İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/284 E. 2026/268 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/284
- Karar No
- 2026/268
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/284 Esas KARAR NO : 2026/268
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının yurt dışı konaklamaları ile ilgili davacı şirketten hizmet aldığını, konaklamalarını yaptığını, konaklama bedellerine ilişkin davacı şirket tarafından davalıya fatura kesildiğini, faturaların davalı tarafından vadesinde ödenmediğini, faturaların davacı şirket tarafından davalıya gönderildiğini, davalı tarafından süresi içinde faturalara itirazda bulunulmadığını, kısmi ödeme yapıldığını, fatura tutarlarının tamamının ödenmediğini, davalı borçlu aleyhine ... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan davacının 37.547,00 TL ödeme yaptığını, tebliğden 1 gün sonra takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamını, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının tacir sıfatının bulunduğunu, mesleki amaçlarla iş gezisi sırasında konaklama rezervasyonu yaptırdığını, bu nedenle görev itirazlarının bulunduğunu, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu, davalının davacıdan aldığı seyahat ve konaklama hizmeti neticesinde düzenlenen fatura bedellerini ödediğini, davalının davacıya önden avans ödemeleri gönderdiğini, davacının kötü niyetli olarak avans ödemelerini göz ardı edip icra takibi başlattığını, davacının icra takibi alacağının 187.547,00 TL olduğunu, davalı tarafından 147.547,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın 40.000,00 TL alacağının bulunduğunu, davacı tarafın davaya konu takibinin mükerrer tahsilata ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacak biçimde hatalı ve kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın usulden ve esastan reddini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLLERİN DEĞRLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın, itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK.nun 116/1-a maddesi uyarınca "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı" nın ilk itirazlardan olduğu belirtilmiş ve aynı yasanın 117. maddesi ile cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Yetki, hukuk yargılamasına tabi bir iş veya davaya hangi yer mahkemesinin bakacağının belirlenmesidir. Kesin yetki öngörülmeyen durumlarda açılan bütün özel hukuk yargılamasına tabi davalarda, asıl olan, genel yetkili mahkemelerdir. Genel yetkili mahkeme HMK madde 6’ya göre, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK madde 19’a göre yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği öngörülmüştür. Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin yetkili olması dava şartı olarak belirtilmiştir. HMK'nun 115.maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmektedir. Dosyanın incelendiğinde, davanın Tüketici Mahkemesinde açıldığı, dosyanın tevzi edildiği İstanbul ... Tüketici Mahkemesinin özetle ''...6502 sayılı Kanunun 3/k maddesinde; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; 3/h maddesinde; "Mal: alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri malları", 3/l maddesinde; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda, davacının şirket olduğu, davalının ticaret sicil kayıtlarında tek pay sahibi olduğu, vergi kimlik numarasını haiz mükellef olduğu, şirket ortaklıkları ve kanuni temsilcisi olduğu şirketlerin olduğu tespit edilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde tacir olduğunu, konaklamasının iş gezisi olduğunu, mesleki amaçlarla hareket ettiğini iddia etmiştir. Görev hususu ön sorun olarak kabul edilmiş, davalının iddiasının aksi davacı tarafından ispat edilememiştir. Davalının mesleki amaçlarla hareket etmesi, tacir sıfatının bulunduğunun anlaşılması karşısında 6102 sayılı TTK uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair...'' şeklindeki gerekçe ile görevsizlik kararı ihdas edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından görevsizlik kararı veren mahkemece ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, verilen cevapta, davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarına göre ortağı olduğu Kollektif, Komandit ve hali hazır ortağı olduğu Limited şirket kaydı bulunamadığı, ancak sicil fihristinde tek pay sahibi olduğu ...Şirketi kaydı bulunduğu bildirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Açıklamalar doğrultusunda her ne kadar davalı tarafın tacir olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de, dosya kapsamında ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı ile, davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu Kollekti, Komandit ve hali hazır ortağı olduğu Limited şirket kaydı bulunamadığının tespit edildiği, her ne kadar sicil fihristinde tek pay sahibi olduğu ... Şirketi kaydı bulunduğu tespit edilmiş ise de, davalı tarafın, davacıdan aldığı konaklama hizmetinin turistik amaçlı yapmış olduğu geziler nedeni ile olduğunu beyan ettiği, dolayısı ile davalının, tek pay sahibi olduğu şirket adına değil kendi nam ve hesabına hareket ederek turistik amaçlı olarak konaklama yaptığı ve bu konaklamanın ayrı bir tüzel kişiliği bulunan şirketten bağımsız olduğu, yukarıda da açıklandığı üzere davanın mutlak ticari dava olmadığı, yine her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren nisbi ticari nitelikte bir dava da olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği dolayısı mahkememizin görevli olmadığı, bilakis görevsizlik kararı veren İstanbul 10. Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usülden reddine, merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usülden REDDİNE, 2-Mahkememiz dosyasının merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3-Dosya esasının bu şekilde kapatılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi. 14/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."