İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/972 E. 2026/227 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/972
Karar No
2026/227
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2026/

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR:1- 2- 3- VEKİLİ : Av.

DAVA : Alacak (Munzam zarardan kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'nun vefat etmesi üzerine icra takibine; eldeki davanın davalıları olan mirasçılar yönünden devam olunduğunu, işbu icra takibi uyarınca davacı müvekkilin, ancak 04.06.2025 tarihi itibarıyla alacağına icra dosyası üzerinden kavuşabildiğini, yine davalıların murisi olan müteveffa ... ile davacı müvekkil arasında; 22.04.2016 düzenlenme tarihli, 19.11.2016 faiz başlangıç tarihli, 14.848,00 tl bedelli iş yeri devir sözleşmesi, tanzim olunduğunu, işbu sözleşme uyarınca borç tutarının ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından ... 5. Genel İcra dairesi'nin 2023/... e. (eski ... 13. icra müdürlüğü'nün 2016/... e.) sayılı dosyası ile ... aleyhine icra takibine girişildiğini, dava dışı ...'nun vefat etmesi üzerine icra takibine; eldeki davanın davalıları olan mirasçılar yönünden devam olunduğunu, nihayetinde; işbu icra takibi uyarınca davacı müvekkilinin ancak 04.06.2025 tarihi itibarıyla alacağına icra dosyası üzerinden kavuşabildiğini, ezcümle; davalıların temerrüde düştüğü ve faizin işletilmeye başlatıldığı tarih; senetler yönünden 22.05.2016 ve 30.05.2016 olup, sözleşme yönünden ise 19.11.2016'dır. alacakların tahsil edilebildiği tarih ise 04.06.2025 olduğunu, Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 120. maddesi gereğince kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresinde varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içerisinde olduğunu, Türk hukukunda alacaklıya, zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanındığını, Diğer taraftan temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart aranmadığını, Borçlu bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, alacaklı, ancak aşağıda açıklanan şartların bir arada bulunması halinde borçludan munzam zararın tazminini isteyebileceğini, Munzam zararın tazmininin istenebilmesi için borcun bir para borcu olması gerektiğini, zira, munzam zararın istenmesi her türlü borç bakımından değil, sadece para borçları için mümkün olduğunu, para borcunun kaynağının önemli olmadığını belirterek; Uzman bilirkişi tarafından tam ve kesin olarak hesaplandığında 6100 Sayılı H.M.K. madde 107 uyarınca arttırılmak üzere, . ... 5. Genel İcra Dairesi'nin 2023/... E. ve . ... 5. Genel İcra Dairesi'nin 2023/... E. sayılı dosyalarına konu edilen alacaklar bakımından, her bir alacağa yönelik temerrüt 22.05.2016 - 30.05.2016 - 19.11.2016 ve tahsilat tarihleri (04.06.2025) ayrı ayrı gözetilerek, davacı müvekkilinin temerrüt faizini aşan zararları bakımından, şimdilik toplamda 1.000,00 TL'lik aşkın zarar tutarının, arabuluculuk sürecinin son tutanağının düzenlendiği tarih olan 22.07.2025 tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek, 22.07.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında alınarak, davacıya verilmesine, Avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin davalılara müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar munzam zarara uğramış olduğunu iddia etmiş olsa da davacı taraf kötü niyetli olup huzurdaki davaya dayanak takipler dolayısıyla elde etmiş olduğu haksız kazancı devam ettirme gayesinde olduğunu, bununla birlikte davacı taraf söz konusu icra dosyalarının mükerrer ve faizli tahsil edildiğini, Davacı tarafın huzurdaki davaya dayanak göstermiş olduğu ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyasına dayanak 22/04/2016 iş yeri devir sözleşmesi incelendiğinde ... adresindeki lokantanın 14.000 TL senetle ya da 465 TL x32 taksit karşılığında devredileceğine karar verildiğini, ve dava dışı ... isimli şahıs ile müvekkillerin babası ... arasında sözleşme imzalandığını, ilerleyen süreçte davacı tarafın işbu sözleşme kapsamında, muris ...'nun ödeme yapmasını beklemediğini, kötü niyetli olarak işyeri devir sözleşmesini dayanak göstermek suretiyle ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyasını ikame ettiğini, yine işbu iş yeri devir sözleşmesine teminaten almış olduğu senetleri de ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, Temel ilişki ve senetlerin teminat senedi olduğu hususları değerlendirildiğinde esas itibariyle davacı tarafın hem sözleşme hem de teminat senedi ile gerçekte olmayan bir alacak için mükerrer takip başlattığını, borcun takip konusu edildiği kadar olmadığını, Nitekim ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyasına dayanak senetler incelendiğinde senetlerin keşide tarihinin, iş yeri devir sözleşmesinin tarihi olan 22/04/2016 olduğunu, dolayısıyla her iki ilişkinin bağlantılı olduğu ve işbu senetlerden sözleşmede zikredildiği görülmekle senetlerin teminat senedi olduğu anlaşılabileceği, dolayısıyla davacı tarafın iş yeri devri kapsamında şayet bir zararı olsa dahi işbu zararını ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyası kapsamında elde etmiş olduğu haksız kazançtan fazlasıyla tazmin ettiğini, dolayısıyla kötü niyetli olarak ikame edilen ve haksız kazanç sağlama gayesi taşıyan huzurdaki davanın TMK 2 uyarınca reddine, Davacı taraf her ne kadar munzam zararının olduğunu iddia etmiş olsa da huzurdaki dava bakımından munzam zararın şartlarının oluşmadığını, munzam zararın varlığı için gereken ilk koşul borçlunun temerrüdünün varlığı olduğunu, ancak huzurdaki dava bakımından müvekkillerin temerrüdü söz konusu olmadığını, nitekim murisin borçlu olduğu dosyalar kapsamında müvekkili ...'ya herhangi bir tebligat yapılmamış olup müvekkil, murisin borçlarından izale-i şuyu davası ile haberdar olduğunu, diğer davalı müvekkiller ... ve ...'ya ise ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E., sayılı dosyası kapsamında herhangi bir tebligat yapılmadığını, ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyasında yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, Her ne kadar tebligatlar usulsüz olsa da alacaklı tarafından gerekli icrai prosedürler devam ettirilmediğinden müvekkillerinin dosyalara borçlu sıfatıyla dahil olmadıklarını, Dolayısıyla davaya dayanak icra dosyalarında borçlu sıfatı olmayan müvekkillerinin, borçlu temerrüdüne düşmeleri de mümkün olmayacağından munzam zararın şartlarının oluşmadığının aşikar olduğunu, mirasçıların mamelekinden tahsilat yapılması gerektiğini, oysa ki icra dosyaları incelendiğinde usulsüz tebligatlar dahi yalnızca icra müdürünün bir kararını içermekte olup yukarıda belirtilen usulun gerçekleştirilmediğini, aranan diğer bir şartın zarar varlığı olduğunu, bu noktada bilindiği üzere davacı alacaklının munzam zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerektiğini, ancak davacı tarafın bu hususta herhangi bir açıklamada bulunmayarak genel geçer ifadeler ile zararının olduğunu iddia ettiğini, bununla birlikte davacı taraf her ne kadar hiper enflasyon olduğunu iddia etmişse de özellikle pandemiden sonraki dönemde ülke ekonomisi büyümeye devam etmesine karşılık ... tarafından açıklanan enflasyon verilerinde de istikrar ve kimi zamanlarda ise azalma meydana geldiğini, bununla birlikte ... tarafından açıklanan avans faizi oranları ise enflasyonun üzerinde seyrettiğini, Dolayısıyla Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermediğini, kaldı ki olası değer kaybı, alacağa işlemiş olan avans faizi ile fazlasıyla karşılandığını, bu kapsamda davacının ispatlanamayan davasının reddinin gerektiğini, aranan diğer bir şartın ise illiyet bağı olup davacı taraf zararını somut bir şekilde ifade edememiş olup soyut ve genel geçer ifadelerle zararının olduğunu iddia ettiğini, dolayısıyla gerçekte var olmayan bir zarar söz konusu olduğundan uygun illiyet bağının da bulunmadığını, aranan son şartın ise kusur olduğunu, dilekçemizin önceki bölümlerinde de ifade edildiği üzere söz konusu icra dosyasının borçlusunun müvekkiller olmayıp borcun ödenmemesi veyahut geç ödenmesi konusunda da herhangi bir kusurlarının da mevcut olmadığını, müvekkillerin çocukluklarından beri muris ile görüşmemekte olup mal varlığı hakkında herhangi bir bilgilerinin bulunmadığını, bu sebeple de huzurdaki davaya konu icra dosyaları kapsamında müvekkillerine usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından müvekkilleri dosyalardan murisin vefatından sonra izale-i şuyu davası ile haberdar olduklarını, dolayısıyla huzurdaki davaya konu icra dosyalarına herhangi bir müdahaleleri bulunmadığından kusurlu olmalarının da mümkün olmadığını, müvekkillerinin annesi ve müteveffa ... 2000 yılında fiilen ayrıldıklarını ve 2 yıl süren fiili ayrılığın arkasından boşanma davası açıldığını, ve 5 yıl süren yargılama neticesinde boşanma gerçekleştiğini, iş bu fiili ayrılık tarihi olan 2000 yılından itibaren davalıların müteveffa ile görüşmediklerini, bu kapsamda müteveffanın malvarlığı hakkında da herhangi bir bilgileri bulunmadığından ölümü öğrenmelerinin üzerine uzun yıllardır görüşmedikleri müteveffanın mirasının hükmen reddolabileceği ihtimaline binaen tereke tespiti istemli dava ikame ettiklerini, ancak davacı tarafın satış talep etmesi sebebiyle işbu davayı sonuçlandıramadıklarını, bu süre zarfında ise davacı tarafın alacağına tereke üzerinden kavuştuğunu, Bununla birlikte muris ...'nun da geç ödeme konusunda kusurlu olmadığını, muris alacaklının kötü niyeti ile karşı karşıya kalmasına rağmen ödeme gayreti içerisine girdiğini, ve zorunlu olmamasına rağmen fedakarlık göstererek emekli maaşından kesinti yapılmasına rıza gösterdiğini, ancak borcun tamamının ödenmesine ömrünün yetmediğini, bunun üzerine davacı taraf işbu icra dosyaları kapsamında murisin mirasçılarına tebligat gönderdiğini, tebligatları usulüne uygun olarak tamamlamadığını, tereke tespit davasının sonucunu beklemek yerine murisin terekesinde bulunan malını sattırdığını, ancak bu süre zarfında tereke tespit davası da terekedeki malın satış sonucunu bekleme mecburiyetinde kaldığını müvekkillerin murisin terekesini öğrenemediklerini, davacı taraf haksız kazanç sağlama gayesi ile munzam zararı olduğunu iddia etmiş olup huzurdaki dava bakımından munzam zararın şartlarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini, diğer yandan şayet bir munzam zarar söz konusu ise dahi davacının alacağına geç kavuşmasının sebebinin müvekkiller olmadığını, ... ağır işleyişi olduğunu, davacı tarafın 2021 yılı Ağustos ayında davasını ikame ettiğini, bu satış işlemlerinin 2025 yılında ancak tamamlanabildiğini, dolayısıyla yaklaşık 4 yıl süren bir yargılama süreci sebebiyle alacağa geç kavuşulduğunu, bu durumdan müvekkillerinin sorumlu olmadığını, netice itibariyle huzurdaki dava bakımından munzam zararın şartlarının oluşmadığını, alacaklının alacağına geç kavuşmasının sorumlusunun müvekkilleri olmadığını haksız davanın öncelikle usulden, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... (eski esas ... 13.icra müdürlüğünün 2016/... Esas) Esas sayılı dosyası ile ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas (eski esas ... 13.icra müdürlüğünün 2016/... Esas) sayılı takip dosyaları, arabuluculuk tutanağı, fatura, bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından, davalıların murisi aleyhine, ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... (eski esas ... 13.icra müdürlüğünün 2016/... Esas) Esas sayılı dosyası ile ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas (eski esas ... 13.icra müdürlüğünün 2016/... Esas) sayılı dosyalarında başlatılan icra takibine konu borçların 04/06/2025 tarihinde tahsil edilmesinden kaynaklı munzam zarar iddia ası kapsamında 1.000,00 TL belirsiz alacağından, davalılardan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu, noktasında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan munzam zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.Davacı taraf ... 5.Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... ve 2023/... Esas sayılı dosyasına konu alacaklarını geç tahsil ettiğini belirterek munzam zarar iddiasında bulunmaktadır.Bu kapsamda davacı tarafından davalıların murisi ... aleyhine, ... 5.Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... ve 2023/... Esas sayılı dosyasında icra takibine başlandığı,icra takiplerinden birinin 7 örnek ödeme emri diğerinin ise 10 örnek ödeme emri şeklinde başlatıldığı ancak davacı ile davalıların murisi ... arasındaki temel ilişkinin ... 5.Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... sayılı dosyasında takip talebine ekli 22/04/2016 tarihli sözleşmeye dayandığı ve vergi kayıtlarının incelenmesinde tarafların tacir olmadıkları da anlaşıldığından açılan bu munzam zarar talepli davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki gibi hüküm vermek gerekmiştir. HÜKÜM: (Yukarıda açıklanan nedenlerle), 1-Davada mahkememizin görevsiz olması ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle; davanın HMK'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2.maddesi gereğince usulden (görev yönünden) REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20. Maddesinde öngörülen iki haftalık kesin süre içerisinde müracaat edilmesi halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığında dosya üzerinden davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin hatırlatılmasına 4-Yargılama harç ve giderlerinin esas hakkında karar verecek mahkemece hüküm ve nazara alınmasına, Dair; Davalı ve davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/02/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/972, K. 2026/227, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-972-e-2026-227-k-82d2c7843d05