İlk Derece Mahkemesi · 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/37 E. 2026/410 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/37
Karar No
2026/410
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/37 Esas - 2026/410 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/37 Esas KARAR NO : 2026/410

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2026 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında bir ticari ilişki bulunmakta olduğunu, taraflar arasında ticari işten kaynaklı sözleşme yapıldığını, müvekkili şirket yetkilisi tarafından ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. lehine, ... .... .... - Seyranbağları Şubesi nezdinde 700.000,00 TL bedelli, 13.06.2025 vadeli, 0054369 numaralı bir çek keşide edildiğini ancak, bu çekin karşılığı olan mal veya hizmet teslimi hiçbir şekilde gerçekleşmediğini, çekin müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalıya fiilen teslim edilmediğini, müteakiben, müvekkili tarafından çekin kaybolduğunun fark edildiğini yapılan tüm araştırmalara rağmen çekin bulunamadığını, müvekkili şirketin ticari defterlerinde, dava konusu çekin karşılığında düzenlenmiş herhangi bir fatura, irsaliye, teslim veya hizmet kaydına da bulunmadığını, müvekkili tarafından yapılan iç incelemelerde, çekin şirket yetkilisi tarafından davalıya fiilen teslim edilmediğini daha sonra kaybolduğu veya üçüncü kişilerce kötü niyetle ele geçirilmiş olabileceğinin anlaşıldığını, ciro zincirinin kısa süre içinde birden fazla ve birbirinden tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler arasında gerçekleşmiş olması, Yargıtay uygulamasında çekin gerçek bir ticari ilişkinin değil, kötü niyetli bir tedavül sürecinin parçası olduğuna işaret eden güçlü bir emare olduğunu, müvekkili şirketin, 13.06.2025 vadeli, 700.000,00 TL bedelli, 0054369 numaralı çeke ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, İİK m.72 uyarınca, müvekkil aleyhine başlatılacak veya başlatılmış olan icra takibinin durdurulması amacıyla İHTİYARİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesine, çekin fiilen teslim alıp almadığının belirlenebilmesi için çekin lehtarı olan ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne, ihbarda bulunulmasına, müzekkere yazılmasına, çekin davalı tarafından haksız şekilde ibraz edilmesi sonucu müvekkil adına bankaca oluşturulan “karşılıksızdır” kaydının, mahkemece verilecek menfi tespit kararına bağlı olarak ... .... .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın ikame etmiş olduğu menfi tespit davasının tamamen haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli bir girişim olduğunu, davacı şirket ile ... Nakliyat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. arasında bir ticari ilişki, taraflar arasında akdedilen sözleşme veya mal alış verişi müvekkili şirketleri bağlamamakta olduğunu, davacının ... Nakliyat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. Arasındaki ticari ilişki ve sözleşmeyi müvekkili şirketlere karşı ileri sürmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, çekin temel borç ilişkisinden bağımsız bir borç ikrarı oldğunu çek hamilinin, lehtar ile keşideci arasındaki temel ilişkiyi bilme zorunluluğu olmadığını, 700.000,00 TL bedelli, 13.06.2025 vadeli, 0054369 numaralı bir çekin halen müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirketin halen alacak olduğunu, müvekkili şirketlere karşı davacı tarafından açılmış olan hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli davanın ve davacı taleplerinin davacı tarafın, müvekkil şirketlerin kötü niyetli olduğuna dair somut hiçbir delil sunamaması (müvekkil şirketlerin iyi niyetli olması), çekin mücerretliği ilkesi, davacı şirketin açmış olduğu davada hukuki menfaatinin olmaması, davanın hukuki dayanaktan yoksun, haksız ev kötü niyetli olması, nedenleri red edilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak açılan bu dava nedeniyle, müvekkili şirketin alacağının tahsilinin kasten geciktirildiği, iftira atıldığı ve ticari itibarının zedelendiği göz önünde bulundurularak dava konusu yapılan çek bedelinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının (hüküm altına alınarak) davacıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davadava dayanağı olan çekte yer alan lehtar ciro imzasının lehtar şirketin yetkililerin eli ürünü olmadığı, davalının kötüniyetli hamil olduğu iddiasıyla davacı keşideci tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, ...1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd; Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, ...1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, ...1988, s. 174 vd- s.286; Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, ...1990 s.1611 vd.). 6102 sayılı TTK’nun 686/1.maddesi; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır” hükmünü içermektedir. Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt ...1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: ...1998, s. 363). Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. maddesi uyarınca; “Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çeklerde, davacı keşideci durumunda olup, davalı ciro yoluyla hamil olmuştur. Görünüşe göre ilk ciro, çekin lehtarı durumundaki ... Elektrik Nakliyat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi imzası ile yapılmıştır. Davacı keşideci, kendi imzasını inkar etmemektedir. Çeklerin metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Dava dışı lehtarın imzası geçersiz olsa bile yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında bu durum davacı keşideciyi sorumluluktan kurtarmaz. Her ne kadar davacı keşideci, lehtarın imzasının sahte olduğu ve davalının dava konusu yapılan çeki kötü niyetli iktisap ettiğini iddia etmiş, ise de keşideci ile lehtardan sonraki ciroların usulsüzlüğü veya sahteliğinden bahisle lehtar ile arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Somut olayda, hamil davalının çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötü niyetli hamil olduğu kanıtlanamamıştır. Davacı tarafça yemin deliline dayanılmamıştır. Bu durumda davaya konu dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çek lehtarının ilk cirosunun sahte oluşu, veya sonraki ciro yoluyla hamilin yetkili hamil olmaması keşidecinin çekler nedeniyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalı hamile karşı ileri sürülemeyeceği gibi çekte lehtar imzasının sahteliği ilk cirantanın yetkili hamil olmamasına ilişkin mutlak defi veya ve bedelsizliğe ilişkin şahsi def'iyi de davacı keşidecinin, çek hamili davalıya karşı ileri sürerek, borçtan kurtulamayacağı değerlendirilerek açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-Davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 11.954,25 TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 11.222,25 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 111.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/06/2026 09:35:45

Atıf: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/37, K. 2026/410, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-37-e-2026-410-k-2a52283c3ad9