İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/168 E. 2026/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/168
- Karar No
- 2026/52
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/168 Esas KARAR NO : 2026/52
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/01/2023 KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; 27.07.2016 tarihinde saat 16:00 sıralarında, ... civarında yaya ... ile çocukları ..., ... ve annesi ... karşıdan karşıya geçerken, ... yönüne sol şeritte seyreden sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobili ile 4 yayaya da çarptığını, Anne ...'un kaldırıldığı hastanede EX olduğunu, davacı ...'in ağır yaralandığını, davacı ...'in ve davacı ...'in 30.01.2020 doğumlu kızları ...'in ağır yaralandığını, %100 malül kaldığını ve 13.02.2022 tarihinde EX olduğunu, davacı ...'in ve davacı ...'in 17.05.2021 doğumlu oğulları ...'in yaralandığını, ... plakalı otomobilin en sol şeritte yayalara çarptıktan sonra ortadaki beton refüje çarparak durduğunu, sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, çarpışma noktası ile yaya alt geçidi arasındaki mesafe için soruşturma aşamasında alınan 09.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda 120 m denildiğini ancak gerçek mesafenin 146 m olduğunu ve hız sınırının da 30 km/sa olduğunu, ağır cezada yapılan yargılamada alt geçidi kullanmadıkları için yayaların asli kusurlu ve sürücünün tali kusurlu olduklarının kabul edilmesinin doğru olmadığını, müteveffa ...'in yaralanması sebebiyle sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını ancak ...'in yargılama sürecinde vefat ettiğini, ... için kaza tarihi ve ölüm tarihi esas alınarak sadece sürekli iş görmemezlik zararının hesaplandığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminat talepleri ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, ... plakalı otomobilin ... Sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ye 14.09.2022 tarihli dilekçe ile başvurularak çocukları ...'in EX olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, müteveffa ... için bakıcı, cenaze, defin ve dini yükümlüler için masraf yapıldığını, fatura alınamadığını açıklayarak ... için; 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için; 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100 TL Cenaze Giderlerinin vefatın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Küçüğün 2016 yılından geçirdiği kaza tarihinden, vefat ettiği 2022 tarihine kadar ki 100 TL bakım giderinin kaza tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte tüm davalılardan tahsiline, ... için; 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline ( ... Sigorta Anonim Şirketi Hariç ), ... için; 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlkte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline (... Sigorta Anonim Şirketi Hariç ), ... için; 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline ( ... Sigorta Anonim Şirketi Hariç ), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 16.07.2026 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davalı sigorta şirketi ile haricen sulh protokolü yapıldığını, davalı sigorta şirketi yönünden feragat sunulduğunu, dolaysıyla aktüer bilirkişi raporunda da talep artırım dilekçesinde de davalı ... Anonim Şirketi hariç tutulduğunu belirterek 28.04.2026 tarihli raporda davacı ... ve ... adına “561.041,72 TL” olarak tespit edilen (destekten yoksun kalma , cenaze gideri ) maddi tazminatın, ( İleride alınması muhtemel raporlara karşı yeniden talep artırma dilekçesi sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ise davalılar ... ile ... üzerine bırakılmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak mezkur kazanın iş kazası olup olmadığının tespiti gerektiğini, yetki itirazında bulunduğunu, poliçelerinin zorunlu poliçe olmayıp davacı doğrudan şirketine dava açamayacağını, müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduğunu, Trafik kazasının yolun yaya trafiğine kapalı kısmında bakım ve gözetim sorumlusu davacı ...'in gözetim sorumluluğuna riayet etmeden hareket etmesi sonucu gerçekleştiğini, Müteveffa ...'in kazadan yaklaşık 6 yıl sonra gerçekleşen vefatının kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda dosyaya sunulmuş tıbbi bir belge ve rapor da mevcut olmadığını, yayaların kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu; kaza ile vefat arasında illiyet bağı olmadığını, açıklanarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ..., kazaya karışan ... plaka sayılı binek otomobilin maliki ve ruhsat sahibi olduğunu, ancak, meydana gelen trafik kazası sırasında otomobilin sürücüsü olmadığını, araç içinde de olmadığını, bu nedenle meydana gelen trafik kazasında bir kusuru ve kusura dayalı sorumluluğu olmadığını, süvekkile ait olan ... plaka sayılı araç ticari nitelikli olmadığını, müvekkilinin ticari olarak işlettiği ve kullandığı bir araç olmadığını, davalı ... kendi (özel) işini görmek için müvekkilden emaneten ve hatıra binaen aldığını, KAZANIN MEYDANA GELMESİNDE KUSUR TAMAMEN YAYAYA AİT olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasında vefat eden ...'in anne ve babası olan davacıların destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin maddi, yine anne baba ve kardeşin manevi tazminat taleplerine ilşikindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacılardan ... ve ...'in kızı diğer davacı ...'in kardeşi olan ...'in 27.07.2016 tarihli kazadan yaklaşık 5 yıl sonraki vefatı ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bağı bulunuyor ise kazadaki kusur durumu ile davacılardan ... ve ...'in talep edebileceği destekten yoksun kalma miktarı, bakım giderleri, cenaze masrafları ile bunlardan davalıların sorumlu olup olmadığı yine davacıların manevi tazminat taleplerinin ve miktarlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin ...esas sayılı dosyası, ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası, Sigorta Tahkim Komisyonunun ... başvuru numaralı dosyası, SGK'dan davacılara ...'in yaralanması ve ölümü nedeni ile bağlanan rücuya tabi bir alacak olup olmadığına ilişkin kayıtlar, müteveffa ...'in tüm tedavi evrakları celp edilmiş, davacıların nüfus kayıt örnekleri ve ... plaka sayılı aracın trafik kaydının UYAP'tan dosya arasına alınmış, ....ve ...tarihli ATK raporları ile 14.11.2024 tarihli bilirkişi raporu ve 28.04.2026 tarihli bilirkişi ek raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır. ... plaka sayılı aracın UYAP'tan alınan trafik kaydından kaza tarihinde aracın davalı ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür. ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlğü, ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'nün ...tarihli cevabi yazısı ile; ... T.C. Kimlik numaralı ...'in yaralanma ve ölüm nedeniyle rücuya tabi bir alacak bulunmadığı bildirilmiştir. ...15. Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın iş bu dava konusu kazaya ilişkin olduğu, sanığın sürücü ... olduğu, sanık ...'ın taksirle ölümle birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 85/2 maddesi gereğince mahkumiyetine karar verildiği, dosyada alınan 16/02/2017 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporu ile Sanık ...’ın tali derecede kusurlu, Müteveffa ...'un kendi ölümü üzerinde asli derecede kusurlu, Müşteki ...'in kendisinin ve çocuklarının yaralanmaları üzerinde asli derecede kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce alınan ... tarihli 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporu ile; Çocuğun ... tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu bildirilmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonunun ... başvuru numaralı dosyasında alına kusur raporunda; davalı ...'ın %32,5, müteveffanın % 62,5 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Kolluk kuvvetlerinin düzenlediği kaza tespit tutanağında; 27.07.2016 tarihinde, saat 16 sularında, ...' Yerleşim yeri içinde, gündüz, açık havada, kuru, asfalt, düz, eğimsiz, bölünmüş, 4 şeritli devlet karayolunda, 100 m mesafede metro alt geçidi olduğu, Yaya ... ile çocukları ..., ... ve annesi ... karşıdan karşıya geçerken ... yönüne seyreden sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobili ile yayalara en sol şeritte çarptığı, ... plakalı otomobilin en sol şeritte yayalara çarptıktan sonra ortadaki beton refüje çarparak durduğu, yayaların trafik işaret levhalarına uymadıkları için kazanın meydana gelmesinde kusurlu oldukları, sürücünün ehliyetinin yeterli ve alkolsüz olduğu açıklanmıştır. CD izleme tutanağında kaza anının görülmediği belirtilmiştir. Mahkememizce alınan 14.11.2024 tarihli bilirkişi raporu ile; Müteveffa yaya ...'un karşıdan karşıya geçerken trafik levhalarına uymadığı ve alt geçidi kullanmadığı ve de EX olduğu için KTK 47/e — 68/b ve KTY 95/c — 138/b maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, trafik kazasına karışarak kendi ölümü yönünden asli ve % 60 kusurlu olduğu ancak ... plakalı otomobilin çok hızlı olması ve refüje çarparak durabilmesi nedeniyle otomobilde meydana gelen hasarlar yönünden kusuru ve sorumluluğu olmadığı, davacı yaya ...'in karşıdan karşıya geçerken trafik levhalarına uymadığı ve alt geçidi kullanmadığı ve de ağır yaralandığı için KTK 47/e — 68/b ve KTY 95/e — 138/b maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, trafik kazasına karışarak kendi yaralanması yönünden asli ve %60 kusurlu olduğu ancak ... plakalı otomobilin çok hızlı olması ve refüje çarparak durabilmesi nedeniyle otomobilde meydana gelen hasarlar yönünden kusuru ve sorumluluğu olmadığı, müteveffa yaya yaklaşık 5 yaşındaki ...'in karşıdan karşıya geçerken trafik levhalarına uyulmamasının ve alt geçidin kullanılmamasının ve KTK 47/c — 68/b ve KTY 95/e — 138/b maddelerinde açıklanan kusurların işlenmesinin trafik kazasına karışarak kendisinin ağır yaralanması ve sonrasında EX olması yönünden asli ve %60 oranında etkili olduğu ancak ... plakalı otomobilin çok hızlı olması ve refüje çarparak durabilmesi nedeni otomobilde meydana gelen hasarları münden kusuru ve sorumluluğu olmadığı, davacı yaya yaklaşık 4 yaşındaki ...'in karşıdan karşıya geçerken trafik levhalarına uyulmamasının ve alt geçidin kullanılmamasının ve KTK 47/e— 68/b ve KTY 95/e —138/b maddelerinde açıklanan kusurların işlenmesinin trafik kazasına karışarak kendisinin yaralanması yönünden asli ve %60 oranında etkili olduğu ancak ... plakalı otomobilin çok hızlı olması ve refüje çarparak durabilmesi nedeniyle otomobilde meydana gelen hasarlar yönünden kusuru ve sorumluluğu olmadığı, davalı Sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyrederken yeterince dikkatli ve tedbirli olmadığı, hızını yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadığı KTK 47/d — 52/b ve KTY 95/d — 101/b maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, ...'un EX olması, ...'in ağır yaralanması, küçük ...'in ağır aralanması ve sonrasında EX olması, küçük ...'in yaralanması yönünden tali ve %40 kusurlu olduğu, ... plakalı otomobilin çok hızlı olması nedeniyle ancak refüje çarparak durabilmesi nedeniyle otomobilde meydana gelen hasarlar yönünden %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce alınan kusur raporu ile tahkim dosyasında alınan kusur raporlarının birbiriyle çeliştiği anlaşıldığından çelişkinin giderilmesi için alınan 11/03/2025 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporu ile; Davacı yaya ...'in kendisinin ve 2012 doğumlu çocuk yaya ...'in yaralanması, 2010 doğumlu müteveffa yaya ...'in ölümü üzerinde %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce alınan 14.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ile özetle; ...'in kaza tarihi olan 27.07.2016 tarihinden vefat ettiği 13.02.2022 tarihine kadar bakıcı ihtiyacı olduğu kanaatine varılmış olup toplam bakıcı giderinin 170.202,90TL olacağı ancak davalıların %40 kusur oranına isabet eden tazmin borcunu 68.081,16 TL olduğu, ancak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde taleple bağlı kalınarak 400,00 TL bakıcı gideri karar altına alındığından, tenzili sonrasında bakiye bakıcı gideri alacağının 67.681,16 TL olduğu, bakıcı gideri teminatının, ister tedavi giderleri ister sürekli iş göremezlik teminatına dahil olsun, önceki Tahkim Komisyonu Nezdinde karar altına alınan sürekli iş göremezlik zararı 39.827,50 TL olduğundan, teminat limitlerinin aşılmadı, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde yeniden rapor alınarak ölüm tarihine kadar sürekli iş göremezlik zararı hesaplanarak karar altına alındığından, işbu davada ölüm tarihinden sonrası için destekten yoksun kalma zararı hesabı yapıldığından mükerrerlik oluşmadığı, 27.07.2016 günü meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak 13.02.2022 tarihinde ki İrem'in ölümü sebebiyle davacı annesinin 522.207,97 TL davacı babasının 335.670,43 TL destekten yoksun kalma zararı oluştuğu; hesaplanan zararın 27.07.2016 kaza tarihindeki teminat limiti olan 310.000,00 TL'yi aştığı görülmekle garame yöntemiyle teminattan davacı anneye 188.821,17 TL, davacı babaya 188.821,47 TL isabet ettiği, diğer davalılar yanında bu miktarlar ile sınırlı müteselsil sorumlu olduğu, davalıların kusuruna isabet eden defin cenaze gideri tazmin tutarının 4.000,00 TL olduğu, ölüm teminat limiti aşıldığından sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumlu olduğu, KTK.m.99/1 hükmü ve poliçe genel şartları uyarınca davalı sigorta şirketine ölüm olayına bağlı yapılan başvurunun usulen tespit edilecek tarihine eklenecek 8 iş günü sonrasından itibaren faizden sorumlu olduğu, diğer davalıların ise talep bulunması halinde kaza tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce dosya yeniden aktüer bilirkişiye tevdi edilerek çelişkileri gidermek için alınan kusur raporuna göre güncel asgari ücretler göz önünde bulundurularak ek rapor düzenlenmesi istenmiş, 28.04.2026 tarihli ek rapor ile; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporuna nazaran, davalı sebep sorumlusunun %25 kusurlu olmasına nazaran: hakkındaki davasından feragat edilen müteselsil sorumlu Sigorta Şirketi'nin ödeme tarihinin 2026 yılı olmasına ve keza işbu ek raporun da 2026 yılında düzenlenmesine göre işbu ek rapor tarihindeki ücret verilere göre hesaplanan davacı zararlarından ödenen ve feragat edilen tutar toplamının doğrudan indirilmesinden (yüksek yargı uygulamasıyla yargılama sırasında yapılan ödemelerin güncellenmeyeceği) sonra davacı annenin 350.424,01 TL davacı babanın 208.017,71 TL karşılanmamış destekten yoksun kalma zararı oluştuğu, %25 kusuruna isabet eden defin ve cenaze gideri tazmin tutarının 2.500,00 TL olduğu, ölüm teminat limiti tüketildiğinden, sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumlu olduğu, ...'in kaza tarihi olan 27.07.2016 ile 13.02.2022 vefat tarihine kadar bakıcı ihtiyacı olduğu kanaatine kök raporda varılmış olup, toplam bakıcı giderinin 170.202,90 TL olacağı ancak davalıların %25 kusur oranına isabet eden tazmin borcunu 42.550,73 TL olduğu, ancak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde taleple bağlı kalınarak 400,00 TL bakıcı gideri karar altına alındığından, tenzili sonrasında bakiye bakıcı gideri alacağının 42.150,73 TL olduğu; bakıcı gideri teminatının, tedavi giderleri teminatına dahil olduğu; ancak ibraname açıkça bakıcı gideri yönünden feragat beyanı yer aldığından, 310.000,00 TL'ye (limite) kadar feragat nedeniyle ve tedavi giderleri teminatı da tüketilmediğinden, vaki feragatten diğer davalıların yaralanacağı; hal böyle olunca davalıların sorumluluğunun ortada kalktığı bildirilmiştir. ZMMS motorlu bir aracın karayollarında işletilmesi sırasında, bir kimsenin zarara uğramasına neden olunması durumunda, aracı işletenin, üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli sınırlar içinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sigorta türünde sigortacı, oluşan zararın tamamından değil, sigorta teminatı verdiği işleten ve onun eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin zararın doğmasındaki kusurları oranında ve poliçede belirlenen tazminat tutarları limitlerine kadar sorumlu olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünü içermektedir. Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” Hükmünü, Aynı kanunun 85. Maddesinde ise; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 27/07/2016 tarihinde saat 16.00 sıralarında davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile ... Caddesini takiben ... istikametinden ... istikametine sol şerit üzerinde seyir halinde iken kaza mahalli olan ...önlerine geldiği esnada otomobilinin sağ ön kısımlarıyla; seyir istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayalardan davacı yaya ..., 2010 doğumlu müteveffa yaya ... ve 2012 doğumlu çocuk yaya ...'e çarpması ile ...'in ağır yaralandığı ve kazadan 5 yıl sonra 13.02.2022 tarihinde EX olduğu, çocuğun 27.07.2016 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, davacı yaya ... denetim ve gözetimi altındaki çocuklarıyla beraber yaya olarak karşıdan karşıya geçiş yapmadan önce taşıt yolu üzerinde seyir halinde olan araçların hız ve mesafelerini dikkate alması, ilk geçiş hakkını araç sürücülerine vermesi, gerekli ve yeterli kontroller akabinde karşıya geçiş yapması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçiş yaparak kendisinin ve çocuklarının can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü bahse konu kazada kendisinin ve 2012 doğumlu çocuk yaya ...'in yaralanması, 2010 doğumlu müteveffa yaya ...'in ölümü üzerinde %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki otomobili ile gündüz vakti meskun mahal içerisindeki seyiri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, seyir istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayayalara karşı sesli ikazla birlikte zamanında etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla; meydana gelen kazada %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, Küçük ...'in işbu davaya konu kazaya bağlı olarak yaralanması sebebiyle sürekli İş göremezlik zararı kapsamında tazminatının tahsili için Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvuru yaptığı; bilahare anılan kazaya bağlı olarak vefat ettiği; bunun üzerine davacı anne babası tarafından işbu davada destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, her ne kadar küçük İrem'e velayeten Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde Uyuşmazlık Hakem Heyeti'ne yapılan başvuru sonunda ...sayılı dosyada “tüm hayatı boyunca uğradığı zararlar kapsamında 310.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 400,00 TL bakıcı gideri zararının” karar altına alındığı, ancak Sigorta Şirketi'nin anılan karara karşı İtiraz Hakem Heyeti'ne başvurduğu; bunun üzerine ...E. sayılı dosyada ek rapor alınmak suretiyle “küçük İrem'in vefat ettiği 13 Şubat 2022 tarihine kadar sürekli iş göremezlik zararı kapsamında 39.827,54 TL ile 400,00 TL bakıcı giderinin” karar altına alındığı, hal böyle olunca, İtiraz Hakem Heyeti'nde ölümüne kadar iş göremezlik zararı hesaplattığından, işbu davada da ölümünden sonraki devre kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmekle, mükerrerlik oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Küçük çocukların ana-babalarına destek olmaları varsayımlara dayanmakla beraber, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması farazi destek oldukları yönündedir. Yetişkin hale geldiklerinde ana babalarına destek olma zorunluluğu bulunmamakta ise de, çocukların elde ettikleri gelirin bir bölümünü kendisine ayırırken bir bölümünü de TMK.m.364/f.1 gereğince nafaka yükümlülüğü bulunduğu ana babalarına ayırmaları hayatın olağan akışı, insancıl bağlara ve ülke geleneklerine uygun düştüğü gibi, yine Yargıtay tarafından benimsendiği üzere, çocuklar hiçbir gelir elde etmese dahi, hastalık ve sair sıkıntıda yardıma koşma görevi maddi desteğin kapsamında değerlendirilmelidir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 gün ... E....K. sayılı kararında “destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların anne babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerektiği” esası benimsenmiş olmakla, anılan karinenin aksini gösterir delil de bulunmadığından, bağlayıcı nitelikteki İBK gereği, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması cihetine gidilmiştir. 11.02.2026 tarihinde imzalanan “İbraname-Makbuz ve Feragatname” başlıklı belgenin uyuşmazlık bağlanımında incelenmesinde; “... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ... A.Ş. aleyhine açılan tazminat davasında ... ve ...'in Çocukları ...'in vefatı nedeniyle uğradığı maddi zararlar (destekten yoksun kalma tazminatı ve kaza tarihi ile ölüm tarihi arasındaki bakıcı gideri) için hesaplanan; ... için 164.000,00-TL asıl alacak ve 90.456,00-TL faiz, ... için 105.772,50-TL asıl alacak ve 58.334-TL faiz, olmak üzere 269.772,50-TL Asıl Alacak, 148.790,00-TL Faizi, 49.600,00-TL Dava Vekâlet Ücreti, 10.000,00-TL yargılama gideri ve 64.000,00-TL icra vekalet ücreti ödenmesi, İş bu anlaşmada taraflar sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu tutulduğu teminat limit olan 310.000,00-TL kapsamında her şey dahil olmak üzere, sigortalı araç sürüsü/maliki ve sigorta şirketini ibra edecek şekilde anlaşmışlardır. Bu bağlamda poliçe limiti olan 310.000,00-TL üstünde bir zarar olması halinde kalan kısma ilişkin fazlaya dair hak ve talepler yönünden sigorta şirketi haricindeki müşterek müteselsil sorumlular bakımından tüm dava ve talep hakları saklı olduğunun” kararlaştırıldığı görülmüştür. Usul ve yasaya uygun denetime elverişli ve dosya muhteviyatı ile uyumlu olduğundan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de hesaplandığı üzere hakkındaki davasından feragat edilen müteselsil sorumlu Sigorta Şirketi tarafından ödenen ve feragat edilen tutar toplamının doğrudan indirilmesinden sonra davacı annenin 350.424,01 TL davacı babanın 208.017,71 TL karşılanmamış destekten yoksun kalma zararı oluştuğu, davalıların %25 kusuruna isabet eden defin ve cenaze gideri tazmin tutarının 2.500,00 TL olduğu; ölüm teminat limiti tüketildiğinden, sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumlu olduğu, ...'in kaza tarihi olan 27.07.2016 ile 13.02.2022 vefat tarihine kadar bakıcı ihtiyacı olduğu kanaatine varılmış olup, toplam bakıcı giderinin 170.202,90 TL olacağı ancak davalıların %25 kusur oranına isabet eden tazmin borcunu 42.550,73 TL olduğu, ancak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde taleple bağlı kalınarak 400,00 TL bakıcı gideri karar altına alındığından, tenzili sonrasında bakiye bakıcı gideri alacağının 42.150,73 TL olduğu; bakıcı gideri teminatının, tedavi giderleri teminatına dahil olduğu; ancak ibraname açıkça bakıcı gideri yönünden feragat beyanı yer aldığından, 310.000,00 TL'ye (limite) kadar feragat nedeniyle ve tedavi giderleri teminatı da tüketilmediğinden, vaki feragatten diğer davalıların yaralanacağı; hal böyle olunca davalıların sorumluluğunun ortada kalktığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. BK 56. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; davacılar ve davalıların sosyal ve ekonomik durumları araştırılarak dosya içerisine alınmış ve manevi tazminat taktir edilirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş şekli ve kusur durumları dikkate alınarak manevi tazminat miktarı belirlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre özel haller göz önünde tutularak manevi tazminata karar verilmelidir. Manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar verilecek paranın miktarı, her şeyden önce adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek tazminat zarara uğrayan da manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzeyen bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında belirlendiği gibi manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasında amaç edinmez, tazminatın sınırı tazminatın amacına göre belirlenmelidir.Taktir edilecek miktar mevcut duruma göre elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Ayrıca, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde belirlenen ve manevi tazminata hükmedilirken nazara alınması gereken özel hal ve şartlar dikkate alınarak objektif ölçütler kullanılmak kaydı ile manevi tazminat değerlendirilmesi yapılmış, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluşu, tarafların toplum içerisinde işgal ettiği yer, tarafların özellikle kusur durumu, kaza tarihi ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar lehine manevi tazminata hükmetmek gerektiği vicdani kanaate ulaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ... Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve ... E. - ... K. ) Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. ( Yargıaty 17. HD'ninin 04/02/2020 tarih ve ... E.... K.) Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. (YHGK 18.05.2022 tarih, ... Esas ve ...Karar) Davalı malik tacir olmadığından ve araç ticari olmadığından yasal faize hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN: A.Davalılar ... ve ...'a yönelik açılan davanın kısmen kabulü ile; 1-350.424,01 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'e verilmesine, 2-208.017,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'e verilmesine, 3-2.500,00 TL cenaze ve defin masrafının davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, 4-Davacılar ... ve ...'in bakıcı gideri taleplerinin feragat nedeniyle reddine, B.Davalı sigorta şirketine yönelik açılan maddi tazminat davası hakkında sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, C.Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 38.317,92 TL harçtan 2.000,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 36.317,92 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye irad kaydına, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 21.176,10 TL ile sınırlı olmak üzere) D.Davacı tarafından yapılan 2.000,00 TL tamamlama harcının davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, E.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 89.750,68 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, F.Davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, G.... Şirketi ile yapılan sulh protokolü gereği vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karara yer olmadığına, MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN; Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile; 1-25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'e verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'e verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 3.757,05 TL harçtan peşin alınan 857,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.899,07 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan tahsiliyle hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 857,98 TL peşin harcın davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN ORTAK YARGILAMA GİDERLERİ: 1- Davacı tarafından harcanan 25,60 TL başvuru harcı, 14.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.900,00 TL ATK ücreti ve 4.759,27 TL posta gideri olmak üzere toplam 19.642,85 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 14.898,22 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 2-1.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsiliyle hazineye irad kaydına, 3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair karar, davacı vekili ile davalı ... ve ... vekillerinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 01/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır