İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/400 E. 2026/102 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/400
- Karar No
- 2026/102
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/400 Esas - 2026/102 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/400 KARAR NO : 2026/102
....
DAVA : Tanıma ve Tenfiz / Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 04/02/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 KARAR Y.TARİHİ : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Tanıma ve Tenfiz" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... şirketi ile davalı ...İnşaat arasında, ... Metro İnşaatı'nda kullanılmak Üzere kiralanan inşaat makinelerinin teslim edilmemesi ve kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle oluşan uyuşmazlık neticesinde, davacı ... - ... tahsiline karar verildiğini belirterek, .... sayı ve 11.06.2024 tarihli kararının tenfizini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı taraf cevap dilekçesi ibraz etmemiş, duruşmada davanın reddini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasında Ukrayna ülkesinde ifa edilecek bir kira akdi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta yetkili mahkeme Türk Mahkemeleri mi Ukrayna Mahkemeleri mi olduğu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununda öngörülen tenfiz koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Ukrayna Dnipropetrovsk Bölge Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarihli ve ... dava numaralı ilamının incelenmesinde; ...-... Limited Şirketinin (... şehri), ...İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi (...) adına ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi temsilciliğine (... şehri) karşı, tahsili ve kiralanan malların iadesi yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin açılan davada yapılan yargılama neticesinde; ...-... Limited Şirketinin, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine karşı, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla, borçların tahsili ve kiralanan mülkün iadesine ilişkin dava taleplerinin kısmen kabulüne; ... adresinde kayıtlı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden Dnipropetrovsk bölgesi, ... şehri, ... adresinde kayıtlı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla Dnipropetrovsk bölgesi, ..., ... adresinde kayıtlı ...-... Limited Şirketi lehine ana borç olarak 36.737.637,34 UAH, yıllık %3 faiz oranı üzerinden 2.082.437,14 UAH, enflasyon kayıpları için 10.498.719,99 UAH ve 742.809,92 UAH tutarında mahkeme masrafların tahsiline; ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla, ...-... Limited Şirketi lehine kiralanan malları iade etmeye; yani, "...model paletli ekskavatörü, alt kira sözleşmelerinin süresinin dolması nedeniyle iade edilmesine; davanın kalan kısmının reddedilmesine dair karar verildiği, verilen kararın 10/07/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 6. 1954 tarihli... Sözleşmesi’nin incelenmesinde; sözleşmenin 17'nci maddesinin 1'inci fıkrasında; âkit devlet vatandaşlarının birbirlerinin ülkesinde ikame ettikleri veya müdahil olarak katıldıkları davalarda, bu kişilerin yabancı olmaları veya o ülkelerde ikametgâhı veya meskeni bulunmaması sebebiyle her ne ad altında olursa olsun teminat veya depozit istenemeyeceği öngörülmüş, 2'nci fıkrasında ise; aynı usûlün mahkeme masraflarının karşılanması hususunda da geçerli olduğu bildirilmiştir. 7. Ukrayna ile Ülkemiz arasında 09.07.2003 tarih ve 4920 sayılı Kanunla onaylanan ve 22.12.2003 tarih ve 25324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 02.05.2004 tarihinde yürürlüğe giren 2000 tarihli “... Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşması'nın incelenmesinde; anlaşmanın 14'üncü maddesinde; taraflardan birinin vatandaşları, diğer akit tarafın adlî makamları önünde davalara, davacı veya müdahil olarak katıldığında, yabancı olmaları veya bu akıt taraf ülkesinde ikametgâh veya meskenleri bulunmaması sebebiyle ne isim altında olursa olsun herhangi bir teminat akçesinin istenmeyeceği, işbu maddenin 1 inci fıkrasındaki hükümlerin tüzel kişilere de uygulanacağının düzenlendiği görülmüştür. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir 9. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle tenfizle ilgili kısa bir açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. Zira yabancı mahkeme kararlarının tanınmasının ve tenfizinin düzenlendiği 5718 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğu, ancak tanımada 54. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. 10. 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrasında yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin mümkün olabilmesi için gerekli olan ön şartlar; “yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin mümkün olabilmesi için tenfizi talep edilen kararın yabancı bir mahkemeden verilmiş karar olması, kararın hukuk davalarına ilişkin olması ve yabancı mahkeme kararının verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşmiş olması gerekmektedir. 11. Yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi görevli ve yetkili mahkemeye verilecek bir dilekçe ile olur (5718 sayılı Kanun m. 52). Bu dilekçeye; yabancı mahkeme ilâmının ve bu ilâmın kesinleştiğine ilişkin belgenin, o ülke makamlarınca usulen onanmış aslının veya onaylı sureti ile bu belgelerin onanmış tercümelerinin eklenmesi zorunludur (5718 sayılı Kanun m. 53). 12. Yabancı mahkeme kararlarının tenfiz edilebilmesi için aranan ön şartların yanında ayrıca 5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinde, tenfiz kararı verilebilmesi için gerekli olan asli şartlar düzenlenmiş olup, anılan madde aynen; “Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) ...ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması” hükmünü haizdir. 13. Buna göre yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için birinci şart “karşılıklılık” ilkesidir. Bu ilke yabancı mahkeme kararının tanınmasında aranmamaktadır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfiz edilebilmesi için kararın verildiği devletle Türkiye arasında ya ilamların tenfizine dair bir anlaşma (akdi karşılıklılık) veya o devlette Türk mahkeme kararlarının tenfizine imkân veren kanun hükmünün (hukuki karşılıklılık) ya da fiili uygulamanın (fiili karşılıklılık) bulunması gerekir. Yabancı mahkeme kararının verildiği devletin federal yapıda olması hâlinde 5718 sayılı Kanun'un 54/a maddesi anlamında karşılıklılığın federal devlet ile değil, kararı veren mahkemenin bulunduğu federe devlet ile Türkiye arasında aranması gerekir. 14. 5718 sayılı Kanun'un 54/b maddesi gereğince yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için aranan şartlardan ikincisi, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmamasıdır. Anılan maddede yer alan “ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde” ibaresi yabancı mahkemenin yetkisinin, milletlerarası usul hukukunun genel kabul gören yetki kurallarının dışında, kabul edilmesi mümkün olmayan bir şekilde oluşmuş olmasını ifade etmektedir. Bu durumda yabancı mahkemenin yetkisi “aşkın yetki” olarak karşımıza çıkmaktadır. Tenfiz mahkemesi yabancı mahkemenin yetkisinin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girip girmediğini resen incelerken, yabancı mahkemenin yetkisinin aşkın yetki hâli olup olmadığının incelenmesi ise davalının bu konuda itiraz etmiş olmasına bağlıdır. 15. Tenfiz kararının verilebilmesi için aranan üçüncü şart ise 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi gereğince, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasıdır. Kamu düzeni kavramı, yabancı hukukun uygulanmasına engel olan bir kural olarak 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesinde ele alındığı gibi, yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde de tanıma ve tenfiz engeli olarak 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu durumda kamu düzeni, yabancı hukukun uygulanmasını engellediği gibi aynı sebeplerden yabancı mahkeme kararının Türk mahkemeleri önünde tanıma ve tenfizini de engellemektedir. 16. Bilindiği gibi kamu düzeni kavramı zamana ve yere göre değişen, içeriği ve sınırları kesin olarak çizilemeyen bir kavramdır. Kamu düzenini bir toplumun siyasi, sosyal, ekonomik ve hukuki açıdan temel yapısını ve temel menfaatlerini ilgilendiren kurallar teşkil etmektedir. Devletlerin vazgeçemeyeceği temel ilkeler, kamu düzenini ilgilendiren kurallar olup, genel olarak, kamu menfaat ve düzenini koruma amacını güden emredici kanun hükümlerine aykırılık, ahlâka ve temel hak ve özgürlüklere aykırılık, kamu düzeninin müdahalesini gerektiren hususlardır. Bu esaslara göre Türk hukukunun temel ilkelerine, Türk adap ve ahlâk anlayışı ile Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere aykırılık kamu düzenine aykırılık teşkil edecektir. 17. Kamu düzeni kavramı takdiri bir kavram olup sınırlarını kesin çizgilerle belirlemek mümkün değildir. Bu nedenle kamu düzeni benzer yönler olmakla birlikte, her ülkenin kendine özgü tarihsel, sosyal, ekonomik ve diğer koşulların oluşturduğu özel durumlar dikkate alınarak belirlenir (.... Karar sayılı kararı). Başka bir deyişle bir durumun kamu düzeni ile ilgisi ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenir; bu gerçekler durumun vazgeçilmezliğini, toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa söz konusu durumun kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir (... Karar sayılı kararı). 18. ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kamu düzeni kavramının müdahale alanı, son derece geniş ve yoruma müsaittir. Türk kamu düzeninin ihlâlini gerektirecek hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlâli hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlâli hâlinde veya her emredici hükmü ihlâl eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Zira iç hukuktaki kamu düzeni kavramı ile milletlerarası özel hukuk alanındaki kamu düzeni kavramı birbirinden farklıdır. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlâk anlayışına, Türk Kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlâk ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. 19. Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında kararın içeriğinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı değil, kararın Türkiye’de icra edilmesinin ve kararın icrasının sonuçlarının Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olup olmadığı incelenmelidir. Zira 5718 sayılı Kanun'da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, kararın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi hâlin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürecektir. 20. Tenfiz kararının verilebilmesi için aranan son şart, savunma hakkının ihlâl edilmiş olmamasıdır. ...’nın 54/ç maddesi gereğince, kendisine karşı tenfiz istenen kişi, mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış yani davet edilmemiş veya uygun çağrı yapılmadığı ya da yapıldığı hâlde temsil edilmemiş veyahut da o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş olması hâllerinde ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Görüldüğü üzere ...’nın 54/ç maddesi bütün savunma haklarını içine alacak bir genişliğe sahip olmadığı için savunma hakkını ihlâl eden diğer durumlar ...’nın 54/c maddesindeki kamu düzenine aykırılık nedeni ile tenfiz engeli olabilecektir (... 21. Görüldüğü üzere yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için aranan şartlar 5718 sayılı Kanun'da sınırlı bir şekilde sayılmış; hâkimin tenfiz kararını verirken, yabancı karara uygulanan hukukun doğru seçildiğinin, doğru uygulandığının, delillerin doğru takdir edildiğinin kısaca kararın esas yönünden doğruluğunun incelenmesini öngören “revision” sistemi Türk Hukuku’nda kabul edilmemiştir. Başka bir deyişle tenfiz davasına bakan Türk mahkemesi, yabancı mahkeme kararının doğru olup olmadığını denetleyemez veya uyuşmazlığın esası hakkında karar veremez. Yabancı mahkemenin maddi vakıaları doğru uygulayıp uygulamadığı, yabancı mahkemenin uyguladığı usul kurallarının veya maddi hukuk kurallarının Türk Hukuku ile uyumlu olup olmadığı tenfiz davası kapsamı dışında kalmaktadır (... Karar). 22. Diğer yandan dava niteliği gereği nispi harca tabi olmakla ve tenfiz istemine konu miktar 50.061.604,39.-UAH olup, bu miktarın TL karşılığı üzerinden eksik peşin harç, davacı tarafa verilen süre içerisinde ikmal edilmiş ise de Yargıtay'ın bu konudaki son içtihatlarının tenfiz davasında harç olarak maktu harç alınması gerektiği yönünde olduğu anlaşılmakla, maktu harç üzerindeki tutarın iadesine karar verilmesi gerekmiştir. 23. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının Ukranya firması olması nedeniyle yabancılık unsuru bulunduğu anlaşılmaktadır. Yabancılık teminatı konusunda... 48. maddesinin 2. fıkrasında "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." düzenlemesi yer almakta olup teminat yönünden yapılan incelemede; Türkiye ile Ukrayna arasında 22.12.2003 tarih ve 25324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 02.05.2004 tarihinde yürürlüğe giren 2000 tarihli “... Arasında Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşması” mevcut olup teminat konusunun düzelendiği ve yine Türkiye'nin taraf olduğu Ukrayna, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi ile 1970 tarihli Lahey Delil Sözleşmesine taraf olması sebebiyle ...'un 48. maddesi kapsamında teminat alınmasına gerek olmadığı anlaşılmıştır. 24. Diğer şartlar yönünden yapılan incelemede, sunulması gereken dilekçe ve eklenmesi gereken belgelerin Türkçe tercümeleri ile birlikte sunulması gerektiği açıktır. Davacı tarafından tenfizi istenen kararın kesinleşmesine ilişkin belgeler ile onaylı örnekleri ve ...konsolosluk tarafından onaylı tercümelerinin sunulduğu görülmüştür. 25. ...hükümleri gereğince, mahkememizce tanıma ve tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda bir inceleme yapılabileceği, yabancı mahkeme kararının içeriğinin denetlenmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle kararda yer alan hukuki tespitlerin doğruluğu yönünde bir inceleme yapılmamıştır. 26. Aranan diğer bir şart mahkemenin teşkili veya prosedürü olup, dava konusunun, ...-... Limited Şirketinin (... şehri), ...İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi (...) adına ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi temsilciliğine (... şehri) karşı, tahsili ve kiralanan malların iadesi yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin olduğu, mahkeme tarafından usulunce yapılan yargılama neticesinde, ...-... Limited Şirketinin, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine karşı, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla, borçların tahsili ve kiralanan mülkün iadesine ilişkin dava taleplerinin kısmen kabulüne... ... şehri, ... adresinde kayıtlı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla ... bölgesi, ..., ... adresinde kayıtlı ...-... Limited Şirketi lehine ana borç olarak 36.737.637,34 UAH, yıllık %3 faiz oranı üzerinden 2.082.437,14 UAH, enflasyon kayıpları için 10.498.719,99 UAH ve 742.809,92 UAH tutarında mahkeme masrafların tahsiline; ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden, ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin temsilciliği aracılığıyla, ...-... Limited Şirketi lehine kiralanan malları iade etmeye; yani, "...." model paletli sondaj kulesini aksesuarlarıyla birlikte ve 2013 model, şasi numarası ... olan "...." model paletli ekskavatörü, alt kira sözleşmelerinin süresinin dolması nedeniyle iade edilmesine; davanın kalan kısmının reddedilmesine dair karar verildiği, davalının, kamu düzeninden ve de Anayasal hakkı olan hukuki dinlenilirlik ve adil yargılanma hakkı ihlalini içeren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira sunulan yabancı mahkeme ilamından da anlaşılacağı üzere davalını yargılamada vekil ile temsil edildiği görülmektedir. 27. Ayrıca davalı yan yabancı mahkemenin yetkisinin bulunmadığı halde kendisini yetkili kabul ederek yargılama yaparak karar verdiğini ileri sürmüş ise de, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede "...’da geçerli mevzuata uygun olarak ihtilaf özelliğine bağlı olarak ilgili mahkemeye başvurulacaktır" yönündeki düzenlemeden ... Mahkemelerinin yetkisinin bulunduğu değerlendirilmiş ve davalının bu yönündeki savunmasına itibar edilememiştir. 28. Yine bir diğer koşul olan yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine bir aykırılık teşkil etmemesi yönünden yapılan değerlendirmede de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin özel hukuk ilişkisi olduğu ve tenfizin kamu düzenine aykırılık oluşturmadığı görülmüştür. 29. Davalı yanca ....Ülkesinde de yabancı mahkeme kararının icrasına geçildiğini, ödeme yapıldığını, bu hususun dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu durumun tenfiz yargılamasında değerlendirilemeyeceği ancak yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de icraya konulması halinde icrada dikkate alınabileceği nazara alınarak bu yöndeki savunması da kabul edilememiştir. 30. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tenfizi istenen kararın ticari iş nedeniyle kiralanan iş makinelerinin iadesi yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin olduğu, bu nedenle Türk Hukukuna göre akdi münasebetten kaynaklanan ve ticari mahiyette sayılan bir uyuşmazlık kapsamında yer aldığı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 48. maddesi kapsamında davacıdan teminat alınmasına gerek olmadığı, kararın kesinleşme şerhi ile onaylı örnekleri ve Apostil şerhli konsolosluk tarafından onaylı tercümelerin sunulduğu, her iki tarafın yargılamaya katılması için gerekli tebligatların yapıldığı, mahkeme kararına konu uyuşmazlığın, yargılama usullerine uygun şekilde ve taraflar arasındaki anlaşma hükümlerine göre gerçekleştirildiği, sunulan belgelere göre tenfizi istenen mahkeme kararının usulüne göre kesinleştiği, kamu düzenine bir aykırılık olmadığı, mahkeme kararının 5718 sayılı ... hükümlerine göre tenfizi için aranan bütün şartları içerdiği anlaşılmakla, davacının davasının kabulü yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacı ...-... Limited Şirket ile ...İnşaat İnş. San. ve Tic. A.Ş. arasında görülen ... 11/06/2024 tarihli ve ... dava numaralı (10/07/2024 tarihinde kesinleşmiş olan) ilamının, a) Alacak Hükmü Yönünden 36.737.637,34.-UAH asıl alacak, 2.082.437,14.-UAH %3 yıllık faiz, 10.498.719,99.-UAH enflasyon kayıp bedeli ve 742.809,92.-...mahkeme masrafı olmak üzere toplam 50.061.604,39.-UAH (Ukrayna Grivnası) bedelin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin hükmünün AYNEN TENFİZİNE, b) Aynen İade Hükmü Yönünden Mülkiyeti davacıya ait olan; 1 adet .... şasi numaralı, 2011 üretim yılına ait kendinden hareketli kazık çakma cihazı (matkap ve betonlama ünitesi dahil) ile 1 adet ....şasi seri numaralı, 2013 üretim yılına ait paletli ekskavatörün davalıdan alınarak davacıya iadesine ilişkin hükmünün AYNEN TENFİZİNE, Karar ve İlam Harcı 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.-TL harcın, peşin ve tamamlama harcı ile alınan 736.374,32.-TL harçtan düşümü ile fazla alınan 735.642,32.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4-Davacı tarafından yapılan 2.240,00.- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 5-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, alınması gerekli harç, vekalet harcı toplamı 1.434,90.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine 6-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 7-Alacak hükmü yönünden; davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8- Aynen iade hükmü yönünden; davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"