İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/822 E. 2026/678 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/822
- Karar No
- 2026/678
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/822 Esas - 2026/678 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/822 Esas KARAR NO : 2026/678
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 2- ... - 3- ... - VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ...’in kendisine ait ve yine kendisinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kayseri ili Melikgazi ilçesi Germir Mahallesi'nde Germir Caddesi istikametine doğru aracı ile seyir halinde iken, davalı ... adına kayıtlı ve diğer davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 27/02/2025 tarihi 15.30 sıralarında yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, anılan elim kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğu kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağından ve tramer kusur sonucundan açıkça görülmekte olduğunu, davalı ... kendi sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile 1771. Sokağı takiben Nalçık Bulvarı istikametinden gelip kendisine hitap eden "DUR" levhasına riayet etmeyerek 1771. Sokak ile 425. Sokak kavşağına giriş yaptığı esnada aracının ön kısımları ile; 425. Sokağı takiben 424. Sokak istikametinden gelip Germir Caddesi istikametine doğru seyir halinde olan davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sol yan ve sol arka tekerlek kısımlarına çarpmış olduğunu, diğer davalı ... Sigorta Anonim Şirketi ise kazanın oluşumuna asli ve tam kusuru ile sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS poliçesini (Poliçe No: 1282031790) düzenleyen sigorta şirketi olduğunu, dava konusu edilen yaralamalı trafik kazasından kaynaklı olarak dilekçede belirtilen alacak kalemlerinin netice ve talep kısmında belirttikleri şekilde ilgililerinden tahsili talepleri olduğunu, Gerçek Hasara İlişkin Bedelin Hesaplanması Gerektiğini, hem araç sürücüsünün, hem araç sahibinin hem de sigorta şirketinin gerçek zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının yerleşik yargı içtihatları ile de sabit olduğunu, davaya konu tazmin talebini içeren trafik kazasının gerçekleşmesi ile beraber, davacının aracında meydana gelen zararın tespiti amacıyla sigorta şirketince bir eksper atanmış, hasar tespiti ilk olarak eksper tarafından yapılmış olduğunu, sigorta şirketinin atamış olduğu eksper raporunda mevzuata uygun olmayan yan sanayi parça ve çıkma parça kullanılacak şekilde hesaplama yapılmış olduğunu, Orijinal yedek parçalarda ve işçiliklerde ise haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iskonto uygulanmış olduğunu, Parça ve işçiliklere KDV uygulanmamış olduğunu, halbuki sigortacı, sigorta sözleşmesi gereği gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, gerçek zararın kapsamında yapılan onarım sonucu, yasal olarak ödenmek durumunda olunan KDV’den de sorumlu olduğunu, hesaplamada Hasarlı Parçaların Orijinalleri Baz Alınması gerektiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 27/09/2021 Tarih2018/2314 Esas ve 2021/1074 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, hesaplamada İskonto Yapılmaması gerektiğini, Sigorta şirketinin sorumluluğunun hasar sorumluluğu olduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2024 Tarih 2021/1997 Esas ve 2024/1206 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, hasar Hesaplamasının KDV'li Yapılması gerektiğini, Sigortacı, sigorta sözleşmesi gereği gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, gerçek zararın kapsamında yapılan onarım sonucu, yasal olarak ödenmek durumunda olunan KDV’den de sorumlu olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2017 Tarih 2016/18474 Esas ve 2017/10417 Karar sayılı ilamının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/16052 Esas 2017/8418 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, ayrıca hasar onarımı için belirlenen işçilik bedelleri piyasa rayicinin altında belirlenmiş olduğunu, davacının aracında hasar gören parçaların orijinal parça olmasına karşın, onarımında az yukarıda açıklandığı üzere mevzuata uygun olmayan kullanılmış olduğunu, yine sigorta şirketi tarafından atanan eksper raporunda davacının aracında hasar gören parçaların mevzuata uygun parçalarla değiştirilmesi gerekirken bu hasarlı parçalar değiştirilmeyerek tamir edilme yoluna gidilmiş olduğunu, bu uygulama da az yukarıda yer verdikleri üzere yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, kaza Sonrası Araçtaki Değer Kaybı Bedelinin Hesaplanması ve Tazmini Gerekmekte olduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereği kaza sonrası aracın satılmak istendiğinde kazadan önceki haline göre 2. El piyasa rayiç bedelinde ortaya çıkacak fark ile hesaplanması, eş deyişle Reel Değer Kaybı'nın hesaplanması gerekmekte olduğunu, ayrıca reel değer kaybı hesaplanırken, davacının aracının markası, modeli; aracın daha önceden hasar kaydının olmaması, aracın ikinci el pazarında gördüğü yoğun rağbet, değişen parçaların araç üzerindeki konumu, parça değişiminde uygulanan işlemler gibi olaya ilişkin hususların da göz önüne alınması gerekmekte olduğunu, 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliği ve diğer mevzuatlar gereğince davacının aracında oluşan hasardan ve değer kaybından, kazada kusuru bulunan sigortalı araç adına, kaza tarihinde geçerli olan ve ZMM sigortasını düzenlemiş bulunan davalı sigorta şirketi de sorumlu olduğunu, hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması sebebiyle ortaya çıkan zarar araç mahrumiyet tazminatı olduğunu, kusurlu araç sahibi ve sürücüsü bu zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu, somut olayda davacının, kazadan çok uzunca bir süre sonra aracını teslim alabildiğini, bu onarım süresi boyunca davacının aracını kullanamamış, aracından mahrum kalmış olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/2020 Esas 2016/5739 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketine zararların giderilmesi amacıyla başvuruda bulunulmuş ancak davacının zararlarının giderilmemiş olduğunu, akabinde dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak herhangi bir anlaşma sağlanamamış olduğunu, açıklanan nedenlerden ötürü, davacının zararının tam manasıyla tazmin edilmesi ve hüküm altına alınması amacıyla mahkemeye başvurma zarureti hasıl olmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; (Bilirkişi raporundan sonra bedel artırım dilekçesi sunulmak üzere) 10 TL hasar fark tazminatı ve 10 TL Değer Kaybı Bedelinden oluşan toplam 20 TL maddi tazminatın işbu alacak kalemleri yönünden belirsiz alacak davası ile beraber haksız fiil tarihinden (27/02/2025) itibaren işletilecek avans faizi ile beraber davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi, ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketinin rizikonun gerçekleştiği tarihteki poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına),şimdilik (Bilirkişi raporundan sonra ıslah edilmek üzere) 10 TL Araç Mahrumiyeti Tazminatı bedelinin haksız fiil tarihinden (27/02/2025) itibaren işletilecek avans faizi ile beraber davalı ... ve diğer davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddi gerektiğini, ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 1282031790 poliçe numaralı Trafik Sigortası ile 20/12/2024 - 20/12/2025 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 300.000,00-TL olduğunu, Poliçe limitini bildirmenin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, poliçe kapsamında, başvurana maddi hasara ilişkin 129.531,13-TL ödeme yapılmış olduğunu, Poliçe limiti, poliçe süresince araç başı toplam limit olup ödemesi yapılmış işbu tutarlar poliçe bakiye limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, yine, dosya üzerinden yapılan tüm ödemeler poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, Poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, 6100 Sayılı HMK'nın 121. maddesine göre, davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delillerini taraflarına tebliğ etmesi zorunlu olduğunu, ilgili delil belgelerinin taraflarına tebliği üzerine her türlü beyan ve itiraz hakkını saklı tuttuklarını, huzurdaki dosyada yasal dava koşulları gerçekleşmemiş olup; bu gerekçe ile öncelikle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, karşı taraf usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları Ek:6 Tazminat Ödemelerinde İstenilecek Belgelerin başvuru için gerekli olduğunu, hasarın hangi parçalarda olduğu, boyutu ve değer kaybına esas bilgilerin (kilometre vs.) temin edilebilmesi için, hasar ve hasar onarımına ilişkin belgelerin sunulması zorunlu olduğunu, Davacı tarafından SBM’den ekspertiz ataması yapılarak alınmış rapor olmaksızın başvuruda bulunulduğundan huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, huzurdaki davacının öncelikle “zamanaşımı” sebebiye reddi gerekmekte olduğunu, huzurdaki davanın “belirsiz alacak davası” şeklinde ikame edilmesi hmk’nın ilgili maddelerine açıkça aykırı olup; davanın bu gerekçe ile de reddini talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, somut olayda davacı tarafça kaza tespit tutanağındaki kusur dağılımına göre tazminat talep edilmekte ise de, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranı tarafımızca kabul edilmediğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24279 E. 2023/1154 K. ilamının dikkate alınması gerektiğini, hali hazırda yürürlükte bulunan ZMSS Genel Şartları nazara alınarak hüküm kurulmasını talep ettiklerini, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2021/261 Esas 2021/397 Karar numaralı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, sigorta hukuku kapsamında ilgililerin hak sahipliği, sigortayı kuran ilgili mevzuat ve bu mevzuata göre poliçe içeriğini kurala bağlayan ilgili genel şartlara göre belirlenmekte, söz konusu genel şartlarda dayanağını 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 6102 sayılı TTK’dan almakta olup AYM kararının genel şartların ekleriyle birlikte uygulanması yönünde bir etkisi bulunmamakta olduğunu, huzurdaki davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, zarar gören araçta oluştuğu iddia edilen “değer kaybı”nın belirlenebilmesi için araç kullanım tarzı, kilometresi, önceki kazaları vb. tüm kriterlerin incelenmesi ve bu kriterler çerçevesinde bir hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, tüm hususlar hassas bir şekilde araştırılmalı, değer kaybı mevcut ise Zmss genel şartları’na belirtilen hesaplama yöntemlerine göre tespit edilecek değer kaybı belirlenmesi gerektiğini, yargıtay 17. hukuk dairesi’nin 29.05.2017 tarih, 2016/14573 e., 2017/6035 k. sayılı kararının ve istanbul bölge adliye mahkemesi 9. hukuk dairesi’nin 16.06.2017 tarih, 2017/344 e., 2017/351 k. sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, karayolları trafik kanunu’nun 92. maddesi gereğince trafikten çekme belgesi verilmiş araçlar değer kaybına uğramamakta olduğunu, yargıtay 17. hukuk dairesi tarih: 16.01.2014 esas: 2013/18994, karar: 2014/458 ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, değer kaybına uğradığı iddia edilen aracın ağır hasar kaydı bulunduğundan davanın reddi gerekmekte olduğunu, işbu davaya konu aracın daha evvel başka bir kazaya karışıp karışmadığı hususu değer kaybı tazminatı isteminde bulunulması noktasında önem arz etmekte olduğunu, dolayısıyla bu konuda sigorta bilgi merkezi’ne müzekkere yazılması gerekmekte olduğunu, davacıya ait aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması ve araç kilometresinin 165.000 km’den fazla olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini ve netice olarak davanın reddini talep ettiklerini, yargıtay 17. hukuk dairesi’nin 19.04.2018 tarihinde 2017/4316 esas, 2018/4380 karar sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğu, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin kdv'den sorumlu olmadığını, dosya kapsamında yansıtma faturası bulunmadığını, talebin kabulu anlamına gelmemek kaydıyla; davalı şirket aleyhine hasar tazminatına hükmedilmesi durumunda hesaplanan tutardan kdv hariç tutulması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen ekspertiz ücreti bedeli sigorta teminatı kapsamı içinde olmadığı gibi fahiş olduğunu, davalı şirketin ekspertiz bedelinden sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, yargıtay 17. hukuk dairesi e. 2008/1389k. 2008/4760 T. 21.10.2008 kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince, yeterli ve gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirkete müracaat tarihinden öncesinde şirketin temerrüdü söz konusu olmamakta olduğunu, Sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren (8) işgünü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumlulukları da bulunmamakta olduğunu, aynı zamanda dava dilekçesinde bahsi geçen faizle ilgili olarak; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, Davacı vekilinin talep etmesi gereken faiz yasal faiz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/19-73 E. ve 1999/106 K. sayılı ve 17.02.1999 tarihli kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıyor olması, davacının sözleşmenin tarafı olmaması ve sigortalı aracın ticari bir araç olmaması gibi hususlar dikkate alınarak avans faiz isteminin de yerinde olmadığını, Yargıtay 17. H.D. 2014/8325 E., 2016/1017 K. ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacı yanın avans faizi taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin yerinde olmadığını, zira; Sigorta şirketine belgelerle başvurulma tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacı tazminat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemişse, temerrüt gerçekleşmiş olur ve ıslah ile artırılan miktara da temerrüt tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, 2918 sayılı KTK.nun 99/1 nci madde hükmü ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın 12 nci madde hükmü uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmekte olduğunu belirterek, davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalılar ... ve ... vekili Av. Enes Aydın tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerine yapılan tebligatların hukuka ve usule açıkça aykırı olduğunu, tebliğ mazbatasında adreste bulunulmaması sebebiyle evrakın muhtara teslim edildiğinin ve haber verilen şahsın Ali Uslu isimli komşu olduğunun belirtildiğini, ancak müvekkillerinin ikamet ettiği adreste veya apartmanda Ali Uslu isimli bir komşusunun bulunmadığını, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ memuru tarafından titizlikle tahkik edilmesi ve haber verilen komşunun açık kimliği ile varsa kapıcı veya yönetici gibi sıfatının tutanağa şerh düşülmesi gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında tebliğ memurunun beyanını aldığı komşunun ismini, soyismini ve sıfatını net bir şekilde tutanağa geçirmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, kim olduğu belirsiz bir şahsa istinaden yapılan tebliğ işleminin yok hükmünde olduğunu, usulsüz tebligat nedeniyle müvekkillerinin davadan gecikmeli haberdar olduklarını, bu nedenle öğrenme tarihinin esas alınarak cevaplarının süresinde kabul edilmesi gerektiğini, davalı ... Sigorta A. Ş. tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacının maddi hasarına ilişkin olarak 129.531,18 TL tutarında bir ödeme yapıldığının açıkça ikrar edildiğini, davacı tarafın gerçek zarar iddiasının yapılan bu ödeme ile büyük oranda karşılandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın talep ettiği ek hasar bedellerinin sigorta şirketince yapılan bu ödeme mahsup edilmeden talep edilemeyeceğini, davacının elindeki araçta bir zarar kalmadığını ve yapılan ödemeyle aracın onarıldığını, davacının aracında değer kaybı oluştuğu iddiasıyla 10 TL tutarında belirsiz alacak talep ettiğini, ancak aracın 165.000 kilometre üzerinde olması veya daha evvel aynı bölgeden hasar almış olması durumunda değer kaybı oluşmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, değer kaybı talebi için Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden usulüne uygun bir eksper ataması yapılmasının zorunlu olduğunu, davacının bu usulü işletmeden doğrudan dava yoluna gittiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/4316 E. ve 2018/4380 K. sayılı ilamlarında da vurgulandığı üzere parça değişimi veya onarımı daha önceki kazalarda yapılmışsa ikinci kaza nedeniyle değer kaybı talep edilemeyeceğini, davacının aracını kullanamadığı gerekçesiyle talep ettiği araç mahrumiyet tazminatının sadece belgelenebilir ve makul bir süre için talep edilebileceğini, davacının bu süre zarfında başka bir araç kiraladığına dair fatura veya ikame araç ihtiyacını ispatlayan hiçbir somut delil sunmadığını, Yargıtay uygulamalarına göre araç mahrumiyeti hesaplanırken davacının yapması gereken yakıt ve bakım gibi zorunlu giderlerin bu bedelden tenzil edilmesinin şart olduğunu, davacının avans faizi işletilmesini talep ettiğini ancak söz konusu kazanın ticari bir işten kaynaklanmadığını, müvekkili ... ve diğer davalıların gerçek kişi olduğunu ve aracın hususi kullanımda bulunduğunu, haksız fiilden doğan borçlarda taraflar tacir olsa dahi uyuşmazlığın niteliği gereği ancak yasal faiz talep edilebileceğini, avans faizi talebinin reddi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 27/02/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıya ait ... plakalı araçta hasar, değer kaybı zararı ile kaza nedeni ile aracın kullanılamamasından kaynaklı davacının araç mahrumiyeti zararı olup olmadığı, varsa miktarı ve davalıların bu zarar taleplerinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne, Sigorta şirketine yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Araçların trafik tescil kaydının dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. Dosyanın Makine Mühendisi Bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi tarafından 05/06/2026 Tarihinde raporun mahkememize sunulmuş olduğu, incelenmesinde özetle; "Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin detaylı incelenmesi ve yapılan değerlendirme sonucu; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K'nın Madde 47/c, Madde 57/a ve Madde 84/h kuralarını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, kazaya etken kural ihlalinin bulunmadığı, Davacı tarafın aracın onarılmasında orijinal parça kullanılmasından kaynaklı zararının KDV dahil 17.083,97 TL olduğu, Davaya konu ... plakalı araçta 27.02.2025 kaza tarihi itibarıyla 80.000,00. TL değer kaybı zararı oluşacağı, Davaya konu 38 AFY 431 plakalı araçta meydana gelen hasarın makul onarım süresinin 10 gün olduğu ve araç mahrumiyet (ikame araç ) zararının 27.02.2025 kaza tarihi itibarıyla 22.000,00 TL olduğu görüş ve kanaatiyle, Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederim." şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından 01/07/2026 Tarihli dava değeri artırım dilekçesi sunulduğu, dilekçenin davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı tarafça, davalı sigorta şirketine 14/05/2025 tarihinde başvurulmasına rağmen davalının 8 iş günü içerisinde ödeme yapmadığı ve 28/05/2025 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü anlaşılmış ve kararda davalı sigorta yönünden bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça kararda avans faiz uygulanması talep edilmiş olup, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olduğu görülmekle yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmış ve kararda yasal faize hükmedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 27/02/2025 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur durumu ile davacıya ait ... plakalı araçta hasar fark bedeli, değer kaybı ve ikame araç gideri zararı meydana gelip gelmediğinin tespiti için makine mühendisi bilirkişiden 05/06/2026 tarihli rapor alındığı ve raporda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K'nın Madde 47/c, Madde 57/a ve Madde 84/h kuralarını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, kazaya etken kural ihlalinin bulunmadığı, davacı tarafın aracın onarılmasında orijinal parça kullanılmasından kaynaklı zararının KDV dahil 17.083,97 TL olduğu, davaya konu ... plakalı araçta 27.02.2025 kaza tarihi itibarıyla 80.000,00. TL değer kaybı zararı oluşacağı, davaya konu araçta meydana gelen hasarın makul onarım süresinin 10 gün olduğu ve araç mahrumiyet (ikame araç ) zararının 27.02.2025 kaza tarihi itibarıyla 22.000,00 TL olduğunun belirtildiği görülmüş, yeterli inceleme içeren bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davalı ...’ın kusurlu araç sürücüsü, davalı Can Polat Atalay’ın aracın işleteni olarak, davalı sigorta şirketinin ise kazaya sebep olan kusurlu sürücünün kullandığı ... plakalı aracın olay tarihinde geçerli ZMSS poliçesini düzenlemekle hasar bedeli ile değer kaybı tazminat talebinden davalı sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğu anlaşılmış, davalı ...’ın kusurlu sürücü, davalı Can Polat Atalay’ın ise aracın işleteni olarak davacının ikame araç gideri talebinden sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğu görülmüş, davacı vekilinin 01/07/2026 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile, a)10,00-TL hasar fark bedeli ile 80.000,00-TL değer kaybı tazminat bedeli olmak üzere toplam 80.010,00-TL tazminat bedelinin davalılar Can Polat Atalay ile ...'dan olay tarihi olan 27/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 28/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b)22.000,00-TL ikame araç gideri tazminat bedelinin davalılar Can Polat Atalay ile ...'dan olay tarihi olan 27/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile, a)10,00-TL hasar fark bedeli ile 80.000,00-TL değer kaybı tazminat bedeli olmak üzere toplam 80.010,00-TL tazminat bedelinin davalılar Can Polat Atalay ile ...'dan olay tarihi olan 27/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 28/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b)22.000,00-TL ikame araç gideri tazminat bedelinin davalılar Can Polat Atalay ile ...'dan olay tarihi olan 27/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 6.967,62-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 1.742,08-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.357,48-TL harcın düşümü ile eksik kalan 4.610,14-TL harcın, davalılardan (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi 3.615,73-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) gerekçede açıklandığı üzere DAVACIDAN alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç, 1.742,08-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.972,88-TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi 2.331,63-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, olmak üzere toplam 5.152,90-TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi 4.041,42-TL ile sınır olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 8-Kararın mahiyeti gereği davalılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, davalı sigorta vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/07/2026
Katip ... e- imzalıdır
Hakim ... e- imzalıdır