İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/406 E. 2026/546 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/406
Karar No
2026/546
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/406 Esas KARAR NO : 2026/546

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 11/05/2026 KARAR TARİHİ : 02/06/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ..... 'a ait ..... plakalı araç müvekkili Şirket tarafından ..... no’lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında 07/10/2022 - 07/10/2023 başlangıç ve bitiş tarihli dönemler için teminat altına alınmış olduğunu, 04.04.2023 tarihinde, sürücüsü tespit edilemeyen ..... plakalı aracıyla Şehit Yaşar Türkmen sokak üzerinden Muratlı caddesine önüş yapmak istediği esnada aracının geri geri manevra yapması üzerine aracının arka kısımlarını sürücü ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması neticesinde iki araçlı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kaza mahallinde kolluk kuvvetleri tarafından meydana gelen trafik kazasının gerçekleşme ve kusur durumlarına ilişkin tanzim edilen tutanakta, davalıya ait ..... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK Madde 67/1B kuralını ihlal ederek %100 asli ve tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği, tespit edilmiş olduğunu, meydana gelen trafik kazası sonrasında dava dışı sigortalı müvekkil sigorta şirketine aralarındaki poliçe kapsamında hasarın tazmini maksadıyla başvurmuş olduğunu, ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalı araç için 9.771,74 TL hasar onarım bedeli ekspertiz raporuna istinaden ödenmiş olduğunu, işbu ödemenin davalıya ait araç sürücüsünün %100 kusuru nispetinde davalıdan rücuen tahsil edilmesi gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin halefiyet esasına dayalı olarak zarar sorumlusundan rücen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Mahkememizce tensip ara kararı gereğince davacı sigortalısı .....'ın tacir kaydının araştırılmasına karar verilmiş, Süleymanpaşa Vergi Dairesi ve İTO'ya yazılan müzekkerelere yanıt verildiği, tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli ..... Esas ve..... Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu durumda eldeki davada dava dışı sigortalı ile davalı açısından değerlendirme yapılması, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Davacı taraf, halefiyet gereği sigortalısı yerine geçtiğinden ve kasko sigorta şirketi olduğundan mutlak ticari dava olmadığı gibi davacı sigortalısının tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari dava da bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/06/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/406, K. 2026/546, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-406-e-2026-546-k-40e82dfc7005