İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/783 E. 2026/791 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/783
Karar No
2026/791
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/783 Esas KARAR NO : 2026/791

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin merkezinin ...'da, şubesinin ...'da olduğunu, keşideci... tarafından davacı şirket namına T.C. ... Bankası/... Şubesi nezdindeki ... nolu hesaptan keşide edilen ... seri numaralı 31/01/2022 vade tarihli 12.000,00-TL bedelli çekin davacı şirkete verildiğini, davacı şirketin bu çek dahil toplam 21 adet çeki 07/07/2021 tarihinde davacı şirketin merkez ofisinde işleme konulmak üzere ...'deki şubesine ... şirketi ile gönderdiğini, gönderilen 21 adet çek ... Kargo'nun ... Şubesinde çalındığını, davacı şirketin ...bul şubesine çeklerin ulaşmadığını, bu nedenle ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığını, ayrıca ... Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasından çekler ile ilgili ödemeden men yasağı kararı verildiğini, dava konusu çekteki imzanın sahte olduğunu, davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı şirketin davalı şirket ve diğer cirantalarla hiçbir akdi, ticari ilişkisi ve alacak-borç ilişkisi bulunmadığını, ...'da alıcısına teslim edilecek olan kargoların özellikle zarf şeklindeki kargoların hırsızlık suretiyle kaybolduğu sıklıkla meydana geldiğini, davalının çalıntı olan çeki tahsil için bankaya ibraz etmiş olması hukuka aykırı bir eylem olduğunu, dava konusu çekin kargoda çalınmış olduğunun, çekle ilgili olarak ödeme yasağı kararı verildiğinin, çekin ibraz edildiği bankaya bildirildiğini, dolayısıyla çeki bankaya ibraz eden son ciranta ...'in ödemeden men yasağından haber olduğunu, bu çek nedeniyle davacı şirketin karşı tarafa borçlu olmadığını, davalılardan ...'in ölü olduğu anlaşıldığından, veraset ilamını almak üzere ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dava açıldığını, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29/04/2022 tarih ve... Esas ... Karar sayılı ilamı ile ...'in veraset ilamı alındığını, davalı ...'in mirasçılarına karşı iş bu davayı açmak zarureti doğduğunu beyan ederek öncelikle davaya konu çeke dayanılarak davacı hakkında icra takibi yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacının davaya konu çekten dolayı İİK 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti ile 6102 Sayılı TTK 792. maddesi uyarınca çekin istirdadına, davacının davalılara dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, henüz icra takibi başlatılmadığından % 20 tazminat talep hakkının saklı tutulmasına, dava konusu çeke dayanılarak davacı hakkında icra takibi yapıldığı takdirde, icra takibi başlatan davalı / davalılar aleyhine % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının adresinin '... olduğunu, ... ilçesinin Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi olarak ... Adliyesi'ne bağlı olduğunu, bu nedenle davanın ... Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiğini, ayrıca diğer davalılar ile davaya konu edilen çekin, İstanbul Adliyesi yargı çevresiyle bir ilgisi de bulunmadığını, öncelikle davanın yetki bakımından reddi gerektiğini, arabuluculuk yoluna müracaat edilmeksizin ikame edilen davanın usulden reddi gerektiğini, esasa yönelik olarak; davalının iyiniyetli 3. hamil konumunda olduğunu, davalının çekin lehdarı olan davacı ile ticari bir ilişkisi bulunmadığını, çeki almış olduğu bir önceki ciranta ile olan ticari ilişkilerinin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu beyan ederek öncelikle yetki itirazı doğrultusunda davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının hukuka aykırı olarak ikame etmiş olduğu davasının reddini, kötüniyetli davacının tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görülmektedir. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, keşidecisi... olan T.C.... Bankası/...Şubesi nezdindeki ... nolu hesaptan keşide edilen ... seri no.lu 31/01/2022 vade tarihli 12.000,00-TL’lik çekteki imzanın davacı şirkete ait olmadığı iddiası ile menfi tespit ve çek bedelinin istirdatı istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, imza örnekleri ve takibe konu senet celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). -Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. -6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. -Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. -Mahkememiz dosyası dava konusu senette lehtar-ciro eden sıfatıyla yer alan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'e ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla İstanbul ATK'ya gönderilmiş, düzenlenen 02/02/2026 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu çekin arka yüzünde ''...'' kaşe izi üzerine atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; senet üzerindeki lehtar-ciro eden sıfatıyla davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı alınan raporu ile sabit hale gelmiştir. Sahte imzanın ilgili senet yönünden davacıyı bağlamayacağı, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Buna göre davacının kendisine ait olmayan imza nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı, geçersiz imzanın sahibi bağlamayacağı, bu nedenle davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacının istirdat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." -Söz konusu düzenleme uyarınca rızası hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına yahut menfi tespite karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesinin gerekmektedir. Bu durum karşısında davada ispat yükü, çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulünün kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldıracağı açıktır. -TTK'nun 792.maddesi uyarınca açılan istirdat davalarında davacının hamili olduğu çekin rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. -Dava konusu çeke ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma dosyasında yapılan soruşturma sonucunda; "şikayete konu çeklerin çalındığı konusunda herhangi bir delilin mevcut olmadığı, çeklerin yer aldığı dosya şeklindeki kargo gönderisinin kabulden sonra aktarma merkezinde, taşıma sırasında ya da ilgili şubede kaybolmuş olabileceği, iddia edilen hırsızlık anına ilişkin kamera görüntüsü, tanık beyanı vb delillerin elde edilemediği, menkul mal kaybının suç soruşturmasına konu olamayacağı, kayıp eşyaların bulunmasının Cumhuriyet Başsavcılığımızın görevi kapsamında olmadığı, bu aşamada somut olayda herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın bu haliyle kesinleştiği görülmüştür. -Yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere davacının hamili olduğu çekin rızası dışında ve davalının çeki iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı tarafça dosyaya bu yönde bir delil ibraz edilmediği gibi, soruşturma dosyasında davalıların ağır kusurlu ve/veya kötü niyetli olduklarına dair bir tespitin bulunmadığı görülmektedir. -Bu haliyle davacı çek ve bedelinin istirdatı talebi yönünden şartların oluşmadığı, anlaşılmakla istirdat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacının kötüniyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede; davalıların senedi bilerek borçlunun zararına iktisap ettiğinin, başka bir söyleyişle kötüniyetli ve zararlandırma kastı ile iktisap ettiğinin mevcut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Dava konusu ... Bankası ... Şubesi, ... nolu hesaba ait ... seri numaralı, 31/01/2022 vade tarihli, 12.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacı tarafın davalılara borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafın istirdat ve kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 819,72-TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 204,93-TL harcın mahsubu ile bakiye 614,79-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak olarak yatırılan 204,93-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 80,70 TL başvurma harcı, 7.700,00 TL ATK fatura bedeli ve 11.008,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 18.788,70-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 12.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve dosyada mevcut evrak asıllarının iade işlemlerinin yerine getirilmesinin akabinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/783, K. 2026/791, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-783-e-2026-791-k-64ea98ef2a84