İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/571 E. 2025/1058 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/571
- Karar No
- 2025/1058
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/571 KARAR NO : 2025/1058
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 2012 yılından beri --- --- markasıyla iç mimarlık ve anahtar teslim proje hizmetleri verdiğini, davalının ise yeme içme sektöründe faaliyet gösteren ve ----- isimli işletmesinde tadilat yaptırmak amacıyla müvekkille iletişime geçtiğini, taraflar arasında söz konusu mekânda yapılacak tadilat ve iç mekân düzenlemeleri için eser sözleşmesi niteliğinde bir ilişki kurulduğunu, davalıyla 22/08/2024 tarihli teklif kapsamında Faz1 ve Faz2 olarak 100.000,00 TL konsept ön proje bedelinde anlaşmaya varıldığını, bu bedelin ödendiği ve konsept projenin teslim edildiğini, akabinde 10/09/2024 tarihli Ana Proje teklifinin KDV hariç 2.174.500,00 TL olarak iletildiği ve 11/09/2024 tarihli e-posta ile davalı tarafından kabul edildiğini, kabul sonrasında 13/09/2024 tarihinde 300.000,00 TL ön ödeme yapıldığı ve 16/09/2024 tarihinde fiili uygulamaya başlandığını, buna rağmen davalının üçüncü kişilerden aldığı yönlendirmelerle fahiş fiyat iddiaları ileri sürerek süreç ilerledikten sonra projeyi müvekkilden aldığını bildirip başka bir yükleniciyle çalışmaya başladığını, uyuşmazlığın özellikle pis su pompası gibi kalemler üzerinden çıkarıldığını, oysa bu kalemlerin gerekliliği ve fiyatlarıyla birlikte en baştan teklif kapsamında görülerek kabul edildiğini, buna rağmen davalının mesnetsiz itirazlar ve olumsuz tutumla sözleşme ilişkisini haksız şekilde feshettiğini, müvekkilin süreci uzatmadan kapatmak ve ticari itibarını korumak amacıyla kabul edilmiş ana teklif tutarının çok altında iyi niyet göstergesi olarak 26/09/2024 tarihli ve vergiler dahil 622.800,00 TL tutarlı e-fatura düzenlediğini, bu faturanın düzenlenmesinin davalı tarafından talep edildiği ve faturaya usulüne uygun şekilde itiraz edilmediğini, buna karşın toplam fatura bedelinden yalnızca 300.000,00 TL ödendiğini, bakiye 322.800,00 TL’nin ödenmediğini, müvekkilin işten çıkarıldıktan sonra dahi bir süre danışmanlık desteği verip proje ve çizim paylaşmaya devam ettiğini, ancak bakiye ödenmeyince bu desteği sonlandırdığını, ödeme yapılmaması üzerine ---- İcra Dairesi’nin ------sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalının 08/11/2024 tarihinde yetki, borç, faiz ve fatura içeriği dahil itirazlarıyla takibin durduğunu, para borcunun ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri olması nedeniyle ----- icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, faturaya süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığı ve alacağın likit hale geldiğini belirtmiş olup, yalnızca ödenmemiş bakiye 322.800,00 TL ile takip tarihine kadar TTK'nin 1530 uyarınca hesaplanan 14.433,14 TL ticari temerrüt faizinin toplamı olan 337.233,14 TL üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle toplam alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile harçların davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki görüşmelerin 2023 yılında başka bir proje kapsamında başladığını, dava konusu faturaya ilişkin iş ve işlemlere dair sürecin ise 2024 yılı Temmuz ayında gündeme geldiğini, Ağustos ayından itibaren davacı şirket tarafından müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği bina ile bitişiğinde kurulan yeni işletmeye yönelik inşaat, tadilat ve tamirat işleri için teklifler sunulduğunu, 23/09/2024 tarihli ve 622.800,00 TL bedelli son teklif üzerinde anlaşmaya varılarak işe başlandığını ancak davacı tarafın işi tamamlamadan kendi iradesiyle sözleşmeyi feshederek çalışmayı yarıda bıraktığını, danışmanlık hizmetinin ise hiç alınmadığını, buna rağmen müvekkili şirket tarafından davacıya hak edilenin çok üzerinde olmak üzere toplam 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, işin büyük ölçüde yapılmamış olması nedeniyle faturaya konu edilen alacak hakkının doğmadığını, temerrüt ve temerrüt faizi şartlarının da oluşmadığını, bu sebeple icra takibine yapılan itirazın hukuki dayanağının bulunduğunu, davacının TTK 21/2 maddesine dayanarak faturaya itiraz edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu düzenlemenin karine niteliğinde olduğu ve her türlü delille çürütülebileceğini, müvekkili şirketin süreç boyunca yapılan işlere ve fiyatlara ilişkin itirazlarını ve ihtirazi kayıtlarını açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafın fahiş fiyatlarla teklif sunduğunu, piyasa koşullarının çok üzerinde bedeller talep ettiğini, pis su pompası ve klima gibi müvekkil tarafından istenmeyen ya da monte edilmeyen kalemlerin faturaya dahil edildiğini, yapılan havalandırma sisteminin ise hatalı, eksik ve kullanılamaz şekilde uygulandığını, bu hatalı sistem nedeniyle müvekkili şirketin sonradan ek masraflara katlanmak zorunda kaldığını, davacı şirketin işi yarıda bırakması sebebiyle yeni işletmenin açılış ve ruhsat sürecinin uzadığını, bu süreçte ciddi kira ve gelir kaybı yaşandığını, daha sonra başka bir firma ile çok daha uygun bedellerle işlerin eksiksiz tamamlandığını ve davacı şirketin fiyatlarının fahiş olduğunun bu şekilde açıkça ortaya çıktığını, davaya konu faturada yer alan inşaat ve tadilat işlerinin hiç yapılmadığını, havalandırma işinin ise ayıplı olduğunu, müvekkili şirketin yapılan kısmi ve hatalı işe rağmen fazlasıyla ödeme yaptığını belirtmiş olup, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, -----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, 22/08/2024 ve 10/09/2024 tarihli sözleşmeler, Vergi Dairesi Kayıtları, 2024 Yılına Ait BA-BS Formları, Fatura, E/mailler, Banka dekontu, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler,
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk dahil dava şartları, hak düşürücü süre incelenmek suretiyle davanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken özel nitelikteki dava şartı eksikliğinin bulunduğu tespit edilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesinde 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır, hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı ,mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçta dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. " düzenmesi mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması HMK'nin 114/2 maddesi kapsamında dava şartları arasındadır. 2004 Sayılı İİK' nin 67. maddesi gereğince; itirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartların; 1. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması, 2.Yetkili icra dairesinde takip yapılması “itirazın iptali davası”nın koşullarından biridir, 3. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması, 4. Davanın Süresinde Açılmış Olması, 5. Hukuki Yarar, 6. Kesin Hüküm ve Derdestlik durumunun bulunmamasının gerektiğidir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın, -----2002/208 tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir -----tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usûlüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmelidir. Somut olayda davalı vekili tarafından icra takibine karşı yapılan itirazda usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu görülmüştür.2004 sayılı İİK'nin 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nin 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Diğer taraftan; ödeme emri tebliği üzerine, borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı 2004 sayılı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca önce icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da salt bu nedenle reddine karar vermesi gerekmektedir. Yukarıdan beri açıklanan hususlar ışığında somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhinde ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde bonca itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki taraflar arasındaki iddia ve savunma kapsamında uyuşmazlığın kaynağının -----adresinde bulunan----- namlı rastaurantın mimari proje ve tadilatına ilişkin 22/08/2024-10/09/2024-11/09/2024 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklandığı, takibin dayanağı faturanın da takip talebinde de gösterildiği üzere bu sözleşmeden dolayı düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bilindiği üzere para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay -----.HD'nin (kapatılan ------.HD.) istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir. 6100 Sayılı HMK'nin 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Somut olayda davalı şirketin yerleşim yeri ------ olduğu gibi sözleşmenin ifa yeri de -----. Öyleyse davacının yerleşim yeri olan ------ İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olup işbu takibin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle; davanın 2004 sayılı İİK'nin 50. maddesi gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından'; 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın, 2004 sayılı İİK'nin 50.maddesine göre "davalı şirket hakkında yetkili icra dairesinde yapılmış/açılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından" 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddeleri gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-) Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.505,87 TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.890,47 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 ve 13 maddeleri gereğince tarifenin II.Kısım, II.Bölüm 10.bendine göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinın Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2025