İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/404 E. 2026/410 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/404
- Karar No
- 2026/410
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/404 Esas KARAR NO : 2026/410 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2025 KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---------- plakalı aracın 29/06/2023 tarihinde müvekkile ait ----------- plakalı araca %100 kusurlu olarak çarptığı, ilgili kazanın oluşumunda müvekki araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığı, henüz sıfır ayarında olan, nerede ise hiç kullanılmamış müvekkil aracının onarım gördüğü, müvekkilin davalı sigorta şirketinden kasko poliçesi tanzim ettirdiği, diğer davalının ise distrübütörü olduğu aracı satın aldığı, ilgili kaza sonrasında müvekkil aracının parçalarının davalıların sorumluluğunda olmasına rağmen uzunca süre temin edemediği, gerek kasko poliçesi gerekse aracın Türkiye'deki satış ve yedek parçası noktasında destek sağlamak durumunda olan davalıların kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, müvekkilin satın aldığı aracın 6 ay boyunca parça tedarikinin sağlanmaması nedeniyle onarılmadığı, trafik kazasının 29.06.2023 tarihinde gerçekleştiği, ilgili kaza nedeniyle müvekkilin aracında parça tedariki ve onarım sebebiyle müvekkilin aracını 02.01.2024 tarihine kadar kullanamadığı, sigorta şirketi eksperi raporunda da 17-07-2023 kayıt tarihli raporun ancak 02.01.2024 tarihinde kapatıldığının görüleceği, müvekkilin aracındaki onarım süresi bakımından eksper raporunun kayıt ve rapor tarihi arasındaki sürenin dikkate alınmasının gerektiği, aracın sahibinin KTK madde 85 uyarınca aracın işletilmesinden doğan zararlardan da aracın sürücüsü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, müvekkile ait aracın mahrumiyet bedelinin öğrenilmesi için atanacak bilirkişi tarafından müvekkilin aracı ile emsal araçların günlük kazancının sorulması, Borçlar Kanunu madde 51'e göre "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." denildiği, iş bu hüküm doğrultusunda araç kazanç kaybının bilirkişi marifetiyle belirlenmesini ve hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi, haksız fiil sebebiyle ikame edilen işbu davada temerrüt tarihi olan haksız fiil tarihinden itibaren yani kaza tarihi olan kaza tarihinden başlamak üzere takdir edilecek mahrumiyet bedeli alacağına avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği, şeklinde beyanda bulunarak davanın kabulüne, HMK 107 uyarınca şimdilik 10,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ---------Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete sorumluluk yükletilemeyeceği, müvekkilin yalnızca kazalı aracın distribütörü olduğu, davacı taraf her ne kadar aracın parçası temin edilemediğinden dolayı kazanç kaybına uğradığını iddia etse de davacı tarafın kaza sonrası müvekkil şirket yetkili servisine başvurduğu ancak kasko firmasının servis ile anlaşması olmadığı için herhangi bir işlem yaptırmadan servisten ayrıldığı, davacı tarafın aracını yetkisiz bir noktaya götürdüğü, aracın yetkili servis girişi ile parça beklediğine dair de davacı tarafça bir evrak sunulamadığı, yetkili servisten herhangi bir parça siparişi de olmadığı, kaldı ki yetkili servislerin müvekkil şirketin acenteleri olmayıp kendi nam ve hesabına çalıştıkları, kazanç kaybından müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağı, bu noktada avans faiz işletilme talebinin de hukuka aykırı olduğu, kaza tarihinin üzerinden de yaklaşık 2 yıl geçtiği, bu noktada yapılan taleplerin tamamen kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme amacıyla olduğunun açık olduğu şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Başvuranın tazminat talebine konu edilen aracın kullanılmadığı süredeki maddi kayıplar başvuranın doğrudan uğradığı zararlar değil, dolaylı zararlar olup, Trafik Sigortası Genel Şartları "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı A.6. maddesinin (k) bendi uyarınca "Dolaylı zararlar nedeni ile yöneltilecek tazminat taleplerinin" teminat dışında kaldığı, Trafik Sigortası Genel Şartları ve Yargıtay kararları doğrultusunda, müvekkil şirketin dolaylı zarar taleplerinden poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığından iş bu haksız tazminat taleplerinin reddi gerektiği şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 27.04.2026 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; Davalılardan birinin müvekkilin aracının onarımından sorumlu kasko poliçecisi, diğerinin ise ilgili araca parça temin etmekle mükellef distribütör firma olduğunu, sigortacının aracın belirli süre içerisinde onarılmasını üstlendiğini, distribütör firmanın ise mevzuat gereği parça tedarik etmekle yükümlü bulunduğunu, aracın onarımının eski bir ----------- yetkili servisinde gerçekleştirildiğini, ekspertiz nezdindeki tüm kayıtların ve yazışmaların celbinin gerektiğini, müvekkilin uzun süre parça yokluğu nedeniyle oyalandığını, 10,00 TL tutarındaki mahrumiyet bedeli talebinin 118.000,00 TL'ye artırıldığını, 118.000,00 TL mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 29/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----------Ş. vekili talep artırımına karşı beyan dilekçesinde özetle; Davacının bilirkişi raporu doğrultusunda sunduğu ıslah talebinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişi raporunda esaslı maddi ve hukuki hatalar bulunduğunu, bu hataların daha önce sunulan itiraz dilekçesi ile mahkemeye bildirildiğini, davacının hatalı rapor üzerinden ıslah yoluna gitmesinin yerinde olmadığını, davacı tarafın taleplerine karşı zaman aşımı definde bulunulduğunu, ıslah öncesi ve sonrası tüm alacak kalemlerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle arttırılan tutarların kabul edilemeyeceğini, hüküm kurulacaksa dahi yeniden hesaplama yapılması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı sigorta vekili talep artırımına karşı beyan dilekçesinde özetle; Raporda yer alan aleyhe hususlara itiraz edildiğini, aracın kullanılmadığı süre zarfındaki maddi kayıpların dolaylı zarar niteliğinde olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları A. 6. maddesinin (k) bendi uyarınca dolaylı zararların teminat kapsamı dışında kaldığını, -------- sayılı ilamı ile Yine ------- sayılı ilamında araç mahrumiyeti ve ikame araç giderlerinin teminat dışı olduğunun belirtildiğini, müvekkil şirketin dolaylı zarar taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, ıslah dilekçesinde talep edilen miktarın Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresini aştığını, ıslah edilen miktar üzerinden işleyecek faizin ancak ıslah tarihinden itibaren başlatılabileceğini, ----------- sayılı kararı uyarınca ticari faiz yerine yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın ikame edilmesine sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.Davalı ------------Ş.'ye yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. Trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyet kök raporu ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:Dava, 29.06.2023 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı, diğer davalı şirkete ait -------- plakalı araç ile davacıya ait ---------- plakalı aracın çarpışması sonucu, kusurun irdelenmesi, davacıya ait --------- plakalı araçta kazanç kaybı alacağı oluşup oluşmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış 10,00 TL tazminat davasıdır. Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Dosya, trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 07.12.2025 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası ve ibraz edilen deliller ışığında, --------- plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84/d maddesini ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacıya ait ---------- plakalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığı,--------- plakalı araç için kaza sonrası parça değişimi, tamir ve işçiliklere ilişkin düzenlenen ekspertiz raporunun meydana gelen kaza, hasar ve işlemler yönünden uygun olduğu, 5,5 aylık onarım süresindeki mahrumiyet bedelinin 118.000,00 TL olabileceği rapor edilmiştir.Davacı vekili, bilirkişi raporu doğrultusunda 27.04.2026 tarihli talep artırım dilekçesi ile kazanç kaybı bedeline ilişkin alacak talebini 118.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmediği anlaşılmakla, artırılan miktarlar mahkememizce makul bulunmuştur.----------sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir. Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça avans faizi talebinde bulunulmuş olup, kazaya sebebiyet veren araç ticari araç olduğundan avans faizine hükmetmek gerekmiş, her ne kadar davalı ---------Ş. vekili tarafından husumet itirazında bulunuluş ise de, bu davalının, distribütörlük sıfatına bağlı olarak kendisine husumet yöneltilebileceğinden, husumet itirazına itibar edilmemiş, yine her ne kadar davalılar tarafından talep artırımına karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle zaman aşımının gerçekleşmediği kabul edilmiş, davalı ----------Ş. yönünden kaza tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği; davalı sigorta şirketi yönünden, sigortaya başvuru tarihine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, bu davalının en geç, arabuluculuk son tutanak tarihi olan 03.05.2024 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiş, davacının teselsül talebi de dikkate alınarak, netice olarak davacının davasının kabulü ile, toplam 118.000,00 TL'nin, davalı sigorta şirketi yönünden 03.05.2024 tarihinden; davalı --------Ş. yönünden 29.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile toplam 118.000,00 TL'nin, davalı sigorta şirketi yönünden 03.05.2024 tarihinden; davalı----------Ş. yönünden 29.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 8.060,58 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 2.015,15 TL harcın toplamı olan 2.630,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.430,03 TL harcın davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 615,40 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 2.015,15 TL harcın toplamı olan 2.630,55 TL harç gideri, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 152,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 17.783,05 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müeteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi. 09/06/2026