İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/370 E. 2026/258 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/370
Karar No
2026/258
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/370 Esas - 2026/258 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/370 KARAR NO : 2026/258

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 01/09/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin .... nezdinde 05, 29, 30, 31, 32. sınıflarda tescilli “...” uzantılı markaların sahibi olduğunu, ilk kez 1976'da Türkiye'nin ilk modern süt tesislerinden birinin adı olarak kullanılan “...” ibaresini 1986 yılında tescil ettirdiğini, “....” uzantılı 30'a yakın marka başvuruları/tescilleri yapılarak “...” esas unsurlu seri marka ailesini yarattığını, dava konusu marka .... ibaresindeki tane kısmının ilgili emtialar bakımından tanımlayıcı olduğunu, bu nedenle markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, marka ibaresinin “mistane” olarak kurgulanmasının, görsel, işitsel ve anlamsal olarak müvekkiline ait “...” esas unsurlu çok tanınmış ve ayırt ediciliği yüksek markalara çağrışıma sebep olacağını; müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalara yeni bir markanın daha katıldığı intibaını uyandıracağını; başvurunun, müvekkilin markalarıyla, işletmeleriyle ve dahil oldukları Ülker grubu ile ilişkili olduğunun düşünülmesini sağlayacağını, ... Sayılı “...” markasının tanınmış marka siciline kayıtlı olduğunu, bu nedenle "..." markasının aynı veya benzer sınıflar yanında farklı sınıflar bakımından da korunması gerektiğini, davalının bu ibareyi seçerken müvekkili markasının tanınmışlığından fayda amacıyla seçtiğini ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davalı markasının “.... şeklinde bir bütün olarak algılandığını, “...” ibaresinin ön plana çıkmadığını, “...” ibaresinin “.../Güzel kokulu bir madde; misk. Güzel” anlamıyla dilimizde kullanılan, yaygın ve bilinirliği yüksek bir ibare olduğunu, ayırt edicilik vasfı zayıf ve herkesçe kullanılabilecek bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin “tane” ibaresi ile birlikte anlam kazandığını, bu bütünlük içinden “...” ibaresini ayırarak davacı markalarıyla benzerlik ilişkisi kurmanın markanın unsurlara ayrılmadan bir bütün halinde incelenmesi gerektiği yönündeki temel ilkeye ve yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğunu, markalar benzer bulunmadığı için 6/5 kapsamında tescil engelinin bulunmadığını, kötü niyete ilişkin bir delil bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; Markalar arasında benzerlik bulunmadığının davalı kurum tarafından da tespit edildiğini, markaların bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, dilimizde lezzeti ifade eden ... ibaresinin tamamının davacıya ait olmasının absürt bir tekelleşme hakkı tanıyacağını, bu durumun akbul edilemeyeceğini, davalı kurum tarafından verilen kararın doğru olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, ....” markasının 29, 30, 32 sınıfta yer alan mallar için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.09.2023 tarih ve 428 sayılı .... Bülteninde ilan edildiği, dava Dışı .... tarafından itiraz edildiği, dava Dışı .... tarafından itiraz edildiği, davacı tarafından ... esas unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalının karşı görüş sunduğu ve kullanım ispatı talep ettiği, davacının kullanım delilleri sunduğu, ancak davalı kurum tarafından “Md. 6/1 gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.” gerekçesiyle delillerin incelenmediği, .... tarafından tüm itirazların reddedildiği, davacının, bu karara yeniden itiraz ettiği, huzurdaki davada iptali istenen 30.06.2025 tarih ve ....sayılı kararı ile; itirazın reddedilmesine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. Davacı markaları incelendiğinde ... esas unsurunu münhasır içeren markaları olduğu gibi, tali unsur almış markalarının bulunduğu görülmüştür. İnceleme kolaylığı açısından hem .... aşamasında hem de dava aşamasında ileri sürülen ve sınıf bakımından en geniş olan.... nolu markası incelemeye alınmıştır. Zira markalardan biriyle dahi benzerlik kurulması yeterlidir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (... ...., para. 66) Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir.(.... Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (Kaya, Marka Hukuku, s. 198.; Bozgeyik, Tescilli Markanın Kullanılması, s. 464.) Benzer şekilde, Yargıtay, salt Ticaret Odası’na sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. SMK md 9’da “Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması” markayı kullanma olarak kabul edileceği açıkça yazılmıştır. Bu halde yukarıda sayılan ciddi kullanım kriterlerinin karşılanması ve markanın mal veya ambalaj üzerine Türkiye’de konulduğu ispatlandığı durumlarda ihraç ürünler üzerinde kullanılan marka için kullanımın varlığı kabul edilecektir. Belirtildiği üzere, davalının davacının itiraz aşamasında öne sürdüğü tüm markaları bakımından kullanım ispatı talep ettiği görülmüştür. Davacının sunmuş olduğu kullanım ispatı delilleri incelendiğinde çok sayıda fatura ve katalog bulunduğu görülmüştür. İlgili faturaların incelenmesinde ... esas unsurlu markasını süt ve süt ürünleri ( süt-peynir çeşitleri-tereyağ-ayran vb), meyve suyu,dondurma, puding vb. mallarında ciddi bir kullanımın bulunduğu görülmüştür..... karar değerlendirmesi bu mallar üzerinden yapılacaktır. Hükümsüzlük talebi bakımından ise, davalının kullanmama defîni dava aşamasında ileri sürmediği görülmüştür. Bu nedenle ... esas unsurlu markasının tüm sınıfları değerlendirmeye alınacaktır. Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.3 Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Yidk karar iptali bakımından; davacının kullanımı ispatlanan süt ve süt ürünleri, puding vb malları dikkate alındığında, davalı markasında yer alan “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar, puding, muhallebi, Dondurmalar, yenilebilir buzlar, Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” Malları arasında ayniyet/benzerlik bulunduğu, hükümsüzlük talebi bakımından ise davalı markasında yer alan tüm mallar bakımından benzerlik şartının sağlandığı değerlendirilmiştir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Somut olay bakımından değerlendirildiğinde benzer bulunan malların gıda emtiaları olduğu, bu mal grubunun özellikle günlük ihtiyaç için kullanıldığı, pahada ucuz mallardan olması sebebi ile ani satın alma kararına konu olabileceği, bu noktada tüketici dikkat düzeyinin düşük olduğu, İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davacı markası ... ibaresinden oluşmakta olup, ....’da “Güzel kokulu bir madde; misk. Güzel ve Mükemmel, çok iyi.” anlamlarına geldiği görülmüştür. Tüketicinin direk olarak bu ibarenin anlamını bileceği aşikardır. Dava konusu marka ... ibaresinden oluşmakta olup, bütünleşik bir kelime olarak herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Bu noktada yaratım bir marka olarak algılanabilecektir. Ancak insan zihninin anlamını bildiği kelimeleri ayırmaya yatkın olduğu bu nedenle ...+.... şeklinde iki ayrı kelimenin birleştirilmesiyle ilgili markanın oluşturulduğu algısının da oluşabilmesi mümkündür. Tane ibaresi TDK’da “Herhangi bir sayıda olan şey, Bazı bitkilerin tohumu ve Çekirdekli küçük meyve” anlamlarına gelmektedir. Yine bu kelimenin de anlamının herkes tarafından bilinebileceği değerlendirilmektedir. Hal böyle olunca, ... .... şeklinde bir algıda, ... ibaresinin Tane ibaresini betimlediği bu nedenle kavramsal bir benzerlik kurulabileceği değerlendirilmektedir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları Türkçe ibareler olduğu için yazıldığı şekilde okuncaktır. Davacı markası tek hecede ... şeklinde tellafuz edilirken, dava konusu marka ...-.... şeklinde üç hecede telaffuz edilecektir. ....a ait Türk Marka Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Her ne kadar dava konusu marka üç heceden oluşsa da, taraf markalarının ... hecesiyle başladığı, kulakta baskın bir etkisinin olduğu bu nedenle fonetik benzerlik olduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Dava konusu marka Mistane şeklinde, yedi harften oluşan kelime markasıdır. Davacı markası ise ... ibareli .... markasıdır. Yeşil oval zemin üzerinde stilize beyaz harflerden oluşmaktadır. Dava konusu marka davacı markasında gore uzun bir marka algısı yaratmaktadır. Bu nedenle ilk hece ... ibaresinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulması mümkün gözükmemektedir. Ancak, somut olayda karşılaştırılan emtiaların günlük tüketim malları olan gıda ürünleri olduğu, bu tür ürünlerin çoğunlukla hızlı ve düşük dikkat düzeyiyle satın alındığı ve tüketicinin markayı genellikle sözel olarak ifade ederek talep ettiği hususu dikkate alındığında, markaların değerlendirilmesinde kelime unsurunun şekil unsuruna nazaran daha baskın bir rol oynadığı, nitekim gerek Yargıtay kararlarında gerekse Avrupa Birliği uygulamalarında, kelime ve şekil unsurlarını birlikte içeren markalarda, tüketicinin markayı hatırlama ve ifade etme biçimi gereği kelime unsurunun çoğu durumda belirleyici olduğu kabul edilmektedir. ... ibaresinin ayırt edici gücünden de bahsetmek gereklidir. Zira ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu değerlendirmelerden sonra, ... ibaresinin günlük hayatta da sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu, keza Davalı kurum nezdinde çok sayıda markada yer aldığı görülmektedir, bu bağlamda zayıf bir ibare olduğu söylenebilecektir. Ancak bu durumun karıştırılma ihtimalini direk olarak ortadan kaldıracağı söylenemez. Yine davacının ... ibareli markasının tanınmış marka statüsünde olduğu da bir gerçektir. İlgili ibare kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanmış ve hatta tanınmış marka olarak kabul edilmiştir. Markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında,markaların fonetik ve kavramsal açıdan benzerlik gösterdiği, görsel farklılıkların “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bertaraf edilebileceği, zira potansiyel müşterilerin malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirlediği, her ne kadar dava konusu marka .... şeklinde tek bir kelimeden oluşsa da ve markanın bölünmezliği gereğince parçalara ayırılarak inceleme yapılamayacaksa da, yukarıda belirtildiği üzere tüketicinin iki ayrı kelimenin anlamını bildiği, bu noktada yaratım anlamsız tek bir kelimeden ziyade iki ayrı anlama gelen kelimeler bütünü olarak algılayabileceği, bu durumda davalı markasındaki ... hecesinin baskın bir marka unsuru halinde bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak ....) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları, davacının ... ibaresiyle seri markalarının bulunduğu, bu nedenle davalı markasının davacının serisi gibi algılanabileceği, ek olarak tüketicinin farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi firmalar-kuruluşlar arasında ekonomik-idari bir iş birliği bulunduğu yönünde bir kanısının da oluşabileceği, davacı tanınmışlığı sayesinde hatırlanma-akla gelme olasılığının yüksek olduğu ve bu noktada markalar arasında bağlantı kurma olasığının güçlendiği, bu nedenle takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacı markası ... ibaresinin ..... no ile tanınmış marka siciline kayıtlı olduğu görülmüştür. Keza mahkememiz bilgi ve tecrübeside ... ibaresinin özellikle süt ve süt ürünleri bakımından tanınmış olduğu yönündedir. Yine aynı şekilde davacının sunmuş olduğu delillerin incelenmesinde davalı kurumun başka bir kararında “itiraz sahibine ait "..." ibareli markanın... sayıyla Kurum sicilinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, söz konusu markanın gıda sektöründe bilinirlik düzeyi yüksek markalardan olduğu," şeklinde değerlendirme yaptığı, .... karar iptali bakımından yukarıda detaylı incelendiği üzere, davalının kullanım ispatı talep ettiği, ispatlanan mallar bakımından SMK 6/1 maddesi dikkate alınarak bir emtia benzerliği değerlendirmesi yapılmıştır. Kalan mallar bakımından özellikle 29 ve 30. Sınıfta bulunan emtiaların, tescilli ürünleri tamamlayıcı nitelik taşıması, benzer üretim ve dağıtım kanalları bulunması, tanınmışlığın 6/5 koruma kapasitesinin farklı mallara da ulaşabilmesi sebepleri ile imaj transferi ve ilişkilendirme ihtimali bulunduğu değerlendirilmiştir. Ek olarak “...” markasının özellikle süt ve süt ürünleriyle özdeşleşmiş bir gıda markası olduğu dikkate alındığında, bu markayla aynı veya benzer ibarelerin “biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar” gibi alkollü içecek sektöründe yer alan mallarda kullanılması, markanın yerleşik imajını zedeleme potansiyeli taşıyacağı değerlendirilmektedir. Zira ortalama tüketici nezdinde “...” ibaresi sağlıklı, günlük tüketime uygun ve özellikle çocuklar dahil geniş kitlelere hitap eden süt ürünlerini çağrıştırırken, bira gibi alkollü ürünlerle yan yana gelmesi bu olumlu imajla çelişen bir algı yaratabilir. Bu nedenle, söz konusu mallar bakımından tanınmış markanın ayırt edici karakterinin ve itibarının zedelenebileceği, Hükümsüzlük talebi bakımından hali hazırda tüm mallar SMK 6/1 kapsamında benzer bulunduğu için madde koruma şartları oluşmamıştır. KÖTÜ NİYET İDDİALARI ; Somut olayda karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmadığı, Netice itibariyle, YİDK KARAR İPTALİ BAKIMINDAN: Dava konusu markada yer alan “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar, puding, muhallebi, Dondurmalar, yenilebilir buzlar, Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” malları bakımından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının özellikle süt ve süt ürünleri bakımından tanınmış olduğu ve geniş koruma şartlarının tüm mallar bakımından gerçekleştiği, Kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptali koşullarının oluştuğu, HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN: Dava konusu markada yer alan tüm mallar bakımından benzerlik koşulunun sağlandığı, Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının özellikle süt ve süt ürünleri bakımından tanınmış olduğu, ancak dava konusu markada yer alan tüm malların SMK 6/1 kapsamında benzer bulunduğu bu nedenle madde koruma şartlarının oluşmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.262,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :20.315,00.-TL TOPLAM :23.262,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/370, K. 2026/258, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-370-e-2026-258-k-4da7fc632818