İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/358 E. 2026/440 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/358
Karar No
2026/440
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2026/358 KARAR NO : 2026/440

HAKİM : KATİP :

DAVACI VEKİLİ : DAVALI VEKİLİ

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/04/2026 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 K.YAZIM TARİHİ : 14/07/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkili ...'un davalı ...’ün sahibi olduğu Gürkaya İş Makinaları işletmesinden Komatsu ... marka, 1998 model ekskavatör satın aldığını, satış işleminin davalının ticari işletmesi kapsamında 07/07/2017 tarihli irsaliyeli fatura ile 11.880 TL bedelle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin iş makinesini ticari faaliyetinde kullanmaya başladığını, ancak sürecin ilerleyen aşamalarında iş makinesinin davalıya ait olmadığının ve üçüncü bir kişinin mülkiyetinde bulunduğunun Söğüt Asliye Ceza Mahkemesi’nin ....Esas .... Karar sayılı dosyasındaki yargılama neticesinde ortaya çıktığını, makinenin 02/08/2024 tarihli teslim tesellüm tutanağı ile gerçek sahibi ....e teslim edildiğini, müvekkilinin bedelini ödeyerek edindiği ve ticari faaliyetinde kullandığı iş makinesinden tamamen mahrum kaldığını, bu durumun yalnızca bedel iadesiyle sınırlı bir mağduriyet olmayıp iş kapasitesinin düşmesine, iş ve gelir kaybına yol açtığını, davalının profesyonel satıcı sıfatıyla sattığı malın hukuki durumunu araştırma ve alıcıyı koruma yükümlülüğü bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 214 ve devamı maddeleri uyarınca zapta karşı tekeffül hükümleri gereğince satıcının, alıcının maldan mahrum kalması halinde sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun yalnızca satış bedelinin iadesi ile sınırlı olmayıp alıcının uğradığı tüm zararları kapsadığını, müvekkilinin iş makinesini ticari faaliyetinde kullanarak gelir elde ettiği gözetildiğinde makineden mahrum kalması sebebiyle uğranılan kazanç kaybının da tazmin edilmesi gerektiğini, malvarlığında meydana gelen eksilmenin 2017 tarihli fatura bedeliyle ölçülemeyeceğini, zarar hesabında dava tarihindeki güncel rayiç değerin esas alınması gerektiğini, iş makinesinden 02/08/2024 tarihinden itibaren mahrum kalması nedeniyle uğradığı kazanç kaybının da tazmin edilmesi gerektiğini, mahkemece iş makinesinin "dava tarihindeki güncel rayiç bedeli"nin tazmininin uygun görülmemesi halinde, terditli olarak müvekkilinin ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödeme tarihinden dava tarihine kadar alım gücü korunacak şekilde güncellenerek iadesi gerektiğini, terditli talep kabul edildiğinde dahi kazanç kaybı talebinin devam ettiğini, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hukuksal hak ve talepleri saklı kalmak üzere, davalarının kabulü ile Komatsu PC200-6 marka, 1998 model ekskavatörün dava tarihindeki güncel rayiç bedelinin bilirkişi marifetiyle tespitine, artırılmak üzere şimdilik 11.880 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde terditli olarak ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenerek belirlenmesine, artırılmak üzere şimdilik 11.880 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, her iki durumda da müvekkilinin iş makinesinden 02/08/2024 tarihinden itibaren mahrum kalması nedeniyle uğradığı kazanç kaybının bilirkişi marifetiyle tespitine, artırılmak üzere şimdilik 1000 TL'nin 02/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; müvekkili ...'ün dava konusu ekskavatörü 05.07.2017 tarihinde satın aldığını, 07.07.2017 tarihinde ise davacı ...'a sattığını ve makbuz/faturayı davacıya teslim ettiğini, davacının tacir sıfatını haiz olduğunu ve basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, iş makinesine ilişkin satışların noter nezdinde yapılması gerekirken davacının noter satışı talep etmediğini, resmi ruhsat sahibini kontrol etmediğini ve mülkiyet yapısını araştırmaksızın yalnızca fatura/makbuz karşılığı malı teslim alarak ağır kusurlu olduğunu, TBK m. 214/2 uyarınca alıcının satış sözleşmesi kurulduğu sırada zapt tehlikesini biliyor idiyse satıcının ayrıca üstlenmedikçe zapttan ötürü sorumlu olmayacağını, davacının malın ruhsatının üçüncü bir kişiye ait olduğunu basit bir sorgu ile saptayabilecek durumda olduğunu, noter tescili olmaksızın satış konusu malı devir ve teslim alarak bu mülkiyet sakatlığını ve zapt riskini bizzat, bilerek ve isteyerek üstlendiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi müvekkilinin davacı tarafa karşı zapta karşı ayrıca bir tekeffül ya da garantisinin de söz konusu olmadığını, bu kapsamda müvekkilinin söz konusu durumda davacı tarafa karşı zapttan kaynaklı olarak herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının dava konusu iş makinesinin güncel rayiç değerini talep etmesinin kanuna tümüyle aykırı olduğunu, tam zapt halinde kanun hükmünün faizi ile birlikte satış bedelinin, üçüncü kişiden istenemeyecek giderlerin, yargılama giderlerinin ve satılanın elinden alınmasından kaynaklı olarak uğranılan diğer zararların talep edilebileceğini düzenlediğini, kanun koyucunun menfi zararların tazminini talep edilebileceğini düzenlediğini, ruhsatsız satış durumunda sebepsiz zenginleşme hükümlerine gidilecek olsa dahi talep edilebilecek zarar türünün menfi zarar olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü durumunda dahi, davacı tarafın, geçerli bir sözleşme varmış gibi müspet zarar niteliğindeki malın güncel rayiç bedelini müvekkilinden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının kazanç kaybı talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının söz konusu ekskavatörü 2017 yılından 2024 yılına kadar tam 7 yıl boyunca kesintisiz olarak şantiyelerinde kullandığını, ticari kazanç elde ettiğini ve makineyi yıprattığını, 2017 yılında ödediği 11.880,00 TL'lik son derece cüzi bedelin karşılığını, makineyi 7 yıl boyunca işleterek fazlasıyla aldığını, söz konusu malı yedi yıl boyunca kullanıp yıprattıktan sonra malın zapt edilmesi akabinde kazanç kaybı talep etmenin Türk Medeni Kanunu m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının makineden yoksun kalma bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını, TBK m. 52 kapsamında zarar görenin uğradığı zararı hafifletmek yükümlülüğü altında bulunduğunu, davacı tarafın, basiretli bir tacir olarak elinden alınan makinenin yerine ikame çözümler bulmakla yükümlü olduğunu, terditli talep yönünden kullanım yararı (ecrimisil) mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılırken, davacının 2017 yılında ödediği bedelin, davacının bu makineyi 7 yıl boyunca kullanmak suretiyle elde ettiği ekonomik menfaat, sağladığı tasarruf bedeli ve amortisman düşüşünün, alanında uzman bir makine mühendisi ve hesap bilirkişisi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, hesaplanan bu 7 yıllık kullanım bedelinin, güncellenen satış bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, aksi takdirde davacı tarafın hem makineyi bedelsiz kullanmış hem de parasını tam güncellenmiş olarak geri alarak sebepsiz zenginleşmiş olacağını belirterek, yetki ilk itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın zamanaşımı yönden reddine, yine mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davalıdan ticari faaliyet kapsamında satın alınan ekskavatörün davalıya ait olmadığının ortaya çıkması ve ceza yargılaması sonucunda gerçek sahibine iade edilmesi nedeniyle iş makinesinin güncel rayiç değerinin ve maldan mahrum kalması nedeni ile oluşan kazanç kaybının tespit edilerek tahsili istemine ilişkindir. Davalı süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuştur. Davanın esasına girilmeden önce davalının yetki ilk itirazı öncelikli olarak incelenmiştir. Eldeki dava taraflar arasındaki ticari faaliyet kapsamında satın alınan ekskavatörün davalıya ait olmadığının ortaya çıkması ve ceza yargılaması sonucunda gerçek sahibine iade edilmesi nedeniyle iş makinesinin güncel rayiç değerinin ve maldan mahrum kalması nedeni ile oluşan kazanç kaybının tespiti edilerek tahsiline ilişkin alacak davası olduğundan yetkili mahkemenin, 6100 sayılı HMK'nun 6. Maddesi ve 10. Maddesi gereğince belirlenmesi gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nun 6/1 madde ve fıkrasında "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesine göre; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamından davalı ...'ün adresinin " ....Bulvarı No: ...." olduğu, davacının yerleşim yerinin ".... Sokak No ....." olduğu anlaşılmıştır. Gerek genel yetki gerekse özel yetki kuralı gereği mahkememizin yetkili olmadığı, davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yerinin, aynı zamanda ifa yerinin de bağlı bulunduğu Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla davalının süresinde yaptığı yetki itirazı kabul edilerek mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/06/2026

Katip ... e-imzalı Hakim ...e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/358, K. 2026/440, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-358-e-2026-440-k-eaf067230a5e