İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/474 E. 2026/314 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/474
- Karar No
- 2026/314
- Karar Tarihi
T.C. ............. 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/474 Esas - 2026/314 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ............. 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/474 Esas KARAR NO : 2026/314
................... ........................... .................................. ....................................... ............................................... .......................................................
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2023 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından davaya konu 31/12/2022 tarihli, 870341 hesap nolu, 9......44 seri nolu 150.000,00-TL bedelli, keşidecisi davacı olan, lehtarı dava dışı .......... Akaryakıt... Ltd. Şti., muhatabı ................. T.A.Ş. Cebeci/............. Şubesi olan ve ciro yoluyla davalı bankaya geçen çeke istinaden ............. 23. İcra Müdürlüğünün 2023/3513 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı tarafça iş bu dosyada lehtar tarafından çekin davalı bankadan kullanılan kredi için rehin cirosuyla davalıya verildiğini, bu haliyle davalının yetkili hamil olmadığı ve takip yetkisinin olmadığı bu sebeple davacının icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açıldığı, daha sonra yapılan ödeme dolayısıyla davanın istirdada dönüştüğü, ödeme yapılmamasının nedeninin davacı tarafça ............. 3. AHM'nin 2022/880 E. Sayılı dosyasında 30/12/2022 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararı olduğunu, bu sebeple davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı tarafından icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınan 210.440,40TL'nin yasal faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, davacının, gizli rehin cirosu nedeniyle müvekkili bankanın yetkili hamil olmadığını ve dava konusu çekin dava dışı akaryakıt şirketinden teminat amacıyla alındığını iddia etmiş ise de bu iddialarının mesnetsiz olduğunu, dava konusu çekte gizli rehin cirosu olmayıp, takip konusu çekin de herhangi bir hukuki ilişkiden bağımsız olarak yasal şartları tam olan bir kambiyo senedi olduğunu, senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya senedin önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK'nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerektiği, borçlu tarafından senedin teminat senedi olduğu ispatlanamadığından dolayı itirazlarının reddine karar verilmesini, davacının keşideci olup, çek bedelinin ödenmemesinden sorumlular ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, çek üzerinde ödeme yasağı kararı verilmediğini sadece davacı ile dava dışı akaryakıt şirketi arasında süren menfi tespit talepli dava nedeniyle banka tarafından ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, zaten ............. 23. İcra Müdürlüğü'nün 2023/3513 esas sayılı dosyasında çek üzerinde ............. 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/880 esas sayılı dosyasının 30/12/2022 tarihli kararı gereği çek üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığını ve bu hususun 03/01/2023 tarihinde çek üzerinde şerh edildiğini, çek ile ilgili her ne kadar ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de ihtiyati tedbir kararının muhatabının ................. türk a.ş. olup, alacaklı müvekkili olmadığını, zaten çek zayi davası da açılmadığını, açılan davanın davacı ile dava dışı ciranta olan akaryakıt şirketi olduğunu, bu nedenle yetkili hamil sıfatı ile çeki elinde bulunduran müvekkili bankanın alacağından davacı keşidecinin sorumlu olduğunu, davacı tarafından iş bu dosya ile aynı talep ile ikame edilen ............. 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/57 Esas sayılı dosyasında davacının davasının reddedildiğini belirterek, iş bu davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 19/09/2023 tarih, 2023/160 Esas, 2023/639 sayılı kararının, ............. Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2024 tarih, 2024/348 Esas, 2024/823 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı görüldü. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, takibe konu çek nedeniyle davalı bankanın yetkili hamil olup olmadığı, çekin dava dışı lehtar tarafından davalı bankaya rehin cirosu ile kredinin teminatı olarak verilip verilmediği, dava konusu çek ve takip dolayısıyla davacının davalıya borçlu olup olmadığı, istirdat talep hakkının olup olmadığı ve icra takibinin iptal edilip edilmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmaktadır. Eş deyişle uyuşmazlık menfi tespit davasından dönüşen istirdat istemi ve icra takibinin iptali istemi olmak üzere iki istem üzerinde temerküz etmektedir. Somut uyuşmazlığa konu çekte: -Keşideci ............L, -Lehtar dava dışı .......... Akaryakıt Enerji Nakliyat İnşaat Sanayi Ticaret LTD. ŞTİ. (Artık “..........” olarak anılacaktır.), -Hamil ise davalı ................. A.Ş.’dir. (Artık “.........” olarak anılacaktır.) Davacı tarafından ..........’a da aynı çek sebebiyle ikame edilen dava .............r 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/880 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmüştür. O davada davacı bedelsizlik def’i ile menfi tespit ve çek iptali isteminde bulunmuştur. Yargılama sırasında .......... davayı kabul etmiştir. Anılan Mahkeme işbu kabul beyanı üzerine borçlu olunmadığının tespitine ve fakat çek iptali yönünden dosyamız davalısına işaret ederek yargılama dışı kişi hakkında hüküm kurulamayacağı cihetiyle bu yöndeki talebin reddine karar vermiştir. Tarafların istinaf etmemesi üzerine her iki hüküm kesinleşmiştir. Oradaki kabul beyanının dosyamız davalısına müessir olmadığı izahtan varestedir. Hemen belirtmek gerekir yukarıda anılan yargılama ile eldeki uyuşmazlık evvelce birleştirilmiş ve fakat istinaf merciince bu birleştirmenin hukuken mümkün olmadığı cihetiyle birleştirme kararı kesin olarak kaldırılmıştır. Özetle eldeki uyuşmazlık müstakilen görülmeye devam edilmiştir. Çek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek, düzenleyen muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramaz. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve alonj denilen ek kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. 6102 sayılı TTK'nın 792. Maddesinde yer alan "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenleme uyarınca rızası hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına yahut menfi tespite karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gerekir. Bu durumda, eldeki davada ispat yükün çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup, aksinin kabulünün kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldıracaktır. ( Yargıtay 11. HD'nin 11.10.2021 tarih ve 2020/4198 E. - 2021/5951 K., 01.06.2021 tarih ve 2020/3172 E. - 2021/4639 K.) Somut olayda hamilin ciro zincirinde şekli olarak bir kopukluk olmaksızın edinmiş olması nedeniyle yetkili hamil konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Dava konusu çekte mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmez. ( Yargıtay 11. HD'nin 17.12.2018 tarih ve 2018/5363 E. - 2018/7977 K. ) Düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap eden davalının çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerekli olup ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından sunulan delilerden davalı hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Rehin cirosu hususuna gelince: 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 689.maddesi: (1)“Ciro, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir. (2)Poliçeden mesul olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan var olan ilişkilere dayanan defileri hamile karşı ileri süremezler; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 818.maddesinde ise poliçeye dair bazı hükümlerin çekler hakkında da uygulanacağı belirtilmiş olup, adı geçen maddede rehin cirosu ile ilgili olarak 689.maddeye yapılmış bir atıf bulunmamaktadır. “Çekte rehin cirosu yapılamaz. Çekin sadece tahsil veya temlik cirosuyla verilmesi mümkündür. Çeklere uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı maddede rehin cirosuna ilişkin bir atıf yapılmamıştır. Çekte rehin cirosu yapabilmek yolunun kapatılmasının sebebi, çekin, bir ödeme vasıtası olmasıdır. Kısa süre içinde (vadeli!) ödenmesi şart bulunan bir senedin, teminat kabilinden ciro edilmesi uygun görülmemiştir. Bir ödeme vasıtası olarak ibraz edildiği anda ödenmesi gereken çek bedelinin tahsil edilip rehnolunmasının, daha devamlı ve emin bir teminat teşkil edeceği tabiidir. Aynı şekilde çekin, Türk Medeni Kanunu’nun rehne ilişkin hükümlerinden yararlanılarak rehnedilmesi imkânı da vardır” (Öztan, F:Kıymetli Evrak Hukuku, ............. 2012,s.278 vd.). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, çekte ancak tahsil veya temlik cirosu yapılabileceği, dava konusu yapılan çeklerin lehtarı tarafından yapılan ciroda herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılacağı gibi, çekin rehin cirosu ile devredilmediği, bir an için kredinin teminat alınarak kullandırılacağına ilişkin yapılan “genel ifadeler” bulunduğu kabul edilse bile bunun çekin rehin cirosu ile devredildiğini göstermeyeceği, çeklerin tevdi bordrosundan çeklerin temlik cirosu ile teslim alındığı sonucuna varılmıştır. Dosya kapsamında bir örneği bulunan çekin incelenmesinde, çekte rehin cirosuna ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmüştür. Açıklanan sebeplerle ispat edilemeyen davanın reddi gerekir. HÜKÜM: I-İSTİRDAT İSTEMİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE: Davanın reddine, II-İCRA TAKİBİNİN İPTALİ İSTEMİNE GELİNCE: Davanın reddine, III-Alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 2.561,63 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 1.829,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, IV-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, V-Davalı tarafından yapılan 180,00 TL ( posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, VI-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, VII-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............. Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026