İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/242 E. 2026/259 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/242
Karar No
2026/259
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/242 Esas KARAR NO : 2026/259 Karar

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 25/03/2026 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı şirkete 2023 yılı (12 ay) ve 2024 yılı (ilk 10 ay) kapsayacak şekilde profesyonel muhasebe ve mali müşavirlik hizmeti verilmiş, defter tutma işlemleri gerçekleştirilmiş ve enflasyon muhasebesi ek ücretine hak kazanılmış olduğunu, söz konusu hizmetler karşılığında İSMMMO asgari ücret tarifesi uyarınca tahakkuk eden bedeller davalı tarafça ödenmediğini, bu amaçla K. Çekmece İcra Dairesinde .... Es. Sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş ve takibin durmasına sebebiyet verilmiş, iş bu itiraz neticesinde itirazın iptali davası yerine iş bu davanın açılması cihetine gidilmiş olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi, müvekkilinin davalı şirketin ticari defterlerini tutması, beyannamelerini vermesi ve mali süreçlerini yönetmesi "Vekaletsiz İş Görme" (TBK m. 526 vd.) hükümlerini doğurmuş, davalı şirketin, müvekkilinin sunduğu bu hizmetlerden faydalanmasına rağmen ücret ödemediğini, müvekkilinin 2 yıl boyunca şirketin defterlerini tutup beyanname verdiği halde ödememe alamadığını, kendilerini arayıp bir hizmet sözleşmesi yapılmak istediğini ancak olumlu sonuç alamadığını, bunun üzerine davalı tarafa artık beyanname vermeyeceğini ve istifa ettiğini beyan ettiğini, davalı şirketin aradaki vekaletsiz iş görmeyi kabul ettiğini ve .... mesajı 12.02.2025 tarihinde mali müşavir olan müvekkilinden elindeki defter ve beyannameleri iade etmesini istediğini, müvekkilinin imza karşılığı belgeleri teslim etmek istediğini ancak imzadan imtina etmeleri karşısında defterlerini teslim etmediğini, bunun üzerine davalı şirket yöneticisinin müvekkilini İMMMO'sına şikayet ettiğini ve belgelerinin verilmediğini beyan ettiğini, ancak müvekkilini İMMMO şikayet etmek kaydı ile defter ve belgelerinin iadesini istediğini, bunun müvekkilinin İMMMO'ya savunma yazdığını ve şirketle aradaki ilişkinin detaylarını da anlattığını, i. İşin niteliği ticari bir iş olduğunu, talep edilen ücretlerin resmi tarifeye dayalı olduğunu, alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesini ve bilirkişi raporu alınmasını gerektirdiğinden, işbu davanın HMK m. 107 uyarınca Belirsiz Alacak Davası olarak açıldığını, neticede davanı kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce işbu davada davalı şirkete dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin iade döndüğü görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflara usulüne ilişkin tebligat yapılmıştır. Dava, vekaletsiz iş görme nedeniyle verilen hizmetin karşılığının alınamadığı iddiasına dayalı alacak talebine ilişkindir. Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ... Numaralı dosyasında; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının 02/02/2026 tarihinde düzenlendiği anlaşıldı. Uyuşmazlık, Davanın, davacı tarafın davalı şirkete Vekaletsiz İş Görme (Muhasebe ve Mali Müşavirlik) hizmeti nedeniyle verilen hizmette alacaklı olup olmadığı, davacının alacağının ne kadar olduğu hususlarının tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.

6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. HMK 138 maddesi uyarınca mahkemenin öncelikle dava şartları hakkında dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi karşısında davanın dosya üzerinden ,dava dilekçesi tebliğ edilmeden görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün olup, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde değildir. (YHGK 11/04/2019 tarihve E:2017/15-2141-K:2019/442) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacı tarafın davalı şirkete Vekaletsiz İş Görme (Muhasebe ve Mali Müşavirlik) hizmeti nedeniyle verilen hizmette alacaklı olup olmadığı, davacının alacağının ne kadar olduğu hususlarının tespiti istemine ilişkindir. Dava niteliği itibari ile mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise her ne kadar davalı tüzel kişi tacir ise de davacının tacir araştırması yapılmış olup İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabında; davacı ...'in faal gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Davutpaşa Vergi Dairesi yazı cevabında; davacının birinci sınıf tacir olmadığı anlaşılmıştır. Neticeten, davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı, davalının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 07/04/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim .... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/242, K. 2026/259, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-242-e-2026-259-k-ff24cda83acf