İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/368 E. 2026/452 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/368
Karar No
2026/452
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/368 KARAR NO : 2026/452

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/09/2023 KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ----plaka sayılı aracın 19.09.2022 tarihinde-----plakalı araçlarla yaralamalı-maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştığını, daha sonra müvekkilinin Zorunlu Mali Mesuliyet sigortası olan----. İcra Müdürlüğünün --- Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında rücuen tazminat talepli takip başlattığını, ancak zorunlu mali sigortanın rücu sebeplerinden hiçbirinin kazada mevcut olmadığını beyan ederek müvekkilinin ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasında şimdilik 1000 TL yönünden borcu olmadığının tespit edilmesine, borçlunun %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın davacı ----- ile müvekkil ---- ŞİRKETİ arasında bir tüketici işlemi olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, bu nedenle görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, davacının itirazı ile takip dosyasının durduğunu bu aşamada davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin rücu hakkının doğduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.----- Noterler Birliğine müzekkere yazılarak araç tescil bilgileri istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak aracın tramer kaydı istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Davalı Sigorta Şirketine müzekkere yazılarak hasar dosyası ve poliçe istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Dava, hak sahibine ödenen tazminatın, sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan takip nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; --- Esas --- Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın kesinleşerek tüketici mahkemesine gönderildiği, ----Tüketici Mahkemesinin ---Esas --- Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verdiği --- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin ---- Esas ---- Karar sayılı ilamı ile yargı yeri olarak mahkememizi belirlediği anlaşıldı. Dosya mahkememizin ---- Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.----- Tüketici Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; araçta meydana gelen kaza tutarının 5.650,28 TL olduğunu, davalının ZMSS/Trafik sigortacısı olduğunu, ---- plakalı araç sürücüsünün 19.09.2022 tarihinde gerçekleşen çok araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında asli kusurlu olduğunu ancak dava dışı sürücünün olay yerini terk ettiğinin davalı tarafından somut delillerle ispatlanamadığını, bu nedenle davalının araç malikine rücu edemeyeceğini belirtmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasındaki 19.09.2022 tarihinde meydana gelen kazada ZMMS kapsamında ödeme yapan davalı sigorta şirketi yönünden sigortalıya rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, oluştu ise oranının ve isteyebileceği tazminat miktarının ne olduğu, bu doğrultuda davacının -----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasından borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı yan davacının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu işbu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını iddia etmiş ise de; Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 13/02/2017 tarih, ----. sayılı kararında vurgulandığı üzere "Dava İİK 72. maddesine göre açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmamış olduğu durumda ise böyle bir imkan söz konusu olmadığından, borçlunun itirazın iptali davasının açılmasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Zira yapılan itiraz üzerine takip durmuşsa da, takibe itiraz sadece takip hukuku ile ilgili bir sonuç olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Bu itibarla borçlu, itirazın iptali davası için alacaklıya tanınan bir yıl gibi uzun bir süreyi beklemeden maddi hukuk anlamında, borcun bir an önce ve kesin olarak ortadan kaldırılmasını istemek hakkına sahip olup, böyle bir durumda dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını kabul etmek mümkün değildir. İşbu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olduğu kabul edilmiştir. 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. maddesi f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesinin rücu sebebi olduğunu düzenlenmiştir. Dosya kapsamına sunulan tüm beyan ve belgelerden; kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün olay mahallini terk ettiğine ilişkin görevli memurlar tarafından bir tutanak tutulmadığı, gibi kaza tespit tutanağının sürücü beyanları ile düzenlendiği belirtilmiştir. Yine incelenen kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün tüm bilgilerinin görevli memura verildiği, açıkça sürücünün kaza mahallini terk ettiğine ilişkin somut delil dosyada bulunmadığından rücu koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Açıklamalar ışığında rücu koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığından takibin haksız olduğu, davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davacı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davalının açıkça kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davanın kabulü ile davacının ---İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 2-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, 2-Alınması gerekli 2.512,48 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL ve yargılama sırasında yatırılan 611,04 TL ıslah harcın mahsubu ile eksik bakiye 1.631,59 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 36.780,59 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 539,70 TL'nin ve yargılama sırasında yatırılan 611,04 TL ıslah harç ile toplamda 1.150,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarfedilen 1.340,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/368, K. 2026/452, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-368-e-2026-452-k-24e8e0b81ab6