İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/188 E. 2026/315 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/188
Karar No
2026/315
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/188 Esas KARAR NO : 2026/315

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2026 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 YAZIM TARİHİ : 24/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı, ..... Tekstil Kimyasal Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'den mal karşılığında dava konusu işbu çeki almıştır. Müvekkil uhdesinde olan ve vade tarihi gelmediği için işlem yapılamayan hamili olduğu; ..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi'ne ait. ... çek nolu, 07.02.2026 tarihli 1.000.000,00 TL tutarındaki çek müvekkilin bilgisi dışında ve rızası hilafında kaybolduğunu, davacı tarafından çeklerin vadesi gelmeden durum fark edilmiş olup herhangi bir mağduriyete sebep olunmaması adına sözkonusu çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkması sebebiyle ödeme yasağı talepli olarak Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosya ile 05.02.2026 tarihinde hasımsız olarak kıymetli evrak iptali davası açıldığını, ödeme yasağı kararı verildiğini Mahkemeye bildirildiğini, ilanların yapıldığını, davacı ile çekte cirosu olan ..... Tekstil Kimyasal Sanayi ve Ticaret Ltd Şti isimli şirket arasında ticari ilişki olduğunu, davacı tarafından bu şirketle yürütülen ticari ilişki gereği işbu çekler alındığını, davalı ile çekte yer aldığı iddia edilen diğer cirantalar arasında hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirket ilana istinaden çekin iptalini beklerken, dava konusu çek davalı ... tarafından 09.02.2026 tarihinde ibraz edildiğini ancak çek üzerindeki ödeme yasağı nedeniyle çekin arkasına şerh düşülerek işlem yapılmadan takastan geri çekildiğini, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı çek iptal davası dosyasındaki banka tarafından mahkemeye gönderilen ibraz yazısı incelendiğinde davacının rızası hilafına kaybolan iki çekin de davalı ... uhdesinde olduğu anlaşıldığından her iki çek bakımından davalı hamile borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi talebinde bulunduklarını, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirterek davacı vekili davanın devamı süresince ödeme yasağı kararının devamını, her türlü Örnek 7 - Örnek 10 icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, bu haliyle dava konusu ..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi'ne ait. .... çek nolu, 07.02.2026 tarihli 1.000.000,00 TL tutarındaki çek olmak üzere anılı çeklerin müvekkile iadesini, müvekkilinin iş bu çeklerle ilgili haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan itibariyle istirdat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır. Dava dilekçesi ekinde, davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini sunmadığı anlaşıldığından, mahkememizin 03.03.2026 tarihli ara kararı ile davacı vekiline, "Davacının dava dilekçesi ekinde arabulucuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı dosyaya sunmadığı anlaşıldığından, TTK'nın 5/A ve Arabuluculuk Kanunun 18/A-2. maddeleri gereğince davacılara, arabulucuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini Mahkememize sunması için, işbu tensip tutanağının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceğinin İHTARINA (ihtarın tensip tutanağının tebliği ile yapılmış sayılmasına)", şeklinde süre verilmiş, söz konusu ara kararın davacı vekiline 08/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 17/03/2026 tarihinde sunduğu beyan dilekçesi ile, arabuluculuk sürecinin halen devam ettiğini, henüz sonuçlanmadığını beyan ettiği görülmüştür. Dilekçe ekinde sunduğu belgeler incelendiğinde, arabuluculuğa başvuru tarihinin 04/03/2026 olduğu, davanın ise 02/03/2026 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı, tamamlanabilir bir dava şartı değildir. HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak, somut olayda dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığının anlaşıldığı ve söz konusu dava şartının sonradan tamlanabilir bir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürülükte bulunan haçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının 17.077,50 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla kalan ‭16.345,50 TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 24/03/2026

Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/188, K. 2026/315, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-188-e-2026-315-k-c899bd5807b2