İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/317 E. 2026/652 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/317
Karar No
2026/652
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/317 Esas KARAR NO : 2026/652 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2021 KARAR TARİHİ : 02/07/2026

DAVA: Davacı vekili 17/02/2021 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasap olduğunu ve et taşımak üzere aracına soğutma sistemi yapılması üzerine davalı ile eser sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin bu edimler karşılığında çek ile ödeme yaptığını, müvekkilinin aracına yapılan sistemlerin ayıplı ifa edildiğini, klima motorunun sıfır takılacağı vaat edilmesine karşın 2.el takıldığını, davalıya gerekli ihbarın yapıldığını bu ihbara rağmen herhangi bir girişimde bulunmadığını, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak bir netice alınamadığını, müvekkilinin bu arızalardan kaynaklı 13.674,00 ve 350,09 TL olmak üzere masraf yaptığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik ayıplı malın ve hizmetin alıkonularak ayıp oranında 14.024,00 TL masraf bedeli kadar indirim yapılarak bu miktarın davalıdan alınıp davacıya verilmesini, ödenmesi gereken tarihten itibaren ticari faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Usulüne uygun tebligata rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, soğutma sistemi montajına ilişkin eser sözleşmesi kapsamında ayıplı ifa kapsamında açılan maddi tazminat davasıdır. Mahkememizce -------- Esas ---------- Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurusu sonucu--------- sayılı karar ile ‘Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı iş sahibi, davacının aracına et taşımaya yönelik soğutma sistemi yapılması için davalı ile eser sözleşmesi yapıldığını, yapılan montajın ayıplı olduğunu ve vaat edilen sıfır klima motoru yerine ikinci el parça takıldığını ileri sürerek ayıplı ifa nedeniyle yaptığı masraflar kapsamında bedel talebinde bulunmuş, davalı yüklenici davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda kompresör montajında araçlara uygun olmayan braket kullanılması nedeniyle montajın ayıplı gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, davacının bazı harcama kalemlerini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın 11.700,00 TL yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının davadaki talebi, ayıp giderim bedeline ilişkindir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. ...Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacı iş sahibi; işin ayıplı yapıldığını, ayıbın niteliğini, miktarını ve derecesini ayrıca süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Davacının istinaf itirazlarının incelenmesinde; Davacı tarafından dosyaya sunulan -------- ve --------- numaralı faturalar yönünden yapılan incelemede, Davacı vekilince bu faturalar bakımından yemin deliline ilişkin ayrıca ve açık bir istinaf itirazında bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu faturalar yönünden dosya kapsamına göre, davacı iddiasını ispatlayamadığından, mahkemece bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olup, davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Dosyada yer alan diğer fatura kalemleri yönünden yapılan incelemede;Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkemece ise bu fatura bedelleri yönünden alacağın ispatlandığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa söz konusu faturalar kapsamındaki işlerin taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında yapıldığı hususunda davacı tarafa yemin hakkının hatırlatılması, yeminle ispat sağlanması hâlinde ise tarafların iddia ve savunmaları ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Davalının istinaf itirazlarının incelenmesinde;Yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, ayıp ihbarının süresi(2-8 gün) ve şekline (noter, taahhütlü mektup veya benzeri usuller) ilişkin davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf itirazları ve sair itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmış, davalının istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.’ Gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.Bozma öncesi 25/05/2021 tarihli ara karar ile dosyanın makine mühendisi bilirkişi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 06/07/2021 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda özetle; "dosyada mevcut beyan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu Davacının davalı ile arasında yapılan araçları soğutma sistemi ile ilgili bir sözleşme olmamasına rağmen ödemeler ve sunulan belgeler açısından akdi bir durumun söz konusu olduğu görülmüş, araçlara takılan Kompresörlerin braketlerinin montajının uvgun olmadığı her üç araçta da aynı sorunların meydana gelmesinden dolayı yapılan işlerin gizli ayıplı ifa edildiğine kanaat getirilmiştir. Dava konusu bütün araçların Kompresörleri ve Braketlcri değiştirilmiş , dosyadaki belgelerde mevcut tamir ve bakım faturalarında yapılan harcamaların günün koşullarında (malzeme işçilik olarak) uygun olduğu belirlenmiştir, davacının, araçlar için yapmış olduğu harcamaların toplamının 11.700 TL olduğu görülmüş ve hesaplandığı" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu 470. ve 486. maddeleri arasında düzenlenip md.470’de, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Sözleşmenin her iki tarafının da bu borçları üstlenmesi sebebiyle tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmenin meydana gelmesi için tarafların, yüklenicinin meydana getirmeyi üstlendiği eser ve bunun karşılığında ödenecek bedel hususunda anlaşması gereklidir. Eser sözleşmesinin konusu meydana getirilmesi istenen sonuçtur.İstenen sonuç bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi ,ortadan kaldırılmasına ,değiştirilmesine ,iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir.Diğer bir deyişle eser sözleşmesi,sıfırdan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi ,mevcut bir eserin yapılacak değişiklik ve ilaveler ile farklı bir hale getirilmesine ilişkin de olabilir.Yapılmış bir şeyin ,kişinin kullanımına özel biçimde kurulum ve montajının yapılması için yapılan sözleşme de eser sözleşmesidir.Eldeki dosyaya konu uyuşmazlık incelendiğinde, taraflar arasında yapılan işin davacının aracına soğutma sistemi yapılması montajı olduğu görülmekle uyuşmazlığa uygulanacak hükümler eser sözleşmesi hükümleridir.Eser sözleşmesinde iş sahibi bedel ödeme borcu altında iken yüklenici ise eseri meydana getirme borcu altındadır.Davacının yaptığı ödemeler çekişmesiz olup ayrıca dava dilekçesinde belirttiği havale işlemleri ve çekler ile ödeme yapıldığı ispatlanmıştır.Davacı eserin ayıplı olduğunu iddia etmek ile birlikte ayıp iddiasına yönelik ispat külfetinin hangi taraf üzerinde olduğu incelenmelidir.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça Türk Medeni Kanununun 6. Maddesi uyarınca taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.Diğer bir ifadeyle 6100 sayılı Hmk'nın 190.maddesi uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altındadır.Ayıbın varlığı ve kim tarafından giderildiğinin kanıtlanması bakımından ispat yükü kural olarak iş sahibinin üzerindedir. Ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar.Ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi ve bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını gerektirdiğinden iş sahibi ayıbın varlığını ve niteliğini kanıtlama yükümlülüğü nedeniyle kendisine teslim edilen esere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılabilmesini mümkün kılacak şekilde davranmalıdır.Davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu ayıba ilişkin fotoğraflar ve aracı tamir ettirmesi nedeniyle tarafında tamir servisi tarafından kesilen faturalar dosyaya ibraz edilmiştir.Dosyaya sunulan fotoğraflar ve faturaların bilirkişi tarafından incelenmesi sonucunda ,hangi tamir işleminin hangi araç için yapıldığını belirtir açıklamaların olduğu deliller ve açıklamasız deliller tespit edilmiştir.Buna göre davacının 3 adet aracının kompresörlerini değiştirmiş olduğu,kompresörlerin aracın sabitlenmesi için kullanılan braketlerin her araç için farklı imal edilmesi nedeniyle davalı tarafından uygunsuz braket kullanıldığı tespit edilmiş ve montajın davalı tarafından ayıplı olarak yapıldığı tespit edilmiştir.Bilirkişi raporunun görüş ve kanaatler kısımlı 3.7 numaralı başlık altında belirtilen harcamaların montaja konu araçlar için yapıldığı ve bu harcamaların davalının yanlış montajı nedeniyle yapıldığı ispat edilmiş olup davanın 11.700,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarı yapılmadığı iddiası nitelik itibariyle defi olup davalı tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır. Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmekle süresinde ileri sürülmeyen ayıp ihbar defi değerlendirmeye alınmamıştır. Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında her ne kadar istinaf ilamında davacı vekili itirazı dikkate alınıp yemin hakkının hatırlatılması gerektiği kabul edilmiş ise de davacının bu yönde herhangi bir itirazı bulunmadığı bununla birlikte istinaf dairesince davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verildiğinin açıkça belirtildiği ayrıca yemine konu edilmesi talep edilen hususun teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişi raporu ile tespit edilip ispatlandığı gibi söz konusu faturaların dava dışı 3. kişi tarafından düzenlenmesi nedeniyle davalıya yaptırılacak yeminin faydasız olacağı görülmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 11.700,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 799,22 TL harçtan, peşin yatırılan 239,50 TL harcın düşümü ile geri kalan 559,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 239,50 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 11.700,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 2.324,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan 1.600,00 TL bilirkişi ücreti ve 198,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.798,20 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 1.500,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8- Kabul red oranına göre belirlenen 1.101,14 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 218,86 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 02/07/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/317, K. 2026/652, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-317-e-2026-652-k-31b05826013e