İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/51 E. 2025/649 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/51
- Karar No
- 2025/649
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/51 Esas KARAR NO : 2025/649
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile olan ticari alım satım ilişkisi kapsamında, davalının müvekkilinden satın aldığı mal/hizmet bedellerinden bakiye 494.917,17 TL ödememesi üzerine aleyhine ... 9. İcra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının süresinde faturaya itiraz ederek böyle bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ettiği ve takibin durduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, haksız itiraz nedeniyle takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde "Sevk işlemlerine ve faturanın iletildiğine ilişkin tebliğ ve belgeler dosyadadır." şeklinde beyanda bulunduğu halde dava dosyasında ve icra dosyasında faturaya konu ürünlerin davalı müvekkiline teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, Faturanın düzenlenmiş olması ve faturanın itiraz edilmemiş olması faturaya konu ürünlerin davalı müvekkiline teslim edildiğini ispatlamadığını, bununla birlikte davalı müvekkili ile davacı vekili arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki mevcut olup bu ticari ilişki kapsamında taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, söz konusu cari hesap çerçevesinde davalı müvekkilinin, uyuşmazlığa konu faturalara ilişkin olarak davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, davacı taraf arasındaki ticari ilişkinin, uyuşmazlığa konu faturaların düzenlenmesinden sonra da devam ettiğini ve devam eden ticari ilişkide borçlarının bulunmadığını, davanın haksız olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ifade edilerek; DELİLLER : ... 9. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, BA / BS formları, ticari defter ve belgeler, Mali Müşavir Bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 9. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklanan 343.402,02 TL asıl alacak, 151.515,15 TL cari hesap alacağı, 51.158,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 546,75,46 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlemesi için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle, "...Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olup,Taraflar arasında TTK 89. Madde anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığı, Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebet açık hesap ilişkisi olduğu, Davacı tarafından dava konusu yapılan faturalar, davalıya e-fatura kapsamında gönderilmiş ve tamamının davalıya tebliğ edilmiş olduğu, Davacının, davalıdan ... 9. İcra Müdürlüğü ... E Sayılı Dosyası ile; 494.917,17 TL asıl alacak 51.158,29 TL takip öncesi işlemiş faiz 546.075,46 TL talep ettiği Yapılan inceleme ve gerekçeler doğrultusunda; davacının, davalıdan ticari defter kayıtlarında 323.304,12 TL tutarında alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davacı tarafından talep edilen 222.771,34 TL’nin, alacak miktarına kıyasla fazla ve yersiz bir talep olduğu değerlendirilmiştir. Bu itibarla, tespit edilen davacının 323.304,12 TL tutarındaki asıl alacağına, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun gereği, yıllık %51,75 oranından başlayacak şekilde değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerektiği..." sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ...Esas, ... Karar Sayılı Kararı ) Somut olayda; Mahkememizin 14/05/2025 tarihli ara kararı ile, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraflar ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Davalı tarafa belirttiği banka isimlerini ve hesap numaralarını bildirmek üzere süre verilmiş davalı tarafça bu hususta beyanda bulunulmamıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 323.304,12 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın sunmuş olduğu cari hesap muavin özetinde davacıya 353.304,12 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, arada ki 30.000 TL'lik farkın davalının yapmış olduğu ödemeyi kendi kayıtlarına yansıtmamasından kaynaklı olduğu ayrıca davalının sunduğu cari hesap muavin özetinde dava konusu faturaların toplamı 666.804,12 TL'nin yer aldığı, faturaların kayıtlarda yer aldığı, kayıtların birbirini doğruladığı ayrıca davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle davacının alacağını defterinde kaydettiği miktar kadar ispatladığı ve talep edebileceği anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 10. Maddesine göre "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." Davacı tarafça davalıya takip öncesi herhangi bir ihtarname çekilmediği anlaşılmaktadır. Davacı taraf işlemiş faiz bakımından TTK'nın 1530. maddesine dayanmış ise de TTK'nın 1530. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmıştır. Bu durumda takip öncesi faiz istenemeyeceğinden davacının takip öncesi faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan sebeplerle, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı tarafından ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 323.304,12 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı tarafından ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 323.304,12 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 22.084,90 TL ilam harcından peşin yatırılan 5.721,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.363,33 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 5.721,57 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 2.990,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 1.610,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 51.728,66 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 260,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 6.875,40 o TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 4.469,01 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır