İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/140 E. 2026/401 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/140
- Karar No
- 2026/401
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/140 Esas - 2026/401 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/140 KARAR NO : 2026/401
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 05/04/2026 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin....” ibareli marka başvurusunun .... tarafından SMK 5/1(b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, karara karşı müvekkili itirazının ....kararı ile reddedildiğini, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, “sticker card” ibaresinin kredi kartları/banka kartları gibi finans sektörü açısından 09 ve 42. Sınıf mal ve hizmetlerde özgün ve sıra dışı bir marka ibaresi olduğunu, “sticker” ibaresinin “yapışkan” anlamına geldiğini, ilgili mal ve hizmetlerde herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu ibareyi kendi hizmet modeli ve ürün gamı kapsamında özgün bir şekilde kullandığını, kullanım sonucu ibarenin ilgili tüketici nezdinde müvekkili ile özdeşleşen bir işaret haline geldiğini ve ayırt edicilik kazandığını beyanla, ....” ibareli marka başvurusunun tescili talep edilen tüm sınıflar için tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ibarenin somut ve soyut anlamda ayırt edicilikten yoksun olduğunu, marka algısı yaratmadığını, “....” ibaresinin bir kart türü ve hızlı temassız ödeme yönteminin adı olduğunu, ilgili sektörde ve ticari hayatta yaygın kullanımı olan herkesin kullanımına açık tasviri bir ibare olduğunu, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacının söz konusu ibareye marka fonksiyonu ve ayırt edicilik kazandıran bir kullanımı bulunmadığını, kazanılmış hakkın da söz konusu olmadığını, davacının tescil talebinin fonksiyon gaspı sonucu doğuracağından ve zamansız olduğundan reddi gerektiğini, ... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 09 / 36 / 42. sınıflar için tescil talebiyle 10.03.2025 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, .... sayılı kararı ile kısmen reddedildiği, marka başvurusu kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkartıldığı, davacı tarafından .... kararlarına itiraz edildiği, başvurunun talep edilen tüm mal ve hizmetler yönünden tesciline karar verilmesi talep edildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 05.02.2026 tarihli .... kararı ile itirazın nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka Başvurusunun “Somut Ayırt Ediciliğinin” Bulunup Bulunmadığı ve “Tasviri” Nitelikte Olup Olmadığı; 6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin (b) bendi uyarınca; “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler” marka olarak tescil edilemez. Madde gerekçesine göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal ve hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceğinin düzenlenmesi amaçlanmıştır.... maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Ayırt edicilik esas olarak, farklı işletmeler tarafından üretilen malların veya sunulan hizmetlerin tüketiciler nezdinde ayırt edilebilmesi fonksiyonuna işaret eder. Dolayısıyla, işaret tüketici nezdinde ayırt edebilme işlevini göstermelidir. İlgili tüketici kesiminin, yani malların veya hizmetlerin makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketicilerinin algısına göre değerlendirilmelidir. Bir işaretin somut ayırt edicilik niteliğinin tespitinde, işaretin başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetleri diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmadığı, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı incelenmelidir. Dolayısıyla, tescili talep edilen işaretin somut ayırt edici niteliğe sahip olduğunun söylenebilmesi için, işaretin hangi mal ve hizmetler için tescili isteniyorsa o mal ve hizmetleri o grupta yer alan diğer mal ve hizmetlerden somut olarak ayırt edebilmelidir. Bazı işaretler, mal veya hizmetlerin belirli bir teşebbüsle ilişkisini ortaya koymaya müsait değildir ve ortalama tüketiciler tarafından bu işaretler marka olarak algılanamamaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5/1 maddesinin (c) bendi ise; “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” marka olarak tescil edilemeyeceğini düzenlemektedir. Marka incelemeleri aşamasında dikkate alınan kıstaslardan biri olan tanımlayıcılık, marka başvurusunda bulunulan malın/hizmetin içeriğini, kalitesini, özelliğini, karakteristiğini, fonksiyonunu, amacını veya kullanım biçimini tamamlayan ibarelerdir. Diğer taraftan, bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmet arasında doğrudan ve çok özel bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi, bu ilişkinin tüketici algısında ekstra bir incelemeye gerek olmadan doğrudan kurulabilmesi gerekir. Marka başvurusunda bulunulan bir ibare, tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden sadece bir veya birkaç tanesi için tanımlayıcı olabileceği gibi, mal/hizmet listesinin tamamı bakımından da tanımlayıcı olabilecektir. İbarenin tanımlayıcı olabilmesi için, tescili talep edilen mallardan/hizmetlerden herhangi birine dair içerik, kalite, karakter, özellik, fonksiyon veya amaç belirtiyor olması yeterlidir. SMK’nın 5/1-c bendine göre bir ibarenin tasviri işaretlerden sayılması için, işaretin hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici, işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür ve bu tür işaretler marka olarak tescil edilebilir. Bu hükmün temel amacı, ilgili sektörde faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olması gereken tanımlayıcı işaretlerin tek kişinin tekeline verilmesinin önüne geçerek kamu yararını gözetmektedir. Böylece tanımlayıcı bir işaretin tek bir kişinin tekeline verilmek suretiyle, diğer işletmelere karşı haksız bir avantaj sağlanmasını engellemektir. 6769 sayılı SMK madde 5/1-b ve 5/1-c maddeleri arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Zira artık yerleşik hale gelen yargı kararları çerçevesinde “Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tanımlayıcı olmadığı ve tescilinin engellenemez” Somut olay bakımından incelenmesi gereken, dava konusu markanın bir bütün olarak, kapsamında yer alan tüm kelime ve şekil unsurları ile birlikte, 6769 sayılı SMK madde 5/1-b-c maddeleri kapsamında reddine karar verilen mal ve hizmetler bakımından, hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ile sıkı bir ilişki içerisinde olup olmadığı, malın bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürüp düşündürmediği ve akla getirip getirmediği, tüketicinin işareti gördüğünde kesin olarak malın niteliğini tanımlayıp tanımlamadığı, zihninde birkaç seçeneğin oluşup oluşmadığının tespitidir. Somut uyuşmazlık bakımından, dava konusu “Sticker card“ ibareli marka başvurusu, mutlak ret nedenleri kapsamında 6769 sayılı SMK madde 5/1-b ve 5/1-c hükümleri uyarınca, marka kapsamında yer alan 09, 36 ve 42. Sınıf mal ve hizmetler bakımından reddedildiği, Bir işaretin ayırt edici nitelikten yoksun olup olmadığı veya tanımlayıcı nitelik taşıyıp taşımadığı değerlendirilirken, işaretin onu oluşturan unsurlarından soyutlanarak değil, ilgili tüketicinin algısı esas alınmak suretiyle bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerek ....kararlarında gerekse yerleşik Türk marka hukuku uygulamasında, markanın tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenimin esas olduğu, markayı oluşturan kelimelerin tek tek sözlük anlamlarından hareketle sonuca varılamayacağı kabul edilmektedir. Dava konusu markayı oluşturan "..." veya "kart şeklindeki araç" anlamlarında kullanıldığı, Günümüzde “.... bir kart türü ve hızlı temassız ödeme yönteminin adı olduğu, klasik banka kartlarının farklı bir türü olduğu, onlarla aynı özelliklere sahip olduğu, nitekim “....” ile ilgili googledaki basit bir aramada dahi “Bu kartlar, günümüzde ... gibi dijital cüzdanların çok yaygınlaşmasıyla yerini dijital çözümlere bıraksa da, fiziksel bir nesneyle (örneğin telefon arkasıyla) ödeme yapma alışkanlığını başlatan kritik bir geçiş teknolojisidir. ....: ....gibi teknoloji devleri, bankaların mevcut klasik kartlarını sticker formatına dönüştüren çözümler sunmuştur. Bu stickerlar, özellikle toplu taşıma ve küçük perakende harcamalarında "bozuk para taşıma" zorunluluğunu ortadan kaldırmak için geniş kitlelerce kullanılmıştır.” açıklamalarına erişim sağlamanın mümkün olduğu, nitekim dünyadaki “....” kullanım örneklerine ve banka uygulamalarına erişmek mümkündür. İbarenin piyasada bu şekilde tasviri anlamıyla tür adı olarak kullanıldığı, bu haliyle çekişme konusu sınıflarda bir ayırt ediciliğinin olmadığı herkes tarafından bilindiği, .... kararında bu durum “Normal bir kredi veya banka kartının temassız ödeme yapabilen, çok daha küçük (genellikle 3-4 cm boyutlarında) bir etiket versiyonu" anlamına geldiği.” şeklinde tespit edildiği, şu hale göre ....ibaresinin tasviri olarak piyasada yer aldığı, Söz konusu ibare, ilgili sektörde ve ticari hayatta yaygın kullanımı olan herkesin kullanımına açık tasviri bir ibare olduğu, ibarenin piyasadaki bu tasviri kullanımı ve anlamları ortalama tüketici kitlesi tarafından bilindiği, ibarenin ve kullanımın tescil kapsamına alınmak istenen mal ve hizmetlerde ayırt ediciliğinin bulunmadığı, Anlamı ve kullanım şekli göz önüne alındığında, marka algısı yaratmayan ve bir kimsenin tekeline bırakılamayacak olan bu ibarelerin özellikle redde konu mal ve hizmetler göz önüne alındığında ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı marka başvurusunda yer alan “....” ibaresinin, ortalama tüketici kitlesi tarafından, doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmadan tasviri şekilde algılanmasının kaçınılmaz olduğu, bu haliyle ibarenin, markanın temel fonksiyonlarından olan ayırt edicilik unsurunu yerine getiremediği, bir ticari kaynağı işaret etmediği ve bir işletmeyi diğerinden köken olarak ayırt etmeyi sağlamadığı, böyle bir kullanımın, marka algısı yaratmadığı, tescil edilmek istenen ibare, tescil kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından da marka olmaya elverişli olmadığı, diğer bir ifadeyle, vasıf bildirici bu ibarenin tescilinin mümkün olmadığı, doğrudan ve açık biçimde tasviri olarak anlaşılacağı ve ilgili tüketici kesimi tarafından, mal ve hizmetlerin ticari kaynağına işaret eden bir marka olarak algılanmayacağı, anlamı itibariyle ve tescil edilmek istendiği sınıf dikkate alındığında tanımlayıcı ibare olduğu ve markada ancak tali unsur olarak yer alabileceği, Netice itibariyle, Davaya konu marka başvurusunun, somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, ....” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu, iptali koşullarının oluşmadığı, sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır