İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2379 E. 2026/267 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2379
- Karar No
- 2026/267
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2379 Esas KARAR NO : 2026/267
DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 21/10/2026 KARAR TARİHİ : 22/10/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yan, müvekkil şirketten 20 yıla yakın bir süre sonra müvekkil şirketin ünvanı ile neredeyse birebir aynı ticaret ünvanını tescil ettirerek ticari dürüstlüğe aykırı bir kullanım gerçekleştirmiştir. Müvekkil Şirket 28.09.2009 tarihinde kurularak ünvanı tescil edilmiş olup 28.09.2009 tarihli 7405 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Belirttiğimiz üzere Müvekkil Şirket kurulduğu günden bu yana "inşaat" sektöründe faaliyet göstermekte olup sektörde ünvanının ayırt edici ana unsuru olan "Senar" ibaresi ile tanınmakta ve bilinmektedir. Davalı şirket ise Müvekkil Şirket'in tescil tarihinden çok daha sonraki bir tarih olan 20.01.2026 tarihinde kurulmuş olup Müvekkil Şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermektedir. Davalı şirketin ticaret ünvanına bakıldığında Müvekkil Şirket'in ünvanı ile neredeyse aynıdır. Davalı şirketin, Müvekkil Şirket'ten farklı olarak ünvanındaki ek unsurun "Proje" olması aradaki iltibas tehlikesini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine her iki şirketin de inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor olması, piyasada, taşeronlar, malzeme tedarikçileri, resmi kurumlar ve nihai tüketiciler nezdinde bu iki şirketin aynı ekonomik bütünlüğe ait olduğu, ortak veya ilişkili olduğu algısına sebep olacağı açıktır. Kaldı ki davalı şirketin bu ünvanıyla sektörde yıllar boyu emeği ve başarısı ile öne çıkan Müvekkil Şirket'in ticari itibarından faydalandığı izahtan varestedir. Davalı yanın Müvekkil Şirket ile neredeyse birebir aynı olan ticaret ünvanını Müvekkil Şirket ile aynı sektörde kullandığı açıktır. Davalı yanın bu ticaret ünvanını kullanarak piyasada iş yaptığı süre boyunca Müvekkil Şirket'in ticari itibarı ve güvenilirliğinden faydalanacağı görülmektedir. Bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar Müvekkil Şirket'in zararının artmaması adına davalının ticaret ünvanını kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ederiz. Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; İhtiyati tedbir talebimizin kabulüne, davalının müvekkil şirket'e ait ticaret ünvanına tecavüzünün tespiti ile tecavüzden meni ve ticaret sicilinden davalının ticaret ünvanının terkinine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. Dava, davacı şirketin ticaret ünvanına yönelik tecavüzün tespiti ile tecavüzün meni ile davalının ticaret ünvanının ticaret sicilinden terkini istemine ilişkindir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. Maddesi uyarınca anılan Kanun kapsamında kalan davalarda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin görevlidir,Somut uyuşmazlık dava dilekçesinde belirtilen aynı veya neredeyse aynı ibare kullanımı, iltibas ve piyasada karışıklık yaratılması, davacının ticari itibarından yararlanılması, kullanımın yasaklanması ve ticaret sicilinden terkin talepleri birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak markasal biçimde kullanılıp kullanılmadığının incelenmesi gerekir. SMK m. 7/3-e ve m. 29/1-a uyarınca, gerekli koşulların gerçekleşmesi haliinde işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinden, SMK m. 156/1 gereğince uyuşmazlığın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114/1-c uyarınca görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderinin ve sair taleplerin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 5-Usul ekonomisi ilkesi gereği; dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiğinden, kararın HMK madde 27/1-2 uyarınca taraflara tebliğine, Dair, taraf ve vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı 22/10/2026 Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸