İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/744 E. 2025/1054 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/744
- Karar No
- 2025/1054
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/744 Esas KARAR NO : 2025/1054
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/08/2024 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesaptan kaynaklanan 95.597,25TL alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı yanın hukuki dayanağı olmayan itirazı ile takibin durması üzerine söz konusu uyuşmazlığın çözümü için davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda uzlaşma sağlanamadığını, davacı şirket ve davalı şirket arasında hazır yemek sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, davaya konu icra takibi kapsamında karşı yanca taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmeksizin borca itiraz edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ispatlandığının kabulünün gerektiğini, davalı tarafça davacının alacağını geciktirme gayesi ile her ne kadar davacıdan mal ve hizmet almadığı iddia edilmişse de BA/BS formlarının vergi dairesinden celbi, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme, davacı yanın borç ikrarını içerir mail görüntüleri ve tanıkların anlatımıyla davalı şirketçe davacıdan mal ve hizmet alındığı hususunun sübuta ereceğini, dava dilekçesinin ekinde sunulmuş olan icra takibinin dayanağı olan cari hesap ekstrelerinin temel borç ilişkisinin temelini oluşturulduğunu, davalının cari hesapta yer alan faturaların teslim tarihi itibariyle Türk Ticaret Kanunu madde 21/2’de öngörülen usul ve süresinde bir itiraz olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunundaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunu, borçlu itiraz etmediği faturalardaki hak ediş bedelinin ödendiğini hukuken kabul edilebilir delillerle mükellef olduğunu, davacı yanın asılsız iddialarını kabul anlamına gelmekle davaya konu cari hesap incelendiğinde taraflarca mutabık kalınan şartlar kapsamında davacının karşı yana kestiği faturalara ve içeriklerine itiraz edilmediğini, bahse konu faturaların içeriklerinin kesinleştiğini, Türk Ticaret Kanunu madde 21/2’ye göre Türk Ticaret Kanununun 21. Maddesinin ikinci fıkrasına göre bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, itiraz edilen icra takibi taraflar arasındaki cari hesap alacağına dayanmakla birlikte ödenen ve ödenmeyen bakiye kısım davacı şirket ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olduğunu, mahkeme nezdinde bilirkişi marifetiyle bu kayıtlar ve ilgili vergi dairesinden celp edilecek BA/BS formları incelendiğinde davalının davacının alacağına zeval vermek için haksız itiraz ettiğini ve faturaya konu emtiaları teslim almasına rağmen ödemesini yapmadığının kanıtlanacağını, takip konusu alacağın cari hesaba dayandığını, itiraz eden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğini, davalının amacının davacının alacağını sürüncemede bırakma saiki ile hareket ettiğini, davanın devem eden dönemde mallarını kaçırarak takibi semeresiz bırakma amacıyla hareket etmesi ihtimali de kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı tarafından dava konusu alacağı ödememe gayesi ile hukuken tanınan hakların kötüye kullanılması ve yargılamanın sürüncemede bırakılacak olması sebebiyle davacının alacağının temini bakımından haricen edilen bilgilere göre davalının bir çok borcunun olması yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak davalının takbis ve uyap araç sorgusunda adına kayıtlı bulunan gayrimenkul ve araç plakalarına ihtiyati haciz konulmasını, araçların muhafaza altına alınmasını, davalının elindeki menkullerin ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise yine mahkemenizce takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyaten haczini, kararın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyadan uygulanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kanundan kaynaklanan ve karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma haklarının saklı kalması kaydıyla davalının takbis ve uyap araç sorgusunda adına kayıtlı bulunacak gayrimenkul ve araç plakalarına ihtiyati haciz konulmasını, araçlarının muhafaza altına alınmasını, davalının elindeki menkullerin ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının tedbiren ihtiyaten haczini kararın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasından uygulanmasını, davanın kabulü ile davalının haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasından takibin devamını, alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmilini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı yan tarafından yemek satış sözleşmesi icra takibine konu edilmediğinden ve taraflarına tebliğ edilmediğinden ilgili evraka açıkça daha önce itiraz edilmemiş ancak icra takibine itiraz edilirken herhangi bir mal ve hizmet alınmadığı yönünde itiraz sunulduğunu, takibe ilgili sözleşme değil cari hesap konu edildiğini, söz konusu sözleşme incelendiğinde davalı şirket tarafından bu minvalde bir sözleşme imzalanmamış olduğunu, ilgili sözleşme incelendiğinde imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmayan bir imza olduğunu muhtemelen kaşe imza olduğu görüldüğünü, bu sebeple ilk olarak sözleşme aslının davacı şirket tarafından dosyaya sunulmasını ve bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle davalı şirket adına atılan imzanın kaşe imza olup olmadığı şirket yetkilisinin elinden çıkıp çıkmadığı tespit edilmesini, söz konusu sözleşmedeki ıslak imza olmaması halinde ortada sahte olarak atılmış bir imza mevcut olacağından ve bundan bağımsız olarak da geçerli bir imza mevcut olmayacağından söz konusu sözleşmeye itibar edilmesine imkan bulunmayacağını, söz konusu cari hesap doğrultusunda davalı şirket tarafından davalıdan bahse konu edilen yemek alımına ilişkin yazılı olmayan bir sözleşme mevcutsa da davacının bahsettiği kadar bir yemek alımı mevcut olmadığını, davalı şirkette 5 personel çalıştığını, bu kapsamda çok basit bir şekilde aylık 5 gün üzerinden yemek alımı temini yapılsa dahi 20 gün üzerinden 100 adet yemek alımı yapılacağını, davacı yan tarafından sunulan sözleşmeyi tekrar ve tekrar kabul etmemekle birlikte yemek başı 42.00TL + %8 kdv oranında fiyat uygulansa dahi aylık ortalama 4.500,00 TL civarı bir ödeme çıkacağını, davacı yan cari hesaba konu ettiği alacağıyla ilgili olarak fatura detayı iletmese de cari hesap ekstresi incelendiğinde aylık ortalama 10.000,00 TL civarında bir mal satıp teslim ettiğini iddia ettiğini, söz konusu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin davacıdan bu miktarda yemek alınmasına hem usulen hem hukuken hem de hayat şartları anlamında imkan bulunmadığını, bu sebeple davacının cari hesapta yer alan faturalar konusu malları tam ve eksiksiz olarak davalı şirkete teslim ettiğini yazılı olarak ispatlamakla mükellef olduğunu, davacı yana kesin süre verilerek söz konusu malların tamamının eksiksiz olarak davalı şirket yetkilisine teslim edilip edilmediğine dair teslim belgesi, sevk evrakı, servis fişi ve sair evrak sunmasının gerektiğini, cari hesap detayları incelendiğinde davalı tarafından itiraz ve iade edilen 47.190,00 TL bedelli bir faturanın da alacağa konu edildiği görüldüğünü, söz konusu faturanın davalı şirket tarafından kabul edilmeyerek iade ve itiraz edildiğini, davacı yan tarafından dosyaya sunulan cari hesapta son olarak 47.190,00 TL bedelli bir fatura düzenlendiğini, söz konusu faturanın düzenlenmesi akabinde davalı şirket tarafından ilgili fatura süresinde 11.03.2024 tarihinde mail üzerinden faturayı ek yaparak itiraz ve iade ettiğini, söz konusu fatura içeriği de ayrıca 660 adet yemek olarak belirtildiğini, davalı şirketten bu miktarın tamamı kadar hizmet alınmaması sebebiyle fatura itiraz ve iade edildiğini, davacı yanca talep edilen icra inkar tazminatının şartları oluşmadığından bu alacağında reddinin gerektiğini, iddialarının doğruluğuna yönelik olarak karşı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak başlatmış olduğu icra takibi sebebiyle %20’den aşağıya olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı tarafından haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olarak ikame edilen iş bu davanın davalı açısından esastan reddini, davacı şirket nezdinde %20’den aşağıya olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi kök ve ek raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, takip tarihi itibariyle bakiye alacağın 95.597,25 TL olduğu belirtilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda taraf defterlerindeki uyumsuzluğun 47.190,00 TL bedelli faturadan kaynaklandığının belirtildiği, fatura açıklamasında taraflar arasındaki sözleşmenin şartlarına uyulmaması nedeniyle 1 aylık yemek bedeli faturası olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davalı vekili her ne kadar ekteki sözleşmeyi kabul etmediğini belirtse de hazır yemek alımına ilişkin bir ticari ilişkinin olduğu, cevap dilekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere mail yazışmalarında mutabık olunduğunun belirtildiği görülmüştür. İmzaya itirazın dosyanın esasını etkileyecek nitelikte olmadığı, ekteki sözleşme kabul edilmese bile taraflar arasında sözleşmesel ve ticari ilişki olduğunun sabit olduğu, bu kapsamda usulüne uygun tutulduğu anlaşılan davacı ticari defter ve belgeleri hükme esas alınmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 95.597,25TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 95.597,25TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen alacağın %20'si olan 19.119,45TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 6.803,48TL ilam harcından peşin alınan 1.154,58TL harcın mahsubu ile bakiye 5.648,90TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 5.000,00TL bilirkişi ücreti, 128,00TL posta masrafı, 427,60TL başvuru harcı, 1.154,58TL peşin harç ücreti olmak üzere toplam 6.710,18TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim.... ¸e-imzalıdır