İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/802 E. 2026/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/802
Karar No
2026/578
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/802 KARAR NO : 2026/578

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki kapsamında mal/hizmet ifasında bulunulduğu, bu ilişkiye dayanılarak 18.08.2023 tarihli ve ------ numaralı faturanın düzenlenerek davalıya gönderildiği, söz konusu faturaya karşı davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ancak fatura bedelinin vadesinde ödenmediği, bu nedenle taraflar arasındaki ticari teamül gereği geciken ödemelere aylık %2,5 oranında vade farkı uygulandığı ve bu kapsamda 20.09.2023 tarihli ve ----- numaralı 135,98 USD tutarlı vade farkı faturasının düzenlendiği, bu faturanın da davalı tarafından ödenmemesi üzerine ----. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından borca ve fer’ilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları ile faturalar birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıya borçlu olduğunun açık olduğu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, ayrıca HMK’nın 6. maddesi uyarınca mahkemenin yetkisiz olduğu ve davanın yetki yönünden reddi gerektiği, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı ve zamanaşımına uğradığı, dava konusu alacağa ilişkin müvekkillerinin herhangi bir borcunun bulunmadığı, asıl faturaya ilişkin bedelin ödendiği ve vade farkı talep edilmesini gerektirir bir sözleşme veya teamül bulunmadığı, vade farkı faturasına yasal süresi içinde noter ihtarnamesi ile itiraz edildiği, bu nedenle davacının talebinin haksız ve mesnetsiz olduğu, alacağın likit olmadığı için icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığı, davacının kötü niyetli olduğu ve bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, vade farkı faturasına dayalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarında ticari ilişkinin bulunduğunu, sözleşme ile yabancı para cinsi üzerinden ödeme ve ticaret yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, davalı tarafça ödemelerin vadesinde ödenmediği, geç ödeme sebebiyle oluşan vade farkı için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, taraflar arasında sözleşme olmadığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ---- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı İcra Dosyası UYAP üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, ----- Ticaret Odasından tarafların ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, 05.04.2026 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen 05.04.2026 tarihli raporunda özetle, "...Davalılara ait ortaklık tarafından ibraz edilen 2023, 2024 ve 2025 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu ortaklık lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Davacı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, davacı tarafın ticari defterlerinde inceleme yapılamadığı, ----- ticari defter ve muhasebe kayıtlarına göre; takip tarihi itibariyle davacının kaydi olarak alacağının olmadığı, Takibe konu 20.09.2023 tarihli ve ------ numaralı vade farkı faturasının davalı ticari defterlerinde yer almadığı ve davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilerek iade edildiği, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin yazılı bir sözleşmenin dava dosyasında bulunmadığı, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına yönelik yerleşik ve süreklilik arz eden bir ticari uygulamanın oluşmadığı, vade farkına konu olan asıl borcun yasal süre içerisinde ödendiği ve davalının temerrüde düşmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının vade farkına dayalı alacak talebinin şartlarının oluşmadığı, İcra inkâr tazminatı ve tarafların diğer taleplerine ilişkin takdirin ise Mahkeme’ye ait bulunduğu görüşüne ulaşılmıştır ..." yönünde görüşlerini bildirmiştir. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ile bu ilişki kapsamında davacının satışını yaptığı malları davalıya teslim ettiği ve buna karşılık davalının da davacıya ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının vade farkı alacağı talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Bir ticari ilişkide vade farkı, kur farkı vb.isim adı altında karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için sözleşmede bunlara ilişkin hüküm bulunması, sözleşmede vade farkı veya kur farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen bunların ödeneceğine dair ticari teamülün olması halinde vade farkı veya kur farkı talebinde bulunulması mümkündür. (--- BAM. ----. HD. ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı)Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının süresi içerisinde defter ibrazında bulunmaması sebebiyle ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı, HMK 222/3 maddesi gereğince davalı ticari defter ve kayıtlarının hükme esas alınması gerektiği, takibe konu 20.09.2023 tarihli vade farkı faturasının davalı ticari defterlerinde yer almadığı, davacı tarafça gönderilen dava konusu faturaya karşı davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilerek iade edildiği, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, alınan bilirkişi raporu gereğince taraflar arasında vade farkı uygulanmasına yönelik yerleşik ve süreklilik arz eden bir ticari uygulamanın da oluşmadığı, vade farkına konu olan asıl borcun yasal süre içerisinde ödendiği ve davalının temerrüde düşmediği anlaşılmış, davacının sübut bulmayan vade farkı talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı taraf, ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, yerinde inceleme talebi gönderdiğini beyan etmekte ise de; mahkememizin 1 numaralı celse 1-e nolu ara kararında "Taraflara iş bu duruşma ile kararlaştırılan inceleme gün ve saatine kadar UYAP üzerinden yerinde inceleme talebinde bulunulabileceğine," hususunun karar bağlandığı ve taraflara duruşmada ihtar edildiği, davacı tarafça inceleme günü olan 27/02/2026 tarihinden sonra 05/03/2026 tarihinde yerinde inceleme talebinde bulunduğu görülmüştür. Başka bir deyişle davacı taraf verilen kesin süre geçtikten sonra yerinde inceleme talebinde bulunmuş olup HMK 94/3 maddesi gereğince talebinin ve bilirkişi raporuna itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, davacı talep ve itirazlarına itibar edilmemiştir. İtirazın iptali davalarında davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacı/alacaklının takip yapmakta haksız ve alacaklının kötüniyetli olması şarttır. (-----) Eldeki dava yönünden davalı/borçlu tarafından davacı/alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği (esasen davacının ticari defter ve kayıtlarının süresinde ibraz etmemesi sebebiyle davacı ticari kayıtları incelenemediğinden davacının kötüniyetli olup olmadığının şu aşamada tespitinin mümkün olmadığı) anlaşıldığından, davalı/borçlunun şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.800,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 4.095,10-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/802, K. 2026/578, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-802-e-2026-578-k-88f17ff66023