İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/115 E. 2026/175 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/115
- Karar No
- 2026/175
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/115 Esas KARAR NO : 2026/175 DAVA : İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2026 KARAR TARİHİ : 16/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili davacı Kapalıçarşı bölgesinde, toptan ve perakende şekilde kuyumculuk faaliyeti ile iştigal olduğu, davalı tarafın ise aynı şekilde -------- bölgesinde perakende kuyumculuk faaliyeti yürüttüğü, her iki tarafın da tacir oludğu, aralarında uzun süredir devam eden has altın alışverişine ilişkin sürekli bir ilişki bulunduğu, müvekkili tarafından davalı tarafa has altın teslim edilip bu has altın karşılığı olarak has altının ödeme tarihindeki güncel değeri üzerinden nakit şekilde ödeme yapıldığını, bu ilişki kapsamında davacının, davalıya muhtelif tarihlerde has altın teslimi yaptığını, aynı şekilde davalının almış olduğu bu has altınlara karşılık olarak müvekkilin kardeşi ve aynı zamanda çalışanı olan ------- banka hesabına muhtelif tarihlerde ödemelerde bulunduğunu, davalı tarafından yapılan ödemelerin makbuzlarını dilekçe ekinde sunduklarını, taraflar arasındaki ticari ilişki, yazılı bir sözleşmeye bağlanmamış olduğunu, ticari örf ve adetlere uygun şekilde, cari hesap esasına göre yürütüldüğünü, teslim edilen altınların bedelinin sonradan ödenmesinin kararlaştırıldığını, kuyumculuk sektöründeki ticari teamüllerin de bu yönde oludğu, kuyumcular arasındaki altın alış-verişi hususunda ticari teamül ve hayatın olağan akışının dikkate alınması gerektiği, davalının, kendisine geçmiş dönemlerde teslim edilen altınların bedelini müvekkilin kardeşi ve aynı zamanda çalışanı olan -------- banka hesabına ödediğini ancak, son olarak 58,30 gr has altın karşılığının ödenmediğini,--------- İcra Müdürlüğü--------- E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiğini, davalı tarafından icra takibine itirazının gerçeği yansıtmadığını, telefon mesajı ile borcunu açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde kabul ettiğini, davalı ile müvekkili arasındaki -------- telefon yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, davacının, davalıya borç tutarları ve geçmiş ödeme bilgileri gönderildiğini, kendisine “ödeme için bir planın var mı” şeklinde mesaj gönderildiğini, davalı tarafından söz konusu borç bildirir mesaja karşılık olarak, 04.09.2025 tarihli mesajı ile “selam abim 15.den sonra ödemeye başlayacağım sana” şeklinde cevap verildiğini, borç tutarının davalı tarafından kabul edildiği ve bir ödeme planı dahi oluşturulduğunu, davalının mesaj içerikleri birlikte değerlendirildiğinde; borcun miktarı ve varlığının davalı tarafından açıkça ikrar edilmiş olması nedeniyle sabit olduğu, bu nedenlerle, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :------- ve --------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ------- sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. -------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davacının gerçek usulde ticari kazancından vergi kaydı olduğu, kazancı itibariyle esnaf olduğu, tacir olmadığı, tarafların ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli-------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzi edilmesi için Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/02/2026