İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/571 E. 2026/407 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/571
- Karar No
- 2026/407
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/571 Esas KARAR NO:2026/407
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:07/08/2025 KARAR TARİHİ:14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ilgili takip, T.C. .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile 300.000 Amerikan Doları bedelli bir emre muharrer senede dayanılarak başlatıldığını, müvekkili tüm sermayesi davalıya ait olan ... firmasında ( Tam unvanı : ... TEKSTİL TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ ) uzun yıllar işçi olarak çalıştığını, alacaklarının ödenmemesi nedeniyle 07.09.2021 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ve İstanbul İş Mahkemesi nezdinde açtığı dava sonucu kıdem ve diğer işçilik alacakları yönünden hüküm aldığını, ...’in fiili temsilcisi ve tek yetkilisi olan davalı ..., işçilik alacakları davasını kaybettikten sonra, müvekkilin daha önce farklı bir amaçla verdiği boş A4 kâğıdını doldurarak 15.09.2021 tanzim ve 15.11.2023 vadeli, 300.000 USD bedelli sahte bir bono haline getirdiğini ve kambiyo senedine dayalı ilamsız takip başlatıldığını, müvekkili imzaya itiraz ettiğini, ancak imzanın kendisine ait olduğu kabul edildiğini, oysa burada tartışmalı olan husus imza olmadığını, senet metninin ve borç ilişkisinin sonradan ve iradesi dışında düzenlenmiş olması gerektiğini, takip halen .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu kapsamda taşınmazlara haciz konulduğunu, kıymet takdiri yapıldığını ve satış süreci başlatıldığını, davalı tarafça takibe konulan ve 15.09.2021 tarihini taşıyan senet, görünüşte müvekkili tarafından tanzim edilmiş gibi gösterilse de, senet düzenlendiği iddia edilen tarih ile müvekkilin iş ilişkisini sona erdirdiğini ve alacaklı ile bağını kestiği tarih arasında dikkat çekici bir geçiş dönemi bulunmakta olduğunu, üstelik İş Mahkemesi davası 21.01.2022 tarihinde açıldığını, yani sözde senedin düzenlenmesinden yalnızca dört ay sonra dava açıldığını, müvekkilin iş akdi sona erdiği, herhangi bir ticari/sözleşmesel bağ kalmadığı bir dönemde, bu büyüklükteki senedi borçlanma amacıyla düzenlediğinin kabulü hayatın olağan akışını, asgari mantıkla dahi bağdaşmadığını, müvekkili ..., davalı tarafın yetkilisi olduğu ... firmasında uzun yıllar çalıştığını, bankacılık işlemlerinde imza gecikmeleri yaşanmaması, özellikle kredi evrakları, talimat formları ve nakit işlemlerin hızlı yürütülmesi amacıyla, önceden boş kağıtlara imza atılarak bu evraklar şirket içerisinde çekmecelerde muhafaza edildiğini, söz konusu uygulama, sadece ... firması özelinde değil, Türkiye'deki birçok KOBİ ve işletmede fiilen ve pratik olarak yürütülen bir yöntem olduğunu, bu durum, ilgili sektörün ve ticari hayatın dinamiklerinin bir sonucu olduğunu, müvekkili ..., davalı ...'nın yönettiği ... firmasında tam 21 yıl boyunca, kesintisiz ve sadakatle çalıştığını, bu süreçte şirketin kriz zamanlarında dahi yükünü omuzladığını, bu uzun süreli iş ilişkisinin derinliği, taraflar arasında bir işveren-çalışan ilişkisinden öte, tam güvene dayalı bir ortak çalışma kültürü oluşturduğunu, öncelikle dava aşamasında ihtiyati tedbir kararımızın kabulü ile ilgili icra dosyasının teminatsız durdurulmasını, mahkeme aksi düşünce de ise makul bir teminat mukabilinde durdurulmasını; davanın kabulü ile; müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takibinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı taraf dava dışı ...……….Ltd. Şti.’nin işçisi olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın dava dışı ... firmasının işçisi olduğu doğru olduğunu, ancak davacı tarafın tek hukuki statüsü, işçi statüsü olmadığını, davacı taraf sahibi olduğu ... Tekstil İnş. İç ve Dış Tic. San. Ltd. Şti.’nin sahibi olduğunu, davacı taraf dava dışı ...’in işçisi iken, bir yandan da sahibi bulunduğu ... firması ile ticaret yaptığını, her iki firma arasında karşılıklı alışverişler ve ticari ilişkiler söz konusu olduğunu, hatta davacı taraf müvekkilin sahibi bulunduğu ...’ten alacaklı olduğuna dair ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, fakat davası ret edildiğini, davacının işçi statüsünün yanında tacir statüsü de bulunmakta olduğunu, davacı çocuk yaşında müvekkilin yanına sığındğıını, çocuk yaşta müvekkilin yanında çalışmaya başlayan davacı, müvekkili tarafından tacir statüsüne yükseltildiğini, ancak davacı kendisine verilen emekleri heba ettiğini, günün sonunda “müvekkili dolandırdığı” ortaya çıktığını, davacı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... soruşturma numaralı dosyası ile dolandırıcılık suçundan şikayet edildiğini, bu dosyada davacının telefon kayıtları incelendiğini, açık ve seçik olarak davacının yolsuzluk yaptığı ortaya konulduğunu, davacı dilekçesinde ... firmasında çalıştığı için “bankacılık işlemlerinde imza gecikmeleri yaşanmaması, özellikle kredi evrakları, talimat formları ve nakit işlemlerin hızlı yürütülmesi amacıyla, önceden boş kağıtlara imza atılarak bu evraklar şirket içerisinde çekmecelerde muhafaza edilmiştir.“ iddiasına yer verildiğini, davacının bu iddiası ile işe girerken işverenlerin işçiden aldığı boş evraklar ile aynı türden olmadığını, davacı kendisine ait bankacılık işlemlerinin yürütülebilmesi için boş kağıt bıraktığını iddia ettiğine göre, bu iddiasını İş Hukuku çerçevesinde değil, Ticaret Hukuku çerçevesinde yazılı delil ile kanıtlayacağını, davacı açığa attığı imzanın kötüye kullanıldığını Ticaret Hukuku çerçevesinde yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacı devamla işçi sıfatı ile patronunun emir ve direktiflerine direnemeyeceğini iddia etmiş ise de, davacı tarafın bir tacir olduğu göz önüne alındığında, kendisine verilen her türlü talimata direnebileceği görüleceğini, bu nedenle davacının işçi sıfatı ile açığa imzalı belge vermesi söz konusu olmadığını, zaten davacı da işe giriş esnasında işçilik haklarını ortadan kaldırmak için belge verdiğini iddia etmediğini, davacının tacir sıfatına baktığımızda, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi değil, ... firması ile ... firması arasında ticari ilişki olduğu görüleceğini, ... firması ile ... firması arasında çok yoğun ticari ilişki bulunmakta olduğunu, davacı taraf müvekkilin kendilerine vekâlet verdiğini, ... adına imza yetkisi kullandığını iddia ettiğini, bu iddialar çerçevesinde müvekkilin davacıya itimattı söz konusu olduğunu, davacı da müvekkili bu itimatlarını suiistimal ettiğini, bu minvalde davacının, müvekkile boş imzalı senet vermesinin herhangi bir mantıksal tarafı bulunmadığını, borcun verilme sebebi senedin üzerinde yazılı olduğunu, senet metninden anlaşılacağı üzere, davacı müvekkilimden aldığı para karşılığında senet verdiğini, davanın reddini, davanın haksız olarak açılması nedeniyle, davacı aleyhine %20 İcra inkâr tazminatına hükmedilmesini muhakeme masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, Dava konusu 300.000,00 USD bedelli senedin davacının bilgisi ve iradesi dışında doldurulup doldurulmadığı, davacının işbu senet dolayısıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı icra takibinden dolayı davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Mahkememizdeki dava 07/08/2025 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. ... .İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmış, yapılan incelemesinde; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhine 300.000,00 USD x 32,4339TL = 9.730.170,00TL, alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalının süresinde takibe itiraz ederek borcunun bulunmadığını bildirdiği tespit edilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller sonucunda; davacının imzasını inkar etmediği senedin sonradan davalı tarafça doldurularak işleme konulduğu iddiasını ispatlayacak yazılı bir delil sunmadığı ve haliyle bu iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, davacı delilleri arasında yemin delili bulunduğundan yemin teklifi talebinin hatırlatıldığı, mahkememiz 09.04.2026 tarihli celse ara kararı uyarınca davacı vekili tarafından yemin dilekçesi sunulmuş olup yemin dilekçesi doğrultusunda yemin metni hazırlanmış ve mahkememizin 14/05/2026 tarihli duruşmasında kimlik tespiti yapılıp davalı asilin yeminli beylanı alınmıştır. Davalı asil beyanında "Davacı benim 22 yıllık çalışanımdır, benim ... isimli firmam bulunmaktadır, davacının da kendisine ait ayrıca bir firması vardır, kendisi bana paraya ihtiyacı olduğunu söylemişti, bende ne kadar lazım dedim, oda bana 300.000,00 dolar demişti, bunun üzerine ofisimde bulunduğumuz esnada kasadan kendisine 300.000,00 doları nakit olarak elden verdim, karşılığında da dava konusu olan bu senedi kendisi imzalayıp bana verdi, biz yurt dışı ihracat oranının % 90 olan bir firmayız, yurt dışından yaptığımız işler karşılığı olarak kargo ile para gelir, bizde bunları kargodan gidip kendimiz alırız dedi. " şeklinde yemin etmiştir. Netice olarak, illetten mücerret olan ve imzası inkar edilmeyen dava konusu senet ile ilgili, senedin sonradan davalı tarafça doldurulduğu iddiasını davacı tarafından yazılı bir delil ile ispatlanamadığı, davalıya yaptırılan yemin üzerine dava konusu senedin davacıya borç olarak verilen para karşılığında alındığı, davacı tarafça davacının davalıya ait işyerinde çalışan olduğu yönünde beyanda bulunulmuş olmakla birlikte, gerek cevap dilekçesinde gerek davalı asilin yeminli beyanında davacının kendisine ait bir firmasının da olduğu bu bağlamda davacının ayrıca ticari işlemlerinin de olduğu, davacının bu hususta bir inkarının olmadığı, senedin miktarı dikkate alındığında taraflar arasında borç alışverişinin işçi işveren ilişkisi dışında davacının kendi ticari işleri nedeni ile alınmış olabileceği kanaati ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 166.166,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 165.434,98 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 996.508,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 8-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.14/05/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır