İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/6 E. 2026/17 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/6
- Karar No
- 2026/17
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/6 Esas KARAR NO : 2026/17
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/01/2026 KARAR TARİHİ : 09/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile ilişkili olarak genel haciz yoluyla takibe başvurulduğunu, davalı (takip borçlusu) ... tarafından borca itiraz edildiğini ve bu sebeple icra takibinin durdurulduğunu, borçlu tarafından yapılan itirazın haksız olup kötüniyet içerdiğini, haklı davalarına konu icra takibinin davalı İski'ye ait su borusundan sızan suyun sebebiyet verdiği haksız fiilden kaynaklandığını, 10.02.2025 tarihinde mülkiyeti, işletmesi ve bakım-onarım sorumluluğu davalı ... Genel Müdürlüğü’ne ait olan su borusunun patlaması sonucu rizikonun meydana geldiği ... Mahallesi .... Sokak No: 19/2 adresinde bulunan taşınmazda su baskını meydana geldiğini, dava konusu riziko sonrası olay yerine intikal eden ... Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen İtfaiye Olay Tespit Raporu’nda; 10.02.2025 tarihinde dava konusu taşınmazda, ...’ye ait su borusunun patlaması sonucu su baskını meydana geldiğinin ve bodrum kat 2 no.lu dairede yaklaşık 6 cm seviyesinde su basması nedeniyle kapı, parke zemin ve halıların zarar gördüğünün açıkça tespit edildiğini, Resmî makamlarca düzenlenen bu raporun hasarın altyapı kaynaklı olduğunu ve davalı ...’nin sorumluluğunu ortaya koyduğunu, davalı ....'nin, kendisine ait altyapı tesislerine ilişkin bakım ve denetim yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle gerçekleşen bu olay neticesinde taşınmazda hasar oluştuğunu, meydana gelen zarar ile davalı idarenin kusurlu eylemi arasında açık ve doğrudan illiyet bağı bulunduğunu, hasar gören riziko adresi için geçerli ve yürürlükte bir sigorta poliçesi bulunduğunu, söz konusu poliçenin başlangıç tarihinin 21.02.2024, bitiş tarihinin ise 21.02.2025 olduğunu, dava konusu hasarın sigorta poliçesinin teminat süresi içerisinde, 10.02.2025 tarihinde meydana geldiğini, ekspertiz raporu doğrultusunda hasar bedelinin hesaplanarak sigorta tazminatı ödemesinin yapıldığını, eksper raporunda, bina yönünden toplam 31.400,00 TL, eşya yönünden ise toplam 15.000,00 TL olmak üzere, piyasa rayiç bedelleri esas alınarak toplam 46.400,00 TL hasar bedeli hesaplandığını, poliçede yer alan %10 koruma klozu dikkate alınarak eksik sigorta uygulamasına gidilmediğini, herhangi bir sovtaj veya muafiyet düşülmeksizin hesaplanan bedelin tamamının ödenebilir olduğunun belirlendiğini, bu tespitler doğrultusunda müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalıya toplam 46.400,00 TL tutarında sigorta tazminatı ödemesi yapıldığını, sigorta tazminatının ödenmesiyle birlikte müvekkili sigorta şirketinin halefiyet ilkesi gereği zarardan sorumlu idareye rücu etme hakkını kazandığını, borçluya rücuya esas ödemeden kaynaklı rücu mektubu gönderildiğini, ancak borçlu tarafından ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine dosya borçlusu (davalı) aleyhine İstanbul Bakırköy ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... Esas Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca itiraz edildiğini, itirazdan kaynaklı olarak arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşma imkanı olmadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı tutularak: Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinin rücuya esas ödemenin yapıldığı tarihten itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz ve takip tarihinden sonra işlemiş ve işleyecek faizler ile birlikte devamına, alacağın faizi ile birlikte davalı / borçludan tahsiline, söz konusu alacağın likit olduğu dikkate alınarak, hükmolunacak borç miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı/borçludan tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; "Konut Yangın Sigortası Poliçesine" dayalı olarak dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurul'nun ... esas, ... karar ve 15.06.2012 tarihli ilamında, davalı .... Genel Müdürlüğü'nün, kuruluşu, işleyiş ve yapısı ile görevlerinin 23.11.1981 tarih ve 17523 sayılı Resmî Gazete 'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı ... Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunla düzenlenen, ... Belediyesi'ne bağlı bulunan bir kamu kuruluşu olduğu, 2560 sayılı kanunda yer alan düzenlemeler ile ...'nin, genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtası ile denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve raporlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun tasvibine sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı (mülga TTK Yen'i 6102 sayılı TTK 16. Maddesi) TTK 18/1. maddesinde " Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmü şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılır" hükmünün yer aldığı ve yaptığı işler itibarı ile ticarethane sayıldığı ve çok açık biçimde tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Düzenlemede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir. Somut olayda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında 21/02/2024-21/02/2025 dönemine ait konut poliçesi düzenlendiği, bina için 1.249.150,69 TL, eşyalar için 208.191,78 TL teminat bedeli kararlaştırıldığı, 10/02/2025 tarihinde sigortalı dairenin bulunduğu bina arka cephesinden geçen ve ...'ye ait olan su borusunun patlaması neticesinde binaya sızan su nedeniyle meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı davacı sigorta şirketince, sigortalıya 05/03/2025 tarihinde 46.400,00-TL ödeme yapıldığı, sigortalıya yapılan ödemenin, meydana gelen hasardan davalı ...'nin sorumlu olduğundan bahisle rücuen tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı, sigortacının zarardan sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden kaynaklı bir dava olmayıp, sigortalı kimsenin sorumluya karşı açacağı dava gibi olup, sigortalının hangi mahkemede dava açma hakkı varsa, sigortacının da halefiyet hakkına dayanarak rücu davasını aynı mahkemede açacağı, dava konusu olayda sigortalı konut sahibi ile zarar sorumlu ..... arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı gibi tüketici işlemi niteliğinde de olmadığı, davacının, kanundan aldığı yetkiye istinaden alacaklı yerine geçerek haksız fiilden kaynaklanan zarar nedeniyle TBK.nun 69. maddesi uyarınca yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat talebinde bulunduğu iş bu davada davaya bakmakla görevli mahkemelerin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların/vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2026
Katip .... e-imza
Hakim ... e-imza