İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/419 E. 2026/276 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/419
Karar No
2026/276
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/419 Esas - 2026/276 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/419 KARAR NO : 2026/276

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 29/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili tarafından anılan yazılıma sürekli katkı yapılmış ve geliştirilmiş olduğunu, söz konusu eser, müvekkilin fikri çabasının bir ürünü olup, sahibinin hususiyetini taşıyan özgün bir tasarım olduğunu, telif hakkının korunmasının öncelikli ve üstün nitelikte kabul edildiğini, müvekkili şirket markası ....” olup davalının markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... ibaresinin genellikle keskin bir gözlem yeteneğini veya dikkatli bir bakış açısını ifade etmek için kullanıldığını, bir şeyi çok iyi görebilen veya küçük detayları fark edebilen kişiler için bu terim kullanılmakta olup itiraz edenin markası.... olup iki kelimenin birleştirilmesi ile oluşturulmuş yeni bir kelime olduğunu, söyleniş ve yazım açısından da çok açık farklılıkların bulunduğunu, davalı itiraz eden tarafından ".... ibaresinin birleşik olarak kullanıldığını ve yepyeni bir kelime türetilmiş olduğunu, bununla birlikte itiraza ve redde konu markalar logo olup görsel açıdan da müvekkili markasına benzemediğini, taraflarınca kullanım ispatı istenilmiş olup karşı tarafça dosyaya birtakım delillerin sunulmuş olduğunu, sunulan delillerden görüleceği üzere markanın, tescil edilenden farklı şekilde kullanılmış olduğunu, .... yazımında e harfinin kırmızı renkle belirtilmesinin, tescilli markaya nitelik ve nicelik kazandırmış olduğunu, dolayısıyla bahse konu markanın ayrı bir başvuruya söz konusu olmasının gerektiğini beyan ederek .... karar numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başvuru markasının ".... ibaresinden, başvurunun kısmen reddine mesnet markaların ise ".... ibaresinden oluştuğunu, markaların esas unsurlarına bakıldığında her iki markada yer alan harfler hemen hemen birbirinin aynısı olup, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında markalar karıştırma ihtimaline neden olacak şekilde benzerliğe sahip olduklarını, başvuru markasında ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek derecede farklı/güçlü unsurların da mevcut olmadığını, dolayısıyla, başvuru konusu ibareye bakıldığında gözde bıraktığı iz, duyulduğunda kulakta kalan sesin, redde mesnet markayı hatırlattığını, bu hatırlatmanın, anılan markanın, redde mesnet işaretin bir başka biçimi veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini, aynı tür mallar üzerinde ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde iki markayı birbirinden yeterince ayırt etme niteliğinin bulunmadığını, ve başvuru ile itiraza dayanak markalar arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil, karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, ibarelerin benzerliği ile birlikte, başvuru markasının kapsamındaki bir kısım mal/hizmetler (42. Sınıf:Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.) kısmi redde mesnet markaların kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı/benzer nitelikte olduğunu, dolayısıyla “markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması” koşulunun da mezkur markalar açısından kısmen gerçekleştiğinden, söz konusu markalar bakımından md. 6/1 deki karıştırma ihtimaline ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davacının "...." ibareli başvurusu ile müvekkiline ait ".... ibareli markalar arasında hem görsel hem de işitsel olarak açık bir benzerlik bulunduğunu, markaların ana unsurları incelendiğinde, ...." ibarelerinin fonetik olarak neredeyse özdeş olduğunu, ortalama tüketici nezdinde aynı markayı işaret ettiğini, öte yandan, davacı başvurusu kapsamındaki 42. sınıf hizmetlerin (bilgisayar programlama, yazılım tasarımı vb.), müvekkilinin tescilli markalarının kapsamında yer alan ve kullanımını ispatladığı "bilgisayar yazılımları" ile aynı türden olduğunu, .... yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; markaların benzerliği ve hizmetlerin aynılığı/benzerliği bir arada değerlendirildiğinde, tüketicilerin bu iki işletme arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu yanılgısına düşmesinin kaçınılmaz olduğunu, davacının, .... yılından bu yana kullandığını ve ... kapsamında telif hakkı sahibi olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddiaların somut ve ciddi delillerle desteklenmediğini, müvekkilinin "...." markasını tescil edildiği 42. sınıf ve özellikle "bilgisayar yazılımları" bakımından kullanımının SMK m. 19/2 uyarınca ispatlamış olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket adına “eagle eye studio” ibaresinin ..../ sınıflarda yer alan mallar/hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 17.08.2023 tarihinde yapıldığı, .... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 27.09.2023 tarihli ve 429 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanına karar verildiği, söz konusu ilan kararına davalı şirket tarafından itirazda bulunulmuştur. Başvurunun ilanına yapılan itiraz, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, itirazın 42. Snıftaki “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” hizmetleri bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı şirket tarafından ....’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulmuştur. Davacının itirazı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenmiş ve .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Kullanım İspatı Talebi; 6769 Sayılı SMK’nın “Yayıma itirazın incelenmesi” başlıklı MADDE 19; “(1) Kurum, başvuru sahibinden itirazlara ilişkin görüşlerini süresi içinde bildirmesini ister. Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir. Görüşlerin veya istenilen ek bilgi ve belgelerin süresinde Kuruma sunulmaması hâlinde itiraz, mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir. (2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. (3)İnceleme neticesinde markanın, başvuru kapsamındaki mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için tescil edilemeyeceği sonucuna varılırsa, başvuru bu mal veya hizmetler bakımından reddedilir. Aksi hâlde itirazın reddine karar verilir.” hükmüne amirdir. Dava konusu .... sayılı markaların tescil tarihleri 17.03.2014 ile 11.12.2017 tarihleri olup dava konusu markanın başvuru tarihi (17.08.2023) dikkate alındığında, söz konusu markaların kullanım ispatına konu edilebileceği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait faturalar, katalog ve ürün görsellerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu belgelerin, davalı tarafından “eagleye” ibareli markasının “bilgisayar yazılımları” bakımından kullanımının ispatlandığı, Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu .... sayılı ve “....” ibareli markanın kapsamındaki “42. Sınıf: Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. ” hizmetlerinin davacının kullanım ispatına konu .... sayılı markalarının kapsamındaki kullanımı ispatlanan ve kullanım ispatına konu olmayan .... sayılı markalarının kapsamındaki 09. sınıftaki “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları” malları ile bu malların 35. sınıfta yer alan satışı hizmetlerinin ilişkili olduğu, zira söz konusu mallar ve hizmetlerin benzer tüketici kitlesine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları karşıladığı, aynı işletme tarafından sağlanan mallar/hizmetler olmalarının kuvvetle muhtemel olduğu, Tüketici Kitlesi: Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 42. Sınıfta yer alan hizmetlerin tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi düzeyi genel olarak yüksek olduğu değerlendirilse de, söz konusu hizmetler açısından tek bir sektörün belirlemesi yapılamayacağı, nitekim hizmetlerin her yaş ve eğitim seviyesindeki birçok kesimdeki tüketiciye hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca söz konusu hizmetlerin fiyatlarının düşük olabileceği gibi çok yüksek de olabileceği, söz konusu hizmetlerin teknoloji ile ilgili hizmetler olması ve gündelik hayatta herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı türden hizmetler olmaması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olduğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu “....” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, ilk harfleri büyük, “.... ibarelerinin alt alta yazıldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Davalı şirkete ait redde gerekçe markalar, münhasıran “....” ibaresinin veya bu ibare ile birlikte bazı kelime veya figüratif unsurların yer aldığı kelime markaları veya karma markalardır. Dava konusu marka ile davalının redde gerekçe markalarının “.... ibaresini ortak olarak içerdikleri anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya neden olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu marka ile redde gerekçe markaların “....” ibaresini ortak olarak içerdikleri, ilgili tüketicinin hem dava konusu markanın hem de redde gerekçe markaların esas unsurunu ....” olarak algılayacağı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalarda yer alan diğer kelime ve figüratif unsurların markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, zira dava konusu markada yer alan “studio” ibaresinin marka işaretinde son kelime olduğu, davacı markalarındaki ....” ibarelerinin ise kısaltma şeklinde anlamlı bir ibare olmamaları ve “....” ibaresinin altında olmaları nedeniyle tüketicinin marka işaretindeki daha ayırt edici ve anlamlandırabileceği “eagleye” ibaresine odaklanacağı, söz konusu farklılıkların ilgili tüketicinin algısında işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Karıştırılma İhtimali ; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine.... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında ilişkili olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinçli tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, Davacının Müktesep Hak İddiası; Davacı vekili, müvekkilinin önceki tescillerine dayalı olarak müktesep hak sahibi olduğunu iddia etmiştir. Yargıtay’ın müktesep hak konusundaki görüşlerine değinerek değerlendirme yapmakta fayda bulunmaktadır. Yargıtay aşağıda belirtilen kararında, bazı istisnai durum ve koşullarda önceki tarihli marka tescilinin sonraki tarihli marka ya da marka başvurusu açısından kazanılmış bir hak teşkil edeceği içtihat edilmiştir. “…başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için müktesep hakkına dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir markaya yanaşmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli müktesep hak iddiasına dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gereklidir.” (....) Bu karardan da anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü dört koşula bağlanmıştır. Bunlar: 1.Müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, 2.Markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, 3.Dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması, 4. Markayı uzun süredir kullanıyor olması Bu dört şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Bu şartlar dava konusu olay açısından değerlendirilecek olursa aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır. Davacının dilekçesinde, müktesep hakka konu edilebilecek herhangi markasına yer verilmediğinden, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, Davacının Eskiye Dayalı Kullanım İtirazı Bakımından Değerlendirme Davacı vekilince müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu iddia edilmekteyse de SMK 6/3. maddesi “başvurularla ilgili nispi ret sebebi” olarak düzenlemiş olup, kişiye üçüncü kişilerce yapılan marka tescil başvurusuna itiraz etme ya da markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etme hakkı tanımaktadır. Bu maddeye dayalı olarak kendi markasını tescil ettirme hakkı vermemektedir. Netice itibariyle, Dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, Davacı tarafından SMK 6/3 maddesi gereğince yapılan itirazın yerinde olmadığı, .... sayılı kararının yerinde olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/419, K. 2026/276, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-419-e-2026-276-k-b42bcb609365