İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/492 E. 2026/382 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/492
Karar No
2026/382
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/492 Esas - 2026/382 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/492 KARAR NO : 2026/382

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 07/11/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkillerinin Fransa'da kurulmuş dünyanın önde gelen parfüm, kozmetik ve tekstil üreticisi firmalarından birisi olduğunu, müvekkillerinin, 2019 senesinde dünyaca ünlü bir diğer kozmetik ve tekstil firması olan ....” markası ile birlikte yeni bir parfüm ve kozmetik serisi üzerinde kullanılmasına izin verdiğini, müvekkillerinin 03. sınıfta tescilli....” markası ile tescil başvurusunda bulunduğunu, yapılan itirazın.... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiğini, davaya konu “...” markası ile müvekkillerinin “...” markasının son derece benzer olması ve aynı / son derece benzer malları ve hizmetleri içermeleri nedeniyle markalar arasındaki yüksek benzerlik seviyesi ile kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzerlik seviyesi dikkate alındığında dava konusu markanın itiraza ve işbu davaya konu mallar ve hizmetler bakımından reddi gerektiğini, davaya konu marka ile müvekkillerinin markası arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde müvekkillerinin itiraz ve işbu davanın gerekçesi “...” markalarının sektöründeki tanınmışlığının da dikkate alınması gerektiğini, davaya konu markanın SMK'nın m. 6/1 hükmü uyarınca hükümsüzlüğü gerektiğini, markanın tescil edilmek istendiği davaya konu mallar ve hizmetlerin, müvekkillerinin markası kapsamında yer alan mallar ile aynı ve/veya son derece benzer olduğunu, müvekkillerinin “...” markasının tanınmış marka olduğunu ve diğer markalara göre çok daha geniş korumadan yararlanması gerektiğini beyan ederek .... sayılı markanın tescili halinde 3. sınıfta yer alan "Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)." malları ile 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının markası ile davacının itiraza mesnet markaları karşılaştırıldığında, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaının, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, taraf markalarının, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimallerinin asla bulunmadığını, dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, söz konusu ibareden bölerek sadece bir kısmını alarak iltibas ihtimalini ileri sürmenin hukuken kabul edilemeyeceğini, “...” ibaresinin bir bütün olarak ele alınması, bu haliyle iltibas tehlikesi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmadığından itiraz gerekçesi markanın tanınmışlığı ileri sürülerek SMK m. 6(4) ve 6(5) hükümleri kapsamında yapılan itirazın da reddi gerektiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirketin yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirketin, 21.03.2024 tarihinde,.... evrak numarası 03.(01-06), 05.(01-07) ve 35.(01-05) sınıfta yer alan mallar ve hizmetler yönünden başvuruda bulunduğu; .... tarafından, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, yayım üzerine davacı şirket ve dava dışı üçüncü kişiler tarafından itiraz edildiği, davalı başvurucunun karşı görüşünün bulunmadığı, .... 11.10.2024 tarihli kararı ile davacı yan itirazını reddettiği, davacı yan itirazı ile ilgili olarak “(6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haksız Bulunmuştur, (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur” ibaresine rastlandığı, itiraz gerekçesi yapılan ... / "...", .... / "... ...." ve ...." sayı ve ibareli markalar açısından “Markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir” kaydının yer aldığı, karar üzerine davacı tarafından Kurum kararına itiraz edildiği, davalı yanın karşı görüşünün yer almadığı, ....'nın 09.09.2025 tarih ve .... sayılı kararı ile itirazı reddettiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. İnceleme Konusu Markaların Karşılaştırılması; 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında, Aynılık veya Benzerlik Kavramları; Aynılık veya benzerlik incelemesinde; İlk olarak; ikinci markanın, birinci markanın kullanıldığı ürün ya da hizmet ile aynı ya da aynı tür (türdeş) ürün ya da hizmet için kullanılıyor olup olmadığının tespiti gerekmekte, ikinci olarak da sonraki markanın, önceki marka ile tamamen aynı veya benzer olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Karıştırılma değerlendirmesinde bütünsellik ilkesi esastır. Markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. İltibasın / karıştırılmanın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Markalar arasındaki benzerliğin, tüketicileri, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari ekonomik açıdan bir ilişkinin bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas ihtimali kapsamında sayılmalıdır. Markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, iltibasa yol açabilir . Karıştırılma, markaya konu işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurabilmesi iltibas için yeterlidir. İşitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Örneğin, şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşıdığı kabul edilmelidir. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi kabul edilmekte, genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsur olarak dikkate alınmaktadır . Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir; Somut olaya göre değişmekle birlikte, giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması ya da değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimali için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hecede ya da (birden fazla sözcük olması halinde) hangi sözcükte olduğu da değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de değişebilir. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun ya da baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir. Markaların benzerliğinin hangi tüketici grubu açısından dikkate alınacağına ise aşağıdaki bentlerde yer verilmiştir. Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması; Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir. Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. Bu kapsamda; Davacı yan işbu dava ile davaya konu markanın 03. sınıf ve 35/5. sınıfta yer alan mal ve hizmetler açısından iptal ve hükümsüzlük talep etmekle söz konusu mal ve hizmetler ile sınırlı bir şekilde karşılaştırma yapılmıştır. .... Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiğine yukarıda yer verilmiştir. Somut olayda dava konusu marka ile davacı şirket markalarının kapsadığı mal / hizmetler karşılaştırıldığında; Davacının özellikle “parfümeri ürünleri, makyaj ürünleri ve kozmetik ürünleri” şeklindeki malların, davaya konu markanın 03. sınıfında aynı veya aynı tür olacak şekilde yer aldığı görülmüştür. Diğer taraftan davacı yanın ... sayılı markasında yer alan “güneş yağları, güneş sütleri, güneş losyonları, banyoda kullanılan müstahzarat (banyo köpükleri, banyo yağları, banyo losyonları)” ise benzer kabul edilmiştir. Yukarıda tespit edilen aynı / aynı tür mallar ile birlikte, kullanım amacı, tüketici kitlesi, satış ve dağıtım kanalları ile tamamlayıcılık ilişkisi nedeniyle benzerlik ilişkisi bulunan mal ve hizmetler de tespit edilmiştir. Dava konusu markanın 35. sınıfında, 03. sınıfta sayılan malların “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bir araya getirilmesi hizmetleri” kapsamında sıralandığı, davacı şirketin dayanak markalarında, her ne kadar 35/05. sınıfta doğrudan bir hizmet koruması bulunmadığı görülmüşse de bir malı üreten veya piyasaya arz eden işletmenin aynı zamanda söz konusu malın satışını gerçekleştirmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, dava konusu markanın 35.05 alt sınıfında sayılan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti ile davacı markalarının koruma kapsamında bulunan aynı veya aynı tür mallar arasında ekonomik bağlantı ve belirli ölçüde benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. İlgili tüketici kesimi bakımından ise; Karşılaştırmaya konu 03 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin ilgili tüketici kesimi açısından yapılan değerlendirmede; Davaya konu markada yer alan parfümeri, kozmetik, makyaj, kişisel koku verici ve sabun ürünlerinin ilgili tüketici / alıcı kesiminin, esas olarak bu ürünleri kişisel bakım ve günlük kullanım amacıyla satın alan genel tüketici kitlesinden oluştuğu, söz konusu ürünlerin alıcı / faydalanıcılarının dikkat düzeyinin ise ürünlerin fiyatlarına, kullanım amacına göre değişebildiği, zira günlük kullanıma yönelik sabunlar açısından ortalama düzeyde dikkat yeterliyken, parfüm, cilt bakım veya makyaj ürünleri açısından dikkat düzeyinin görece artabileceği değerlendirilmiş, her halükarda sayılan ürünlerin tamamının, kadın / erkek veya yaş farketmeksizin geniş bir tüketici kitlesine hitap ettiği değerlendirilmiştir. Davaya konu markanın 35. sınıfındaki hizmetleri içerisinde 03. sınıftaki mallar yer almakla, 03. sınıftaki malların tüketicileri ile 35. sınıftaki mağazacılık ve satış hizmetlerinden yararlanan tüketicilerin de aynı kişilerden oluştuğu, yukarıdaki tespitlerin söz konusu hizmet açısından da geçerli olduğu kabul edilmiştir. Yukarıdaki tespit ile birlikte dikkat edilmesi gereken husus ise; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (...]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın tescil başvurusuna konu edilen mal / hizmetleri açısından sağlanmış olduğu görülmektedir. İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilecektir. İnceleme Konusu Markaların/İşaretlerin Karşılaştırılması; Taraf markalarına bakıldığında, kelime unsurlarından oluştukları, davaya konu marka başvurusunda Latin harfleri ile “...” ibaresi, Arapça sağdan sola “ ... ....” ibaresinin yer aldığı, davacı şirket markalarının ise ortak “...” ibaresini içerecek şekilde, “...” ve “... ....” ibarelerinden oluştuğu, Taraf markalarının anlamlarına bakıldığında, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin belli başlı diller içerisinde bir anlamının olmadığı, Arapça kompozisyon edilişine göre “... ....” şeklinde iki ayrı kelimeden oluştuğu, davacı yan markalarında da ortak olarak yer alan “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “haz, neşe, sevinç” olduğu (......), “....” ibaresinin ise özel ad olduğu (....), “... to the world” ibaresinin ise Türkçe, “Dünyaya neşe, Dünyaya sevinç” anlamlarına geldiği, her ne kadar taraf markalarının “.......” / “...” / “... ....” şeklinde olduğu görülmüşse de davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin tüketici tarafından bütün halinde bağımsız bir kelime olarak algılanamayabileceği, “... ....” şeklinde kabul edilmesinin muhtemel olduğu,.... sayılı davacı markasının tamamını oluşturan “...” kelimesinin davaya konu marka başlangıcında açıkça seçilebilir olması nedeniyle davacı markasının yarattığı kavramsal çağrışımın, davaya konu markada da yer alabileceği, işitsel / fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada davaya konu markanın ....” şeklinde okunmasının muhtemel olduğu, davacı yan markalarında yer alan ortak ibarenin ise “.... şeklinde okunacağı, fonetik açından da bir benzerliğin bulunduğu, her iki taraf markalarının aynı hece / kelime ile başladığı, tüketicinin markayla ilk karşılaştığı ve dikkatinin öncelikle yöneldiği başlangıç kısmının “...” ibaresi olduğu, davaya konu markaya eklenen “...” kelimesi / hecesinin ise yalnızca tek harf farklılığıyla “...” ibaresine son derece yakın bir ses ve harf yapısına sahip olduğu, bu nedenle de markanın bütünü, birbirine yakın ve kafiyeli iki kelimenin tekrarı izlenimini verdiği, diğer bir deyiş ile “...” unsurunun eklenmesinin, ortak “...” unsurunu geri plana itmediği, aksine oluşturduğu ses tekrarıyla bu unsuru daha belirgin hâle getirdiğinin görüldüğü, görsel açıdan yapılan karşılaştırmada, her iki taraf markasının da kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, farklı font ve büyüklükte “...” / “...” / “... to the wolrd” ibarelerini içerdikleri, davacı yan markasının davaya konu markada aynen yer aldığı, anlamsal / kavramsal, fonetik, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında, taraf markalarında esas unsurun “...” / “...” ibareleri oldukları, davacı markasının tamamını oluşturan üç harfli “...” ibaresinin, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın ve aynı harf dizilimiyle, anlamsal bağlamını da koruyacak şekilde dava konusu markaya aktarılmış olduğu, söz konusu benzerliğin, davaya konu işaretin tali veya tüketicinin dikkatinden kaçabilecek bir bölümünde olmadığı, markanın başlangıç kısmında bulunduğu, söz konusu farkın da görsel ve sesçil açıdan markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği, taraf markalarının kelime markaları olması nedeniyle, söz konusu ortaklığı dengeleyecek herhangi bir görsel veya şekilsel ayırt ediciliğin de bulunmadığı, bu haliyle davaya konu markanın, davacı markasını aynen bünyesine kattığı, markaya eklenen “...” unsurunun ise markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal yakınlığı ortadan kaldıracak yeterli bir farklılık oluşturmadığı, ....” kararında da “Her iki markada da vurgunun “....” ibaresinde toplandığı, orta düzeyde bir tüketicinin hafızasında bıraktığı imajın ve fonetik etkinin bu kelimede odaklanacağı, davacı şirketin ürünlerini almak isteyen orta seviyedeki alıcıların aynı ya da benzer raflarda sunulan aynı tür ürünleri gördüğünde davacı markasının hafızada ve gözde bıraktığı iz ve etki nedeniyle davacı ürünlerini aldığını zannetmesi, gerçekte davalının ürünlerini satın alması olasılığının yüksek olacağı” değerlendirmesi mahkememizce de benimsenmekle, somut olayda da taraf markalarında benzer “...” / “...” ibarelerinin birbirine yakın olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bir kısım davacı yan markasında “...” ibaresi ile birlikte “to the world” ibaresi yer aldığı görülmüşse de markada yer alan “...” ibaresinin anlamını ve “...” ibaresi üzerindeki esas unsur etkisini değiştirmediği, mahkememiz tarafından, bir markanın diğer markayı veya bu markanın bir unsurunu bünyesinde barındırmasının veya aynı harf dizilimine sahip olmasının, soyut ve tek başına, her durumda işaretlerin benzerliği sonucunu doğurmayacağı kabul edilmekle birlikte, somut olaydaki benzerlik kıstasının, ortak unsurun işaret içerisindeki konumu, ayırt edici niteliği, markanın bütünsel görünümü içerisindeki ağırlığı, görsel ve işitsel benzerlik ile ilgili tüketicinin markaları algılama ve hatırlama biçiminin de birlikte değerlendirilmesi sureti ile tespit edildiği, bütün bu nedenlerle taraf markaları arasında kavramsal, görsel, işitsel açıdan benzerlik bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları (....), somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, ortak ibarelere odaklanacağı, “markaların kullanılacağı mal ve hizmetlerin türü ne kadar yakınsa, markaların karıştırılması tehlikesinin de o kadar büyük olduğu ve yeni markanın eskisinden belirgin şekilde farklı olması gerektiği” , bu nedenle de taraf markalarının benzer olduklarının kabul edilmesi gerektiği, sonuç olarak taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı, Sözel ve görsel vurgunun/odaklanmanın “.... / “...” kavramlarında olduğu, hedef kitleler açısından davacı marka ile davalı markanın görsel iletişim/görsel kültür açısından karıştırılmaya neden olacağı, sözel iletişim araçları açısından ise davacı marka ile davalı markanın sözel iletişim araçlarıyla yaptığı/yapacağı pazarlama, reklam ve pazarlama iletişimi (bu telemarketing, radyo reklamları olabileceği gibi arama motorları için bir keyword’de olabilir) etkinliklerinde markaların söyleniş/yazılış ve fonetik benzeşiminden dolayı hedef kitleleri açısından pozitif anlamda ayrışmadığı, İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Diğer bir deyiş ile; taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer olması, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurması mümkündür. Davalının “...” markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının .... esas unsurlu/ibareli markaların serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabilirler. Tüketiciler bu bağlamda, farklı ticari kaynaktan geldikleri sabit olsa dahi, davacının, davalıya yeni bir marka türetme hakkı tanıdığını (davalıya bir hak ve/veya lisans verdiğini) düşünebilirler. Marka sahiplerinin ilişkilendirilmesi ve/veya arada lisans vb. bir ticari ilişki olduğunun düşünülmesi de bağlantı kurma ihtimali kapsamındadır. Dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olduğu kabul edilmiştir. Tanınmış Marka Kavramı; Bir markanın tanınmışlık ile ilgili nispi tescil engeli anlamındaki korumadan yararlanılabilmesi ve markanın (aynı veya farklı mal ve hizmetler yönünden) korunabilmesi için; Sonraki başvuru sahibi ile önceki marka sahibi arasında bağlantı olma ihtimali, Önceki marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Önceki marka hakkı sahibinin ününden ve marka değerinden haksız yarar sağlama, Önceki markanın itibarına zarar verme, Önceki markanın ayırt edici karakterini zedeleme, gibi unsurların bulunması aranmaktadır. Tanınmışlığa ilişkin tescil engeli anlamında önceki markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin aynı / farklı mal ve hizmetlerde kullanılması, tanınmış marka sahibinin ürettiği ürüne olan güven nedeniyle, üçüncü kişilerde, bu ürünlerin de önceki marka sahibi tarafından üretildiği hissi uyandırarak, satın almalarını sağlayabilir. Bu durum, marka sahibi arasında bağlantı olma veya haksız yararlanma olgusu olarak tanımlanabilir. Ancak bu durumun gerçekleşmesi için, önceki marka sahibi ile sonraki markayı kullanacak olanların benzer tüketici kategorisine sahip olmaları ve benzer eğilimleri göstermeleri gerekmektedir. Yani önceki markayı kullananların, sonraki markayı da kullanacak olmaları ve bu markalar arasında bağlantı kurma ihtimallerinin olması gerekmektedir. Her somut olayda SMK m.6/(4) ve 6/(5) kapsamında tanınmış markanın aynısı veya benzerinin aynı, benzer veya farklı mallar için tescilinin, tanınmış markadan haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı, onun itibarına zarar verip vermeyeceği ve/veya onun ayırt edici karakterini zedeleyip zedelemeyeceği hususlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gereklidir. Çünkü aynı veya benzer markanın çok sayıda gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılması ve özellikle herkesin bildiği, sık biçimde kullandığı bir işaret yahut isim olması halinde, anılan işaretin aynı, benzer veya farklı mallarda tescilli tanınmışlık kazanan markanın itibarından haksız yarar sağlamayacağı gibi, onun ayırt edici karakterini de zedelemez. Tescil edilip tanınmışlık vasfı kazanan markanın orijinal bir işaret olmaması, diğer bir deyiş ile yeni oluşturulmuş bir kelimeden oluşmaması ve herkes tarafından bilinen bir işaret olması da onun reklam değerine ve gücüne olumsuz yönde etki eder. Aynı şekilde, markanın reklam değeri, tüketici nezdinde oluşturduğu imaj ve hafızalarda edindiği yer ile ulaştığı tanınmışlık düzeyi, değerlendirmede nazara alınması gereken temel ve vazgeçilmez kriterlerdendir. Tanınmışlığın tespiti bakımından en sağlıklı yöntem; markanın hem küresel hem de ülkesel ölçekte bilinirliğini ortaya koyan kapsamlı pazar araştırmaları, tüketici anketleri, marka bilinirliği ve algı analizleri gibi objektif verilere dayanmaktır. Bununla birlikte, markanın tanınmışlık seviyesine ulaşmasında ve bu seviyeyi sürdürülebilir kılmasında en etkili araç, süreklilik arz eden ve geniş kitlelere hitap eden ulusal ve uluslararası reklam ve tanıtım faaliyetleridir. Bu kapsamda, televizyon, dijital medya platformları, sosyal medya kanalları, açık hava reklamcılığı, ulusal ve uluslararası basın (gazete ve dergiler) ile sponsorluk ve etkinlik faaliyetleri gibi mecralar aracılığıyla yürütülen yoğun ve yaygın tanıtım çalışmaları, markanın hem ülke içinde hem de dünya genelinde tanınmışlık kazanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Öte yandan, bir markanın geçmişte belirli bir dönemde tanınmışlık seviyesine ulaşmış olması tek başına yeterli olmayıp, bu tanınmışlığın günümüze kadar kesintisiz veya en azından süreklilik arz edecek şekilde korunup korunamadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Zira tanınmışlık kabulü bir kez elde edilmekle korunacak bir olgu olmayıp, dinamik ve süreklilik taşımak zorundadır. Markanın güncel kullanımının, reklam faaliyetlerinin devamlılığının ve tüketici nezdindeki bilinirliğinin halen güçlü bir şekilde varlığını sürdürüp sürdürmediğinin ortaya konulmasını zorunludur. Geçmişte elde edilmiş tanınmışlık düzeyinin günümüzde de muhafaza edildiğinin somut ve güncel verilerle desteklenmesi, markanın tanınmış marka korumasından yararlanabilmesi açısından zorunlu bir kriter olarak kabul edilmesi gereklidir. Somut olayda, davacı yan dosyaya marka ile ilgili düzenlen bir etkinliğe ait bir kısım görseller, gazete haberleri, sosyal medya paylaşımları sunmuş olduğu, 2018-2019 tarihlerine ait medya planlama bütçesi isimli belgeler ve görseller sunmuş olduğu, bunlar içerisinde davacı markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, bağımsız piyasa araştırmaları, marka bilinirliği anketleri, satış hacmi ve pazar payı verileri, yaygın ve süreklilik arz eden kullanım ile dağıtım ağına ilişkin somut bilgiler vb. delillere rastlanmadığı, dosya kapsamındaki bilgilerin ise tanınmış marka kapsamında sayılmasına yetmeyeceği, markanın ilgili tüketici kesimi nezdinde yüksek bilinirlik düzeyine ulaştığını gösterir objektif, somut ve ölçülebilir verilerle ortaya koyan kapsamlı delillerle ispat edilmesi gerektiği, davacı markasının bir kişiye veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine sahip, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım yapacak seviyeye ulaşmadığı değerlendirilmiş, benzer görülen veya görülmeyen mallar / hizmetler açısından davacı lehine, itirazına dayanak 6769 sayılı SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, Netice itibariyle, Davaya konu ....sayılı markanın, kısmen iptal / kısmen hükümsüzlük istenen 03. sınıftaki “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları ile 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin, davacı yanın itirazına mesnet markalarında yer alan mal / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, Davaya konu .... sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının itiraza ve hükümsüzlük istemine dayanak markalarının 6769 s. SMK’nun 6/5. maddesindeki korumadan yararlanamayacağı, ....sayılı kararının 03. sınıftaki “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları ile 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal hizmetler bakımından iptali koşullarının oluştuğu, Davaya konu .... sayılı markanın yine 03. sınıftaki “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları ile 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal hizmetleri bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının 03. sınıftaki “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları ile 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal / hizmetleri bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.142,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :20.195,00.-TL TOPLAM :23.142,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/492, K. 2026/382, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-492-e-2026-382-k-b30360f5e26f