İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/955 E. 2026/133 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/955
- Karar No
- 2026/133
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/955 Esas KARAR NO : 2026/133
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 30/12/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., 20/03/2006 tarihinden bu yana oto yedek parçacı olarak faaliyetini sürdürdüğünü, 26/03/2025 tarihinde müvekkili ile aralarında ticari ilişki bulunan ...Oto yetkilisi ... müvekkilli iletişime geçerek bir adet şarj dinamosu satın almak istediğini söylediğini, akabinde müvekkili arayarak ödemenin ... tarafından yapılacağını belirttiğini, aynı gün ... tarafından yapılan ödemenin ardından ... markasına ait şarj dinamosu 7.300,00-TL karşılığında satıldığını; ...numaralı fatura müvekkili şirket tarafından, istem üzerine ... adına kesildiğini, açıklamaya faturanın ... ödemesiyle kesildiği not düşüldüğünü, ...'a elden teslim eden müvekkili ... satıştan neredeyse bir ay sonra 22/04/2025 tarihinde aradığını; müvekkiline ...'un sarj dinamosunun arızalı olduğunu iddia ettiğini söylediğini, müvekkili de ürünün arızalı olduğunun tespitine dair ustadan alınan bir arıza raporu ile hemen garantiye göndererek ilgili firmadan yeni bir şarj dinamosu sipariş verebileceklerini söylediğini, ... ile de aynı konu üzerine mesajlaştığını, müvekilinin garanti için gerekli olduğunu belirttiği usta arıza raporunu getiremeyen ..., şarj dinamosunu herhangi bir ustaya götürmeden aracına kendisi taktığını, ürünün arızalı olduğuna hiçbir yetkisi olmamasına rağmen kendisi kanaat getirdiğini, çevredeki ustalardan da ürünün arızalı olduğuna dair rapor istemiş ancak hiçbir usta bu yönde bir rapor vermediğini, müvekkili ürünün temin edildiği ...isimli firma ile görüştüğünü; ürün iyi niyet garantisi kapsamında bir defaya mahsus olmak üzere gerekli belgeler ibraz edilmeden garantiye gönderildiğini, ... yeni ve ikinci şarj dinamosunu teslim alması için müvekkilinin iş yerine bir kurye gönderdiğini, kurye tarafından yeni ürünün kutulu halinin görüntüleri ...'a gönderildiğini, eski dinamo ...isimli firmaya iyi niyet garantisi adı altında gönderileceğinden yeni dinamonun kutusu müvekkili tarafından alındığını, bunun bilgisi ...'a verildiğini; yeni dinamo zarar görmemesi için başka bir kutuda ...'a gönderilmek üzere kuryeye teslim edildiğini, dinamonun da ...'a teslim edilmesi ve kullanılmasından bir müddet sonra ... tarafından müvekkili tekrar arandığını ve bu şarj dinamosunun da bozuk olduğu iddia edildiğini, tekrar hiçbir şekilde arızaya ilişkin rapor sunamayan ..., işbu dinamoyu da kendisi aracına taktığını; aracı da dinamoyu da herhangi bir ustaya göstermediğini, ..., 15/05/2025 tarihinde kendisinin de yönetici olarak bulunduğu ve müvekkilinin dahil olmadığı '...C' isimli 404 kişinin bulunduğu whatsapp grubundan insanları galeyana getirmeye çalışarak müvekkili gıyabında müvekkili hedef gösteren ve müvekkilinin ticari hayatını zedeleyecek boyutta iftiralarda bulunduğunu, davanın kabulü ile davalı ... aleyhinde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte 200.000,00-Tl manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 20/01/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yetkilisi olmadığı ürünü yetkilisiymiş gibi ürünün satışı yapıldığını, ürünün faturası istenildiğini, faturanın ...'a kesildiği belirtildiğini, ürün ... tarafından kurye ile adresine gönderildiğini, ürünün ödemesi de tarafınca banka üzerinden ...'ın yönlendirmesi sonucunda ürün satıcısı ..'e yapıldığını, ürünün arızalı çıkması sonucu... ile görüşüldüğünü, ürünün değiştirilmesi ve telafisi konusunda aradan çekilerek ...ile muhatap ettiğini, satıcı firma ürün faturasını ...' kestiğinden tarafına fatura kesmek istemediğini, ürün arızası çıktığını, arızalı çıkan ürünün arkasında ... Otomotiv durmak istediğini, ...Otomotiv'e almış olduğu ödemenin karşılığında ürün faturasını kesmediği için maliyeye taranca şikayet edildiğini, daha sonra arızalı ürünü teslim aldıklarını, ancak tarafına ürünü aldıklarına dair iade teslim belgesi, iade belgesi, formu vb. Belge vermediklerini, ürün satıcı tarafından fabrikaya yollandığını, tarafına resimler gönderdiklerini resimlerde gönderilen ürün resmi ile arızalı ürün aynı olmadığını, sosyal medya üzerinden birçok olumlu ve olumsuz yorumlar yapılmakta ve paylaşımlarda bulunulmaktadır, araç kullananlar olarak ortak bir whatsap grubunun olduğunu, grup üzerinden araçların bakımı, parca tedarikleri konusunda paylaşımlar yapıldığını, işini iyi yapanlar ve işini kötü yapanlar üzerine üyeler arasında yorumlar, konuşmalar, tavsiyelerde bulunulduğunu, whatsap grubu üyeleri arasında yapılan paylaşımlar ve yorumlar grup üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak ve kollamak adına yapılmış tavsiyeler ve konuşmalar olduğunu, konuşmaları gördükten sonra ...Otomotiv grup üyeleri arasında yapılan bu yorumlar ve paylaşımların kaldırılmaması durumunda savcılığa veririz avukata verip tazminatlar alırız şeklinde tehditler savurduğunu, dava asılsız olduğunu, haksız kazanç kazanma talepleri olduğunu, mağdur olan ve mağdur edilmeye çalışılan taraf konumunda olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, davanın reddini ve tüm masrafların karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davalı aleyhine açılan tazminat (haksız fiilden kaynakalanan) davasıdır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Yargıtay 11. HD'nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nın 12. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nun 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dava, manevi tazminat talebine ilişkin olup, davanın nisbi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden, somut olayda; ...Ticaret Sicil Müdürlüğünün 09/01/2026 tarihli cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının mahkememize bildirildiği ve ...Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının işletme esasına göre defter tuttuğu bu nedenle davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 27/02/2026
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.