İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/8 E. 2026/773 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/8
Karar No
2026/773
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/8 Esas KARAR NO : 2026/773

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2023 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı şirkette 01.06.2019-01.06.2023 tarihleri arasında satış danışmanı olarak çalıştığını, 21.03.2022 tarihinde imzaladığı rekabet yasağı anlaşması ile "..." markası ve işletme adıyla piyasada ticaret yapan ... Organizasyon İnşaat ve Taahhüt Ltd. Şti.'nde çalışmayacağını, davacı şirketin iş sırları ile müşteri çevresini bu şirketle paylaşmayacağını yazılı olarak üstlendiğini, sözleşmeye aykırı davranışın yaptırımı olarak işçinin son brüt maaşı üzerinden hesaplanacak 2 yıllık ücret tutarının cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, fakat davalının 01.06.2023 tarihinde davacı şirketteki işinden ihbar süresine uymadan ayrılarak, aynı sektörde (lüks mücevherat) faaliyet gösteren ...'a ait "..." ticari işletmesinin ... - ... Marina mağazasında aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, davacı şirketin mağazası ile davalının iş değişikliği sonrasında geçtiği mağazanın ... - ... Marina'da karşı karşıya yer aldığını, davalının söz konusu davranışının rekabet yasağı anlaşmasına aykırı olduğu ve sonlandırılması gerektiğinin davalıya noter kanalı ile gönderilen 07.07.2023 ihtarname ile bildirildiğini, davalının bu ihtarnameye cevap vermediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ve anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya dair haklar saklı tutularak 379.687,44 TL cezai şartın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça dosyaya herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü. Mahkememizden verilen 05/03/2025 tarih ve 2023/657 Esas 2025/160 sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2025 tarih ve 2025/1411 Esas 2025/1486 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamasına devam edildiği görüldü. Mahkememizin 12/06/2024 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...: "Ben halen davacı iş yerinde çalışırım, 2 yıldır burada çalışmaktayım, davalı ile aynı dönemde bu iş yerinde çalıştık, ikimiz de satış danışmanı olarak çalışmaktaydık, çalıştığımız iş yerimiz .../...'taydı, davalı geçen sene haziran ayında istifa ederek işten ayrıldı ve hemen ertesinde dava dışı firma olan ... firmasında çalışmaya başladı, bu işyeri bizim işyerimizin hemen 2 dükkan yanındaydı, bizim iş yerimizin ve davalının çalışmaya başladığı bu iş yerinin faaliyet konuları birbiriyle aynıdır, her ikisi de özel tasarım takı mücevherat üzerine hizmet vermektedir, bizim çalışırken iletişim halinde olduğumuz müşteri portföyümüz bulunur, davalı işten ayrıldıktan sonra kendi müşterilerini yeni iş yerine çağırmış mıdır bunu gözümle görmedim, o nedenle net olarak bilemiyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur, lüks mücevherat satış işinde müşteri ile satış danışmanının bağ kurması fazlasıyla önemlidir, müşteriler yüksek fiyatlı ürünler satın aldıkları için satış danışmanına güvenmek isterler, müşteri ile bağ kurduktan sonra bu müşteri aynı satış danışmanından alışveriş yapmak ister, müşteri danışmanları davacı şirkette şirketin stok, müşteri bilgisi, ürün bilgisi, müşteri portföyü gibi bilgilere ulaşım sağlayabilmektedir, satış işlemi esnasında satış danışmanı müşteri ile birebir iletişimdedir, hatta müşteriye satış danışmanları olarak telefon numaralarımızı verir ve iletişimde kalırız, müşteri yeni bir ürün almak istediğinde bize telefonla veya mesajla dahi ulaşarak yeni ürün sipariş edebilmektedir, müşteri kitlemiz gelir seviyesi yüksek insanlardan oluşup pahalı ürünler satıldığı için kısıtlı bir kitleden oluşmaktadır," şeklinde beyanda bulunmuştur. Yine aynı celse dinlenen davacı tanığı ...: "Ben davacı firmada 8 yıldır mağaza müdürü olarak çalışırım, davalı ile aynı iş yerinde çalıştım, ben normalde İstanbul'da çalışırım ancak yazları .../...'tak şubede görev yaparım, mağaza müdürü olduğum için davalının işten ayrılış sürecine hakimim, davalı .../...'taki şubede çalışmaktaydı, işinden kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldı ve birkaç gün sonrasında davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... markasında çalışmaya başladı, bu markanın dükkanı davalının çalıştığı dükkanın birkaç dükkan yakınındaydı, her iki işletmenin de faaliyet konusu aynıydı, ben davalıyı işten ayrıldıktan birkaç gün sonra bu firmada çalışırken bizzat gördüm, satış danışmanları müşterilerle birebir iletişim halinde olurlar, şayet müşteri açısından güvenilir bir satış gerçekleşmiş ise bir sonraki alışverişlerinde müşteri direkt bu satış temsilcisi ile iletişime geçerek ilerler, davalı dava dışı şirkette çalışmaya başladıktan sonra önceki müşterilerinden yeni işyerine kayma olmuş mudur bilemiyorum ancak davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı şirket birbiri ile müşteriler nezdinde çok fazla mukayese edilen 2 şirkettir, satış danışmanları çalıştıkları şirkette kullandıkları sistemle şirketin stok, müşteri gibi bilgilerine erişim sağlayabilmektedirler, davacının hitap ettiği müşteri kitlesi gelir seviyesi yüksek insanlardan oluştuğundan ve pahalı ürünlerin satışı yapıldığından daha kısıtlı bir kitleden oluşmaktadır, dava dışı firma ile müşteri kitlesi aynıdır, tanıklık ücreti talebim yoktur, Satış danışmanları sektörde yaptıkları satışlar üzerinden prim almaktadırlar, iş başvurularında başvuran kişinin müşteri portföyünün bulunması fazlasıyla önemlidir, işveren yeni müşterinin getirilip getirilmeyeceğini ve müşteri portföyü olup olmadığını iş başvurusunda bulunandan sormaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 12/06/2024 tarihli celsesinde dosyanın 1 mali müşavir ve 1 haksız rekabet konusunda nitelikli hesap uzmanı bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdine; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, dosyada mevcut tanık beyanları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, davalının davacı yanında çalıştığı dönemlerde davalı tarafça hangi ürünlerin satışı ile ilgilendiği, davalının çalıştığı pozisyon itibari ile davacının üretim sırlarına, müşteri bilgilerine, satış politikalarına vakıf olup olamayacağı, davacı ile dava dışı firmanın aynı alanda faaliyet gösterip göstermediği, davalı tarafın davacı yanındaki işinden ayrılıp dava dışı firmada işe başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği, davalının dava dışı şirkette çalışmasının davacı tarafı zarara uğrama ihtimalinin doğmasına neden olup olmayacağı, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki haksız rekabet hükmünün kanuni şartlara haiz olup olmadığı, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, davacı şirketin faaliyet alanı ile dava dışı şirketin faaliyet alanının aynı konularda olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 23/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Taraflar arasındaki “Rekabet Yasağı Hakkında Anlaşma” hükmünde, çalışanın bu taahhüdüne uymadığı takdirde son aylık brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 2 yıllık maaşına eşit tutarda cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, Davacının son çıplak/temel ücretinin brüt 10.008,00 TL olduğu tespit edilmiş olduğundan: Cezai Şart = 10.008,00 TL * 24 ay = 240.192,00 TL olarak hesaplanmıştır. (Davacı tarafından ileri sürülen talebe esas hesaplamanın 2023 Mayıs ayında davacıya ödenen 10.008,00 TL “brüt ücret” + 5.812,31 TL “Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak” olmak üzere toplam 15.820,31 TL prime esas toplam kazanç üzerinden yapıldığı, dolayısıyla 15.820,31 * 24 ay = 379.687,44 TL sonucuna ulaşıldığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte taraflar arasındaki anlaşma hükmüne göre hesaplamanın brüt ücret üzerinden yapılması gerektiği anlaşılmıştır.) V. SONUÇ Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi, cezai şarttan indirim yapma ve talep edilen alacaklara hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, davalının sorumluluğu veya davacının hak kazanması yönünde bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemece verilecek karar ihtimallerine binaen davacının talebi hesaplanmış ve aşağıdaki tablo ile takdire sunulmuştur. ¸" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 06/11/2024 tarihli celsesinde Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup 13/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacağa hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemenin ara kararı doğrultusunda değerlendirmeler yapılmış olup, kök rapordaki tespit ve kanaatler korunmuştur. Bununla birlikte konu hakkındaki takdir ve değerlendirme mahkemede olmakla, seçenekli olarak yapılan hesaplama sonuçları aşağıda sunulmuştur. A. Brüt ücretin esas alınması halinde: Cezai Şart = 10.008,00 TL * 24 ay = 240.192,00 TL B. Giydirilmiş brüt ücretin esas alınması halinde: Cezai Şart = 15.820,31 * 24 ay = 379.687,44 TL " şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; ; davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı gerekçesi ile talep edilen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı, davacı şirkette 01/06/2019 tarihinden itibaren iş sözleşmesinin sona erdiği tarih olan 01/06/2023 tarihine kadar davacı şirkette satış danışmanı olarak çalışmıştır. Davalının , davacı işveren nezdindeki iş sözleşmesi 01/06/2023 tarihinde sona ermiş, 12/06/2023 tarihinde ise dava dışı ... .. Ltd. Şti.'nde çalışmaya başlamıştır. Daha sonra davacı tarafından davalı muhataba çekilen Kadıköy ... Noterliği'nin 07/07/2023 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesi ihlal edilerek rakip firmada çalışılmaya başlanılması nedeniyle sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi ve sözleşmeye aykırı davranışın sonlandırılması ihtar olunmuştur. İhtarın sonuçsuz kalması üzerine davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Taraflar arasında 21/03/2022 tarihinde imzalanan Rekabet Yasağı Hakkında Sözleşme başlıklı belge ile ; davalının iş akdi sonlandıktan sonra 2 yıl süre süreyle ... isimli dava dışı firmada çalışmayacağını , taahhüdüne uymadığı takdirde son aylık brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 2 yıllık maaşına eşit tutarda cezai şart ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davalı hizmet akdi sona ermeden önce davacı şirket nezdinde satış danışmanı olarak çalıştığından davalının davacı şirketteki pozisyonu, davacının müşteri çevresi, fiyat ve pazarlama politikası ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı vermektedir. Nitekim dosya kapsamında dinlenen tanıklar da bu hususu doğrulamıştır. Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir. Gerek 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi ve gerekse de mülga 818 sayılı BK’nın 348. maddesi ile mer'i hukuk düzeni içerisinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. ve 818 sayılı Kanun’un 349. maddelerinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir. Bu bağlamda, içeriği ve sınırları kanunla düzenlenmiş bir sözleşmenin, doğrudan, Anayasa’nın çalışma hürriyetine ilişkin hükümleri ile bağdaşmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılmak suretiyle geçersiz addedilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya arasına gelen müzekkere cevapları, bilirkişi raporu içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davalının , davacı işveren nezdindeki iş sözleşmesi 01/06/2023 tarihinde sona ermiş, 12/06/2023 tarihinde ise dava dışı ... .. Ltd. Şti.'nde çalışmaya başlamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede ise; davalının, davacı işyerindeki işinden ayrıldıktan sonra dava dışı ... isimli dava dışı firmada çalışmayacağının hüküm altına alındığı görülmüştür. Dosya arasına gelen 11/11/2024 havale tarihli Türk Patent ve Marka Kurumu'nun cevabi yazısı incelendiğinde; ... isimli markanın , ... ..Ltd. Şti. Adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalının , taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile ... isimli firmada çalışmamayı taahhüt edip, işten ayrıldıktan çok kısa süre sonra ise sözleşmede geçen bu markanın adına tescilli olduğu dava dışı ... ..Ltd. Şti.nde çalışmaya başladığı görüldüğünden davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve cezai şart ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Cezai şart tutarı yönünden yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında hazırlanan 19/11/2024 tarihli bilirkişi ek rapor ile; " İtiraz dilekçesinde, hesaplamanın İş Kanunu'nun 32. Maddesinde belirtilen geniş anlamda ücreti üzerinden yapılması gerektiği, yargı içtihatları uyarınca da ikramiye, prim, jestiyon ve benzeri ödemelerin ücret kavramına dahil olduğu belirtilmiştir. İş Kanunu'nun 32. Maddesinde belirtilen ücret, “giydirilmiş brüt ücret” olarak adlandırılmaktadır. Giydirilmiş brüt ücret iki tür ödemeyi kapsamaktadır: a. Brüt ücret: İşçiye ödenen aylık temel ücrettir. Çıplak brüt ücret olarak da adlandırılmaktadır. b. Diğer ödemeler: Brüt ücreti dışında işçiye ödenen prim, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, UBGT (Bayram ve tatil çalışması) ücretleri gibi ödemeleri kapsamaktadır. İş Hukukunda işçilik alacakları ve tazminatlar kural olarak “çıplak brüt ücret” üzerinden hesaplanır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile işe iade davasında boşta geçen süre ücreti gibi bazı alacaklar ise Yargıtay içtihadı doğrultusunda “giydirilmiş brüt ücret” üzerinden hesaplanmaktadır. Yani hesaplamalarda (çıplak, temel) brüt ücret asıldır. Giydirilmiş brüt ücretin esas alınması istisnai olup yasal düzenleme ya da içtihat gerektirmektedir. Bu nedenle herhangi bir düzenleme, belge veya sözleşmede “brüt ücret” kavramı kullanıldığında bu “temel, çıplak” brüt ücret olarak değerlendirilmektedir. Bu istikamette olmak üzere taraflar arasındaki sözleşmede de “son aylık brüt ücreti” kavramı kullanılmış olmakla bunun temel, çıplak brüt ücret olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Kök raporda bu doğrultuda (temel, çıplak) brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmış olup, bu yöndeki tespit ve hesaplamalar korunmuştur. Bununla birlikte konu hakkındaki takdir ve değerlendirme mahkemede olmakla, giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılan hesaplama da seçenek olarak mahkemeye aşağıda sunulacaktır. IV. HESAPLAMA Taraflar arasındaki “Rekabet Yasağı Hakkında Anlaşma” hükmünde, çalışanın bu taahhüdüne uymadığı takdirde son aylık brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 2 yıllık maaşına eşit tutarda cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği görülmüştür. Buna göre: A. Brüt ücretin esas alınması halinde: Cezai Şart = 10.008,00 TL * 24 ay = 240.192,00 TL B. Giydirilmiş brüt ücretin esas alınması halinde: Cezai Şart = 15.820,31 * 24 ay = 379.687,44 TL " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde 379.687,44-TL tutar üzerinden talepte bulunmuş ise de; taraflar arasında imzalanmış sözleşmede; cezai şartın 2 yıllık brüt ücret üzerinden hesaplanacağının belirtildiği, davacının talebine konu tutarın giydirilmiş brüt ücrete göre yapılan hesaplama sonucu belirlenen tutar olduğu ancak taraflar arasındaki sözleşmede hesaplamaya esas ücretin brüt ücret olduğu kararlaştırıldığından , sözleşmeye göre kararlaştırılan 2 yıllık brüt ücret tutarındaki cezai şartın 240.192,00-TL ye tekabül ettiği değerlendirilmiş ve mahkememizce cezai şarttan yapılan indirim değerlendirilirken bu tutar esas alınmış, davacının fazlaya dair isteminin ise yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. TBK'nın 182/3. Maddesine göre, hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Davalının aylık brüt ücreti 10.008,00 TL olup, cezai şart tutarı 240.192,00 TL'dir. Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı, rekabet yasağının süresi birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan takdiren %40 oranında bir indirim yapılması uygun, makul ve gerekli görülmüştür. Bu haliyle davacının sözleşmeye göre talep edebileceği cezai şart tutarının 240.192,00-TL olduğu ancak TBK'nın 182/3.maddesi dikkate alınarak mahkememizce ilgili cezai şarttan %40 oranında indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığı bu hali ile davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 144.115,20-TL olduğu değerlendirilmiş, davacı taraf lehine bu tatar dikkate alınarak vekalet ücreti takdir edilmiş, yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılırken ise sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği dikkate alınarak (takdiri indirimsiz tutar 240.192,00-TL olup , dava değeri de 379.687,44-TL olduğundan davanın %63 oranında kabul ile sonuçlandığı değerlendirilmiş) belirlenen oran üzerinden yargılama giderleri taraflar arasında paylaştırılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/1346 E., 2023/797 K. Sayılı kararı)

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; davalının davacı şirkette çalıştığı süre, aylık brüt ücreti ve TBK 182 son maddesi hükmü ve sair hususlar birlikte değerlendirilmek suretiyle; brüt ücret üzerinden (giydirilmemiş ücret) hesaplanan toplam cezai şarttan %40 oranında indirim yapılması hakkaniyete uygun olduğu düşünülerek 144.115,20-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 9.844,51 TL harçtan peşin alınan 6.484,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.360,39 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 3-Davacı tarafından yatırılan 6.484,12 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 2.504,90 TL müzekkere ve tebligat gideri, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 308,25 TL ilk masraf (269,85 TL başvurma harcı + 38,40 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 7.313,15 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 4.607,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 7-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 1.154,40 TL'sinin davacıdan, 1.965,60 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026

Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/8, K. 2026/773, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-8-e-2026-773-k-50148b2467e8