İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/134 E. 2026/422 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/134
Karar No
2026/422
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/134 Esas - 2026/422 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/134 KARAR NO : 2026/422

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/04/2026 KARAR TARİHİ : 07/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; davalı şahsın.... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 24. sınıf malların çıkarılmasına karar verildiğini, kısmi ret kararına karşı müvekkili itirazının.... sayılı .... kararı ile reddedildiğini, kararın yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1991 yılından beri tanınmış "..." çatı markası altında tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markaların aynı/benzer olduğunu, dava konusu markada yer alan "all" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markanın esas unsuru olan "blue" ibaresinin "..." anlamına geldiğini, ibareyi gören tüketicilerin markayı müvekkiline ait "..." markası ile özdeşleştireceğini, dava konusu markanın kapsamındaki malların müvekkili markaları ile aynı/benzer/ilişkili olduğunu, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, davalı şahsın .... sayılı marka başvurularının müvekkilinin başka markaları gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine SMK 6/9 maddesi uyarınca reddedildiğini, ayrıca davalı şahsın 2024/134163 sayılı marka başvurusunun yine müvekkili itirazı üzerine davalı şahıs tarafından geri çekildiğini, davalı şahsın müvekkili markalarıyla iltibas oluşturmak saikiyle hareket ettiğini, müvekkili markalarının tanınmış markalar olduğunu, somut olayda SMK 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu beyanla, ..... sayılı kararının iptaline....sayılı "..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun kapsamında kalan mallar bakımından davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının tanınmışlık hususuna dayalı iddialarını ispatlar delil sunulmadığını, kötü niyet iddialarının Kurum nezdindeki itiraz aşamasında ileri sürülmediğini, SMK 6/9 maddesindeki kanuni şartların somut olayda gerçekleşmediğini, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkiline ait "..." ibareli markanın bir bütün olduğunu, davacıya ait "..." markaları ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, "blue" ibaresinin herkes tarafından kullanılan, ayırt ediciliği zayıf bir kelime olduğunu, davacının kötü niyet iddiasının somut delile dayanmadığını ve asılsız olduğunu, tanınmışlık hususuna dayalı iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin başvuru yaptığı sınıflarda davacının tescilli markası bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 03 / 05 / 24 / 29 / 30 / 32 / 43. sınıflar için tescil talebiyle 24.09.2024 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu, .... tarafından 43. Sınıf yönünden re’sen reddedildiği, kapsamında kalan mallar bakımından 28.10.2024 tarih ve 455 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” ve “tanınmışlık” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı itirazının, .... sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, başvuru kapsamından "24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular." mallarının çıkartılmasına karar verilmesi üzerine davacı tarafından, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edildiği ve itiraz üzerine .... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka kapsamında "03. Sınıf: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. 05. Sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 27. Sınıf: Halılar, kilimler, yolluklar. 29. Sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). 30. Sınıf: Tuz. 32. Sınıf: Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." emtiaları bulunmaktadır. Davacı taraf, iki farklı marka grubunu gerekçe olarak göstermiştir. Davacının "..." esas unsurlu markaları, hali hazırda 1-45 arası tüm mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu marka ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında hali hazırda emtia ayniyeti/benzerliği koşulu oluştuğu, Davacı taraf, "..." esas unsurlu markalarının yanı sıra "..." ibaresini içeren markalarını da gerekçe olarak göstermiştir. Davacının "..." ibaresini içeren.... sayılı markaları 18, 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler, 2023 025564 sayılı markası ise 09, 35 ve 41 sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 03, 05, 27, 29, 30, 32. Sınıf emtialar ile davacının "..." ibareli markaları kapsamında yer alan 09, 18, 25, 35 ve 41. Sınıf mal ve hizmetleri aynı/aynı tür olmadığı gibi benzer de değildir. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar ile davacı şirkete ait "..." esas unsurlu markalar arasında emtia ayniyeti/benzerliği oluştuğu, buna karşın dava konusu emtiaların, davacının "..." ibaresini içeren markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Markanın herhangi bir şekil, renk, logo veya başkaca ayırt edici görsel unsur içermemesi karşısında, “...” ibaresinin markanın bir bütün olarak esas ve ayırt edici unsurunu oluşturduğu, İngilizce olan “...” ibaresi, kelime anlamı itibarıyla “tamamen ...” veya “tümüyle ...” şeklinde anlaşıldığı, Davacı tarafın mesnet aldığı önceki tarihli markalar ise esas itibarıyla iki grup altında değerlendirilebilecektir. Bunlardan ilk grubu, “...” ibaresini içeren markalar; ikinci grubu ise “...” ibaresini içeren markalar oluşturmaktadır. Davacıya ait markaların bir kısmında şekil, logo, yazı karakteri, ek kelime ve sair tali unsurlara yer verilmiş ise de, markaların genel görünümü ve tüketici nezdinde bıraktıkları baskın izlenim dikkate alındığında, ilgili markalarda “...” ve “...” ibarelerinin esas unsur konumunda bulunduğu, Dava konusu marka ile davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren markaları arasında benzerlik bulunmadığı, “...” ve “blue” ibareleri Türkçe ve İngilizce bakımından aynı rengi ifade etmeleri nedeniyle kavramsal düzeyde bir benzerlik taşımakta ise de, anılan ibarelerin yazılışları, harf dizilimleri, uzunlukları ve okunuşları tamamen farklı olduğu, dolayısıyla, davacıya ait "..." esas unsurlu markalar ile dava konusu marka başvurusu, görsel ve işitsel açıdan benzer olmadığı, Ayrıca “.../blue” ibaresinin bir renk adı olması da değerlendirmede önem taşımaktadır. Renk adları, ilgili mal ve hizmetler bakımından güçlü ve yüksek derecede özgün ayırt ediciliğe sahip ibareler olmayıp, ayırt edicilik güçleri nispeten düşüktür. Bu nedenle, yalnızca “...” ve “blue” ibarelerinin aynı kavramı ifade etmesinden hareketle markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu sonucuna varılması mümkün değildir. Dava konusu markada “all” ibaresine yer verilmesi ve renk adının Türkçe “...” yerine İngilizce “blue” şeklinde kullanılması, markanın davacının “...” ibareli markalarından görsel, işitsel ve bütünsel olarak farklılaşmasını sağlamaktadır. Bu itibarla, dava konusu “...” markası ile davacının esas unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu markaları arasında, kavramsal düzeydeki sınırlı benzerlik tek başına yeterli olmayıp, markalar arasında benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, Buna karşılık, davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren markaları yönünden değerlendirme farklıdır. Dava konusu marka, davacının bu grupta yer alan markalarının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresini aynen içermektedir. Davacı markalarında bu ibareye çeşitli şekil, logo, slogan veya başka kelime unsurları eşlik etse dahi, söz konusu unsurların “...” ibaresinin yarattığı baskın algıyı ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu “...” markası ile davacının “...” ibareli markaları, özellikle esas ve ayırt edici unsurlarının aynı olması nedeniyle, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, Sonuç olarak, dava konusu marka ile davacıya ait "..." esas unsurlu markaların, kavramsal olarak yakınlık içermelerine karşın görsel ve işitsel olarak benzer olmadığı, bununla birlikte, dava konusu marka ile davacıya ait "..." ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların önemli bir bölümü günlük veya rutin tüketim kapsamında satın alınan; nispeten kolay erişilebilen ve düşük ya da orta ekonomik değere sahip ürünlerdir. Bu nedenle, ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin genel olarak ortalama düzeyde olduğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak, davacı tarafın mesnet aldığı önceki tarihli markaların iki grup altında değerlendirilebileceği, bunlardan ilk grubun, “...” ibaresini içeren markalar; ikinci grubun ise “...” ibaresini içeren markalar olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar ile davacı şirkete ait "..." esas unsurlu markalar arasında emtia ayniyeti/benzerliği oluştuğu, fakat, dava konusu marka ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı, zira “...” ve “blue” ibareleri, Türkçe ve İngilizce bakımından aynı rengi ifade etmeleri nedeniyle kavramsal düzeyde bir benzerlik taşımakta ise de, anılan ibarelerin yazılışları, harf dizilimleri, uzunlukları ve okunuşlarının tamamen farklı olduğu, dava konusu marka ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların görsel ve işitsel olarak benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali şartlarının oluşmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, buna karşın dava konusu emtiaların, davacının "..." ibaresini içeren markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı, emtia benzerliği taşımayan markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği, sonuç olarak, davacının gerek "..." esas unsurlu gerekse "..." ibareli markaları ile dava konusu marka arasında iltibas oluşmayacağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir.... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı şirket, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yaptığı itiraz aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için T/00983 sayı ile tanınmış marka tescili için 13.12.2004 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun kabul edildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, itiraz/dava aşamasında dosyaya, itirazları kapsamında reddedilen markalara ilişkin liste, davacı şirketin tarihçesine ilişkin liste, 2024 yılı faaliyet raporunu sunmuştur. Bununla birlikte dosya kapsamında davacıya ait "..." ibareli markaların tanınmış olduğunu gösterir herhangi bir bilgi/belge bulunmadığı, Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın tanınmış marka olduğu değerlendirildiği takdirde dahi, dava konusu marka ile davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın benzer olmadığı, bu nedenle, davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, Kötü Niyet İddiası; 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yapılmıştır. Medeni Kanun’un 2. maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Kötüniyet, mülga 556 sayılı KHK’nın 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük hali olarak sayılmamış olsa da (....sayılı karar ile mümkün kabul edilmiştir.) 6769 sayılı yasa ile bu durum değiştirilmiştir. Gerçekten de kanunun 6/9. maddesine göre, kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Yani görüleceği üzere AB Tüzüğü m. 59/1-b’den farklı olarak mutlak red nedeni değil nispi red nedeni olarak kabul edilmiştir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim..... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacı vekilince, davalı şahsın ..... sayılı marka başvurularının müvekkilinin başka markaları gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine SMK 6/9 maddesi uyarınca reddedildiğini, ayrıca davalı şahsın.... sayılı marka başvurusunun yine müvekkili itirazı üzerine davalı şahıs tarafından geri çekildiğini, davalı şahsın müvekkili markalarıyla iltibas oluşturmak saikiyle hareket ettiğini iddia etmişse de, .... sayılı marka başvuruları aşağıdaki gibidir; Dava dışı .....sayılı markalar, "..." ya da "..." ibaresini içeren markalar olmadığından, somut olay ile ilişkilendirilebilir olmadığı, Dolayısıyla, davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar ile davacı şirkete ait "..." esas unsurlu markalar arasında emtia ayniyeti/benzerliği oluştuğu, buna karşın dava konusu emtiaların, davacının "..." ibaresini içeren markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı, Dava konusu marka ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların görsel ve işitsel olarak benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali şartlarının oluşmadığı, Dava konusu marka ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, fakat emtia benzerliği taşımayan markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği, Davacıya ait “...” ibareli markanın tanınmış olduğu, fakat dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın benzer olmadığı, dolayısıyla somut olayda tanınmışlığa bağlı koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceği, davacıya ait “...” ibareli markaların ise tanınmışlığının ispatlanamadığı, Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/134, K. 2026/422, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-134-e-2026-422-k-c634d302a7b1