İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/214 E. 2026/579 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/214
Karar No
2026/579
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/214 Esas KARAR NO :2026/579

DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:06/03/2026 KARAR TARİHİ:09/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu tarafından 20/07/2025 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi İstanbul adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenicisi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik bedeli, dağıtılamayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşımı bedeli gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 3,857,81-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı/borçlu tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 4.258,79-TL nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderildiğini, davalının ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe , takibe konu borca , borç miktarına, faize, faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini, bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının şimdilik 3.770,06- TL (malzeme montaj bedeli ve işbu bedel üzerinden uygulanan KDV yönünden) itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesini, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini, Arabuluculuk vekalet ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taraf sıfatı (davalı sıfatı) (pasif husumet) bulunmamakta olduğunu, davanın ... ... Sanayı Tic. Ltd. Ştiye ihbarına karar verilmesini, ancak asla davayı kabul etmemek itirazıyla beyan etmek isteriz ki müvekkili şirket ile ilgili işler yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yaptığını, öncelikle müvekkili şirket davacı tarafından iddia edilen zarardan sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu mahalde bir çalışması bulunmadığını, ancak bir an için var olduğunu düşünsek dahi dava konusu çalışmaların tamamı ... ... Sanayı Tic. Ltd. Şti tarafından tüm sorumluluklar kendilerine ait olmak üzere yürütüldüğünü, dolayısı ile ihbar olunanın çalışmalarından doğacak zarar ve ziyandan dava konusu adreste bizzat bulunmayan ve işveren sıfatı olmayan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile ... ... Sanayı Tic. Ltd. Şti arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesi gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan yüklenici, ihbar olunan sorumlu olacağını, müvekkili şirketin asıl iş sahibi olmaması ve hasar verildiği iddia edilen mahalde müvekkili şirketin bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışmanın olmaması, müvekkili şirket’in işbu huzurdaki davada davalı sıfatının olmadığını gösterdiğini, davacı tarafından talep edilen miktarın kabulü mümkün olmadığını, davacının dava konusunu farazi ve mesnetsiz iddialarla değil, mahkeme kanalı ile yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile ispatlaması gerektiğini bildirip, davanın öncelikle ... ... Sanayı Tic. Ltd. Şti'ye ihbarına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... ve ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, 20/07/2025 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi İstanbul adresinde Mahkememiz davalısı ... ... ANONİM ŞİRKETİ'nin kazı çalışması yapıp yapmadığının ve kazı ruhsatı bulunup bulunmadığının araştırılarak, Mahkememizin 2026/214 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... ve ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, Mahkememiz dava konusu yer olan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi İstanbul adresinde ve hasar tarihi olan 20/07/2025 tarihinde ... ... San. Tic. Ltd. Şti'ye alt yapı çalışması, kazı-ruhsat izni verilip verilmediğinin araştırılarak, Mahkememizin 2026/214 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, kazı çalışmaları sırasında alt yapıya verilen zararın tazmini için başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesine, takibin usûl ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip dayanağı alacak haksız fiile dayanmaktadır. Davacı, davalının yaptığı kazı çalışmaları sırasında kendi sorumluluğundaki alt yapı hizmetlerine zarar verdiğini iddia etmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda öncelikle, eylem ispat edilmelidir. Davacı bu hususta tutulan tek taraflı tutanakları dosyaya ibraz etmiştir. Davalı ise, husumet itirazında bulunmuş, kazı çalışmalarının başka bir şirkete yaptırıldığını zarardan o şirketin sorumlu olduğunu savunmuştur. Davacının tek taraflı tutanakları zararı ispatlamaya yeterli olmasa da, davalının savunması gözetildiğinde, ilgili adreste davalının sorumluluğunda bir kazı çalışmasının yapıldığı ve zararın bu çalışma sebebiyle doğduğu kanaatine varılmıştır. Davalının husumet itirazı yerinde değildir. Şöyle ki, dava konusu kazı çalışması davalının sorumluluğunda olan bir iştir. Davalının bu işi farklı bir firmaya taşere etmesi onun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmede yer alan sorumsuzluk kaydı iç ilişkide geçerli olup dış ilişkide geçerli değildir. Bu sebeple davacıya karşı sorumsuzluk kaydı öne sürülemez. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının yaptığı zarar hesabının yerinde olduğu, davacının alt yapı hatlarının döşenmesinde mevzuata bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı icra takibinde toplamda 4.258,79 TL alacak için dava açmışsa da eldeki davada 3.770,06 TL talep ettiği değerlendirilerek, taleple bağlılık ilkesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu alacağın haksız fiile dayanması ve likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK md. 320 hükmü “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” şeklindedir. Yargıtay 3. HD’nin 2022/7984 Esas ve 2023/1968 Karar sayılı ilamında “Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Mahkemece, tensip zaptı düzenlenerek, taraflara delillerini bildirmeleri yönünde ara kararı alındığı ve davanın taraflarına anılan bu tutanağın tebliğ edildiği, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine eklediği deliller ile ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplandığı ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda taraflar duruşmaya davet edilmeden nihai kararın verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, bu deliller ile dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu, diğer bir anlatımla duruşma açılmadan karar verilmiş olmakla hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar vererek, tarafların delillerinin tam olarak toplandığı ve tarafların beyanları ile birlikte bunların değerlendirildiği yargılamalarda, sırf dosya üzerinden yargılama yapılmasının hukukî dinlenilme hakkını ihlal etmediğini vurgulamıştır. HMK md. 320’nin gerekçesinde de belirtildiği üzere basit yargılama usulü, daha hızlı sonuçlandırılması gereken ve daha kısa ve kolay inceleme yapılabilecek dava ve işler için öngörülen, yazılı yargılama usulüne göre daha kısa, daha basit ve daha hızlı bir yargılama usulüdür. Mahkememizce yargıda hedef süre ile makul süre sebebiyle adil yargılanma hakkı gözetilerek dosya üzerinden karar verilmesi yoluna gidilmiştir. Dava ve cevap dilekçesinde öne sürülen deliller toplanmış, aşamalarda taraflara beyan dilekçesi sunmaları için süre verilmiş ve gerekli ihtarlar yapılmış, iddia ve savunmalar bu çerçevede değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, açıklanan şekilde dosya üzerinden ve basit usulde yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 3.770,06 TL’lik kısmının iptaline, takibin 3.141,72 TL malzeme bedeli ve 628,34 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 3.770,06 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticarî avans faizi işletilmek suretiyle devamına, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, 3- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvuru harcı, 732,00 TL peşin/nisbi harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 220,80 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.684,80 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 3.770,06-TL vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09.09.2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/214, K. 2026/579, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-214-e-2026-579-k-26724559751a