İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/640 E. 2026/907 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/640
Karar No
2026/907
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/640 KARAR NO : 2026/907 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 07/07/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINDA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı yan arasında 04.12.2023 Tarihli, birim fiyatlı sözleşme akdedildiğini, taraflar istasyon binası cephe kaplamaları ve doğramaları işinin Salihli/ Manisa adresinde müvekkil şirket tarafından yapılması hususunda anlaştıklarını, taraflar renkli silikon cephe , alüminyum kompozit levha cephe kaplaması, alüminyum doğramalar natural eloksal C 60 serisi, naturel aloksal fotosel kapı, 6+12+6 reflekte çift cam, 5+5 lamine cam kullanılarak söz konusu işin yapılması hususunda anlaştıklarını, müvekkil şirket sözleşmeye konu istasyon binasının sağ cephesinde kompozit panel montajı,⁠bina ön cephesi silikon cephe imalat ve montajı,⁠bina ön cephesi kompozit panel montajı, ⁠bina sol cephesi kompozit panel montajı, ⁠bina sol cephesi silikon cephe imalat ve montajı, bina teras çatı parepet duvar üstü kompozit panel kaplanması işlerini gerçekleştirdiğini, taraflar sözleşmeye konu ölçümlerin; cam cepheler yönünden yüzey ölçüsü, kompozit cepheler yönünden ise kesim ölçüsü yani kivrimlarda dahil edilerek ölçülmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkilin sözleşmeye uygun olarak yükümlülüğünü yerine getirmesine ayrıca ilave silikon cephe renkli ve alüminyum kompozit levha cephe kaplaması yapmasına rağmen davalı yan tarafından sanki bu işler yapılmamış gibi herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkil şirket tarafından Salihli Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İŞ Sayılı dosyası ile ilave renkli silikon cephe ve alüminyum kompozit levha cephe kaplaması yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa bu işlerin miktarı ile karşılığında tespit isteyen müvekkile ödenmesi gereken tutarın ne kadar olduğu hususlarının belirlenmesi amacı ile tespit talebinde bulunulduğunu, dosya üzerinde ve yerinde yapılan çalışma neticesinde yapılan işlere 12.10.2024 Tarihli bilirkişi raporunda yer verildiğini, davalı yanca kesilen faturaya ilişkin bakiye 20.000 TL alacak ile ilave işler karşılığı olan 111.803,40 TL alacağın ödenmemesi sebebiyle İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün...E Sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş, davalı yanca haksız bir şekilde icra takibine itiraz edildiğini, davalı yan bakiye alacak bir yana yapılan fazla ödeme nedeni ile müvekkil şirketten alacaklı olduğunu, delil tespitinden dolayı istenen alacağın ise yapılan iş sözleşmesine göre istenebilmesinin mümkün olmadığından bahisle keyfi olarak talep edildiğini, borca, miktarına, faize, faiz türüne ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiğini, icra müdürlüğünce işbu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden evraklardan, mevcut sözleşme ile değişik iş dosyasından anlaşılacağı üzere borcun varlığı ortada olduğunu, davacı müvekkil hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabulucuğa başvuruda bulunmuş, ancak davacı müvekkil ile davalı yan arasında anlaşma sağlanamadığını beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibi, yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olup; müvekkilce yetkiye itiraz edilmiş olduğu için, öncelikle yetki itirazının çözümlenmesi gerektiği, müvekkil, İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı icra takibinden gönderilen ödeme emrindeki tüm borca, faize, faiz türüne, fer’ilere, harç ve sairlerine itiraz ettiği gibi, yetki itirazında da bulunduğunu, şirketin şube adresinin ve işin yapıldığı yer adresinin Salihli/MANİSA ilçesi sınırlarında olması sebebiyle, dosyanın yetkili Salihli İcra Dairesine gönderilmesini talep ettiğini, her ne kadar; alacaklı tarafından bu itirazın nazara alınmadan, doğrudan yetkisiz Sayın Mahkemede dava açılmışsa da; İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazımızın incelenmesini talep etmekteyiz. Nitekim, takip yönünden yetkisiz icra dairesi söz konusu olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından ve geçersiz takibe dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağını, her ne kadar davacı şirket tek taraflı olarak iddiaları ile aldırmış olduğu delil tespitine istinaden ilave iş yaptığını iddia ederek, müvekkilden fazla alacak iddiasında bulunsa da bu iddialar yerinde olmadığını, nitekim, maddi hakikat belirtildiği şekilde gerçekleşmediği, müvekkil şirket yıkıp yeniden yaptığı benzin istasyonunun inşaat projesine uygun şekilde işlerini yapmak için davacı şirket gibi farklı firmalardan teklif aldığını, davacı şirket ise araya bir takım aracıları da sokarak işi alınan tekliflerden daha fazla bedele almayı sağlamış, müvekkil şirket yetkilisi de aracı kişilere güvenerek herhangi bir problem yaşamamak adına piyasa bedelinin üstünde bir bedel ile işi davacı firmaya verdiğini, davacı şirket müvekkil şirkete yapmış olduğunu iddia ettiği işle alakalı olarak ödemeleri almasına rağmen fatura kesmediği gibi vergi kaybına neden olduğunu, müvekkil gider olarak gösterebileceği fatura tam olarak kesilmediği için ticari zarara neden olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. SMMM ...30/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafın defterleri incelenmiş ve Ticari Defterlerinin HMK ve TTK kapsamında delil niteliği taşıdığı, defterlerin usule uygun düzenlendiği, davalı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin incelenen ticari defterlerinde, ... Proje Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait herhangi bir kaydın olmadığı, muhasebe dosyası içerisinde sadece toplam 1.080.000,00TL bedelli dört adet ödeme evrakı olduğuna ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirmiştir. SMMM... 14/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda; 04.12.2023 Tarihli Sözleşme ile Taraflar arasında istasyon binası cephe kaplamaları ve doğramaları işinin, davacı tarafından, imza altına alınmış olan teknik detaylar ile 1.220.000,00 TL (KDV dahil) bedelle yapılmasının kararlaştırıldığı, davacı tarafaç, davalı taraf adına 12/03/2024 tarihli ... no.lu ve 720.000,00 TL bedelli e-arşiv fatura tanzim edilmiş olduğu; her iki taraf kabulünde olan ödeme/tahsilat tutarının ise 480.000,00 TL olduğu, taraflar arasındaki borç/alacak miktarı tespit edilemediğine ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. Davacı tarafça muhasebeci bilirkişiler yönünden bilirkişi delil avansının yatırıldığı, bu doğrultuda bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. 13.02.2026 tarihli celsede, yapılan işlerin yerinde incelenmesi için inşaat mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif icrasına karar verilmiş olup davacı tarafça inşaat mühendisi bilirkişi ücreti olan 5.500,00 TL bilirkişi delil avansının yatırılmadığı tespit edilmiştir. Açıkça, 2 nolu ara kararda, delil avansının yatırılmaması durumunda davacının maruz kalacağı yaptırım ihtar edilmiş olup davacı tarafın yapılan işlere dair iddialarının ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.708,94 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 976,94 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE, 3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/640, K. 2026/907, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-640-e-2026-907-k-f62d10beea89