İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/646 E. 2026/408 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/646
Karar No
2026/408
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/646 Esas KARAR NO : 2026/408 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 25/07/2025 KARAR TARİHİ : 09/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---------Ş. nezdinde düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalanan -------- Şti.'ne ait -------- plakalı aracın karıştığı, olay yeri terk nedeniyle sürücünün tespit edilemediği kazanın, --------- plakalı araç sürücüsünün DUR levhasına uymayarak seyrine devam etmesi üzerine -------- plakalı araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, kaza sonucunda --------- plakalı araçta hasar meydana geldiğini, müvekkili şirketçe zararın giderimi amacıyla harcamalar yapıldığını, gerçekleşen bu kaza neticesinde tutulan kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin tespit edildiğini, bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi'ne istinaden kaza nedeniyle gerçekleşen zararların tazmini amacıyla dava dışı 3.kişilere 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, bunun üzerine sigortalı borçluya ilgili tutarı ödemesi gerektiği bilgisini içeren rücu mektubu gönderildiğini, sigortacı müvekkilin, rücu hakkı kapsamında talep ettiği tutarın borçlu tarafından ödenmemesi üzerine, 16.12.2024 tarihinde------- İcra Dairesi -------- E. sayılı takibinin başlatıldığını, --------- plakalı sigortalı aracın karıştığı 17.12.2023 tarihli kazada, firar olan ve tespit edilemeyen araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına da yansıdığını, araç sürücüsü olay yeri terk nedenini açıklamamış olup bu durumda müvekkili şirketin rücu hakkının doğduğunun izahtan vareste olduğunu beyan ederek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımına uğradığı, görevsiz mahkemede açıldığı, HMK 190/1 "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmünü amir olduğu, davada ileri sürülen vakaya davacı tarafından bağlanmış olan sonuç sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibine yapmış itirazın iptali olduğu ve bu sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın da davacı olduğu, haliyle ispat yükünün davacı tarafta bulunduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet mahkeme bu itiraza katılmamakta ise; ileri sürülen, sürücünün kaza yerinden ayrılmasının ağır kusur olması ve bunun sigorta şirketinin rücu hakkının doğumuna sebep olması yönündeki iddalara cevaben, -------- E.--------- K., Karar Tarihi: 13.02.2025 sayı ve tarihli Yargıtay kararını incelemek zaruretinin hasıl olacağı, davacının dava dilekçesinde ki iddialarına dayanak olarak yer vermiş olduğu ZMMS Genel Şartları B. 4/f bendine dair Yargıtay yorumunun hukuka aykırı olduğundan bahisle huzurdaki davada esas alınmaması gerekliliğini sayın mahkemeye arz ettiklerini, öte yandan, kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet sayın mahkeme aksi kanaatteyse, --------- plakalı müvekkili şirket aracını kaza zamanında sevk ve idare eden --------- polis ifade tutanağında da belirttiği üzere kaza mahallinden, gece vakti yaşanan kazanın paniğiyle ve kazanın gerçekleştiği mahallenin güvensiz ortamı sebebiyle kaçtığının gözden kaçırılmaması gerektiği, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu iddiaları mahkeme tarafından kabul görmezse, müvekkil şirketin, --------- plakalı araç sürücüsü olan --------- gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen ağır kusurlu fiillerinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, --------- ile müvekkili şirket ---------- Şti'nin arasında bir araç kiralama sözleşmesi mevcut olduğu, --------- araç kullanmaya ehil olma bakımından herhangi bir eksikliği bulunmadığı, fakat dava konusu trafik kazasında şayet davacı tarafın iddiaları doğru ve ---------- olay yerinden herhangi geçerli bir mazereti olmadan ayrılmışsa bile bu kusurlu hareketin meydana gelmesinde müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığı sigortacının riskini arttıracak bir davranışta bulunmamış olduğunun izahtan vareste olduğu şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.--------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. Davacı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.Trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:Dava, 17.12.2023 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle, davacının sigortalısı davalıya ait --------- plakalı aracın kaza yapması sonucu kusurun irdelenmesi, ödeme yapılan araçta hasar alacağı oluşup oluşmadığı, varsa miktarının ne olduğu, davacının TTK 1472.maddesi uyarınca halefiyetten kaynaklanan rücu hakkı olup olmadığı hususlarında başlatılan takipte, davalı tarafından --------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflarca dosyaya sunulan deliller, bilirkişi heyet raporu, icra dosyaları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında, trafik kazasından kaynaklı alacağa ilişkin icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyada, davalı vekilinin zaman aşımı itirazı ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dosyada, dava şartları ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, dava türü itibariyle mahkememizin görevli olduğu, bu yöndeki dava şartının da mevcut olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Dosya, trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdii edilmiş; 18.02.2026 tarihli rapora göre, --------- plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/c, 57/a maddelerini ihlal etmesinden dolayı kazanın oluşumunda %100 asli kusurlu olduğu, ---------- plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı,---------- plaka sayılı araçta meydana gelen hasarın trafik kazasının meydana gelme şekli ve şiddeti ile uyumlu olduğu, pert-sovtaj koşullarının oluştuğu, söz konusu aracın hasarlı 2024 Aralık ayı olarak tespit edilen 107.000,00 TL sovtaj piyasa rayiç değerinin ve 2. el rayiç değeri olarak tespit edilen 310.000,00 TL bedelin kadri maruf olduğu, aracın 27.03.2023-27.04.2024 tarihleri arasında geçerli ---------- poliçe nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin araç başına maddi 120.000,00 TL olduğu, ZMMS poliçesi genel şartları B. maddesi kapsamında işletene rücu talebinin yerinde olduğu, 17.12.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan, işlemiş faiz ile birlikte toplam 167.680,00 TL talep edebileceği rapor edilmiştir. Dava konusu araçta kaza tarihinden önce herhangi bir hasar yok ise; aracın kazasız piyasa rayici belirlenip buna göre hasarlı hali arasındaki fark değer kaybı kabul edilmelidir. Davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zararın belirlenmesi için mahkemece yapılacak iş, aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ve hasarlı haldeki piyasa değeri arasındaki farkı belirlemek için konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı denetime açık ve gerekçeli rapor alınarak, davalı sürücünün kusur oranı nispetinde tazminata hükmedilmesi olmalıdır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyet raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeni bir rapor alınması cihetine gidilmeyerek, hasar hesabına yönelik olarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. ---------- sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir. Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça takip talebinde ticari faiz talebinde bulunulmuş, kazaya neden olan araç ticari araç olduğundan, ticari faize hükmetmek gerekmiş, davacının tespit edilen alacağının, 120.000,00 TL asıl alacak, 47.026,85 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 167.026,85 TL olduğu tespitiyle beraber, davanın kabulü ile, davalının ---------İcra Müdürlüğünün--------- esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, toplam 167.026,85 TL (120.000,00 TL asıl alacak, 47.026,85 TL işlemiş faiz olmak üzere) üzerinden takibin devamına, 120.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %48,00 oranında ve değişen oranlarda (icra takibindeki taleple bağlı kalınarak) ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı tarafça icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup, 120.000,00 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan, talebin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, 2-Davalının---------İcra Müdürlüğünün --------- esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, toplam 167.026,85 TL (120.000,00 TL asıl alacak, 47.026,85 TL işlemiş faiz olmak üzere) üzerinden takibin devamına, 120.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %48,00 oranında ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmasına, 3-İİK 67/2. maddesi gereğince 120.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 24.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 11.409,60 TL harçtan peşin alınan 2.017,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.392,32 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 2.017,28 TL harç gideri, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 292,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 17.309,78 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/646, K. 2026/408, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-646-e-2026-408-k-b4a93961e10a