İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/539 E. 2025/709 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/539
Karar No
2025/709
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/539 Esas - 2025/709 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/539 Esas KARAR NO : 2025/709

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALILAR :

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2025 KARAR TARİHİ : 27/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile KFB İş Makineleri şirketi arasında yedek parça ürünü için anlaşma sağlandığını, KFB iş makinesi şirketi tarafından müvekkili şirkete anlaşılan ürünü, diğer davalı Aras Kargo firması aracılığı ile kargo yapıldığını, müvekkili söz konusu ürünü kutu içerisinde sağlam bir şekilde teslim aldığını, davacı şirket, teslim almış olduğu ürünün, bakımını yaptığı iş makinesine uyumlu olmadığını anladığını, sonrasında davacı şirket yedek parçayı satın almış olduğu KFB iş Makineleri şirketi ile iletişime geçmiş olup, gelen yedek parçanın iş makinesine uyumlu olmadığını istenilen ürünün bu olmadığını beyan ederek ürünü KFB iş Makineleri şirketine iade etmek istediğini; KFB İş Makineleri şirketi tarafından söz konusu ürünü iade alabileceğini ürünü aynı şekilde ahşap kasa içerisinde muhafaza edilerek kargo şirketi ile gönderilmesini istediğini, bu durumun üzerine müvekkili şirket tarafından ilk olarak satın alınan ürün için kesilen faturanın, iade edilmesi üzerine iade faturası düzenlediğini ardından söz konusu ürünü, kendisine geldiği şekilde ahşap kasa içerisine koyarak şirketine iade edilmesi üzerine diğer davalı Kargo şirketine teslim ettiğini; ilgili ürün Kargo şirketi tarafından şirketine ulaşığı ancak; şirketi tarafından söz konusu ürünün ahşap kasasının kırık olması nedeniyle üründe herhangi bir hasarın olup olmadığını kontrol etmeyerek ilgili ürünü teslim almayarak iade ettiğini, ilgili ürünün Kargo firması tarafından taşındığı esnada ahşap kasanın kırıldığı bilgisi alındığını, ilgili ürün şirketi tarafından teslim alınmayıp iade edilmesi sonrası, müvekkili şirket tarafından söz konusu ürün Kargo şirketinin şubesinden müvekkil şirket yetkilisi tarafından kasası kırık halde teslim alındığını; yaşanılan bu olay sonrası mağdur olan ve yedek parça olarak ürünü istediği ürün olmadığından kullanamayan müvekkili hem kargo şirketi tarafından hemdeşirketi tarafından zor durumda bırakıldığını; taleplerini, satıma konu ayıplı ürünün keşif ve bilirkişi marifetiyle rapor düzenlenerek taşıma esnasında malda herhangi bir zarar meydana gelip gelmediğinin tespiti noktasında olduğunu, zira taşıma esnasında malın hasara uğramış olması durumunda davalılardan 'nun kusuru neticesinde tazminat sorumluluğu meydana geleceğini, ancak taşıma esnasında yalnızca kasada hasarın oluşması fakat malda herhangi bir hasarın gerçekleşmemiş olması durumunda bu sefer davalılardan müvekkilinin kanundan doğan seçimlik hakkı olan bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olması nedeniyle sağlam ancak niteliği itibariyle ayıplı olan malı iade alarak bedelin iadesini gerçekleştirmesi gerekeceğini belirterek, satıma konu ayıplı malın keşif ve bilirkişi incelemesi marifetiyle rapor düzenlenerek taşıma esnasında herhangi bir hasara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesini, satıma konu ayıplı ürününün taşıma esnasında hasara uğramış olması halinde kusurlu olan Şirketi tarafından şimdilik 100 TL Tazminatın temerrüt faiziyle birlikte ödenmesini; Satıma konu ayıplı ürününün taşıma esnasında hasara uğramamış olması halinde ise sözleşmeden dönmüş olmaları nedeniyle davalı tarafından şimdilik 100 TL Alacağımızın ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. Mahkememizin 30/07/2025 Tarihli ara kararı ile; "Terditli dava 6100 sayılı HMK nun 111 maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Dilekçe incelendiğinde, a)Satıma konu ayıplı ürünün taşıma esnasında hasar görüp görmediğinin tespiti yapılarak; hasar görmüş olması halinde davalı Kargo Şirketi tarafından şimdilik 100 TL Tazminatın temerrüt faiziyle birlikte ödenmesini; b)Satıma konu ayıplı ürünün taşıma esnasında hasar görmediğinin tespiti halinde davalı tarafından şimdilik 100 TL Alacağımızın ödeme itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesini, talep edilmiştşr. Dava değeri, 100 TL olarak belirtilip, bu bedel üzerinde dava harçlandırıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Görüldüğü üzere, dava dilekçesinde satım sözleşmesine dayalı tazminat davası ile terditli olarak taşıma sözleşmesine dayalı tazminat davası ikame edilmek istendiği; oysa ki her iki davanın, tarafları, mahiyetleri ve hukuki dayanakları birbirinden farklı olduğu; davaların sonuç talepleri arasında HMK 111 maddesi düzenlemesine göre aslilik ve ferilik ilişkisi bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. İki ayrı dava açılmak istenmiş olması halinde ise her bir davanın ayrı ayrı harçlandırılmış olması gerekmektedir. Bu ihtimalde de davaların tefriki gerekecektir. Bu haliyle öncelikle sonuç talebin davacı tarafça açıklanması gereklidir. HMK nun 119/1.ğ maddesinde dava dilekçesinin açık bir şekilde talep sonucu içermesi gerektiği , bunun eksikliği halinde ise ikinci fıkra gereği davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verileceği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Dava, HMK da belirtilen dava çeşitlerine uygun; dava dilekçesinde belirtilen talepler ise yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya elverişli şekilde belirtilmemiştir. Taleplerin yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya elverişli şekilde belirtilmemesi hem karşı tarafın savunma yapabilmesi hem de mahkemesin sağlıklı bir yargılama yapıp doğru bir hüküm kurması açısından zorunluluktur. Dava dilekçesinde talep sonucu kısmında talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1-1236 Esas 2018/1568 Karar) Davacının sonuç talebi açık olmadan ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de mahkemece sağlıklı bir yargılama yapılması ve hüküm verilmesi mümkündür. Aksini kabul yargılamanın belirsiz bir ortamda sürüp gitmesine ve hüküm aşamasında karmaşaya sebep olacaktır. Yargılama usulünü düzenleyen HMK; yargılamanın en hızlı ve en sağlıklı bir şekilde yapılması hususunda mahkemeye görev yüklerken davayı açan ve davaya cevap veren davalıya da dava malzemesini en düzgün şekilde mahkeme önüne getirme, talebi yargılama yapmaya elverişli şekilde açık ve net olarak ortaya koyma ve dayanılan vakaları somut ve gerekçeli şekilde sunma ve delillendirme ödevi yüklemektedir. Tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddia, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görev ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin : 2020/5118 Esas 2021/4007 Karar sayılı kararı) Sonuç itibari ile, talebin açık olmaması ve taleplerin birbirinden bağımsız davalar niteliğinde bulunup aslilik ve ferilik ilişkisinin olmaması sebebiyle; davacı vekiline sonuç talebini açıklaması ve dava konusu talebinin neye ilişkin olduğunu - satım sözleşmesine dayalı mı yoksa taşıma sözleşmesine dayalı mı tazminat talep edildiğini- tereddüte meydan vermeyecek şekilde bildirmesi amacıyla HMK 119/2 maddesi gereğince bir haftalık kesin süre verilmesine, muhtıra tebliğinden itibaren başlayacak bir haftalık kesin süre içinde talebin açık bir şekilde bildirilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususu ihtar edilmiş, verilen sürede davacı vekili "Davalılardan aleyhine açmış olduğumuz dava satım sözleşmesi kaynaklıdır. Satıma konu ayıplı ürün hakkında bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme hakkımızı kullanarak satıma konu malın iadesi ve fazlaya ilişkin haklarımız kalmak kaydı ile 100 TL bedel iadesi alacağımızın ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Davalılardan aleyhine açmış olduğumuz dava taşıma sözleşmesi kaynaklıdır. Taşımaya konu mal üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve malın hasar görmüş olması halinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile 100 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Sayın mahkeme tarafından talepler arasında HMK 111 maddesi düzenlemesine göre aslilik ve ferilik ilişkisi bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan; davaların tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesini, tefrik sonucu yeni esas alan davaya ilişkin harç miktarını içeren muhtıra çıkarılarak tarafımıza ödeme için süre verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz" şeklinde, beyanda bulunmuş ide de; Dava, HMK da belirtilen dava çeşitlerine uygun; dava dilekçesinde belirtilen talepler ise yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya elverişli şekilde belirtilmemiştir. Taleplerin yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya elverişli şekilde belirtilmemesi hem karşı tarafın savunma yapabilmesi hem de mahkemesin sağlıklı bir yargılama yapıp doğru bir hüküm kurması açısından zorunluluktur. Dava dilekçesinde talep sonucu kısmında talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Somut olayda, talep sonucu yeterince açık olmadığından, davayı aydınlatma ödevi kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması için davacıya muhtıra çıkartılmıştır. Davacı vekili usulüne uygun çıkarılan ve sonuçları usulünce hatırlatır muhtıra tebliğine rağmen gerekli açıklamayı yapmamış ve talebini netleştirerek ve somutlaştırarak usulüne uygun şekilde yargılama yapmaya ve hüküm vermeye elverişli bir şekilde bildirmemiştir. Usulüne uygun açılmayan ve belirsiz bir zemine oturtulan davada mahkemenin yargılama yapma görevi bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili, dosyanın davalılar yönünde tefriki ile yargılamanın devamını istemiş ise de; sorun davalılar hakkındaki davanın birlikte açılması olmayıp, talebin dayanağının ne olduğunun ve bu dayanağa dair hangi davalıdan maddi tazminat istediği ve bunu somutlaştırmamış olduğu, dolayısıyla da tarafın üzerinde bulunan yükleri (iddia, somutlaştırma ve ispat yükü) hâkimin ve/veya bilirkişinin yerine getirmesi beklenemeyeceği ve bu tespitlere göre dava yürütülemeyeceği açıktır. Bu durumda mevcut talep hakkında yargılama yapmak ve hüküm kurmak da mümkün değildir. Mahkeme olarak davayı aydınlatma görevi kapsamında yasal gereklilik yerine getirilmiş olmasına rağmen davanın ve talebin aydınlatılması netleştirilmesi mümkün olmamıştır. Açıklanan gerekçelerle HMK 119/2 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 119/1-b maddesi ve 119/2 maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Tevzi Formu incelendiğinden davalı yönünden yatırılması gereken harç yatırılmadığından; Davalı yönünden alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın davacı tarafa tebliğine, 5-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; HMK 320 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(İki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/10/2025

Katip ¸E-İmzalıdır

Hakim ¸E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/539, K. 2025/709, T. 27.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-539-e-2025-709-k-835d061f0493