İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/811 E. 2025/811 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/811
Karar No
2025/811
Karar Tarihi

T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/811 Esas - 2026/391 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/811 Esas KARAR NO : 2026/391

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 21/10/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 08/05/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; hizmet alım işini ihale yasalarının ilgili maddeleri gereğince davalı şirketlerin üstlendiğini, davalı şirketler bünyesinde çalışan işçilerden Kadir Karagöz'ün işten ayrıldığını, dava dışı işçiye ödeme yapıldığını, ihale evrakı ve sözleşmeler gereğince davalının işçiyi çalıştırdığı dönemlere ilişkin işçi alacaklarından sorumlu olduğu iddiası ile davalı hissesine düşen 13.268,81 TL asıl alacak ve 3.518,60 TL işlemiş faizin tahsili için başlatılan ... Banka Alacakları... .... .... esas sayılı icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davalının takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, alacağın zamanaşımına uğradığını, sorumluluğun asıl işveren konumunda olan davacıda olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile kendilerinden talepte bulunulamayacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin işçinin çalıştığı dönemle sınırlı olmak kaydı ile rücu talep edilen bedelin yarısından sorumlu olabileceğini savunarak açılan davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameler, dava dışı işçiye ait SGK kayıtları ve işçiye yapılan ödemelere ilişkin evrak dosya arasına alınmıştır. Hesap uzmanı bilirkişi tarafından verilen 02/02/2026 tarihli raporda; dava dışı işçinin davalı nezdinde çalıştığı dönemlerle sınırlı olmak kaydı ile hesaplama yapılarak davalının 13.268,60 TL asıl alacak 3.535,45 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu belirtilmiştir. 7573 sayılı yasa kapsamında yapılan hesaplamaya göre davalının takipten önce temerrüte düşürülmediği kabul edilirse 9.058,69 TL'den sorumlu olabileceği bildirilmiştir. Bilirkişi ek raporda hesaplamayı davacının beyanına göre yaptığını bildirmiş ise de kayıtlarda dava dışı işçinin 563 gün çalışması bulunduğu tespit edilmekle bu miktar üzerinden Mahkememizce resen hesaplanan 9.222,50 TL miktar üzerinden karar verilmesi gerektiği, raporun bu şekli ile hesaplamalar yönünden hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir. DEĞERLENDİRME: Dava; işçilik alacaklarının rucuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı kurum ile davalı şirketler arasında hizmet alım sözleşmelerinin imzalandığı, sözleşme gereğince davalı şirketlerin belirlenen süre içerisinde işe başlayıp işçi çalıştırdıkları, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği, davacı kurumun da davalı şirketlerle yapmış olduğu sözleşme gereğince davalı şirket çalışanına ödeme yaptığı, eldeki dava ile ödemenin rücuen tahsilini talep ettiği görülmüştür. Davacı idare ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde belirtildiği şekilde, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, ancak bu sorumluluğun dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumluk niteliğinde olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukukunun değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır,” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ve ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğinin açıkça belirtildiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği anlaşılmıştır. İşçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Yargıtay 6. HD 2021/1763 esas 2021/2455 karar sayılı ilamı). İşçilik alacakları ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceğinden (Yargıtay 6. HD 2021/876 esas 2021/1507 karar sayılı ilamı) ve taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalı yanın sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir (... BAM 23. HD 2018/2185 esas 2022/562 karar sayılı ilamı). 7573 sayılı yasanın 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. maddede "10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekilinin kanun değişikliği kapsamında vazgeçme beyanı dikkate alındığında ek raporda yukarıda hesaba ilişkin açıklama da gözetilerek artan kısma ilişkin karar verilmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, hükme esas alınan hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve mahkememizce yapılan değerlendirme uyarınca dava dışı işçinin davalı nezdinde çalıştığı dönem itibari ile hesaplanan bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, davalılar daha önce temerrüte düşürülmediğinden takip tarihi itibari ile işlemiş faize ilişkin davalı itirazının yerinde olduğu (... BAM 23. HD 2018/2070 esas 2019/1481 karar sayılı, ... BAM 4. HD 2019/132 esas 2021/334 karar sayılı ilamı), kanun değişikliği kapsamında kalan miktar yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve sonuç olarak davanın kısmen kabulüne, alacak yargılamayı gerektirdiğinden likit olmadığı değerlendirilerek davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2025/95175 esas sayılı icra takibine davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 9.222,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, faize ilişkin talebin reddine, 4.046,10 TL'lik kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 9.222,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 3.518,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 4.765,78 TL'sinin davalıdan, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,

Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı 8.675,00 TL yargılama giderinin kabul oranına göre hesaplanan 4.765,78 TL yargılama gideri ile davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara konu miktar yönünden yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, değer itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026

¸¸ ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/811, K. 2025/811, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-811-e-2025-811-k-ae01abe4961c