İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/63 E. 2026/739 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/63
- Karar No
- 2026/739
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/63 Esas KARAR NO : 2026/739
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/01/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın müvekkili şirketin hissedarlarından olan dava dışı ... A.Ş. 'den 25.000 adet hisseyi devralarak paydaş haline geldiğini, bu devrin ...sıra numaralı 25.08.2016 tarihli Yönetim Kurulu kararına işlendiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 512. maddesi uyarınca haksız ve kötüniyetle alınan kâr paylarının iadesinin gerektiğini, davalıya genel kurul kararı olmaksızın toplamda 1.650.000,00 TL tutarında kâr payı avansı ödendiğini, bu ödemelerin 19.01.2017, 14.03.2017, 11.04.2017, 01.08.2017 ve 16.08.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiğini, söz konusu tutarın iadesi için ... 18. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını,... tarihli ...Karar sayılı karar ile davanın kabul edilerek takibin devamına hükmedildiğini, bilirkişi raporları ile davalının borcunun sübuta erdiğini, kararın istinaf aşamasında olduğunu, kâr payı avansı dağıtımı için gerekli olan genel kurul kararı ve ara dönem kâr şartlarının oluşmadığını, Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkındaki Tebliğ'in 5. maddesine aykırı hareket edildiğini, davalının haksız kazanç elde ettiğini, 1.550.000,00 TL tutarındaki bakiye alacağın iadesi için yapılan arabuluculuk görüşmelerinin ... numaralı dosyada olumsuz sonuçlandığını, enflasyon ve döviz kuru artışları nedeniyle müvekkilin uğradığı aşkın zararın Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca tazmininin gerektiğini, bu kapsamda uzman bilirkişi incelemesi ile munzam zararın tespit edilmesini, ayrıca davalının malvarlığını kaçırma ihtimaline karşı banka hesaplarına bloke konulmasını ve taşınır ile taşınmaz malları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafın iadesi ile yükümlü olmasına rağmen iade etmediği toplamda 1.550.000,00 TL kâr payı avans tutarının kendisine ödendiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, HMK 107. Maddesi gereğince şimdilik 10.000-TL aşkın zararımızın davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafın itirazın iptali davası açtığını ve bu davanın istinaf aşamasında olduğunu, müvekkilin davacı şirketin ortağı, pay sahibi veya yönetim kurulu üyesi olmadığını, davacı şirket temsilcisi ... ile ortak mağaza açma fikri üzerine müvekkilin 390.000,00 TL gönderdiğini, bu paranın ... tarafından işletilerek elde edilen kazancın müvekkiline iade edildiğini, davacı tarafın kar payı avansı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin kar elde etmediğini ve kar payı avansı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı bulunmadığını, davacı şirketin pay devir işlemlerinin usulsüz olduğunu, müvekkilin payları rızası dışında devraldığını ve sonrasında herhangi bir bedel almaksızın devrettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyanla davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Dava; davacının, davalı ...'ya yaptığını beyan ettiği 1.550.000,00 TL kâr payı avansı ödemelerini ve aşkın zarar talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir. Mali Müşavir Bilirkişi Ve Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişisi tarafından alınan 02/05/2026 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının dava konusu kar payı avansını faiziyle birlikte davalıdan talep edebileceğini, davacının talep edebileceği alacak tutarının davacının 1.550.000,00 TL'lik asıl alacağı için 5.971.862,84 TL ticari faiz olarak hesaplandığını, aşkın zarar talep etme şartlarının gerçekleşmediğini bildirmişlerdir. Mali Müşavir Bilirkişi Ve Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişisi tarafından alınan 20/07/2026 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; tarafımızca hazırlanan kök raporda davacı tarafından defter ve belgeler ibraz edilmediği için Sayın Mahkemenin de verdiği talimata binaen dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre inceleme ve değerlendirme yapıldığını, bu konuda davacı defterleri yönünden Sayın Mahkemenin ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası da dikkate alınarak davacı defterleri ile ilgili olarak tespit ve değerlendirmeler yapıldığını, tüm bu hususlar çerçevesinde davalı vekili tarafından yapılan tüm itirazlarla ilgili olarak kök raporda vardığımız kanaatte herhangi bir değişiklik cihetine gidilmediğini, kök raporda ifade etmiş olduğumuz üzere, faizi aşan zarardan söz edilebilmesi için, borçlunun edim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir. Diğer bir anlatımla borçlu edimi geç de olsa ifa etmelidir. Borç ifa edilmeden alacaklının uğradığı zararın tespiti esas itibariyle mümkün olmamaktadır (Çelik, Munzam Zarar, s. 47). Bundan dolayıdır ki, temerrütten doğan zararın tazmini ile güdülen, alacaklının ifada olan çıkarı değil, ifa için öngörülen zamana olan çıkarını sağlamak amaçlanmaktadır (HGK'nın E...., K.... sayı ve 19.06.1996 tarihli kararı, -karşı oy-). Somut olayda, borç faiziyle birilkte davacıya ödenmediğinden; munzam zarar talebi için “borçlunun edim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması şartı” gerçekleşmediğini beyan etmişlerdir. Davalı tarafça yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin dolduğu itirazında bulunulmuştur. Taraflar arasında aynı alacağa ilişkin; ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında 1.683.000 TL asıl alacak ve 857.830,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.540.830,14 TL üzerinden başlatılan ilamsız takibe karşı yapılan itiraza karşı, davacı tarafından 100.000-TL üzerinden ... 3. Asliye ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla kısmi olarak itirazın iptali davası açılmış ve davanın kabulüne dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye 43. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiş, istinaf ilamıyla birlikte yapılan değerlendirmede kar payı avansının haksız yere davalıya ödendiği ancak asıl alacak ve faizi tahsil edilmeden gerçek zarar netleşmediği için munzam zarar şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte zamanaşımı defi'nin şartlarının oluşması halinde hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından işin esasından önce bu defi'nin değerlendirilmesi gerekecektir. İstinaf ilamında; "Eldeki uyuşmazlıkta Mahkemece zamanaşımı yönünden bir değerlendirme yapılmamış ise de davacı şirket, kendi kayıtlarına göre ortağı görünen davalıya yaptığı ödemelerin iadesi amacıyla beş yıllık zamanaşımı süresi içinde davalı hakkında icra takibi başlattığı gibi davalı eldeki davada şirkete ortak olmadığı savunmasında bulunmuş olup, davacı şirketin bu hususu ilk defa davalının savunmasıyla öğrenmiş olmasına göre Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK)82.maddesi uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi de geçmemiştir. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir" şeklinde zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın haksız olarak ödendiği iddia edilen kâr payı avansı ödemelerinin iadesiyle buna bağlı olarak aşkın zarar talebine ilişkin olduğu, kâr payı avanslarının 19.01.2017, 14.03.2017, 11.04.2017, 01.08.2017 ve 16.08.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiği, beş yıllık zamanaşımı süresi içinde 07/12/2020 tarihinde icra takibi yapıldığı ve zamanaşımının kesildiği, 100.000-TL'lik kısmı için 09/06/2022 tarihinde kısmi olarak itirazın iptali davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği, davalının şirket ortağı olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve beş yıllık zamanaşımı süresinin icra takibiyle sıfırlandıktan sonra dava tarihi olan 27/01/2025'de zamanaşımı dolmadığı halde mahkememizce yanılgı değerlendirme ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacının kar payı alacağı ile birlikte munzam zarar talebinde bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 27/12/2024 tarih, ... Esas,... Karar sayılı ilamında da " Somut olayda dava, off shore hesabına aktarılan mevduatın ve buna temerrüt faizini aşan munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, asıl alacağın zamanaşamına uğradığı ve zaman aşımına uğrayan asıl alacak yönünden temerrüt faizini aşan bir zarardan bahsedilmeyeceğinden mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur" şeklinde belirtildiği üzere munzam zarar talebinin TBK 152. Maddesi kapsamında asıl alacağa bağlı olduğu değerlendirmesiyle davanın tümden zamanaşımı nedeniyle reddine şeklinde kısa karar kurularak bu kısa karara da uygun şekilde gerekçe ve yargılama gideri oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 26.640,90 TL peşin harcın mahsubuyla fazla yatırılan 25.908,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, AAÜT gereğince hesap edilen 236.400,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır