İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/433 E. 2025/951 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/433
Karar No
2025/951
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/05/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ve olay tarihi itibarıyla sürücüsü ... olan ... plaka sayılı araç ile tescil sahibi ... Genel Müdürlüğü ve kullanıcısı ... olan 38 ... 036 tescil belgeli iş makinasının 03.05.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, Davalı ... Genel Müdürlüğü adına 38 ... 36 olarak tescilli olan iş makinesi kullanıcısı Davalı ...'ün tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza sonrasında Müvekkilinin ... poliçe numarası ile kasko sigortalı olan ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar miktarının tespiti için eksper incelemesi yaptırıldığını, sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin 118.033,85 TL. Olduğunu, sigortalı aracın hasarı anlaşmalı servis olan... Otomotiv San.ve Tic.A.Ş.tarafından yapıldığını, bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili tarafından sigortalı araç için ödenen hasar bedelinin ödenmesi için her iki davalıya ayrı ayrı ödemenin yapılması yönünde ihtar yazıları gönderildiğini ancak davalılar tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalılar aleyhine yapılan icra takip içeriğinde alacağa konu olan haksız fiilin meydana geldiği tarih, alacak miktarının neden kaynaklandığının açıkça belirtildiği, davalılar alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız yere icra takibine itiraz ettiklerini ve akabinde de işbu davanın ikame edilmesine sebebiyet verdiklerinin, asıl alacak miktarının %20sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, kamu tüzel kişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemler özel hukuk alanına girdiğinin, bunlar idari işlem ve eylem olarak nitelendirilemeyeceklerini, haksız fiilden doğan zararların tazminine ilişkin davaların özel hukuk hükümlerine göre çözüm mercii ise adli yargı yeri olduğunu talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargı yoluna ilişkin itirazlarının bulunduğunu, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunduğunun, Kanunun belirlediği süre içerisinde davacının İdarelerine başvuruda bulunmadığını ve dava açmadığını, Zamanaşımı itirazları olduğunu, davanın davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Husumete ilişkin itirazları olduğunu, Dava konusu kazaya ilişkin olarak İdareleri alınması gerekli tüm tedbirleri aldığı için kusur ve sorumluluğunun olmadığını, pasif husumet yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, Meydana gelen olay ve talep bakımından idarelerinin hiçbir kusur ve sorumluluğu olmadığını, Çalışma öncesinde bahsi geçen yolların tamamen trafiğe kapatılacağı İdareleri tarafından Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan E-... sayılı 02/05/2024 tarihli yazı (Ek-1) ile bildirdiklerini, Kaza bizzat davacı şirketin sigortalı araç sürücüsü ...'in gerekli güvenlik önlemleri alınmış kapalı yola girmesi nedeniyle ve kendisinin kazı yapmakta olan ve sabit halde duran ekskavatör iş makinesine çarpması neticesinde gerçekleştiğini, kazanın oluşmasında % 100 kusurlu olan kişi araç sürücüsü olan ... olduğunu, Olay mahallinde ...'ten başka bir sürücünün kaza yapmamış olması da bu kazanın ...'in kusurundan kaynaklandığını açıkça gösterdiğini, davacının zarar gördüğünü iddia ettiği parçaların sovtaj bedelinin olup olmadığının tespit edilmesini, gelir elde ettiyse ne kadar olduğu hususundaki bilgi ve belgelerin istenilmesini, davanın usulden reddini, davacının % 20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Yargı yoluna ilişkin itirazının olduğunu, huzurdaki davanın tam yargı davasının konusu olduğunu, Kanunun belirlediği süre içerisinde davacının başvuruda bulunmadığını, hak düşürücü süre söz konusu olduğunu, davanın usulden reddine karar Verilmesi gerektiğini, Zamanaşımı itirazının olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, meydana gelen olay ve talep bakımından davalı ... Genel Müdürlüğü'nün hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının, Çalışma öncesinde bahsi geçen yolların tamamen trafiğe kapatılacağı diğer davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere ile bildirildiğinin, çalışmaya başlamadan önce gerekli güvenlik önlemleri ekipte bulunan diğer çalışma arkadaşları tarafından alındığının, kapalı yol güzergahına levhalar ve dubalar konulmak suretiyle yolda çalışmanın olduğunu tüm vatandaşların göreceği şekilde yerleştirdiklerinin, kaza bizzat davacının sigortalı araç sürücüsünün gerekli güvenlik önlemleri alınmış kapalı yola girmesi nedeniyle sabit halde duran ekskavatör iş makinesine çarpması neticesinde gerçekleştiğinin, zarar gören araç için talep edilen tutarı kabul etmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin sigortalı araç sahibi .... tarafından mahkeme kanalıyla zarar gören araca dair tespit yapılmadığının, dava dilekçesiyle talep edilen bu zararın bahse konu kaza nedeniyle meydana gelip gelmediğinin ve bu kaza neticesinde değiştirilmesi gereken parçalardan olup olmadığının araştırılması gerektiğinin, zarar gören ... plakalı sigortalı araç için sovtaj bedelinin olup olmadığı ve sovtaj bedeli varsa bunun ne kadar olduğunun belirtilmediğinin, davacının iddialarını kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının Eureko Sigorta A.Ş olduğu, borçluların ... ve ... İdaresi Genel Müdürlüğü olduğu, takibin toplam 142.083,65-TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin ...E, ....K sayılı kararında “Dosya kapsamına göre davacının halefi olduğu sigortalısı tacir olmayan gerçek kişidir. Bu durumda davaya konu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil genel nitelikte mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Şu halde, ilk derece mahkemesince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu dikkate alınarak işin esasına girilerek iddia ve savunmaya ilişkin tüm deliller toplandıktan sonra hüküm tesis edilmesi gerekirken davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” denildiği görülmüş olup davacının halefiyetten kaynaklı rücu kapsamında davalılar hakkında takip başlattığı, davanın esasının haksız fiile dayalı olup mutlak ticari dava olmadığı, davacının sigortalısı ...'in Erciyes vergi dairesinin yazı cevabına göre tacir olmadığı ve ... plakalı aracınında kullanım şeklinin hususi olması ile taraflar arasında görülmesi gereken nisbi bir ticari davanında dava konusu olayda olmadığı görülmüş ve bu hali ile mahkememizin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılmıştır. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yokluğunda davalı vekili ile davalı asilin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/11/2025

Katip ¸E-imzalıdır

Hakim ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/433, K. 2025/951, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-433-e-2025-951-k-bf37f7c81f6c