İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/388 E. 2026/453 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/388
- Karar No
- 2026/453
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/388 Esas KARAR NO :2026/453
DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ:23/04/2026 KARAR TARİHİ:26/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müflis ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama neticesinde, 27.11.2025 tarihinde saat 15:30 itibarıyla iflas kararı verilmiştir. Söz konusu iflas kararı ile birlikte şirketin tasarruf ehliyeti kısıtlanmış ve tüm mal varlığı iflas masasını oluşturmuştur. .... İflas Dairesi’nin ... İflas sayılı dosyası ile yürütülen tasfiye süreci, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 219. maddesi uyarınca "Adi Tasfiye" usulüyle başlatılmıştır. Birinci Alacaklılar Toplantısı, 07.01.2026 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda alınan kararlar, müvekkil ... gibi şirket bünyesinde emek veren işçilerin hukuki statüsünü doğrudan etkilemiştir. Zira toplantı tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, müflis şirketin faaliyetlerinin devam edip etmeyeceği oylanmış ve neticede faaliyetin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu kararın bir sonucu olarak, iflas idaresi tarafından şirket uhdesinde çalışan tüm işçilerin iş akitlerinin 31.12.2025 tarihi itibarıyla sona erdirilmesine karar verilmiştir. Dilekçemiz ekinde sunulan SGK İşten Ayrılış Bildirgesi'nde de açıkça görüleceği üzere, müvekkil işten (17) nolu çıkış kodu ile, iflas nedeniyle işyeri kapatılması kodu ile çıkartılmıştır. Müvekkil, uzun yıllardır maden mühendisi olarak müflis şirket bünyesinde çalışmış olup, iş akdi bizzat iflas idaresinin bu kararıyla ve şirket faaliyetlerinin sonlandırılması gerekçesiyle feshedilmiştir. Bu durum, müvekkilin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarının muaccel hale gelmesine sebebiyet vermiştir. Nitekim .... Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/..., K. 2024/..., T. 25.09.2024 tarihli kararında SGK kayıtlarındaki 17 çıkış kodunun iflas nedeniyle fesih anlamına geldiğini belirterek "davacının, iş sözleşmesinin iflas nedeniyle sona erdiğini ifade ettiği, davalı işyerinin kapanması gerekçesiyle iş ilişkisinin sona erdiğinin SGK kayıtlarına 17 kodu ile bildirildiği, dosya kapsamında aksi yönde başkaca bir delil sunulmadığı" hallerde işçilik alacaklarının iflas masasına kaydının gerekliliğine hükmetmiştir. Benzer şekilde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. ..., T. 03.06.2024 tarihli kararında işçinin "21.03.2016 tarihinde 17 kodu (işyerinin kapanması) ile hizmet akdinin sonlandırıldığı" tespitini yaparak feshe bağlı hakların birinci sıraya kaydedilmesine karar vermiştir. Müvekkil ..., iş akdinin feshedilmesinin ardından, yasal süresi içerisinde 06.02.2026 tarihinde .... İflas Müdürlüğü’ne başvurarak alacak bildiriminde bulunmuştur. Alacak kayıt dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak; 829.340,12 TL kıdem tazminatı, 121.848,42 TL ihbar tazminatı ve 280.000,00 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 1.231.188,54 TL tutarındaki imtiyazlı işçilik alacağının masaya kaydı talep edilmiştir.
Ancak İflas İdaresi tarafından tanzim edilen sıra cetvelinde, müvekkilin bu talebi 396. sırada "....bu alacak iddiası hakkında kabul veya red yönünde karar verilmemiş, kayıt kabul davası açılmasına imkan verecek şekilde alacağın “muhtacı muhakeme” olduğuna karar vermek gerekmiştir." kaydıyla yer almıştır. İİK m. 230 uyarınca iflas idaresi, alacak iddialarını tahkik etmek ve alacağın varlığı ile miktarını belirlemekle yükümlüdür. Buna karşın, iflas idaresi müvekkilin sunduğu somut belgeleri ve SGK kayıtlarını esas alarak bir hesaplama yapmak yerine, alacağın miktar olarak tespitini yargılamaya bırakmıştır. Dahası, müvekkilin alacağı kanunen imtiyazlı olmasına rağmen, sıra cetvelinin 396. sırasına dahil edilmiştir. İİK m. 206 uyarınca işçilik alacakları birinci sırada yer alması gereken en öncelikli alacaklar grubundadır. Bu sebeple müvekkilin alacağının hem miktar yönünden belirsiz bırakılması hem de imtiyaz sırasının hatalı gösterilmesi, müvekkilin iflas tasfiyesinden elde edeceği payın tehlikeye girmesine neden olmuştur.İflas idaresi tarafından düzenlenen sıra cetveli ve alacağın reddine/muhtacı muhakeme bırakılmasına dair karar, müvekkil ...’a 09.04.2026 tarihinde (UETS) üzerinden usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. İİK m. 235/1 uyarınca, sıra cetveline itiraz eden alacaklıların, cetvelin ilanından veya tebliğ masrafı yatıran alacaklılar için tebliğden itibaren 15 gün içinde dava açmaları gerekmektedir. Müvekkile yapılan tebligatın tarihi olan 09.04.2026 esas alındığında, huzurdaki dava, bu yasal süre içerisinde ikame edilmiş olup, davanın süresinde açıldığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Sıra cetvelinde müvekkilin alacağı için düşülen "muhtacı muhakeme" kaydı, hukuki mahiyeti itibarıyla alacağın iflas idaresince reddedildiği anlamına gelmektedir. İflas idaresi, müvekkilin sunduğu SGK kayıtları ve hizmet dökümleri üzerinden alacağın miktarını net bir şekilde tespit edebilecek durumdayken, bu incelemeyi yapmaktan kaçınarak alacağı çekişmeli hale getirmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2014 tarihli, 2014/11116 E. ve 2014/19793 K. sayılı ilamına göre, alacağın sıra cetvelinde "muhtacı muhakeme" bırakılması, alacağın reddi hükmünde olup İİK m. 235 uyarınca kayıt kabul davası açılmasını zorunlu kılmaktadır. İflas idaresinin bu tutumu, müvekkili mahkeme huzurunda alacağını ispat etmeye zorlamıştır. Oysa ki işçilik alacaklarının ispatında SGK kayıtları ve işyeri özlük dosyaları birincil delil niteliğindedir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.07.2021 tarihli, .... sayılı kararında vurgulandığı üzere: "davacının müflis şirkette çalıştığı hususunda bir kuşku bulunmadığı, bu hususun dosyada mübrez ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü kayıtları ile doğrulandığı" hallerde, iflas idaresinin ret kararı yasal dayanaktan yoksundur. Müvekkilin hizmet süresi ve ücret bilgileri SGK kayıtlarında sabit olmasına rağmen alacağın "muhtacı muhakeme" olarak tespiti, hem usule hem de yasaya aykırıdır. Bu hatalı Sıra Cetveli İlanı, müvekkilin alacağının miktar olarak tespiti ve imtiyazlı alacak olarak 1. sıraya kaydı için işbu davayı açma zaruretini doğurmuştur. İİK m. 206/4-a bendi uyarınca "işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacakları birinci sıradaki alacaklardır." Kanunun bu açık emrine rağmen müvekkilin 396. sıraya kaydedilmesi, iflas idaresinin kanuni sıralama kurallarını da ihlal ettiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Mahkemenizce yapılacak yargılama ile bu hatalı kaydın düzeltilmesi, müvekkilin hak ettiği tazminat tutarlarının netleştirilmesi ve kanuni imtiyaz sırasına uygun olarak masaya dahil edilmesi gerekmektedir. Müvekkil ..., müflis ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve bu şirketin de dahil olduğu şirketler grubu bünyesinde, mesleki kıdemi ve uzmanlığı uyarınca Maden Mühendisi olarak uzun yıllar boyunca emek vermiştir. Müvekkilin çalışma geçmişi tetkik edildiğinde, iş ilişkisinin başlangıcının 01.07.2010 tarihi olduğu ve bu tarihte grup şirketlerinden biri olan ... Satış Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde sigortalı işe girişinin yapıldığı görülmektedir. Dosyaya sunulu SGK hizmet dökümü ve özlük dosyası kayıtları ile sabit olduğu üzere; müvekkil, 03.05.2018 tarihine kadar bu tüzel kişilik bünyesinde çalışmış, 04.05.2018 tarihinde ise hiçbir ara vermeksizin, aynı işyerinde, aynı görev tanımıyla ve aynı çalışma koşulları altında ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesine nakledilmiştir. Hukuken bu durum, klasik bir işyeri devri veya şirketler topluluğu içerisindeki tüzel kişilik değişikliğinden ibarettir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, işyerinin veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri halinde, devir tarihinde işyerinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Bu geçiş sürecinde müvekkilin iş akdi hiçbir surette feshedilmemiş, kendisine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya yıllık izin ücreti adı altında herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Ödemenin yapılmamış olması ve çalışmanın kesintisiz devam etmesi, 2018 yılındaki değişikliğin "gerçek ve nihai bir fesih" değil, yalnızca "şekli bir işveren değişikliği" olduğunun en somut kanıtıdır. Müvekkilin hizmet süresinin tespiti noktasında en güvenilir ve itiraz edilemez delil niteliğini haiz olan SGK hizmet döküm cetveli incelendiğinde; 01.07.2010 ile 31.12.2025 tarihleri arasında geçen sürenin toplam 15 yıl 5 ay 30 gün olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkilin iş akdi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27.11.2025 tarihli iflas kararı sonrasında, tasfiye sürecinin bir gereği olarak 07.01.2026 tarihli birinci alacaklılar toplantısında alınan karar uyarınca 31.12.2025 tarihi itibarıyla feshedilmiştir. Bu fesih, müvekkilin kusurundan kaynaklanmayan, tamamen şirketin iflası ve faaliyetlerinin durdurulması neticesinde gerçekleşen bir fesihtir. Müvekkilin 15 yılı aşkın emeğinin tek bir çalışma dönemi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İflas idaresi, müvekkilin sunduğu bu resmi kayıtlar üzerinden basit bir aritmetik hesaplama ile hizmet süresini belirleyebilecekken, bu incelemeyi yapmaktan imtina etmiştir. Oysa ki, işçilik alacaklarının ispatında SGK kayıtları kamu düzenine ilişkin karine teşkil eder. Müvekkilin 2018 yılındaki giriş-çıkış kayıtlarının sadece birer "bildirim" mahiyetinde olduğu, fiili çalışma ilişkisinin ise bir gün dahi kesintiye uğramadığı dosyadaki tüm delillerle sabittir. Bu bağlamda, kıdem tazminatına esas süre hesaplanırken 01.07.2010 tarihinden, feshin hüküm ve sonuçlarını doğurduğu 31.12.2025 tarihine kadar olan tüm takvim günlerinin hesaba katılması yasal bir zorunluluktur. İflas idaresinin bu net tabloya rağmen alacağı çekişmeli hale getirmesi, müvekkilin haklarına erişimini geciktiren haksız bir tutumdur. Müvekkilin iflas masasına bildirdiği alacak kalemleri, fesih tarihindeki brüt ücreti ve toplam hizmet süresi üzerinden, iş hukuku mevzuatına tam uyumlu şekilde hesaplanmıştır. Müvekkilin son brüt ücreti 90.358,58 TL olup, kıdem tazminatı tavanı gözetilerek yapılan hesaplamada; 15 yıl 5 ay 30 günlük çalışma karşılığı net kıdem tazminatı alacağı 829.340,12 TL olarak tahakkuk etmiştir. Bu tutar, müvekkilin on beş yılı aşkın süredir verdiği emeğin, yıpranmanın ve sadakatin yasal karşılığıdır. İhbar tazminatı yönünden ise; müvekkilin hizmet süresi 3 yılı aştığı için 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca 8 haftalık (56 gün) ihbar süresi mevcuttur. Şirketin iflası ve akabinde alacaklılar toplantısında alınan toplu fesih kararı ile müvekkile bildirim öneli tanınmamış, iş akdi derhal sonlandırılmıştır. Bu durum, müvekkil lehine 121.848,42 TL net ihbar tazminatı alacağı doğurmuştur. Ayrıca müvekkilin çalışma süresi boyunca hak edip de kullanamadığı toplam 140 günlük yıllık ücretli izin hakkı bulunmaktadır. İş Kanunu m. 59 uyarınca, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine ödenir. Bu kalemden doğan alacak tutarı ise 280.000,00 TL’dir. Müflis ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. İflas İdaresi tarafından düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkil ...’ın işçilik alacaklarının 396. sıraya kaydedilmiş olması, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) amir hükümlerine ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. İflas hukukunda alacakların hangi sırada yer alacağı, alacaklılar arasındaki tatmin önceliğini belirleyen ve kamu düzenini ilgilendiren temel bir kuraldır. İİK m. 206 uyarınca düzenlenen "Alacakların Sırası" başlıklı hüküm, işçilik alacaklarını en üst mertebede koruma altına almıştır. İlgili maddenin birinci fıkrasının (A) bendi uyarınca; işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacakları, masadaki tüm adi alacakların önünde, birinci sırada yer alan imtiyazlı alacaklardır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 29.02.2024 tarihli, 2020/2315 E. ve 2024/284 K. sayılı ilamında bu husus açıkça vurgulanmış olup kararda; "işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacakları birinci sıradaki alacaklardır" ifadesine yer verilmiştir. Müvekkilin iş akdi, müflis şirketin iflası ve faaliyetlerinin durdurulması neticesinde 31.12.2025 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tamamı, İİK m. 206 anlamında "iflas nedeniyle sona eren iş ilişkisinden doğan" birinci sıra imtiyazlı alacak niteliğindedir. Alacağın 396. sıraya, yani adi alacaklar arasına kaydedilmesi, müvekkilin rüçhan hakkını ortadan kaldıran ve masadaki tasfiye payından mahrum kalmasına yol açabilecek ağır bir usul hatasıdır. İflas idaresi, müvekkilin alacak kayıt başvurusunu incelerken "muhtacı muhakeme" kaydı düşerek alacağın miktarını ve varlığını belirsiz bırakmıştır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2014 tarihli, 2014/11116 E. ve 2014/19793 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, bir alacağın sıra cetvelinde "muhtacı muhakeme" olarak bırakılması, hukuki mahiyeti itibarıyla alacağın reddi hükmündedir. Bu kayıt, iflas idaresinin alacağı mevcut belgelerle (SGK kayıtları, ticari defterler vb.) tespit edemediğini veya etmekten kaçındığını göstermektedir. Ancak müvekkilin 15 yılı aşkın çalışması SGK hizmet dökümleriyle sabit olduğu gibi, müflis şirketin 07.01.2026 tarihli 1. Alacaklılar Toplantısı tutanaklarında da işçilerin iş akitlerinin iflas nedeniyle sonlandırıldığı bizzat tutanak altına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.07.2021 tarihli, .... sayılı kararında; iflas idaresinin işçilik alacağını reddetmesinin "yasal bir dayanağının bulunmadığı" tespit edilerek, alacağın miktarı bilirkişi marifetiyle belirlenmiş ve masaya kaydına hükmedilmiştir. Müvekkil yönünden de durum farksızdır. İflas idaresi, müvekkilin 396. sıradaki kaydını oluştururken İİK m. 206’daki imtiyaz kurallarını göz ardı ettiği gibi, alacağın miktarını da soyut bir "yargılama gerekliliği" gerekçesiyle reddetmiştir. Huzurdaki dava ile bu "muhtacı muhakeme" kaydının kaldırılarak, müvekkilin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti kalemlerinin miktar olarak tespiti ile birinci sıraya kesin kaydı talep edilmektedir. Alacağın adi alacaklar arasında (396. sırada) bırakılması, müvekkilin 15 yıllık emeğinin masadaki ticari borçlarla aynı kefeye konulması anlamına gelir ki bu durum, işçiyi koruma ilkesine ve iflas hukukunun emredici sıralama hükümlerine temelden aykırıdır. Müvekkil ...’ın, müflis ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. nezdindeki 01.07.2010 - 31.12.2025 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmasının ve iş akdinin iflas nedeniyle feshinin tespitine,
.... İflas Dairesi’nin ... İflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 396. sırasında yer alan "muhtacı muhakeme" kaydının kaldırılmasına,
Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, huzurdaki davanın kabulü ile;
- 829.340,12 TL Kıdem Tazminatı alacağının, fesih tarihi olan 31.12.2025 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka işletme mevduat faizi ile birlikte,
- 121.848,42 TL İhbar Tazminatı alacağının, fesih tarihi olan 31.12.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
280.000,00 TL Yıllık İzin Ücreti alacağının, fesih tarihi olan 31.12.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
olmak üzere toplam 1.231.188,54 TL işçilik alacağının (bilirkişi raporuyla netleşecek tutarlar üzerinden artırılmak üzere), İİK m. 206/4-a uyarınca imtiyazlı birinci sıradan iflas masasına kayıt ve kabulüne,
İflas karar tarihi ile fiili fesih tarihi arasındaki 34 günlük döneme ilişkin hakların, mahkemenizce "masa borcu" olarak nitelendirilmesi ihtimaline binaen, bu kısım yönünden İş Mahkemesi’nde dava açma ve talep haklarımızın saklı tutulmasına,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müflis şirket iflas idaresine yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Öncelikle belirtmek gerekir ki iş bu davanın açılması için 15 günlük hak düşürücü süre mevcuttur. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 235. maddesi uyarınca, sıra cetveline itiraz davaları, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde açılmak zorundadır. Ancak, alacak iddiasının tamamı veya bir kısmı reddedilen alacaklılar bakımından bu sürenin başlangıcı, İİK m. 234/2 hükmü gereğince yapılan doğrudan bildirim tarihidir. İlk olarak bu doğrultu da bir inceleme yapılmasını talep ederiz. Kayıt kabul davasında görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi ve husumet meselesine dikkat edilmelidir.
Kayıt kabul davaları, İİK m. 235 uyarınca basit yargılama usulüne tabi olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise iflas kararını veren yer mahkemesidir. Somut olayda, iflas tasfiyesi .... İflas Müdürlüğü nezdinde yürütüldüğünden, davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri bünyesinde görülmesi usul ekonomisi ve kanuni yetki kuralları gereğidir.
Bu doğrultu da bir inceleme yapılmasını talep ederiz. Bu davada husumet, müflis şirketin kendisinden ziyade, iflas masasını temsil eden iflas idaresine yöneltilmektedir. İflas idaresi, sıra cetvelini düzenleyen ve alacakları kabul veya ret yetkisine sahip olan organ olarak, masanın menfaatlerini korumakla yükümlüdür. İflas idaresinin reddi üzerine açılan bu davalarda mahkeme, iflas idaresinin yerini alarak alacağın esasına dair bir yargılama yapar. Kayıt kabul davası, bir nevi "eda davası" niteliğinde olup, mahkemenin vereceği karar ile reddedilen alacak miktarı kesinleşerek masaya dahil edilecektir.
Bu doğrultu da bir inceleme yapılmasını talep ederiz. 5-)Davacının davaya konu ettiği sıra cetveli iptal edilmiştir.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2026 / ... E. 2026 / ... K. Sayılı dosyasında alınan karar ile 20.04.2026 tarihinde Davacının davaya konu ettiği İflas İdaresi Kararı yani davaya konu sıra cetveli iptal edilmiştir.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2026 / ... E. 2026 / ... K. Sayılı dosyasında alınan kararın celbini talep ederiz. Davacının bahsettiği alacak miktarı fazladır. davacının hesabının tamamını reddediyoruz.
İlgili hesabı kabul etmek mümkün değildir. Ancak İflas İdaresi kararı ile yeni sıra cetveli yakın zamanda yayınlanacaktır.
Uzman Bilirkişiler tarafından yapılacak hesaplara dayanacak bir cetvel hazırlığı vardır.
İlgili cetvele göre Davacı alacağı ile ilgili kararı uygun görmez uygun görmediği kısım üzerinden davasını takip edebilir veyahut yeni bir dava açabilir. Davacı yeni yayınlanacak cetveldeki alacağını kısmen kabul etmez ise yani ilgili alacağın üzerine bir alacağı olduğu iddiası ile davanın devamı söz konusu olur ise (tarafımızca dava tümden reddedilmelidir görüşümüz bu yöndedir) o halde iş bu davanın kısmen kabulüne , kısmen reddine karar verilmelidir. Muflis Şirket hakkında iflas kararı verildiği için şirketin idari binalarının neredeyse tamamı mühürlü haldedir. O nedenle şirket kayıtlarına Davacının iddiaları açısından erişmek oldukça güçtür. Muflis Şirket'in elektriği ( internet ) de olmadığı gibi server kayıtlarına da erişilememektedir. O nedenle de yukarıda bahsettiğimiz gibi Davacının iddiaları açısından şirket kayıtlarına erişmek oldukça güçtür. İflas idaresi, sıra cetveli hazırlık aşamasında sunduğu gerekçede, alacak iddialarının tahkikinde prensip olarak müflis şirketin 30 Haziran 2025 tarihli ticari defter kayıtlarını esas aldığını, bu tarihten sonraki döneme ait yevmiye kaydı veya defteri kebir hesaplarının bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemenizin bu duruma dikkat etmesini talep ederiz. İflas idaresi tarafından hazırlanan sıra cetvelinde, Temmuz 2025 sonrası döneme ait kayıtların "elektronik ortamda teslim edilen basit excel listelerinden ibaret olduğu" ve "hukuken dikkate alınamayacağı" belirtilmiştir Mahkemenizin bu duruma dikkat etmesini talep ederiz. 10-)Müflis şirketin defterlerinin 30.06.2025 tarihinde kesilmiş olması, şirketin o tarihte faaliyetlerini durdurduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, iflasın açılmasına kadar olan süreçte müflis şirket ticari hayatına devam etmiştir. Ancak yukarıda izah ettiğimiz gibi verileri karşılaştırabilecek fazlaca delilimiz yoktur. Bu nedenlerle Mahkemeden talebimiz: Davacının, var ise bordroları, var ise ticari kayıtları defterleri ve üçüncü kurumlardan ( sgk, vergi dairesi, bankalar vb.) gelecek verilerle alacağın teyit edilmesi ve mutlak suretle bilirkişi incelemesi yaptırılmasıdır. İşbu kayıt kabul davası ile mahkemeniz huzurunda yapılacak kapsamlı bilirkişi incelemesiyle, bir sonuca ulaşılabilir kanaatindeyiz. davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava müflis ... Gayrimenkul'den alacağı bulunduğu iddiasıyla alacağının davalı iflas idaresi nezdinde masaya kayıt ve kabul isteminden ibarettir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 235. Maddesinde; "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur." şeklinde düzenleme yapılmıştır. AAÜT 6/1 maddesinde; "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı karar örneği davalı tarafından mahkememize ibraz edilmiştir. Kararın incelenmesinde iflas idaresi tarafından düzenlenen sıra cetvelinin .... İcra Hukuk Mahkemesi'nce iptaline karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. İİK 235/1 uyarınca açılan kayıt ve kabul davalarının görülebilmesi için ön şart olarak geçerli bir sıra cetveli bulunması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından alacağı olduğu iddiasıyla davalı iflas idaresi nezdinde masaya alacak kayıt talebinde bulunulmuş ancak masa tarafından davacı alacağının reddine karar verilmiştir. Akabinde ise davalı iflas idaresi tarafından bizzat .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde kendisinin yapmış olduğu sıra cetvelinin usule ve yasaya uygun olmadığı, İflas İdare Memurları tarafından alınan kararın adaletin hızlı ve sorunsuz şekilde tecellisi, iflas masasının güvenirliğini zedeleyici ve dolayısıyla zaten iş akdinin feshedilmesi nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetin en aza indirilmesi adına işçi ve işveren ilişkisine dayalı iş bu iflas idaresi kararının kaldırılması talebiyle dava ikame edilmiş ve dava neticesinde sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalı iflas idaresinin aldığı karar ile davacının alacağının masaya kaydının yapılmadığı, akabinde davalı iflas idaresince kendi kararının iptali için İcra Hukuk Mahkemesi'ne dava açıldığı ve kararın iptal edilmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacının alacağının masaya kayıt edilmemesi sebebiyle itiraz davası açmak için 15 günlük hak düşürücü süresi olduğu ve davalının ret kararı nedeniyle mahkememizde görülmekte olan davayı ikame etmek mecburiyetinde kalındığı ve mefhumu muhalifinden (davalı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi'nde bizzat dava ikame edilmek suretiyle itiraz edilen sıra cetveli kararının iptali talep edilmesi olmakla) davacının davayı açmakta haklı olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan ve ön inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmiş olduğundan AAÜT 6/1 uyarınca davacı lehine maktu vekalet ücretinin yarısına hükmetmek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın konusuz kalmış olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 6/1 gereğince hesaplanan 22.500,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 732,00 TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 60,00 TL tebligat, posta vesairden oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır