İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/844 E. 2025/951 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/844
Karar No
2025/951
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/844 Esas KARAR NO : 2025/951

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025

... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas ... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine, Mahkememize tevzi edilen ve Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında kuaför dükkanı malzemeleri alım satımına dayalı bir ticari ilişki kurulduğunu, işbu ticari faaliyetler sonucu müvekkilinin davalı şirketten alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili noktasında müvekkili tarafından yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kalması sebebiyle işbu alacağın tahsili amacıyla ... 24. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından davalı-borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla davalının, ... 24. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına ilişkin itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğinden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı tarafın tacir olduğunu, davacının iddialarının da ''kuaför dükkanı malzemeleri alım satımına dayalı bir ilişki'' uyarınca bir ihtilaf iddiasına dayandığını, işbu uyuşmazlık için görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, esasa ilişkin olarak da uyuşmazlığa konu icra takibinin, bedel yönü ile senetle ispat kuralına tabi olduğu gibi, iddialar yönünden de tabi olduğunu, davacının iddialarını senetle ispat edemediğini beyanla öncelikle davanın görev yönünden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ...Karar sayılı 21/10/2025 tarihli görevsizlik karar sayılı ilamı ile; "1-Dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle GÖREV yönünden usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, "gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın Mahkememize tevzi edilmesi üzerine Mahkememiz esasına kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının, ... 24. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamı talebi hususlarında toplanmaktadır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 11/12/2025/2025 tarihli müzekkere cevabında, davacı ...'un 27.11.2025 tarihi itibarıyla; potansiyel mükellefiyet (vergiye tabi kazanç elde etmeyen sürekli yükümlülüğü gerektiren bir faaliyet yürütmemekle birlikte, vergi kimlik numarası kullanımının yaygınlaştırılması hakkındaki 4358 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlarla işlem yaparken vergi kimlik numarası kullanmak zorunda olanlar için öngörülen mükellefiyet türüdür) kaydına rastlanılmış olup,herhangi bir şirkette ortaklığı/yöneticiliği tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/12/2025 tarihli müzekkere cevabında, davacı ...'un şahıs firması kaydına ve şirket ortaklığına tesciline rastlanılmadığının bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve ...E.... K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır. Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ... karar sayılı ilamı). Somut olayda, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden davalı taraf tacir ise de davacı tarafın tacir sıfatını taşımadığının anlaşıldığı, salt davaya konu yerin ticarethane olarak kullanılmasının eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesini mümkün kılmayacağı, mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından (benzer yönde İstanbul BAM 37. HD'nin 11/01/2021 tarihli, ...E., ... K.sayılı kararı) görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin karşı görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. . HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nun 21/1-(c). Maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekâlet ücreti, arabuluculuk gideri ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına, Dair dosya üzerinden tensiben verilen karar tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.. 24/12/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/844, K. 2025/951, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-844-e-2025-951-k-1c50561c7acb