İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/638 E. 2026/249 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/638
Karar No
2026/249
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/638 Esas - 2026/249 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR

ESAS NO : 2025/638 Esas KARAR NO : 2026/249

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 23.01.2024 tarihinde 782.433,30 USD bedelli sipariş formu gereğince ürünlerin tamamının teslim edildiğini, davalının borcun 156.486,60 USD'lik kısmını 23.02.2024 tarihinde ödediğini, bakiye 625.946,70 USD borç için her biri 9.487.598,00 TL tutarında olan 30.03.2024 ve 30.04.2024 tarihli iki çek verildiğini ve bu çeklerin tahsil edildiğini, toplam yapılan ödemenin 23.02.2024 tarihli havale ile 156.486,60 USD ve 2 çekin karşılığı 585.654,24 USD olduğunu, 30.03.2024 keşide tarihli çekin keşide tarihindeki kur bedeli 32,39 TL ve 30.04.2024 keşide tarihli çekin keşide tarihindeki kur bedeli 32,41 TL olup sipariş ve faturalara konu malların ödemesinin 40.292,46 USD eksik yapıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinden sonuç alınamadığını, bu nedenlerle 40.292,46 USD cari hesap alacağının şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının dava tarihinden itibaren devlet bankaları Amerikan Doları (USD) için açılmıs 1 yıl vadeli en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili usul ve zaman aşımı itirazları ile birlikte, cevap dilekçesinde esasa ilişkin olarak özetle; Taraflar arasında 23.01.2024 tarihli, ... sipariş numaralı Sipariş Formu düzenlenmesi sonrasında müvekkili şirketin 782.433,30 (USD) bedelli malzemeleri davacı şirketten satın aldığını, formda ödeme şartlarının açıkça belirlendiği üzere, bedelin %20’sinin peşin, kalan kısmının ise çek ile ödeneceği kararlaştırılması neticesinde, sözleşmede öngörülen çeklerin davacı şirkete teslim edildiğini, ürünlerin eksiksiz teslim alındığını, malzeme bedelinin 156.486,66 USD tutarındaki peşin kısmını 23.02.2024 tarihinde 4.860.553,90 TL karşılığı olarak davacı şirketin banka hesabına ödendiğini, kalan bedelin 30.03.2024 ve 30.04.2024 keşide tarihli her biri 9.487.598,00 TL bedelli iki adet çek düzenlenerek 25.01.2024 tarihli Tahsilat Makbuzu ile Çek Çıkış Bordrosu uyarınca davacı şirkete verilerek ödenmesi suretiyle taraflar arasında cari hesap kalmadığını, Davacı taraf kur farkı alacağı bulunduğunu ileri sürmüş ise de, Türk Lirası bedelli çekleri hiçbir ihtirazı kayıt koymaksızın kabul ve tahsil ettiğini, çekin bağımsız ve kesin bir ödeme aracı olması karşısında, çek üzerinde yazılı bedel dışında ayrıca bir bedel veya fark talep edilmesinin mümkün olmadığını, alacağın yabancı para cinsinden belirlenmiş olması, davacının döviz cinsinden çek talep etmesine engel olmadığı hâlde, Türk Lirası bedelli çeklerin kabul edilerek, çeklerin teslimi ve tahsili sırasında kur farkına ilişkin herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürülmediğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da; yabancı para borcu karşılığında TL bedelli çeklerin ihtirazı kayıtsız olarak kabul edilmesi hâlinde, sonradan kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığının anlaşılacağını belirterek, davacı tarafın kur farkına dayalı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunun kabulü ile birlikte davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 26.12.2025 tarihli raporda özetle; "Usulünce düzenlenmekle sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu anlaşılan taraflara ait ticari defterlerde ve tarafların BA-BS Bildirimlerinde faturalar yönünden uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında 2024 yılı öncesinden ticari ilişkinin mevcut olduğu anlaşılmış olup 28.08.2025 olan dava tarihi itibariyle Davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirkete fazla tahsilat kayıtlarından ötürü 29.996,20.-TL bakiye borç kaydı bulunduğu, Davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirkete borç kaydının bulunmadığı, Dosya kapsamı ile tarafların ticari defter ve kayıtlarında kur farkından kaynaklanan farka ilişkin düzenlenmiş fatura veya fatura kaydı bulunmadığı, Nitelikli hesaplama yönünden yapılan inceleme neticesinde, Taraflar arasındaki sipariş formu dikkate alınarak, taraflar arasında satış bedelinin 782.433,30 ... doları olduğu, 156.486,60 ... Dolarının peşin ödendiği, alacağın vadeli çeklerin TL üzerinden ödenmesi sebebi ile oluşan kur farkına ilişkin olduğu tespit edilmiş, Yukarıda ayrıntıları verilen hesaplamada ödeme günleri dikkate alınarak ödemelerin ... doları karşılığı tespit edilerek, davacının kur farkından kaynaklanan alacak miktarının 40.364,72 ... Doları olacağı Tespit ve hesaplanmış olup" şeklinde görüş bildirmiştir.

Dava yabancı para cinsi ile yapılan ticari satımdan kaynaklanan kur farkı alacağının tahsiline yöneliktir. Davacı davalı ile 23/01/2024 tarihinde 782.433,30 USD bedelli ticari satım ilişkisi kurulduğunu davalı tarafından 156.486,60 USD'nin 23/02/2024, bakiye 625.946,70 USD'nin ise toplamı 9.487.598,00 TL tutarında iki çek ile ödendiğini, ancak iki çekin tahsil tarihindeki kur karşılığı olarak 585.654,24 USD tahsil edilebildiğini, toplamda 40.292,46 USD eksik ödeme yapıldığını beyanla şimdilik 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsilini, daha sonra talebini ıslah ederek 40.364,72 USD'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise sipariş formu incelendiğinde ödemenin %20'sinin peşin kalanının ise çekler ile yapılacağının kararlaştırıldığı 156.486,66 USD'nin karşılığı 4.860.553,90 TL'nin 23/02/2024 tarihinde, 30/03/2024 ve 30/04/2024 tarihli çekler ile ayrı ayrı 9.487.598,00 TL ödeme yapıldığını, çeklerin ödeme aracı olduğunu ve kur farkı istenemeyeceğinden davanın reddini talep etmiştir. ...... Hukuk Dairesi'nin ..... sayılı ilamında "...Dava yabancı para cinsinden doğan satış ilişkinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ödemelerini çek ile yapmıştır. Bu ödemelerde kur farkı istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış,hükmün bozulması gerekmiştir...", ...... Hukuk Dairesi'nin ..... sayılı ilamında "...Dava kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Kur farkı alacağı talep edilebileceği hallerde kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir (......, 11.09.2018 tarih, .....). Bunun yanında TBK’nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenecek olmakla birlikte başka para birimi ile ödenmesi kararlaştırılması halinde ise sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden Ülke parasıyla da yapılabilecektir. Görüldüğü gibi başka para birimi ile ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin olarak aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı durumlarda borçlu bir seçimlik hakka sahiptir. Dilerse Ülke parası ile dilerse kararlaştırılan para birimi ile ödeme yapabilir. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi evveliyetle Ülke parası ile de düzenlenebilir. Bu anlamda yabancı para birimi üzerinden yapılan satışlarda ifa amacıyla verilen çek sözkonusu yabancı birimi ile düzenlenebileceği gibi bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir (.....) İşte bu son durumda, yabancı para birimi üzerinden yapılan satışlarda “TL” üzerinden düzenlenen çeki ifa amacıyla kabul eden alacaklı bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyecektir. Zira az yukarıda da ifade edildiği gibi “TL” üzerinden düzenlenen çekin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edildiği kabul edilmelidir. .." şeklindedir. Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; taraflar arasında 23/01/2024 tarihli Sipariş Formu ile ticari satım ilişkisi kurulduğu, satım bedelinin 782.433,30 USD olup, sözleşme gereğince ödemenin USD cinsi ile yapılacağı, kurdan kaynaklanan farkın karşılıklı olarak kur farkı faturası ile dengeleneceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacıya 2 adet 9.487.598,00'şer TL bedelli çek ve 23/02/2024 tarihli çek ile de 4.860.553,90 TL bedelli havale ile ödemelerin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır, uyuşmazlık tahsil tarihi itibariyle kurdan kaynaklanan fark alacağının döviz cinsinden davalıdan tahsil edilip edilemeyeceğine yöneliktir. Taraflar arasında USD cinsinden üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkı olduğu açık olsa da bu alacak fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak ülke parası olarak istenebilecektir, yine çek ödeme vasıtası olup çek ile yapılan ödemede de ayrıca kur farkı istenemeyeceğinden davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 701,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 30,28 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ..... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 265.742,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/04/2026

Katip ..... e-imzalı

Hakim ..... e-imzalı

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/638, K. 2026/249, T. 17.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-638-e-2026-249-k-e366639316fb