İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/289 E. 2026/388 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/289
Karar No
2026/388
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/289 Esas - 2026/388 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/289 KARAR NO: 2026/388

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/03/2026 KARAR TARİHİ : 04/06/2026 K.YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkilinin alacaklı, davalının borçlu olduğu Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı icra takip dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişki kaynaklı düzenlenen satış faturaları ve cari hesap kapsamında müvekkile ödenmeyen bakiye ticari alacağın tahsilinin talep edildiğini, davalı tarafından ibraz edilen borca itiraz dilekçesi ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun takip konusu alacağa yaptığı itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, dava öncesi arabuluculuk sürecinde taraflar arasında uzlaşı sağlanamadığını, müvekkili ile davalı arasında iş makinesi kiralama sözleşmesi imzalandığını ve bu kapsamda cari hesap tutulmaya başlandığını, 02.05.2025 ile 04.11.2025 tarihleri arasında 8 adet fatura düzenlendiğini, davalı tarafından faturalar kapsamında düzensiz ödemeler yapılmış olsa da cari bakiye borcunun hiçbir dönem tamamen kapatılmadığını, son fatura sonrası 307.316,73TL cari bakiye borcunun halen ödenmediğini, müvekkilinin faturalara dayalı cari hesap kapsamında 307.316,73TL ödenmemiş asıl alacağı ile dönemler itibarıyla değişen bakiye ücretler üzerinden takip tarihine kadar hesap edilen 133.811,96TL faiz alacağı bulunduğunu, dayanak sözleşmede "Fatura karşılığı yapılacak ödemelerin, fatura tarihinden itibaren 5 gün içerisinde kiralayan tarafından mal sahibine banka havalesi ile ödeneceği" düzenlemesi ile temerrüt tarihinin belirlendiğini, taraflar arası ticari alacağa TTK 1530. madde kapsamında temerrüt faizi işletileceğinin açık olduğunu, taraflar arası yazışmalar, e-faturalar, sözleşme ve cari hesap kapsamında sabit olan bakiye borcun ödenmediğini, icra takibine kötü niyetle itiraz edildiğini, takibin 307.316,73TL ödenmeyen bakiye alacak ve 133.811,96TL takip öncesi işleyen faiz olmak üzere toplam 441.128,69TL üzerinden başlatıldığını, takibe itirazın asıl alacak ve takip öncesi işleyen faiz talepleri dahil olmak üzere şimdilik 300.000,00TL yönünden iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, alacaklarının ekte sunulan e-faturalar, cari hesap ekstresi, imzalı sözleşme ve mail yazışmaları ile sabit ve tartışmasız olduğunu, bu durumda "alacağın yaklaşık ispatı" şartının gerçekleştiğini, haksız itiraz ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini, davalı borçlunun mali sorunlar yaşadığını ve başka icra takip dosyalarının bulunduğunu, kötü niyetle itirazlarda bulunarak mal kaçırma ve alacağın tahsil edilememesi riskinin yüksek olduğunu, bu sebeplerle İİK m.257 uyarınca davalının borcunu ödemeye yetecek miktardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, davalı tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli itirazın asıl alacak ve takip öncesi işleyen faiz talepleri dahil olmak üzere HMK Madde 109 uyarınca şimdilik 300.000,00TL yönünden iptaline, takibin ana para, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte devamına, davalı tarafın, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; öncelikle, yetki ilk itirazı, zaman aşımı itirazlarında bulunarak, müvekkilinin davacı şirketin dayanak olarak sunduğu faturalara ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu faturaların tek taraflı olarak düzenlendiğini ve tek başına hizmetin eksiksiz ifa edildiğini ispatlar nitelikte olmadığını, mahkemenin ara kararında da alacağın varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiğinin belirtildiğini, Yargıtay içtihadının da faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını ortaya koyduğunu, davacı şirketin sunduğu iş makinası kiralama sözleşmesinin geçerlilik unsurlarını taşımadığından hukuken bağlayıcı nitelik arz etmediğini, aksi kabul edilse dahi iddia edilen borcun müvekkili tarafından usulüne uygun şekilde ifa edildiğini, alacağın likit nitelik taşımadığından icra inkâr tazminatı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak miktarının tanıkla ispat için öngörülen yasal sınırın üzerinde olması nedeniyle davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle tanık beyanlarıyla ispatın hukuken mümkün olmadığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin reddini, kötü niyetle başlatılan takip nedeniyle davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2025 yılına ait BA - BS formları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 05.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 06.03.2026 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Davalı süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle yetki ilk itirazında bulunmuştur. Davanın esasına girilmeden önce davalının yetki ilk itirazı öncelikli olarak incelenmiştir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.", 10. Maddesinde "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. Yasanın 17. Maddesinde de yetki sözleşmesi düzenlenerek "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açılır." denilmektedir. Yasanın 18. maddesinde de, yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, tacir olan taraflar, dava dilekçesi ekinde sunulan İş Makinası Kiralama Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin İhtilafların hali başlıklı bendi uyarınca, yetki şartı olarak her türlü ihtilafın çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi akdetmişlerdir. Tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlık konusunun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konulardan olduğu, bu takdirde geçerli bir yetki sözleşmesinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen ve taraflarca imzası inkar edilmeyen sözleşmede, doğabilecek her türlü ihtilafın çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı açık olup, davada kesin yetki halinin söz konusu olmadığı da gözetilerek, davalının süresinde yaptığı yetki itirazı nedeniyle, iş bu davaya bakma yetkisinin, yetki sözleşmesi de gözetilerek İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu sonuç ve kanaatine varılarak Mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı yanın yetki ilk itirazının kabulü ile, Mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/06/2026

Katip ..... e-imzalı Hakim ..... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/289, K. 2026/388, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-289-e-2026-388-k-092da12b4ec2