İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/75 E. 2026/279 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/75
Karar No
2026/279
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :... KARAR NO :... HAKİM :... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya düzenlenen faturaların ödenmesi gerekirken ödenmediğini, davalıdan 13.371,00-TL asıl alacak ve 7.192,00-TL işlemiş faiz toplamının tahsilini talep ettiklerini, fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını bu nedenlerle itirazının iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmesini, borçlunun tazminata hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Mimarsinan Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, fatura fotokopileri de eklenmek suretiyle, faturaların ilgili davacı şirket ve davalı şirket tarafından Form Bilanço satım( BS), forma bilanço alım ( BA) belgelerinde ve sair beyan ve belgelerde kullanılıp kullanılmadığının sorulmasına, varsa ilgili kayıt ve belgelerin celp edildiği görüldü. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ... Cıvata Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlusunun...i ve Ticaret Limited Şirketi olduğu görülmüştür. Mahkememizce taraflara 2022-2023-2024-2025 tarihli yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunması için süre verildiği, davalı tarafından mahkememize herhangi bir kayıt ve defterin sunulmadığı görüldü. Tüm deliller toplandıktan sonra davacı tarafın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi Prof. Dr. ...'ın 25/09/2025 tarihli raporunda özetle; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacının ticari defterlerinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: 1.Davacı tarafça başlatılan icra takibinde 5 adet fatura takip konusu yapılmış ve bu faturalardan 13.371 TL tutarında alacak talep edilmiştir. 2.Davacının takip ve dava konusu yaptığı faturalar toplamı 18.045,74 TL'dir. Bu faturalar davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı için bahse konu faturaların davalıda kayıtlı olup olmadığına ilişkin tespit yapılamamıştır. 3. Derdest dava itirazın iptali davasıdır ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlılık esastır. Hal böyle olunca davacının takip konusu faturalardan alacaklı olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin ara kararında da belirtildiği üzere ödemeler faturalardan mahsup edilirken TBK Md. 102 dikkate alınmalıdır. Buna göre takip konusu faturalardan sonra yapılan ödemeler takip konusu faturalara sayılmalıdır. Raporumuz içinde belirttiğimiz üzere takip konusu faturalardan sonra yapılan takip öncesi ödeme tutarı faturaları söndürdüğünden davacının davalıdan alacağı hesaplanamamaktadır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraf vekillerinin beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizce 04/12/2025 tarihli duruşmada davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayandığı hususunda kesin süre verildiği, davacı tarafın yemin metnini sunmadığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklanan ilamsız icra takibine itiraz nedeniyle İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık; icra takibine konu edilen faturalardan dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazimatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesi üzerine takibin 27/08/2024 tarihinde durdurulduğu, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir. TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır". 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Az yukarıda değinildiği üzere HMK'nun 222. maddesinin 3 . fıkrası "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü çerçevesinde davacının usulüne uygun tutmuş olduğu defterleri davacı lehine delil olduğu kabul edilmiştir. Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce davalı tarafın defterlerini ibraz için süre verilse de davalı defterlerinin sunulmadığı anlaşılmış davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen toplam 18.045,74 TL tutarında 5 faturanın takibe konu edildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının bu faturalardan sonra 23.480,00 TL si takipten önce 6.700,03 TL'si takipten sonra olmak üzere toplam 30.180,93 TL ödeme yaptığı, TBK'nın 102 maddesi uyarınca bu ödemelerin öncelikli olarak takibe konu faturalardan mahsubunun gerektiği buna göre ödemelerle faturaların sönmüş olduğu dikkate alındığında davacının takip tarihi itibariyle takibe konu faturalardan kaynaklı alacağının bulunmadığının sabit olduğu, davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin deliline başvurmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,00-TL'nın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 20.563,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibarıyla KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026 Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/75, K. 2026/279, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-75-e-2026-279-k-10a896c275a4