizin (20/04/2016-22/07/2016 tarihleri için) %7 olduğu, buna göre yapıları hesaplamada işleyen faizin 1.364,45 USD olacağı (1 USD =6.2399 TL, 1.364,45 USD * 6.2399 =8.514,03 TL) Türk Lirası alacaklar bakımından 89.217,48 TL kar mahrumiyeti için (20/04/2016-22/07/2016 tarihleri için) işleyen faizin 5.472,00 TL olacağı " yönünde ek rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 07/05/2019 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, tarafların itirazları ve tüm dosya kapsamı üzerinde inceleme yapmak suretiyle celse arasında resen belirlenecek Sektör Bilirkişi ve Mali Müşavir ve Sözleşme Uzmanı Bilirkişi vasıtasıyla 6100 Sayılı HMK 266 vd maddeleri gereğince inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, Mahkememiz dosyası bilirkişi olarak seçilen ..., ... ve ...'e tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından sunulan 27/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalının 622.055,30.-TL cezai şart bedeli + 45.458.89 kar kaybı tutarı olmak üzere toplamda 667.514,19.-TL dava tarihi itibariyle ödeyeceği tutâr olduğu, Davalı şirket 2.713.759,68 -TL tutarındaki zarar ile borca batık hale geleceği davalı 667.514,19 -TL bedeli ödemesi halinde bu bedel muhasebesel olarak gider olarak kayıtlara alınacağından davalı şirketin bu tutar kadar özvarlığı düşeceği davalı şirketin 2.713.759,68 -TL tutarındaki ödemeye kadar ( zarar tazminat cezai- şart bedeli vb.) şirketin mahvıma ( yıkımına) neden olmayacağı " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 18/02/2020 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile tüm takdir ve değerlendirme mahkememize ait olmak üzere taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için ve dosyamızda mevcut önceki rapor ile şayet olması halinde ek rapor ile kök raporlar arasındaki farklılıkların da gerekçelendirilerek raporun tanzim edilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 10/09/2020 tarihli ek raporda özetle: "Davalının 734.144,98.-TL cezai şart bedeli * 45 458,89 kar kaybı tutarı olmak üzere toplamda 779.603,87 .-TL dava tarihi itibariyle ödeyeceği tutar olduğu, Davalı şirket 2.713.759,68 .-TL tutarındaki zarar ile borca batık hale geleceği, Davalı 779.603,87- TL bedeli ödemesi halinde bu bedel muhasebesel olarak gider olarak kayıtlara alınacağından davalı şirketin bu tutar kadar özvarlığı düşeceği davalı şirketin 2.713.759,68 -TL tutarındaki ödemeye kadar ( zarar, tazminat cezai- şart bedeli vb.) şirketin mahvına ( yıkımına) neden olmayacağı, değerlendirilmekle birlikte konunun TTK 376 Madde ve BK 182 madde çerçevesinde değerlendirilmesi sayın mahkemeye ait olduğu" yönünde ek rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 30.12.2020 tarihli ara kararı doğrultusunda EPDK'ya müzekkere yazılarak sözleşme konusu akaryakıt istasyonunda davalı şirketin bayilik lisansı aldığı tarihten itibaren güncel satış ve kayıt miktarının gönderilmesi istenilmiş, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Tarifeler Dairesi Başkanlığının 14.01.2021 tarihli cevabi yazı ile davalı şirkete ilişkin 24.02.2016-25.03.2018 tarihleri arası fiyat takibi tablolarının dosya içine alındığı, yine Petrol Piyasası Daire Başkanlığının 13.01.2021 tarihli cevabi yazısı ile 08.03.2016-25.03.2018 tarih aralığına ilişkin satış verilerinin dosya içine alındığı görülmüştür. Mahkememizin 16/03/2021 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile tüm takdir ve değerlendirme mahkememize ait olmak üzere, raporlar arasındaki çelişkiler de giderilerek ve tarafların itirazları da irdelenerek tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, önceki bilirkişi raporları, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelenerek sözleşme kapsamında davacının istenebilir kar kaybı ve cezai şart istemlerinin yerinde olup olmadığı ayrıca tüm takdir mahkememize ait olmak üzere davacının istenebilir cezai şart alacağının belirlenmesi halinde bu miktarın davalının ekonomik yönden yıkımına sebep olup olmayacağının davalının mali durumunun gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançosu incelenmek suretiyle belirlenebilmesi suretiyle mahkememizce resen belirlenecek 3 kişilik bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme yapılarak 6100 Sayılı Yasa 266. maddesi kapsamında rapor alınmasına karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişiler olarak seçilen ..., ... ve ...'na tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 26/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Taraflar şirketler arasında 24.02.2016 tarihinde imzalanan ve 25.03.2018 tarihinde sona ereceği kararlaştırılan Sözleşme ile İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi” nin diğer davalı ... tarafından 200.000.- USD bedel üzerinden el yazısı ile müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olduğu, Davalı şirket tarafından keşide edilen ... 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 24.02.2016 tarihli bayilik sözleşmesinin 11.03.2016 tarihi itibarıyla feshedildiğinin davacıya ihbar edildiği, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetmesinin, sektörel teamül ve uygulamalar kapsamında, haklı bir nedene dayanmadığı, Davacı şirket tarafından keşide edilen ... 41. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; sözleşmenin 9. maddesi uyarınca 200.000.- USD cezai şart bedelinin ve fesih tarihinden itibaren 25.03.2018 tarihine kadar hesaplanan 439.000.- TL kar mahrumiyetinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içinde ödenmesi gerektiğinin davalıya ihtar edildiği, Sayın Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği yönünde bir sonuca varılacak olursa, heyetimiz sektör bilirkişisince, yukarıda Sektörel İnceleme veDeğerlendirme bölümünde tespit edildiği ve değerlendirildiği üzere, taraflar arasında bayilik anlaşması yenilenmesi veya dağıtım şirketinin faaliyetin sona erdirilmesinin bilgilendirilmesine yönelik sektörel mevzuatta “üç ay” olarak belirtilen sürelerin, bayilere yeni otogaz LPG/Akaryakıt dağıtım şirketleri ile temas kurup yeni bayilik sözleşmesi yapabilme olanağı tanınması için gerekli zaman olarak değerlendirilebileceği, Hemen bu bağlamda Yargıtay kararlarında da dikkat çekildiği üzere, kar mahrumiyeti talebinin, süresinden önce feshedilen sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin sonuna kadar olan kısmı için değil davacının yeniden sözleşme yapabilmı gerekli makul süre kadar olması ve kar mahrumiyetinin bu makul süreye göre hesaplanmasının gerektiği, davacının yeniden sözleşme yapabilmesi için gerekli makul sürenin “üç ay” olmasının sektörel açıdan isabetli olduğu, EPDK kayıtlarında tespit edilen, davalı ...Şti. nin 3 aylık süre içerisinde yapmış olduğu toplam 1.700.777,44 TL satış gelirine, davacı şirketin aylık %1,45 kâr oranı uygulandığında; (1.700.777,44 TL x %1,45) = 24.661,27 TL aylık kâr miktarı hesaplandığı, Nihai takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin yeni bir bayilik ilişkisi kurması için makul süre olarak belirlenen 3 ay için ise; 24.661,27 TL x 3 ay= 73.983,81 TL kâr mahrumiyeti hesaplandığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin sonuna kadar 25 ay için yapılan hesaplamada; 24.661,27 TL x 25 ay = 616.531,75 TL kâr mahrumiyeti hesaplandığı , Sözleşmenin 9. maddesi ile belirlenen cezai şart tutarı 200.000.-USD + KDV'nin dava tarihi itibarıyla 726.478,80 TL hesaplandığı, bu noktada heyetimiz hesap bilirkişisince hesaplandığı ve değerlendirildiği üzere, davalı şirketin 2016 yılsonu itibariyle Özvarlığı 2.713.759,68 TL olup, davacı şirketin cezai şart talebinin 22.07.2016 dava tarihi itibariyle 726.478,80 TL olarak hesaplandığında, davalı şirket özvarlığının davacı talebini karşılayacağı anlaşılmakta olup, cezai şart talebinin sözleşmede öngörüldüğü şekilde uygulanması hususunda nihai takdirin sayın Mahkemede olduğu " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 15/03/2022 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile tüm takdir ve değerlendirme mahkememize ait olmak üzere taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyamızın önceki bilirkişilere tevdine; raporun çelişkiye yer verilmeksizin ve de önceki raporda farklı görüş bildirilmesi halinde gerekçesinin de belirtilmek suretiyle rapor düzenlenilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişi heyeti ..., ... ve ...'na tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 04/08/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: " Davacı vekili nelik olarak, bu konuda kök raporda belirtilen 3 aylık makul sürenin değiştirilmesini gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Kök rapordaki sektörel görüşler sabit olmak üzere ve tekraren; Sözleşmenin feshinden itibaren kar mahrumiyeti hesabı, Yargıtay kararlarına göre davacının zararı azaltma külfeti uyarınca o bölgede bayilik kurup kurmadığı ve kurmadı ise çaba harcasaydı ne kadar zamanda kurulabileceği değerlendirilerek bulunan süreye göre yapılabilecektir.Bununla birlikte, Sektörel uygulamalar doğrultusunda ve EPDK'na paralel yaklaşımla hareket ederek ve her il'i ayrı bir pazar olarak değerlendirmek kaydıyla;Dava konusu istasyonun bulunduğu Zonguldak il sınırları dahilinde (tüm ilçeler dahil olmak üzere), herhangi bir akaryakıt istasyon bayilik sözleşmesi yapabilmek için, makul süre olarak 3 (üç) ay'ı tespitle ve bunun hiçbir zaman asgari mesafe tahdidi ya da mesafe kısıtlaması veya yeni bir istasyon tesis etmek için gerekli ruhsat, imar tadil uygulamaları, v. için gerekli süreler ile bir ilgisi olmadığı, Sektörel manada ifade edilen “3 aylık Makul Süre” sektör ortalamalarına göre bayilik ağı oluştururken akaryakıt ve Otogaz LPG dağıtım şirketlerinin yeni bir akaryakıt istasyonu bayilik anlaşması imzalanmasına kadar geçen ortalama bir süre olarak alınması gerektiği, genel sektörel teamül ve uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İlgili yasal mevzuat kapsamında öngörülen 3 aylık önel süreler hakkında da kök raporumuzda oldukça açıklayıcı sektörel değerlendirmeye yer verilmiş olup, aynen tekrar edildiğini, takdiri Sayın mahkemeye ait olmak üzere arz ederiz. Neticeten yukarıda yerlerde yapılan vurgulamalar eşliğinde kök raporumuzdaki değişikliğini gerektirecek bir durum ve tespit olmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 27/09/2022 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı nazara alınarak dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle Akaryakıt ve LPG Sektör Uzmanı , Muhasebe Finans Uzmanı ve Hukukçu bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ... ve ...'e tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından müştereken düzenlenen 26/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Davacı ile davalı arasında 24.02.2016 tarihli ve 24.02.2016 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedilerek, davalıya Akaryakıt bayiliği hakkı ve işletmeciliği verildiği, imzalanan Sözleşmesinin ise 25.03.2018'de sona ermesi gerekirken davalı tarafından ... 2. Noterliği aracılığıyla keşide edilen ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, İhtarname içeriğinde herhangi bir fesih nedenine yer verilmediğinden taraflar arasındaki sürekli borç ilişkisinin sözleşmede kararlaştırılan süreden önce sona ermesi halinin davacıdan kaynaklı olarak sona ermediği, bu doğrultuda davalının sözleşmeyi haksız şekilde sona erdirdiği, Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın yanında kâr mahrumiyetinin de istenebileceği sözleşmede açıkça belirtilmiş olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 9.1. maddesi uyarınca hem kâr kaybının hem de cezai şartın talep edilebileceği, Akaryakıt Bayilik sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı olarak 200.000-USD tutarında cezai şartın ekonomik anlamda davalının mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olup olmadığı hususunda nihai takdir ve kanaat bütünüyle ve münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı şirkete ait ticari defterlerin e-defter uygulaması ile tutulduğu; yevmiye defteri ve defteri kebir e-defter beratlarının zamanında ve usulüne uygun verilmiş olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davanın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ile ilgili olmadığı bu nedenle cari hesap konusunun irdelenmesine gerek olmadığı, Davacı şirketin gelir tabloları irdelendiğinde “27 aylık faaliyet kârı ortalaması %1,45 oranında” olduğu, 30.09.2022 Tarihli Kesin Mizanına göre öz kaynaklarının: (5.000.000,00.-TL + 532.060,66+ 23,98+ 311.460.95)= 5.843.545,59 - 3.974.358,57 = 1.869.187,02.-TL olduğu, işletilen istasyon, faaliyete başladığı 06/04/2016 tarihi ile 05/07/2016 tarihi arasında 14 135.819,51 TL benzin ve 1,564.954,93-TL olmak üzere toplamda 1,700.777,44 TL tutarında satış gerçekleştirdiği, Davacının dava tarihinde davalıdan toplamda 3 aylık kazanç kaybı ile tahakkuk eden faiz olmak üzere davalıdan 20.273,75.-TL kazanç kaybı talep edebileceği, cezai şart bakımından ise 01.12.2022 tarihine kadar 47.733,26-USD x 18.6458=890.024,82.-TL faiz tahakkuk edeceği, 01.12.2022 tarihinde davacının davalıdan (200.000,00.-USD + 47.733,26.-USD faiz ile birlikte toplam 4.619.184,82-TL talep edebileceği" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 08/03/2023 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile devir nedeniyle davacı ile davalı arasında 22/10/2015 -12/12/2018 tarihleri arasında geçerlililik kazanan bayilik sözleşmesi ile eki niteliğindeki sözleşmelere konu ve davalının ihlal ettiği iddia olunan edim borcunun ihlali nedeniyle davacı şirket nezdinde oluşan muzam zarar (fiili zarar ve kar yoksunluğundan oluşan zarar) tespit edildikten sonra bu zararın sözleşmeye konu ve davacının davalıdan talebi mümkün cezai şart miktarı ile oranlanması neticesinde zarar ile cezai şart arasında ki oranı ortaya konmasından sonra cezai şartın davalıdan aynen tahsili halinde davalının esas sermayesi ile TTK 519/1 'de öngörülmüş olup 519/3 kapsamında belirli amaçlara özgülenmiş bağlı mal varlığının eksilmesine neden olmayacak şekilde hangi oranda indirilmesi gerektiği konusunda bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş, bilirkişiler ..., ...ve... tarafından sunulan 07/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: " Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; dosyaya mübrez belgelerden davacının, munzam zarara uğrayıp uğramadığı anlaşılamamaktadır. Bir başka ifade ile davacı şirketin, temerrüt miktarını aşan zararını tevsik edici herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, Bu nedenle Muhterem Mahkemece heyetimize tevdi edilen “(...) devir nedeniyle davacı ile davalı arasında 22/10/2015 - 12/12/2018 tarihleri arasında geçerlilik kazanan bayilik sözleşmesi ile eki niteliğindeki sözleşmelere konu ve davalının ihlal ettiği iddia olunan edim borcunun ihlali nedeniyle davacı şirket nezdinde oluşan muzam zarar (fiili zarar ve kar yoksunluğundan oluşan zarar) tespit edildikten sonra bu zararın sözleşmeye konu ve davacının davalıdan talebi mümkün cezai şart miktarı ile oranlanması neticesinde zarar ile cezai şart arasında ki oranın” tespit edilemediği, Kural olarak her ne kadar tacir sıfatını haiz kişinin, sözleşme ile belirlenen cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek ise de, Yargıtay içtihatlarında cezai şartın borçlunun ekonomik olarak sarsılmasına, çöküntüye uğramasına sebep olacak ise, tacir de olsa indirim isteyebileceğinin kabul edilmesi gerektiğine dair kararlar verildi. Aşırı ceza koşulunun varlığı halinde tarafların tacir olması durumunda dahi söz konusu ceza koşulunu hâkimin TBK m. 182/f.3 çerçevesinde indirime tâbi tutabileceği veya cezaya ilişkin sözleşme, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı görülecek derecede ağır ise hakim oluşan duruma göre, bu cezanın geçersizliği dahi karar verebileceği, Somut olayda 01.12.2022 tarihinde davacının davalıdan (200.000,00.-USD + 447.733,26.-USD faiz ile birlikte toplam) 4.619.184,82-TL talep edebileceği ve fakat davalı şirketin 30.09.2022 tarihinde öz kaynaklar toplamının ise 1.869.187,02.-TL olduğu hususu nazara alındığın anılan bedelin davalıdan tahsili davalı şirketin aczine ve dolayısıyla iflasına sebebiyet verebileceği, Bu açıklamalar çerçevesinde şayet Sayın Mahkemece cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği kanaatinde olunması halinde talebe konu edilen cezai şartın, geçersiz kılınabileceği gibi tenkise de tabi tutulabileceği, tenkise tabi tutulması durumunda ise tenkise tabi tutulacak oranın cezai şart üzerinden 9675 olduğu, buna karşın Muhterem Mahkemece cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği kanaatinde olunması halinde talebe konu edilen cezai şartın tenkisi de mümkün olmayacağı" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Davacı vekili 19.03.2024 tarihli dilekçesiyle cezai şart alacağının davalı şirket yönünden dava değerini 49.000 USD arttırmak sureti ile 50.000 USD'ye, davalı gerçek kişi yönünden ise dava değerini 3.000USD'ye arttırdığını, kar kaybı yönünden ise dava değerini davalı şirket yönünden 19.105,44TL arttırdığını, her iki alacak yönünden faizin 20.04.2016 temerrüt tarihinden itibaren sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca TL alacak yönünden aylık %2 faizi ile USD cinsi alacak yönünden ise 3095 sayılı yasaya göre faiz işletilmek suretiyle tahsiline karar verilmesi, davalı ...'in sorumluluğun kefalet limitini aşmayacak şekilde tespit edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkememizin 26/03/2024 tarihli ara kararında dosyanın son bilirkişi heyetine tevdi ile Sözleşmenin düzenlendiği 24/02/2016 itibari ile davalının iktisadi durumu göz önüne alınarak dava konusu cezai şartın, davalının iktisadi olarak mahvına sebebiyet verip vermeyeceği , sözleşmenin düzenlendiği 24/02/2016 tarih itibari ile davalının ödeyebileceği azami cezai şart miktarı konusunda davalı şirketin ticari defterleri ile Kurumlar vergisi beyannameleri incelenerek ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından sunulan 05/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "TTK m. 376 uyarınca sermaye kayıplarında yalnızca sermayeyi değil, sermaye ile birlikte kanuni yedek akçeleri de hesaba kattığı, sermaye kaybının tespitinde dikkate alınacak kanuni yedek akçeler TTK'nın 519. maddesinde düzenlenen genel kanuni yedek akçelerin oluşturduğu, gerek sermaye gerekse kanuni yedek akçe miktarı yönünden, sermaye kaybının tespit edildiği son yıllık bilanço tarihi itibariyle ulaşılan rakamlar esas alındığı, Ancak Sayın Mahkeme 26.03.2024 tarihli ara kararı ile heyetimize “sözleşmenin düzenlendiği 24.02.2016 itibari ile davalının iktisadi durumu göz önüne alınarak dava konusu cezai şartın, davalının iktisadi olarak mahvına sebebiyet verip vermeyeceğine” yönelik inceleme ve değerlendirme yapılması görevi tevdi edilmiştir. Bu nedenle bu noktadan itibaren açıklamalarımıza son yıllık bilanço değil, sözleşmenin düzenlendiği 24.02.2016 tarihli mali veriler nazara alınarak hesaplama yapıldığında davalı şirketin sözleşmenin düzenlendiği 24.02.2016 tarihine en yakın 31.12.2015 verileri dikkate alınarak öz kaynaklarının 2.459.858,04-TL olduğunun tespit edildiği, Somut olayda davalı şirketin en yakın 31.12.2015 verileri dikkate alınarak öz kaynaklarının 2.459.858,04.-TL olduğu hususu nazara alındığın anılan bedelin davalıdan tahsili davalı şirketin aczine ve dolayısıyla iflasına sebebiyet vermeyeceği ifade edilebilir. Bu yönü ile anılan 618.318,51-TL'lik bedel dava tarihi itibariyle hesaplanan cezai şart bedeli olup takdirin Mahkemeye ait olduğu " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Taraflar arasında akdedilen "İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 24.02.2016 tarihine imzalandığı, sözleşmede yürürlük süresinin 25.02.2016 tarihinde başlayacağının ve sözleşmenin 25.03.2018 tarihinde sona ereceğini kararlaştırıldığı, sözleşmenin davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalandığı, davalı gerçek kişinin bu sözleşmede taraf veya kefil sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının "şirket, davalı şirketin "bayi", davalı gerçek kişinin "kefil" sıfatıyla imzaladığı taraflar arasında akdedilen "Sözleşme" başlıklı 24.02.2016 tarihli sözleşmede; şirketin plan ve projesine uygun olarak inşa edilmiş istasyonun akdedilecek Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve ekleri çerçevesinde bayi tarafından işletilmesi şartlarının düzenlendiği, taraflara arasında akdedilecek sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren başlamak üzere 25.03.2018 tarihine kadar bayi veya şirket tarafından belirlenecek istasyonda şirketten temin edilecek petrol ürünlerinin ticaretinin ve şirketin akaryakıt bayiliğinin yapılacağı mutabakata uygun hareket edilmemesi halinde bayi ve kefilin 9. Maddede kararlaştırılan cezai şartı şirkete ödeyeceği aksi halde şirket neslindeki teminatların nakde çevrilebileceği hususunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin 9. Maddesinde bayinin taşınmaz üzerinde bulunan istasyon ve müştemilatını 5 yıllık süre boyunca şirkete kullandırmaması veya 5 yıllık süre içinde istasyonda münhasıran şirketten temin edilecek petrol ürünlerinin ticaretinin ve şirketin akaryakıt bayiliğini kısmen veya tamamen yapılamaması, hak sahiplerinin ilgili süre içinde her ne sebeple olursa olsun kaybedilmesi halinde şirketin sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun ve bayinin 200.000 USD + KDV tutarı cezai şartı yükümlü olduğunun, bayinin sözleşme ve eklerine aykırı davranmış olması sebebiyle şirketin sözleşmenin feshi nedeniyle uğrayacağı her türlü kazanç kaybını cezai şarttan ayrı olarak cezai şart tutarı mahsup edilmeksizin talep edebileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 15. Maddesinde kefil Alay Demir'in bayinin doğmuş veya doğacak olan cezai şart borçlarından dolayı 200.000USD ye kadar müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla ödemeyi garanti ettiğinin, bayi ve şirket arasında akdedilmiş diğer sözleşmelerin uygulanmasından bayi ile birlikte tüm malvarlığı ile şahsen sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin 21. Maddesinde şirketin defter ve kayıtlarının her türlü anlaşmazlıkta delil olacağının ve sözleşmenin delil sözleşmesi niteliğinde olduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin davacı şirket ile davalı şirketle davalı gerçek kişi tarafından imzalandığı, davalı gerçek kişinin el yazısı ile müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu kefalet limitini, kefalet tarihini ve kefaletin türünü sözleşme altına şerh ettiği, davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olabilmesi için kanunda kullanılan şekil şartlarının sözleşmede mevcut olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen "İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 24/02/2016 tarihinde imzalandığı, sözleşme yürürlük süresinin 25/02/2016 tarihinde başlayacağı ve sözleşmenin 25/03/2018 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalandığı, davalı gerçek kişinin bu sözleşmede taraf veya kefil sıfatının bulunmadığı, davalı vekiline ihtar yapılmasına rağmen davalı gerçek kişinin kefaletinin bulunduğu sözleşme aslının ibraz edilmediği, davalı şirketin örneği sunulan sözleşmedeki imzayı ve sözleşme şartlarını inkar etmediği, kefaletin geçerli olmadığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. Davacı ve davalı şirket tarafından akdedildiği konusunda ihtilaf bulunmayan sözleşmedeki cezai şartın taraflar açısından sözleşme serbestliği çerçevesinde geçerli olduğu, TBK md. 586 kapsamında müteselsil kefaletin söz konusu olabilmesi için davalı gerçek kişinin el yazısı ile kefalet limitinin, kefalet türünün sözleşmede yer alması gerektiği, davacı tarafından sözleşme örneğinin ibraz edildiği, süresinde cevap sunmayan davalı gerçek kişinin, davacı iddialarını inkar etmiş sayılacağı, müteselsil kefalet yönünden ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından, davalı gerçek kişinin müteselsil kefil sıfatı ile cezai şarttan sorumlu olduğunun ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Davalı şirketin taraflar arasında akdedilen "Sözleşme" başlıklı sözleşme ile Bayilik Sözleşmesini haklı neden bakılmaksızın feshettiği, sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan sözleşme tarihi itibari ile davalının ekonomik mahvına neden olacak miktarda olmadığı, dolayısı ile ahlaka aykırı olmadığı ve geçerli olduğu, davacının 50.000 USD talepte bulunduğu gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak sözleşmede kararlaştırılan seçimlik ceza şartından 50.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 20/04/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı .. Şirketi'nden tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davacı şirketin yeni bir bayilik sözleşmesi tesis etmesi için gereken sürenin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 3 ay olduğu, davacının 19.105,44 TL kar kaybını seçimlik ceza şartına ek olarak talep edebileceği, sözleşmede cezai şarttan ayrı olarak kar kaybı talep edebileceğinin ayrıca kararlaştırıldığı, sözleşmenin 10.maddesinde vade farkı düzenlemesine ilişkin faiz oranının belirlendiği ancak temerrüt faizi oranının kararlaştırılmadığı, davacının temerrüt faizi oranı olarak aylık %2 faiz oranı uygulanmasını talep ettiği dikkate alınarak davacının kar kaybı istemi yönünden aylık yüzde 2 faiz oranı aşılmamak kaydıyla avans faizine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Davanın davalı ...Şirketi yönünden KABULÜ ile, 50.000-USD'nin 20/04/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı ...Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 19.105,44-TL'nin 20/04/2016 tarihinden itibaren yıllık %24 faiz oranını geçmemek kaydıyla işleyecek avans faizi ile birlikte ... Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 2-)Davanın davalı ... yönünden reddine, 3-)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken karar harcı 111.918,45- TL olduğundan peşin yatırılan 69,47-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 27.409,47-TL toplamı 27.478,94-TL'den mahsubu ile noksan kalan 84.439,51-TL'nin davalı ...Limited Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan toplam 24.402,50-TL yargılama giderinin ... Şirketi'den tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 240.222,95 -TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'den tahsili ile davacıya verilmesine, 7-)Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar yönünden hesap ve takdir edilen 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-)Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. . 26/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/755, K. 2024/871, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-755-e-2024-871-k-acff6bf6c842