İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/907 E. 2026/892 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/907
- Karar No
- 2026/892
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/907 Esas KARAR NO : 2026/892
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Kart Satış Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından üye kurulularş vasıtası ile müşteri şirket personeline elektronik ödeme kartı ile yemek yeme ve akaryakt alma olanı sağlamış sağladığı sistem, hizmet ve bu hizmetin bedelinin ödenmesi ilişkin şartlar işbu sözleşmeleri konusunu oluşturduğunu, işbu davanın konusunu oluşturan alacağın belirtilen sözleşmeden doğan alacaklara ilişkin kesilmiş faturalardan kaynaklandığını, müvekkili şirketin tüm çayısı ve yazılı uyarılarına rağmen borçun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, izah edilen nedenlerle itirazının iptaline, takibin 97.855,00-TL üzerinden devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davaya konun edilen bedel, dayanak ilişki, teslim ifa koşulları, mutabakat ve borç bakiyesi hususları ihtilaflı olduğunu, bu nedenle icra takibine yaptıkları itirazın haklı ve yerinde olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtları ve cari hesap ekstreleri incelendiğinde de müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının sabit olacağını, davacı tarafça sunulan evrakların tek başına borcun varlığını ispat için yeterli olmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturanın hangi hizmet karşılığında düzenlendiği ve edimin tam ve gereği gibi ifa edilip edilmediğinin davacı tarafından ispatlanacağını, davanın reddine, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin sicil bilgilerinin yer aldığı döküm, 03.07.2023 tarihli yoklama fişi, 2025 BA/BS formu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin yoklama fişi, Bilirkişi ...tarafından hazırlanan 29.07.2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, taraflar arasında akdedilen kart satış sözleşmesi uyarınca ticket restaurant yemek bedeline ilişkin fatura alacağının tahsili amacıyla yürütülen ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 17/07/2025 tarihinde, 97.855,00-TL asıl alacak ve 3.089,01-TL işlemiş faiz toplamı olan 100.944,01-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının bir kısım fatura asıl alacağı ve vade farkı şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 28/07/2025 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 04/08/2025 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 11/12/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazının ileri sürüldüğü ve Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunun savunulduğu, davanın faturadan kaynaklanan para alacağına ilişkin olduğu ve 6098 sayılı TBK'nın 89/1-1.maddesi uyarınca davacı alacaklının yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu, davacının yerleşim yerinin Sarıyer/İstanbul olduğu ve Mahkememizin yetki sınırları içerisinde bulunduğu anlaşıldığından davalı tarafından ileri sürülen yetki ilk itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısıyla sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirkete ait 2025-BA formunda davacı şirketle arasında sekiz adet 153.679,33-TL tutarında KDV hariç beyan bulunduğu, beyanların dava ve icra takibine konu edilen faturalar ile uyumlu olduğu, takibin dayanağı olan faturaların davacı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların e-fatura olarak düzenlendiği, GİB portalına yüklendiği ve sistem tarafından alıcıya iletildiği, davalı tarafından BA formu ile beyan edilmiş olduğu, faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiği ve davacının ücrete hak kazandığı, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten faturaya ve cari hesaba dayalı alacaklı olduğu, davalı tarafından davacıya kısmen ödeme yapıldığı ve takip tarihi itibariyle 97.855,00-TL bakiye alacak bulunduğu, inceleme gün ve saatinde davalı şirket ticari defter kayıtlarını sunmadığından davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, taraflar tacir olmakla, yasa gereği tuttukları ticari defter ve kayıtların, BA-BS bildirimlerinin, düzenledikleri faturaların basiretli tacir ilkesi gereğince doğruyu yansıtması gerektiği, davalı tarafından, BA formu ile vergi dairesine bildirildiği takdirde (davalı defterlerini ibraz etmemişse dahi) vergi dairesi kayıtlarının fatura konusu malları teslim almış sayılacağı yönünde davalı aleyhine ikrar mahiyetinde sayılacağının kabulü gerektiği, zira taraflar delil olarak ticari defterlere de dayanmakla vergi dairesine bildirilen BA-BS formları da ticari defter kayıtlarının uzantısı niteliğinde olduğundan ilgili yerden celbi suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi...Esas...Karar 21/10/2019 tarih), nitekim dosya kapsamında da icra takibine konu edilen faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği dikkate alındığında davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edildiğinin anlaşılması gerektiği değerlendirilmekle icra takibine ve davaya konu edilen faturalar sebebiyle davacının davalı taraftan ödenmeyen alacak kısmı bakımından alacaklı olduğuna kanaat getirildiği ve dava konusu olan sınırlandırılan asıl alacak yönünden takibe yapılan itirazın iptalinin gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ...Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup faturalara dayandığından fatura alacağı talebinin kabulüne ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 97.855,00-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (97.855,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 19.571,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen dava değeri (97.855,00-TL) üzerinden alınması gereken 6.684,48-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.166,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 5.518,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.166,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 170,00-TL posta ve tebligat masrafı ile 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.170,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır