İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/770 E. 2025/1143 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/770
Karar No
2025/1143
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/770 Esas KARAR NO : 2025/1143

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/09/2025 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 16/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkililerince 06.09.2021 tarihinde borçluya ait mahalde müvekkili kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde sayaca müdahale edildiği, müvekkili şirketle ikili anlşama yapmaksızın sözleşmesiz olarak mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığının tespit edilerek karşı taraf hakkında .... seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, Davalı/borçlu aleyhine, kaçak elektrik kullanımın bedelinin tahsili için Küçükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca ve tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın alacağını yalnızca bir icra takibiyle ileri sürdüğünü, buna dair herhangi bir sözleşme, fatura, sayaç okuma tutanağı, tahakkuk fişi veya ihtarname sunmadığını, HMK m.190 uyarınca ispat yükü, iddiasını ileri süren davacı tarafa ait olduğunu, icra takip dosyası incelendiğinde takibe dayanak belgenin olmadığı sadece ödeme emri belgesi olduğunun görüleceğini. İcra takibinin ispat edilememiş ve usul hukuku kurallarına aykırı olarak ikame edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile mahkememizce davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabında davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı; vergi dairesi tarafından verilen yazı cevabında ise davalının herhangi bir mükellefiyet kaydına rastlanmadığı belirtilmiştir. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davalının tacir olmadığının tespiti ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesi ve dava konusu yerin iş yeri olması nedenleri ile HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Küçükçekmece Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri karar tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025 Katip ..... e-imzalı Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/770, K. 2025/1143, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-770-e-2025-1143-k-20163d29c01e