İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/915 E. 2026/139 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/915
Karar No
2026/139
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/915 Esas KARAR NO : 2026/139

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı, Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, ülkesinde saygın bir iş insanı olduğunu, davalı şirket, 02.09.2019 yılında kurulmuş olduğunu, iştigal konuları arasında her türlü motorlu taşıt ticareti, ithalat ve ihracatı yer aldığını, davalı şirketin önceki ünvanı olan .... Tic. Ltd. Şti. 29.03.2024 tarihinde değişmiş olduğunu, taraflar arasında 01.05.2023 tarihli sözleşme imzalanmış olduğunu, imza tarihinde davalı şirket yetkilisi .. olduğunu, sözleşmeye göre müvekkili, davalı şirkete araç ithalat izni için gerekli finansman desteğini sağlayacak, karşılığında davalı şirket aylık olarak ithal edilen ve gümrükten çıkarılan araç başına kar payı ödeyecek olduğunu, ilave olarak davalı şirket, her ay araç başına 500 Euro'yu davacıya nakit olarak ödeyeceğini, müvekkili sözleşmenin imzalanması ile davalı şirkete taahhüt ettiği 340.000 Euro'yu ödediğini, sözleşmenin "Tebligat adresleri" başlıklı kısımda açıkça bu husus belirtilmiş olduğunu, sözleşmenin altında o dönem şirket yetkilisi olan .... tarafından paranın alındığı yazılmış ve imzalanmış olduğunu, sözleşmenin ilk sayfasında; ileride borçtan mahsup edilmek şartıyla 7.000.000 TL'lik çekin müvekkiline verildiğinin belirtilmiş olduğunu, ancak evrak incelendiğinde TTK anlamında çek olmadığı görüldüğünü, evrakın ön yüzü incelendiğinde çekin zorunlu unsurlarından olan düzenleme tarihi yer almadığı görüldüğünü, aynı şekilde ciro zinciri incelendiğinde keşideci ile ilk cirantanın aynı kişi olduğu görüldüğünü, müvekkili Türk hukukuna hakim olmadığından yanıltılmış olduğunu, verdiği borcu çek ile teminat altına aldığı düşüncesi uyandırılmış böylece güven duyması sağlanmış olduğunu, davacı; sözleşme ile taahhüt ettiği tüm edimi yerine getirmesine rağmen davalı şirket; bu zamana kadar üzerine düşen hiçbir edimi yerine getirmemiş olduğunu, davacıdan aldığı parayı da iade etmediğini, davacı, şirket yetkilisi ile görüşmeye çalışmış ise de bir sonuç alamadığını, "Sözleşmenin İptali" başlıklı kısımda davacının hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebileceği ve ödediği bedelin 60 gün içerisinde kendisine iade edileceği hususu düzenlenmiş olduğunu, bu düzenlemeye göre davacı; Bakırköy .... Noterliği'nin .... yevmiye numaralı 27.03.2025 tarihli ihtarnamesi ile hem sözleşmenin haklı nedenle sona erdiği hem de ödenen paranın iadesi talep ettiğini bildirilmiş olduğunu, ihtarname; davalı şirket tebliğ edilmesine rağmen bu zamana kadar cevap vermediği gibi 60 gün geçmesine rağmen ödeme de yapılmamış olduğunu, bunun üzerine davalı şirket aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takibine davalı şirket, 26.06.2025 tarihinde itiraz etmiş olduğunu, icra takibinin durmuş olduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış olduğunu, ancak arabuluculukta da anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı şirketin itirazı haksız ve hukuksuz olduğundan işbu dava açılmış olduğunu, davacı Çin uyruklu olduğunu, Çin ile ülkemiz arasında 1992 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" 27/09/1994 tarih ve 4034 sayılı Kanunla onaylanmış olduğunu, Resmî Gazete: 12/11/1994 tarih ve 22109 numaralı sayısında yayımlanmış olduğunu, bu nedenle müvekkili yabancılık teminatından muaf olduğunu, sözleşmenin "Uygulanacak Hukuk" başlıklı maddesinde açıkça uyuşmazlık halinde Türk Hukuku'nun uygulanacağı düzenlenmiş bu nedenle işbu davada Türk Hukuku uygulanacağını, davalının ikametgah adresi Büyükçekmece olduğundan icra takibi ve dava; yetkili yerde açılmış olduğunu, sözleşmenin konusu ve ödenen para davalı şirketle ilgili olduğundan dava; görevli mahkemede açıldığını, icra takibinde davalı şirket; takibe konu borca, faize ve imzaya itiraz ettiğini, "Takibe dayanak belgeye itiraz" başlıklı kısımda " Takibe konu belgelere ve belgeler altındaki imzalara açıkça itiraz ediyoruz..." demiş olduğunu, bu itiraz kötüniyetle yapılmış olduğunu bir itiraz olup sırf süreci uzatmak ve müvekkilinin alacağına geç kavuşması için yapılmış olduğunu, davanın kabulü ile; davalı tarafından Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 USD'lik kısmının iptali, takibin kaldığı yerden devamını, davalı şirket hakkında %40'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının itirazın iptali talebi USD alacak cinsinden, dava konusu takip ise EURO alacak cinsinden olduğunu, dava konusu takipte talep edilen alacak cinsi EURO alacak cinsinden olduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin huzurdaki davadaki talep ise USD cinsinden olduğunu, bu nedenle takipteki taleple uyumlu olmayan itirazın iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada mahkemenin görevli olmadığını, davacı taraf, davasını Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğunu, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK'nın 4. maddesinde belirtilen davalar, mutlak ticari dava olarak nitelenmekte olup asliye ticaret mahkemesinde görüldüğünü, davacının davasını dayandırdığı sözleşme ve dava türü, TTK'nın 4. maddesinde öngörülen hususlardan doğan davalardan olmadığından mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, buna karşılık nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafının da ticari işletmesi ile ilgili olduğu durumlarda söz konusu olduğunu, müvekkilinin .... Ticaret Ltd. Şti.'nin tacir sıfatını haiz olduğunu ve -davayı ve sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek kaydıyla- taraflar arasındaki uyuşmazlığın müvekkili Şirketin ticari işletmesi ile ilgili açık olduğunu, ancak bu hususun davacı taraf için de geçerli olup olmadığı irdelenmesi gerektiğini, tensip zaptının 9 nolu kararı uyarınca ''Davacının Çin'de ticaretle uğraştığına dair resmi kurumundan alınmış ve onaylanmış belge aslının sunulması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre zarfında sunulmadığı takdirde dosyanın mevcut hali ile değerlendirileceğinin ihtarına'' şeklinde karar verilmiş olduğunu, davacı taraf buna karşılık 16.10.2025 tarihli beyan dilekçesinde, hem yurtdışında hem ülkemizde şirketinin bulunduğunu belirterek yurtiçinde bulunan bir şirketinin isim ve vergi kimlik numarasını belirtmiş olduğunu ve son olarak da uzun süredir Türkiye'de bulunması nedeniyle yurtdışında aktif ticaret yapmadığını belirtmiş olduğunu, yurtdışında şirketinin bulunduğuna dair onaylı ve resmi herhangi bir delil ve kayıt sunamayan davalının tacir sıfatının bulunmadığının kabulü gerektiğini, bunun haricinde ayrıca, her ne kadar yurtiçinde bulunan bir şirketinin olduğunu ileri sürmüş ise de -davayı ve sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek kaydıyla- davacı taraf davaya konu edilen sözleşmeyi kendisi adına düzenleyip imzalamış olduğunu, sözleşmenin şirketiyle bir ilgisi bulunmadığını, şahsi olarak, ticari işletmesinden ayrı ve bağımsız bir şekilde davaya konu sözleşmeyi düzenleyen ve imzalayan davacı tarafın tacir sıfatının olmadığı ve ticari işletmesiyle de ilgili olmadığı tüm bu hususlardan anlaşıldığını, davacının ileri sürmüş olduğu uyuşmazlık ne mutlak ticari dava olduğu ne de nispi ticari dava olduğunu, bu haliyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmeyen bir davayı huzurda açmış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektireceğini, bahsedilen ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerden davanın usulden reddedilerek görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacının davasını dayandırdığı ve dava dilekçesi ekinde sunduğu borç sözleşmesinden anlaşıldığı kadarıyla, 01.05.2023 tarihinde davacı ... ile ... Ticaret Limited Şirketi arasında akdedilen ve Şirket adına ... tarafından imzalanan ve 3 yıl süreli bir sözleşme olduğunu, sözleşmede yer alan imzalar müvekkili şirkete veya yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında, sözleşmede yazdığı şekliyle bir alım-satım veya herhangi bir iş yapılmadığını, herhangi bir anlaşma sağlanmadığını, müvekkilinin sözleşmede yazılı bulunan şekliyle de icra takibine konu edilen tutarlarda bulunan borçla da ilgisinin olmadığını, davacının başlatmış olduğu icra takibinin takip talebiyle dava dilekçesi arasındaki çelişkilerin olduğunu, icra takibinde davacı, 340.000,00 Euro talep etmiş iken, huzurdaki davada 5.000 Dolarlık kısmın itirazının iptalini talep ettiğini, Kanundaki diğer şartlara uymak şartıyla yabancı para ile icra takibi başlatmak haliyle mümkün olduğunu, davacı taraf bu şekilde başlatmış olduğu Euro takibinin akabinde itirazın iptali davasında bu kez 340.000,00 Euroluk takibin 5.000 Dolarlık kısmı yönünden yapılan itirazın iptalini talep etmiş olduğunu, bir döviz cinsinden icra takibi başlatan davacı, dava aşamasında bu sefer başka bir döviz cinsinden itirazın iptalini talep ettiğini, İcra ve İflas Kanunu ile diğer mevzuatımız ise her ne kadar yabancı para birimi ile icra takibi yapılabileceğini şartları ile belirlemiş ise de; icra takibinde ayrı bir döviz cinsiyle takip başlatıp, dava aşamasında ondan farklı bir döviz cinsinden itirazın iptalinin talep edilebileceğine yönelik bir hüküm koymadığını, davanın bu nedenle ve bu şekliyle reddini, Mahkemece kabul görmemesi halinde ise davacının talebinin yani talep sonucunun belli olmaması nedeniyle HMK m.119/2 gereği kendisine buna yönelik açıklama yapması için bir haftalık kesin süre verilmesini, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddini, görevsizlik itirazlarının kabul edilmemesi halinde, yukarıda bahsedilen nedenlerle davanın açılmamış sayılmasını veya dosyanın işlemden kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddini, icra inkar tazminatı talebinin reddini, takibinde haksız ve kötüniyetli bulunan davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir. TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır. Açıklanan kanun hükümleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, açılan davada 01.05.2023 tarihinde davacı ... ile Davalı eski ünvanı ile ... Ticaret Limited Şirketi arasında akdedilen ve 3 yıl süreli borç sözleşmesine dayanarak sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesine ilişkin alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine yönelik davada Davacının sözleşmeyi gerçek kişi olarak imzaladığı, sözleşmenin Davacının yetkilisi olduğu ticari şirketlerle bir ilgisinin olmadığı, Davacının Çin'de bizzat gerçek kişi tacir olarak hareket ettiğine dair kayıt ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, imzalanan sözleşme dikkate alındığında açılan davanın mutlak veya nispi ticari davaya vücut vermediği, netice itibariyle açılan davada davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ gönderilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026

Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/915, K. 2026/139, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-915-e-2026-139-k-13a23d25c103