İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/671 E. 2026/134 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/671
Karar No
2026/134
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/671 KARAR NO : 2026/134

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ... tarafından Antalya Banka alacakları İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde icra takibi başlatıldığını, dosyanın alacaklısı ... Aş'nin alacağını davalı şirket bünyesine temlikname ile devrettiğini, dosya borçluları dava dışı ... Şti ve ... Şti olduğunu, müvekkilinin bu dosyada borçlu sıfatına haiz olmadığı gibi kendisine bu dosya kapsamında ödeme emri, İİK m.89 ihbarnameleri, muhtıra vb. Herhangi bir tebligat yapılmadığı ve hacze gelindiğinde haberdar olduğunu, gelinen haciz adresinin borçlular adresi olmamasına rağmen mahalde borçlulara ait ilk bakışta görünür herhangi bir levha isim vb. Evrak olmamasına ve adresin bariz bir şekilde müvekkili şirkete olduğu tespit edilmesine rağmen alacaklı yan haciz işleminde ısrarcı olduğunu, haciz mahallinde evrak araştırması yapıldığını, bilgisayar araştırmasında ... ... yazılı ... son değiştirilme tarihi 1 adet excel tablosuna rastlanıldığını bunun borçlu ile aralarında organik bağ teşkil ettiğine emare olduğunu iddia ettiğini, müvekkili tarafından istihkak, istirdat ve menfi tespit davası açmak hakları saklı tutularak borçlu olmadığı parayı icra ve muhafazalı haciz tehdidi altında itibar kaybı yaşamamak adına dosyaya ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin takibin borçlu olmadığını ve kendisine herhangi bir tebligat yapılmadığını, haciz mahallinde borçlu ile organik bağ teşkil edebilecek herhangi bir emareye rastlanılmadığını, Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası kapsamında sunduğu dilekçedeki ve haciz mahallinde iddia ettiği hususların yersiz olduğunu belirterek, müvekkilinin cebri icra altında yapmış olduğu ... tarihli ... TL ve ... tarihli ... TL olmak üzere toplam ... TL tutarındaki paranın ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte istirdadını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin ... ... Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının üçüncü kişi sıfatıyla icra dosyasına yaptığını ileri sürmekteyse de ödemenin asıl borçluların borcuna mahsuben icra dosyasına yapıldığını, alacaklı müvekkiline yöneltilen istirdat/ sebepsiz zenginleşme talebi husumetin yanlış tarafa yöneltildiğini, davacının iş bu davayı açmasında hukuki menfati olmadığını, istirdat şartlarının oluşmadığını, yasal icra takibinden kaynaklanan tahsilatın haklı bir sebebe dayandığını, davacının iş yerinde yapılan ... tarihli haciz esnasında davacının dosya borçlularıyla olası bir organik bağının tespiti maksadıyla yapılan elektronik ve fiziki doküman araştırılması neticesinde davacıya ait bilgisayarda borçlu ... ... ve şirketi ... Şti adına cari dosyasının tespit edildiğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, istirdat davasıdır. İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 11. H. D'nin 06.11.2023 tarih, 2023/5228 Esas, 2023/6468 2004 Karar sayılı ilamı ile"... 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına,...." karar verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. H.D.'nin 16/02/2023 Karar tarihli 2023/181 Esas, 2023/276 Karar sayılı ilamı ile ".....İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/3568 esas, 2016/6425 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemelerdir." İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemelerdir. (Dairemizin 2020/71 Esas 2020/680 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde çıkarılan haciz ihbarnameleri nedeniyle borçtan davacının sorumlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. İİK 89. maddesindeki özel düzenleme ile İİK 72. maddesindeki menfi tespit davasına ilişkin genel düzenleme gözetildiğinde genel düzenleme hükmünün İİK 89. maddesini işlevsiz bırakacak biçimde uygulanamayacağı da açıktır. Bu durumda İlk derece Mahkemesince, hukuki nitelendirme mahkemeye ait olmakla İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir. " şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamakta, uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, borçluya borçlu olduğu gerekçesiyle hakkında haciz ihbarnameleri çıkarılan davacının, haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ödenen paranın istirdatı istenmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ile mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/671, K. 2026/134, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-671-e-2026-134-k-3de6009552c4